ProZ.com global directory of translation services
 The translation workplace
Ideas

 
Pages in topic:   [1 2] >
User
Thread poster: Cagdas Karatas
Türkçeden İngilizceye Çeviri: İngiliz İngilizcesi / Amerikan İngilizcesi

Cagdas Karatas
Turkey
Local time: 03:03
English to Turkish
Jul 30, 2008

Değerli arkadaşlar,

Türkçeden İngilizceye çevirilerimizde, işveren tarafından özellikle talep edilmesi ya da metnin kendi özelinde seçim yapma şansı vermemesi durumlarını hariç tutarak hangi İngilizceyi, İngiliz, Amerikan, kullanmamız gerektiğini düşünüyorsunuz, onu soracaktım. Konuyla ilgili her tür anı, fikir ve yorumlarınızı keyifle okuyacağım.

Unutmadan, konunun bahsettiğim temel lehçelere ilaveten, Avustralya, Hindistan vs ülkelerdeki kullanımları da kapsadığını düşündüğümü belirtmek isterim.

Saygı ve selamlarımla...

[Değişiklik saati 2008-07-30 17:08]

[Subject edited by staff or moderator 2008-07-31 11:49]


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Zor soru Çağdaş Jul 30, 2008

Ben eskiden Türkçe-İngilizce çeviri yapmayı çok severdim, eskiden dediğim hemen hemen 10 yıl öncesine kadar. O zamanlar acemilik, cahillik vardı demek, yoksa neden ana dilimden yabancı dile çeviri yapayım ki! Tabii, 10 yıl öncesine kadar Türkçe metinler bugün olduğu kadar kötü yazılmıyordu, bu da bana cesaret vermiş olabilir.

Geçenlerde Proz'un Türkçe-İngilizce tercüman listesine bakıyordum, beni şaşırtan ne oldu biliyor musun, çok sayıda arkadaşımız hem Türkçe hem de İngilizceyi "native" olarak seçmişler. Düşün ben prensip olarak Türkçe-İngilizce çeviri yapmazken (yılda bir iki istisnası oluyor tabii) İngilizcesinin "native" olmadığı aşikar olan bazı arkadaşlar (kudozda verdikleri cevaplar bunun kanıtı olarak yeterlidir) her iki dilde de "native" olduklarını iddia ederek müşterileri yanıltıyorlar.

Neye konuyu fazla dağıtmadan senin sorularına geleyim...

Çağdaş bu konuda tercih yapma şansın olduğunu sanmıyorum, ya İngiliz İngilizcesi bilirsin ya da Amerikan İngilizcesi. İkisine de hakim olabilmek için İngilizce anadilin olmalı ve yaşamının uzun bir bölümünü diğer İngilizcenin konuşulduğu ülkede geçirmelisin. ProZ'da yalnızca bu hizmeti sunan profesyoneller var, İngiliz İngilizcesini Amerikan İngilizcesine "çeviren" kişiler.

Konunun ciddiyetini bu mesleğe yeni başlayan arkadaşlara anlatabilmek için kendimle ilgili şu örneği vereyim. Bırak Türkçeden İngiliz veya Amerikan İngilizcesine çeviri yapmayı, ben Amerikan İngilizcesiyle yazılmış metinleri bile mümkün mertebe çevirmiyorum, çünkü anlamıyorum



[Edited at 2008-07-30 20:14]


Direct link Reply with quote
 

Cagdas Karatas
Turkey
Local time: 03:03
English to Turkish
TOPIC STARTER
Native konusu ve diğerleri Jul 30, 2008

Bu başlığın aslında bir şekilde, bir yerinden Türkler ya da sadece anadili Türkçe olanlar İngilizceye çeviri yapmalı mı sorusu ile buluşacağını tahmin edebiliyorum. Selçuk, senin yazında da sanki buna biraz dokundurma sezdim ama azıcık.


O zamanlar acemilik, cahillik vardı demek, yoksa neden ana dilimden yabancı dile çeviri yapayım ki! Tabii, 10 yıl öncesine kadar Türkçe metinler bugün olduğu kadar kötü yazılmıyordu, bu da bana cesaret vermiş olabilir.


Yani Türkçe metin düzgün olmayınca İngilizceye çeviri yapmamak mı gerekir? Bunu biraz açar mısın rica etsem?


Geçenlerde Proz'un Türkçe-İngilizce tercüman listesine bakıyordum, beni şaşırtan ne oldu biliyor musun, çok sayıda arkadaşımız hem Türkçe hem de İngilizceyi "native" olarak seçmişler. Düşün ben prensip olarak Türkçe-İngilizce çeviri yapmazken (yılda bir iki istisnası oluyor tabii) İngilizcesinin "native" olmadığı aşikar olan bazı arkadaşlar (kudozda verdikleri cevaplar bunun kanıtı olarak yeterlidir) her iki dilde de "native" olduklarını iddia ederek müşterileri yanıltıyorlar.


Bunu anadili İngilizce olanlara sınırlı tutulan işlerin bildirimlerini alabilmek için yapıyor olabilirler bence.


ya İngiliz İngilizcesi bilirsin ya da Amerikan İngilizcesi.


Buna tam olarak katılmıyorum çünkü iki lehçenin temelde aynı grameri paylaşıyor olmaları bence olaya biraz daha iyimser bakabileceğimiz anlamına geliyor. [/quote]


Bırak Türkçeden İngiliz veya Amerikan İngilizcesine çeviri yapmayı, ben Amerikan İngilizcesiyle yazılmış metinleri bile mümkün mertebe çevirmiyorum, çünkü anlamıyorum


Neden yahu?


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Devam edelim .... Jul 30, 2008


Çağdaş Karataş wrote:
Bu başlığın aslında bir şekilde, bir yerinden Türkler ya da sadece anadili Türkçe olanlar İngilizceye çeviri yapmalı mı sorusu ile buluşacağını tahmin edebiliyorum.


Anadilden yabancı dile çeviri yapılmalı mı konusunu çok düşündüm. Bunu düşünürken nesnel olmaya çalıştım, yani İngilizceye ne kadar hakimim sorgulamasını başka zamanlara bırakarak konuya genel olarak bakmaya çalıştım.

Şimdi böyle bir prensip var; bazı yabancı çeviri dernekleri üyelerine bu şartı koşuyor, derneğe-birliğe üye olmak için sadece yabancı dilden anadile çeviri yapacağına dair söz vermesi gerekiyor üye adaylarının. Peki bu kuralın getirilme nedeni biraz "ticari" olabilir mi? Yani özellikle İngiliz ve Fransız vatandaşı tercümanlara pazar yaratma gayesi olabilir mi bunun altında? Avrupalıları biraz tanımışsam bu yaşıma kadar, kesinlikle ticari nedenler vardır diyorum.

Ama yine de, altını çizerek söylemek lazım bunu, yabancı dile yapılan çeviriler bir "native speaker" elinden geçmezse çok kötü çeviri kokuyor. Ki bu çeviri kokma olayı yabancı dili iyi olan tercümanlar için geçerli; Daha kötü bir olasılık ise "tercümanlık yapan" kişinin yabancı dile yeterince hakim olmaması, temel gramer kurallarını bile özümsememiş ve hatta bilmiyor olması. O durumda zaten yapılan işin de makine çevirisinden farkı olmuyor.


Çağdaş Karataş wrote:
Yani Türkçe metin düzgün olmayınca İngilizceye çeviri yapmamak mı gerekir?


Türkçe metin düzgün olsa bile yapmamak lazım! Çeviride ilk aşama orijinal metni okuyup anlamak, ikinci aşama ise okunabilir, anlaşılabilir bir şekilde çevirmek. Kötü yazılmış bir Türkçe metinde hata yapma olasılığı iki katı oluyor.



... çok sayıda arkadaşımız hem Türkçe hem de İngilizceyi "native" olarak seçmişler.


Çağdaş Karataş wrote:
Bunu anadili İngilizce olanlara sınırlı tutulan işlerin bildirimlerini alabilmek için yapıyor olabilirler bence.




Şüphesiz! Aralarında bazı arkadaşlarımız 10-15 yıldır yurtdışında yaşıyor. Ama bunlar bile "native" düzeyde olduklarını iddia edebiliyorlar mı? Bunun için yurtdışına çocuk yaşta gitmek, ilk-orta okulu orada okumak lazım. 11-12 yaş bile geç bu iş için, 18'inden sonra öğrenilen yabancı dil her zaman yabancı dil kalır. İyi olur kötü olur o başka ama asla "native" olmaz.



ya İngiliz İngilizcesi bilirsin ya da Amerikan İngilizcesi.


Çağdaş Karataş wrote:
Buna tam olarak katılmıyorum çünkü iki lehçenin temelde aynı grameri paylaşıyor olmaları bence olaya biraz daha iyimser bakabileceğimiz anlamına geliyor.




Gramerleri bile aynı değil ki namussuzların Which - that bile yetiyor bazen...

Yazım (imla) sorun değil, basarsın F7 tuşuna kolay.

theatre - theater sorun değil spellcheck hallediyor
Ama operating theatre - operating theater olmuyor işte, operating room deniliyor.

En basiti petrol - gasoline farkı.


Jack Doughty wrote:
Your earlier reference to gas/gasoline/petrol reminds me of an incident in the German Ardennes offensive at the end of 1944. Some German units were disguised in American uniforms and were trying to pass through the US lines. They were caught and captured when one of them stopped at a US Army filling station and asked for "petrol".

http://www.proz.com/forum/translation_theory_and_practice/110524-translating_into_uk_english.html#900323

Çevirilerde railway dururken railroad dememeyi hatırlarım ama points yerine yanılıp çok kolay switch ya da marshalling yard yerine classification yard diyebilirim.


"Goodyear tires" yazısını ilk gördüğümde gülecek kadar İngilizce biliyorum (İngiliz İngilizcesi diye belirtmeme gerek var mı). Ama yaptığım çevirilere gülünmesini istemem, bu nedenle yabancı dile çeviriye 'no' diyorum.


Direct link Reply with quote
 

Mathis Gezegen  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
German to Turkish
+ ...
İngilizceyi, yani bildiğimiz ingilizceyi, yani kendi bildiğim ingilizcemi Jul 31, 2008


Çağdaş Karataş wrote:

işveren tarafından özellikle talep edilmesi ya da metnin kendi özelinde seçim yapma şansı vermemesi durumlarını hariç tutarak hangi İngilizceyi, İngiliz, Amerikan, kullanmamız gerektiğini düşünüyorsunuz


Merhaba,

Ben sözünü ettiğiniz durumları da dahil ederek, kendi düşüncemi kestirmeden söyleyeyim. Bana kalırsa, hangi ingilizcenin kullanılması gerektiği anadili İngilizce olmayanların sorunu değil, anadili olanlar içinse –artık- pek önemli değil. (Tam burada, ben de Selçuk beye katılarak, ingilizce anadil olmadıkça veya anadiller arasında yer almadıkça, bu dile çeviri yapılmamalı diyerek söyleyeceklerime burada nokta koyabilirim ancak mademki asıl konu bu değil, devam edeyim.) Buna yapılabilecek bir itiraz için cevabım hazır: 'Standart bir İngilizce var da kullanılmıyor mu?' Gerçi İngiltere için İngiliz İngilizcesi, Amerika için ise Amerikan İngilizcesi standart İngilizceler. Ancak hangisine çevrilmesi isteniyorsa, o dilden bir çevirmen bulunur, sorun yine ortadan kalkar. Bu bakımdan, ben Selçuk beyin verdiği bağlantıda bir Amerikalı çevirmenin İngiliz ingilizcesine çeviriyi neden gündemine almış olduğunu anlayabilmiş değilim. Ama diyelim ki şartlar el vermedi, bir İngiliz çevirmen bulunamadı: buluna buluna bir Amerikan veya anadili İngilizce olmayan bir çevirmen bulundu. Bana göre, bu çevirmenden İngiliz ingilizcesini kullanması beklenemez, beklenmemeli çünkü Amerikalı çevirmen, kendi kullandığı ile İngilizlerin kullandığı dil arasındaki tüm yazım-kullanım-anlam-sesletim farklarını, çevirmen ise İngiliz ingilizcesini bilmek zorunda değil. (Bilinmemesi, bu iki çevirmenin de çevirmenliğinden bir şey eksiltmez.) Kaldı ki bu beklentilerin sonu da gelmez. Bir an için bu çevirmenin sözlü çeviri yapacağını varsayalım. Amerikalı, bir kelimedeki elli yıldır kısa okuduğu, örneğin, 'a'yı nasıl uzun okusun? (Süleyman Demirel'e 'için' dedirtebilir misiniz?) Diğer çevirmen, kendi anadilinde bulunmayan, örneğin, 'th' sesini nasıl bir İngiliz gibi sesletsin? Tekrar etmekte fayda var, bunlar kabul edilmeyecekse, bir İngiliz çevirmen bulunur. Çevirmenin, hele ki anadili İngilizce olmayan çevirmenin, çevirirken kıvrandığı yeterince şey var zaten- bir de "Karayipler'de bu durum şöyle ifade edilebilir mi?", "Kanada'da falancaya, filanca derler mi", "Avustralya'da da bu böyle yazılır mı?" türünden acaba'larla uğraşacaksa, çeviriden başka epeyce işi var, desenize.

Sözkonusu çeviri, İngilizlerin ve/veya Amerikalıların yer almadığı veya bunların da yer aldığı karma bir kitleyi hedef alıyorsa, çevirmenin yine bildiği ingilizceyi kullanması için mazereti bu durumda daha da büyük. Çoğunluğunu veya tamamını, diyelim ki Türklerin, Hintlilerin, Çinlilerin, Rusların, Arapların ve Latin Amerikalıların oluşturduğu okur kitlesi için hangi İngilizceyi kullanmanız gerektiğine nasıl karar vereceksiniz? Fakat kolaylıkla şu öne sürülebilir: çevirmenin burada kullanacağı İngilizce, büyük olasılıkla Amerikan İngilizcesine daha yakın olurdu. Yanılıyor olabilirim, ancak düşüncem şu: Oxford'un saygınlığı ve Oxford geleneğini takip eden dil öğretim kurumları, yayınları ve kursları olmasaydı, bugün Amerikan İngilizcesi çoktan standart olmuştu. Bir yanda dünya ekonomisine, ticaretine, bilimine (şükür ki sanatına değil) yön veren; çorbamıza, tuzumuza varıncaya değin yaşamlarımızın her alanına giren ABD ve dolayısıyla Amerikan ingilizcesi, diğer yanda 8 saniyede bir dünyanın bir yerlerinde sözlüğünü satan Oxford ve ingilizcesi. Sonuç: kafa karışıklığıyla iki arada bir derede kalmaktansa, Amerikan ingilizcesiymiş İngiliz ingilizcesiymiş- bunlara boşveren yüzmilyonlar. Sonuç bu olduğu için, doğrusu ben Amerikalıların da İngilizlerin de, kendilerinden beklenebileceği kadar, kendi standart İngilizcelerine sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını, konumuz özelinde çevirilerin, genel olarak da iletişimin/her türden ilişkilerin kendi standart İngilizcelerine göre yapılmasını beklediklerini düşünmüyorum. En azından benim deneyimlerim, gözlemlerim ve tahminim bu yönde. Bugün 'İngilizce' dendiğinde, Amerikan ingilizcesi daha baskın gelse de ben Amerikan veya İngiliz İngilizcesini aşan bir dil anlıyorum. (Örneğin, Uluslararası İngilizce'den sözediliyor bugün.)

Çalıştığım şirkette, Londra'daki iki İngiliz editör, Londra, Şanghay, Singapur ve bizim Bursa ofislerindeki muhabirlerin, Amerika’daki editör ise, Amerika ve Brezilya ofislerindeki muhabirlerin yazdıkları haberleri kendi dillerine göre editler. Muhabirlerin haberlerini hangi ingilizceye göre yazdıkları bir yana, ben iki editörün de elinden çıkan haberlerin dili arasında pek bir fark da görmedim; benim için ikise de ingilizce, bildiğimiz ingilizce oldu. (Belki de 'Uluslararası İngilizce' dedikleri böyle bir şeydir, kimbilir?) Şirketin, "Ya haberlerimizin yarısı Amerikan, yarısı İngiliz İngilizcesinde. Şunların hepsini birine göre düzenleyelim. Sonra bizim İngiliz aboneler bir kısmını anlamaz, yanlış anlar belki de, ayıptır" türünden bir kaygısı yok. Çünkü aboneleri, İngiliz ve Amerikalılar da dahil olmak üzere 77 milletten. O parasını kazanıyor, Amerikan ingilizcesiymiş, İngiliz İngilizcesiymiş- buna aldırdığı yok. Doğrusu abonelerin (iş adamlarının, tüccarların, vb.) de ne böyle bir sorunları, ne de bunu sorun edecek zamanları var. Onlar da haberlerden paralarını kazanıyor, önemli olan bu.

Son olarak, bir gözlemim de şu: İngilizler arasında bile Amerikanca yazım (ör. localize) epeyce yaygın.


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Sözlüklerle devam edelim ... Jul 31, 2008


Necdet Balta wrote:
Son olarak, bir gözlemim de şu: İngilizler arasında bile Amerikanca yazım (ör. localize) epeyce yaygın.


İşte bu bile yabancı dile çeviri yapılmaması için bir neden! Nuh nebiden kalma Türkçe-İngilizce sözlüklere güvenerek çeviri yapılırsa -ize ile -ise arasında seçim yapılması gereken her durumda -ise kullanılır. Sonra da birileri dedemin (İngiliz) İngilizcesiyle konuşuyorsun der Türkçe olduğu gibi İngilizce de değişiyor, sözcüklerin yazılışı bile değişiyor. "Native" olmayan biri bunu ne kadar takip edebilir.


Necdet Balta wrote:
Yanılıyor olabilirim, ancak düşüncem şu: Oxford'un saygınlığı ve Oxford geleneğini takip eden dil öğretim kurumları, yayınları ve kursları olmasaydı, bugün Amerikan İngilizcesi çoktan standart olmuştu. Bir yanda dünya ekonomisine, ticaretine, bilimine (şükür ki sanatına değil) yön veren; çorbamıza, tuzumuza varıncaya değin yaşamlarımızın her alanına giren ABD ve dolayısıyla Amerikan ingilizcesi, diğer yanda 8 saniyede bir dünyanın bir yerlerinde sözlüğünü satan Oxford ve ingilizcesi.


Bildiğim kadarıyla Oxford İngilizler için temel başvuru kaynağı değil. Hatta Oxford sözlüğünün Amerikan İngilizcesine daha yakın olduğunu iddia edenleri okudum (Forumlarda tartışılmıştı bu konu). Ben şahsen "standart" İngiliz İngilizcesi için Chambers Dictionary, Amerikan İngilizcesi için ise Merriam-Webster's Collegiate Dictionary isimli sözlükleri referans alıyorum.


Direct link Reply with quote
 
Ali Bayraktar  Identity Verified
Member
English to Turkish
+ ...
Anlaşılır İngilizceye çevrilmeli bence... Jul 31, 2008

Merhabalar,
Çeviride profesyonel hizmet sunan bürolar/şirketler genelde çevrilecek dilde ana dilli çevirmenleri tercih ederler.

Diyelimki mecburiyetten ana dili olmayan birine yaptırıldı, bence profesyonellik bir editörün/proofreader'ın denetiminden geçirilmesini gerektirir.

Bunların haricindeki durumlarda şayet başka seçenek yoksa çevirmenin anlaşılır bir dilde çevirmesi gerekir.

Ana dili olmayan birisi için seçim şansı yoktur ki... Daha o versiyonlardan bir tanesinde bile tam olarak düşünemeyen birisi (ben anadili olmayı ilgili dilde düşünebilme yeteneği olarak algılıyorum) bu İngiliz İngilizcesidir veya bu Amerikan İngilizcesidir diye aralarında nasıl ayırım yapabilir ki? Ki her iki versiyon da sürekli gelişim halinde, daha bir Amerikalı İngiltereyi takip edemiyor ki

Bu yüzden mecbur kalındığında rezil etmeden anlaşılır bir şekilde çevirmek ve bir proofreader tarafından gözden geçirilmesi gerektiğini önermek (bu baştan denmeli bence) en mantıklı yol.

Kısaca Fikrim: Ana dili olmayan birisi seçim yapma yeteneğine sahip değildir. Ne kadar ayırt etmeye çalışırsa çalışsın bir yerlerde mutlaka bir uyumsuzluk çıkacaktır.


Direct link Reply with quote
 

Cagdas Karatas
Turkey
Local time: 03:03
English to Turkish
TOPIC STARTER
Öncelikle teşekkür... Aug 1, 2008

Öncelikle herkese değerli düşüncelerini geciktirmeden paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Anladığım kadarıyla, hedef metni oluşturan İngilizcenin hangi lehçeye dayandığından çok ana dili İngilizce olmadan İngilizceye çevirmeye kalkışmanın oldukça zor bir iş olduğu gerçeğinin düşünülmesi gerektiğinden bahsedildi.

Necdet Bey, Uluslararası İngilizce konusu ben ortaokulda ve lisede olduğum dönemlerde kendini Oxford, Cambridge, Longman hülyalarına kaptırmış öğretmenlerim tarafından eleştiri oklarına tutulurdu. Bana onu anımsattınız. İngiliz olmadan Britanya (İngiltere) faşizmi yapmaya kalkan hocalarımız vardı. Uluslararası İngilizcenin önü alınamaz bir şekilde olgunlaştığına sonuna kadar katılıyorum. Belki bir 5-10 yıla kadar "nee İngiliz İngilizcesi mi, nee Amerikan mı al sana!" türünden alaya alınmalar bir dünya gerçeği haline gelecek. Ben bu noktada Britonların globalizmden yedikleri gole sevindiğimi söylemeden edemeyeceğim.

Acaba bu konunun içine şunu da eklesem düşünceleriniz ne olurdu?

Öncelikle, Türkçeden İngilizceye çeviri yapmak konusunda sizlerle aynı fikirde olduğum söylenemez. Hatta Türkçeden İngilizceye yaptığım çevirilerde kendimi çok daha rahat hissettiğimi açıkça belirtmek isterim. İngilizce metinden çevirmenin zorluk yüzdesinin, her halükarda metnin türüne göre değişiklik gösterse de genel anlamda Türkçeden çevirmenin zorluk yüzdesini aştığını savunuyorum. Bunun için de birbiriyle bağlantılı iki argüman sunacağım. Birincisi İngilizce metinlerde karşımıza çıkan ölümcül bir kelime, terim, deyim ya da cümle bizi çeviriden illallah ettirebilir ki ben bunu çok fazla yaşamış biriyim. Sözlüklerin ve diğer kaynakların yetersiz kaldığı bir çalışma ortamında ana dilimizden olmayan bir ifadeyi kendi dilimize aktarmanın da aşırı zor olduğunu anlatmak istiyorum. Bu aslında şey gibi, "daha 1. sıradakini (kaynak İngilizce metin) halletmeden (anlamadan) 2.sine (hedef Türkçe metinde güzel söylenmesi gereken karşılık) nasıl geçeyim" hadisesi. Bu noktada ProZ (KudoZ) ve taklidi uygulamalara paha biçilemeyeceğini de 2008 yılında çeviren bir insanın hiç aklından çıkarmaması ve hep minnet etmesi lazım geldiğini eklemek istiyorum. Bununla bağlantılı ikinci argümanım da kimi Türkçe metinlerin ana dili İngiliz olan arkadaşların gözlerini faltaşı gibi açabilecek abukluk ve zorlukta olduklarına inanmam. Çok klasik bir laftır. Türkçe zor bir dil. Evet, bence TÜRKÇE İNANILMAZ ZOR BİR DİL. Çünkü kimliği 99 parçalı bir dil. Bunun da İngilizce metinlerin nispeten temizliği, kaynak ve sözlük bolluğunu göz önünde bulundurduğumuzda ana dili İngilizce olanlar için yukarıda tersinden anlattığım durumun üzerinde bir zorluk oluşturacağını iddia ediyorum.

Son olarak da hangi dilden hangi dile olduğu farketmeksizin çeviri sürecinde en sağlam ve olması gerektiğini düşündüğüm sistemi anlatmak istiyorum. Bana göre, misal Türkçeden İngilizceye çevirileri alalım, önce ana dili Türkçe olan ve İngilizce bilen kişi tarafından çevrilmeli ardından yabancı redaktör ve editörlerin kontrolünden geçirilmelidir. 2 aşamalı çeviri diye adlandırabileceğimiz bu süreç zaman kaybı yaratacak gibi görünse de optimum çeviri ürününe ulaşmak için bence yegane yoldur.

Saygılarımla...


Direct link Reply with quote
 

Mathis Gezegen  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
German to Turkish
+ ...
Çeviri zorlukları başka, anadil olmayan dile çeviri başka Aug 1, 2008

Çağdaş bey, çeviri(nin kendisinden ileri gelen, çeviri eylemine yapışık) zorlukları ile anadil olmayan dile çevrilmesi konusunu birbirinden ayırmak gerek.

Sorun çevirideki zorluk değil, zorluk yüzdesi hiç değil. "I'm hungry!"nin çevirisinde hangi zorluktan bahsedeceksiniz? "Açım!" Zor mu, değil. Yanlış mı, değil. Bitti mi, peki? Bitmedi. Daha 'Acıktım!' var, 'Karnım aç!' var, 'Karnım acıktı!' var, 'Karnım gurulduyor!' var - var da var… Anadiliniz türkçe değilse, ola ki tek bildiğiniz karşılığı yazarsınız. Sonra da çevirinizin doğruluğu ve uygunluğu konusunda kendinizden son derece emin yolunuza devam eder, çevirinizi gönül rahatlığı içinde bitirirsiniz. Anadili türkçe olan biri de çevirinizi eline alıp okuduğunda, kendini taşlı-çukurlu bir yolda giderken bulur. Sizin de çevirinizdeki -en iyi- başarınız okura taşlı-çukurlu bir yol döşemek olur. Çünkü çevirirken, belki 'Açım' dışında bir iki karşılık daha biliyordunuz ancak yukarıda yazdıklarımın tamamını -ve bağlama göre yazılabilecek daha başkalarını- gözetemediniz (nasıl gözetesiniz?), böylece belki oraya 'Karnım acıktı' gitmesi gerekecekken siz 'Açım'ı götürdünüz. Bence, bırakalım yolu asfaltla döşeyecekler yapsın.

Sorun, sözlüklerin, kaynakların, terimlerin, kelimelerin yetersiz kaldığı -sizin deyiminizle- çalışma ortamı da değil. Fransızca ve Almanca'nın neyi eksik İngilizce'den- sözlükleri, terimleri mi? Almanca'nın o felsefi, soyut, bileşik terimleri ve Fransızca'nın hukuk terimleri karşışında İngilizce aciz duruma düşmesin de… Ama anadil olmayan dile çevirinin yapılmaması, bir Alman bir Fransız çevirmen için de geçerli.

Sorun, bir dildeki metnin zorluğu da değil. Metnin zorluğunun, anlaşılmasının, kolay olup olmadığının çeviriyle, hele ki anadile çeviriyle bir alıp-verdiği yok. Hegel'in yazılarını kolay, anlaşılır bulan bir Alman varsa beri gelsin. Fakat kolay ya da zor, anlaşılır veya değil- Hegel, diğer dillere çevriliyor. Düşüncenizden hareketle, Almanca'dan yapılan bazı çeviriler (örneğimizde Hegel çevirileri) zor diye, anadil Almanca değilken Almancaya yapılacak çevirileri daha kolay bulmak, beni bağışlayın ama, hem mantığa hem de gerçekliğe aykırı.

Anadil olmayan bir dile çeviriyse sözkonusu olan, sözünü ettiğiniz ve daha yüzlercesi eklenebilecek çeviri zorluklarını ele almaya daha çok var. Almanca 'geist', ingilizce 'upstream/downstream', türkçe 'can', çevirmeni kıvrandırırmış- bırakalım şimdi bu çeviri zorluklarını. İngilizceye çevireceksiniz, önce ingilizcenin içine doğmuş olmanız gerekecek. Kendinizi ingilizceyle, ingilizcede bulmanız gerekecek. Bu dille, bu dilde sevinecek, susacak, acı çekecek, üzülecek, ağlayacak, güleceksiniz. İngilizcede, ingilizce sevişeceksiniz; bir kızı ingilizce güzel bulacak, ona ingilizceyle, ingilizcede aşık olacaksınız. Hıçkırırken duyduğunuz, dili ne olursa olsun herkes için hep aynı olan o ses 'hık' değil 'hiccup' olacak. Bir elma gördüğünüzde, siz ona (sesli ya da içinizden) ancak 'apple' dediğinizde o varlık ve anlam kazanacak. İşte o zaman İngilizce kelimelerle sonsuz sayıda anlamlı tümceler kurabilecek, siz sonuçta içlerinden sadece bir tanesini seçip kullanacak olsanız da çeviride İngilizcenin sağladığı tüm karşılıkları, olanakları, olasılıkları gözetebileceksiniz. İşte o zaman Wittgenstein'a hak vereceksiniz: Sınırlarınız, sadece İngilizce'nin sınırlarından ibaret olacak. Buyrun: şimdi İngilizce'ye çeviri yapmanın zorluklarını ele alabilirsiniz.


Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 02:03
Member
English to Turkish
Zor dil, kolay dil Aug 2, 2008

Bunun nasıl olduğunu tarif edebilir misin, Çağdaş? Mutlak bir şey değildir ki bu; kişiye, koşullara, başka parametrelere göre değişebilir. Türkçenin zor olduğunu düşünmüyorum (bunu söylemek bana kolay tabii de... ). Türkçe, grameri çok basit bir dil ve grameri basit olan bütün diller gibi, idiyomatik yapısı karmaşık bir dil. Aynısı İngilizce için de geçerli. 99 parçalı kimlik de öyle.

Kastettiğin, anadili İngilizce olan birinin, Türkçeden çeviri yaparken, tersi durumdaki birinden daha fazla zorluk yaşayabileceği, dolayısıyla, anadili TR olan birinin EN'e çeviri yapmasının daha anlamlı olabileceği ise, birçok durumda buna katılabilirim. Ama nedenlerinin farklı olduğunu ve çevirmenlerin kontrolünde olmayan faktörlere dayandığını düşünüyorum. Anadili TR olan ortalama bir EN çevirmenini düşünelim. EN öğrenmeye 12 yaşlarında falan başlamıştır. Yabancı dille eğitim yapan okula gittiyse, senelerce haftada 6-8 saat EN grameri hatmetmiştir. Tersi durumdaki bir çevirmenin, yani anadili EN olup TR'den çeviri yapanın bu şansı yok. Dünyanın hiçbir yerinde ortaöğrenimden başlayıp bu şekilde TR öğreten okul yok sanırım. Bu insan Türkiye'de doğup büyüdüyse bile büyük olasılıkla yabancı bir okula gitmiş, belki hiç resmi TR eğitimi görmemiş bile olabilir. Benim izlenimim, anadili EN olan TR çevirmenlerinin kaynak dillerini yetişkin denecek yaşlarda öğrenmeye başladığı şeklinde. Ve belki öncelikle pratikten öğrendiler. Küçük yaşta, sistemli bir resmi eğitimle dil öğrenmeyle kıyaslanamayacak bir durum bu. Ve evet bu durum, kaynak dili çok iyi kavrama açısından sorunlar yaratabiliyordur.
(Burada hemen bir not ekleyeyim de: Kaynak dili kavrama sorununun anadili TR olan çevirmen için de geçerli olduğunun pek çok örneği var tabii. Ama bu daha çok çevirmenliğin meslekleşememesi, sonuçta da yol geçen hanına dönüşmesiyle ilgili bir şey. Nedenler farklı.)

Bunun dışında, anadili EN olup TR'den çeviri yapan bir avuç insan var. Tersi durumdaki çevirmenlerin sayısı herhalde onun 50 katı falandır. TR'den EN'e çevrilmesi gereken çok fazla da malzeme var ve bunları birileri çevirecek. Dolayısıyla, yabancı dile çeviri yapmanın profesyonellikle bağdaşmadığı fikrine katılsam da, EN-TR gibi bir dil çiftinde buna ak-kara şeklinde yaklaşılmaması gerektiği inancındayım. Yaklaşılsa da zaten pratik durum ortada. Burada önemli olan çevirmenin, kendi sınırlarını bilmesi. İdeali tabii ki hedef dili anadil olarak bilen bir çevirmenin redaksiyon yapması olur. Aslında bence çeviride ideal olan, her metnin, her zaman, kaynak (yabancı dil)-hedef (anadil) doğrultusu birbirinin tersi olan iki çevirmenin elinden geçmesidir. Ama bu, daha uzun süre -belki hep- sadece bir ideal olarak kalacak herhalde Bu sınırlarını bilme meselesinin çeviride her bakımdan geçerli olduğuna inanmaktayım ve yabancı dile daha rahat çeviri yapma gibi bir iddiayı benim aklım pek almıyor. Çevirmenin doğal hedef dili, aynen Necdet Bey'in anlattığı şekilde yaşadığı dil olabilir. Nitekim "I'm hungry" çok güzel bir örnek gerçekten. Hiç göründüğü kadar basit de değil. "Açım", "Karnım aç" ve "Acıktım" arasındaki farkları hissetmek ve bunların her birini uygun olan yerde kullanmak, ancak anadili Türkçe olan birinin yapabileceği bir şey. Ki bu "anadil" terimi de aslında profesyonel bağlam için çok yanıltıcı. Tamamen profesyonel amaçlara hizmet edecek, yani hedef dili duygusal, ulusal vb faktörlere bağlamayacak, ama otuzundan sonra kendine ikinci bir anadil almaya karar verenlere de yüz vermeyecek başka bir terim, sırf çevirmenlik mesleği için geçerli bir teknik terim icat etmek gerek...


Direct link Reply with quote
 

skaya  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2008)
English to Turkish
+ ...
Bence çevrilebilir Aug 2, 2008

Türkçe'den yabancı dile çeviri yapmak için yabancı dilde de native olmak gerekir fikrine katılmıyorum. Akademisyenleri ya da iş hayatındaki Türkleri düşünün, bunların önemli bir bölümü sonradan yabancı okullarda veya yabancı şirketlerde işe başladıklarında native olmayan dilde makaleler veya raporlar hazırlıyorlar. Yurtdışında kalmışlardır diyebilirsiniz ama kalmamış olanları da var. Ki yurtdışında kalmak native yapmaz sanırım.

Sonuçta önemli olan iyi bir dil seviyesine ve ilgili alanda yeterli aşinalığa sahip olmaktır. Aşinalık olmayan alanda at koşturmak ise hangi dilden hangi dile olursa olsun faciayla sonuçlanma riski taşır.


Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 02:03
Member
English to Turkish
Ama yabancı dilde native olunamaz ki :D Aug 2, 2008


skaya wrote:

Türkçe'den yabancı dile çeviri yapmak için yabancı dilde de native olmak gerekir fikrine katılmıyorum.

Tamam, sululuğumu mazur görün

Bu söylediğiniz, yabancı dile çeviri caiz midir, haram mıdır tartışmasında çok sık ortaya atılan bir argüman:

Akademisyenleri ya da iş hayatındaki Türkleri düşünün, bunların önemli bir bölümü sonradan yabancı okullarda veya yabancı şirketlerde işe başladıklarında native olmayan dilde makaleler veya raporlar hazırlıyorlar.

Hatta Conrad, Beckett, Nabokov gibi yabancı dillerde yazmış ve çok da başarı kazanmış yazarlar örnek gösterilir. Bu yazarların eserleri nasıl bir yayına hazırlama sürecinden geçti, bilmiyoruz tabii. Ama editörlere çok iş çıkarmış olsalardı, zaten yayıncının kapısından çevrilmiş olacaklarını rahatlıkla varsayabiliriz herhalde. Asıl mesele, yazma ve çevirme uğraşlarında birbirinden çok farklı zihinsel süreçlerin devreye girmesi. Yazarken, tek bir sistemin içindesiniz (her dili başlı başına bir sistem, hem de bayağı karmaşık bir sistem olarak düşünebiliriz), tek dilin kaynaklarına yoğunlaşıyorsunuz. Hele bir de bildiğiniz bir konuysa ve o dilde yazma alışkanlığınız varsa (tabii en başta, o dile hâkim olduğunuzu varsayıyoruz), anadilinizde yazdığınıza yakın bir rahatlıkla yazabilirsiniz. Çeviride ise iki ayrı sistem arasında sürekli gidip geliyorsunuz ve amaç da zaten kazaya uğramadan gidip gelebilmek. Yabancı bir dile çeviri yaparken kazaya uğrama ihtimalinin daha yüksek olması bir yana, önünüzdeki konu, bağlam ve üslup açısından ideal olan ifadeyi bulma ve bunu tutarlı olarak, süreklilik göstererek (yapmakta olduğunuz çevirinin tamamında, artı bütün çevirmenlik hayatınızda tutarlılık ve süreklilik göstererek) bulup çıkarma şansınız, hedef dili anadil olarak öğrenmiş ve kullanmakta olan bir çevirmene göre çok düşüktür.

Bunu denemenizi öneririm hatta. İyi bildiğiniz bir konuda oturup İngilizce (veya yabancı diliniz neyse o dilde) bir sayfa bir şey yazın. Araya zaman koyarak aynı konuda, aşağı yukarı aynı zorluk derecesinde Türkçe (veya anadilinizde) bir metni yabancı dile çevirin. İkincisinin çok daha zor olduğunu göreceksiniz. Sonra her iki metni, anadili İngilizce (veya yazdığınız yabancı dil neyse o) ve işi dil olan (çevirmenlik mesela) birine okutup değerlendirmesini de isteyebilirsiniz. Size ilk yazdığınız metnin daha doğal aktığını söyleme ihtimali yüksektir.


Direct link Reply with quote
 

skaya  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2008)
English to Turkish
+ ...
fark olacaktır ama... Aug 3, 2008

Hiç fark olmayacağını söylemiyorum. Fakat zaten bütün anlamları ve nüansları taşıyarak bir dilden başka bir dile çeviri yapmak imkansız.

Önerdiğiniz denemeyi yapabilirim ama ben genel olarak sıfırdan üretmenin daha sancılı ve sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Çeviriyiyi ise eğlenceli bir oyun gibi görüyorum. Anlamı dilin üstyapısı olarak görüp buna öncelik vererek bir dilden diğerine çeviri epey zevkli bir uğraş olabiliyor. İki dil arasında gidip gelmelere gerek yok, her ikisinde de aynı anda bulunabilirsiniz. Çünkü kelimeleri değil anlamı çeviriyorsunuz. Eğer okuduğunuz metni anlıyorsanız (aşinalığınız olan bir alan ise) ve çevireceğiniz dilde iyiyseniz gerisi sizin emek harcamanız gereken süreye kalıyor. Sözlükten daha fazla google kullanan biri olarak söylüyorum bunu.

Bu dediğim İngilizce için geçerli. Almancam vasat olmasına rağmen Türkçe'ye çeviri yapabiliyorum (yine de iş almıyorum) ama Türkçe'den Almanca'ya çeviri yapmam sözkonusu değil çünkü Almanca bilgim yeterli değil.

Yeterli dil bilgisi ve konuya aşinalık diyorum sonuç olarak..


[Edited at 2008-08-03 14:42]


Direct link Reply with quote
 

gizem turkish
Local time: 03:03
English to Turkish
+ ...
Vaka Aug 4, 2008

Selçuk Bey'in söyledikleri genel olarak çok doğru. Aslında ideali yazmış. Çalıştığımız az sayıda native speaker sadece kendi anadiline tercüme yapıyor. Batı'nın bu konudaki terbiyesi yerinde. Yalvarsanız yakarsanız tersini yapmıyorlar!

Ancak bu Türkiye piyasasına çok uygun bir durum değil. Sonuçta native speaker'lara tercüme ettirdiğiniz zaman fiyat epeyi farklılaşıyor. Kendi deneyimimizden yola çıkarak söylüyorum, bu yüksek fiyatları kabul eden müşteri sayısı bizde 10 yılda bir elin (iki elin değil) parmaklarını bile geçmedi!

Bu yüzden Türkçe'den İngilizce'ye tercüme yapmak zorunda kalıyorsunuz. Yani müşteriye hayır ben bunu yapamam deyip işte Selçuk Bey'in yukarıdaki gerekçelerini bir bir sıralayamıyorsunuz. Müşteri dediğiniz kuş misali. Kışt dediniz mi uçar bir başka dala konar.

Ayrıca açıkçası ben şuna da çok şaşırdım. Yani Selçuk Akyüz (öyle bir vaka var bence, SA vakası diye adlandırmak lazım) böyle diyorsa artık başkalarına söyleyecek çok söz kalmaz gibime geliyor.

Hep öyle ağırdan almayalım en iyisi, küçük ve sevimli bir notla bitireyim: Birinde sağolsun Türkçe'den İngilizce'ye bir çeviriyi yaptırmıştık Selçuk Bey'e. Müşteri alıp bir native speaker'a okutmuş. Bizim durumdan haberimiz yok. Sonra dönüp bize teşekkür etti. Native speaker tek bir kelimeyi değiştirmiş! O da tartışmalı diyor! Açıkçası Türkçe'den İngilizce'ye mutlaka teşekkür beklediğimiz çeviriler Selçuk Bey'inki. Etmeyen ayıp etmiş olur.

Yani bence kanmayın Selçuk Bey'in bütün o söylediklerine. Onun gibi bir kaç vaka daha var. Zafer Kalyoncu vakası.. Durum o kadar ümitsiz değil yani. Hayata tutunun!


Direct link Reply with quote
 

skaya  Identity Verified
Turkey
Local time: 03:03
Member (2008)
English to Turkish
+ ...
evet de.. Aug 4, 2008

Selçuk beyin söylediklerinde haklı bir taraf var ama yine de aşılamayacak şeyler değil...aksi insan zekasına hakaret olur kanaatindeyim. Yabancı dilde edebi eser de verebilir insan istedikten sonra. İranlı bir felsefeci Fransızca bir roman yazdı ve geçen senelerde Fransa'da edebiyat alanında büyük bir ödül kazandı. Sonuç olarak native olmayan dile çevirmek daha zor olabilir ama kesin yargılara ve genellemelere gerek yok...

Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   [1 2] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:

Moderator(s) of this forum
Murad AWAD[Call to this topic]
Özgür Salman[Call to this topic]

You can also contact site staff by submitting a support request »

Türkçeden İngilizceye Çeviri: İngiliz İngilizcesi / Amerikan İngilizcesi







SDL AutoSuggest Creator Add-on
Speed up manual translations with sub-segment matching

AutoSuggest accelerates translation editing in SDL Trados Studio 2014 through intelligent sub-segment matching suggestions while you type.

More info »
memoQ translator pro 2013
ProZ.com members receive a 20% discount on memoQ

memoQ is a tool from translators to translators: no matter whether your clients give you files in the original file formats or supply you with project packages in other translation tools, you can use memoQ to guarantee timely delivery, high productivity a

More info »