Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Gizli tanık oldular FETÖ’yü itiraf ettiler" Aug 21, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--

EMİR SOMER /Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 21.8.2016


Gizli tanık oldular FETÖ’yü itiraf ettiler
Anadolu Adalet Sarayı’nda gözaltına alınan kadın gizli tanık: Üst düzey örgüt mensupları bizi isim isim değerlendirip seçti. Kâtiplik Klavye Sınavı’nın sorularını vererek bizi adliyeye yerleştirdiler

FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik operasyonlarda yakalanan Anadolu Adalet Sarayı çalışanı 75 şüpheliden 3'ü ilk ifadelerinde itirafçı oldu. Aralarında katiplerin de bulunduğu şüpheliler, örgütün üst düzey isimlerinden oluşan komisyonlarda seçilerek kritik noktalara yerleştirildiklerini itiraf etti. İstanbul Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı'nda görev yapan ve aralarında katiplerin de bulunduğu 83 personel hakkında gözaltı kararı çıkartılmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun yürüttüğü soruşturma kapsamında 75 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı.

KRİTİK İŞLERE GETİRDİLER
Şüphelilerin adliyedeki odalarında ve evlerinde arama yapılıp bilgisayarları incelemeye alındı. Gözaltı listelerinde; mahkeme ile savcılık kalemlerinde görevli katip, mübaşir, teknisyen ve yazı işleri müdürlerinin de bulunduğu ifade edilmişti. Şüphelilerden bazılarına adliyelerde görev alabilmeleri için daktilo mülakatlarında hazır metinler verildiği ve kritik noktalara yerleştirildikleri belirlendi. Katiplik Klavye Sınavı'nda çıkacak soruların ve tam metinlerin de verilerek, FETÖ'cülerin adliyelere yerleştirildiği saptandı. Gözaltındaki 75 şüpheliden 3'ü ise ilk ifadelerinde itirafçı oldu. FETÖ Üyeleri'nin aralarında haberleşmek amacıyla kullandıkları 'ByLock' adlı gizli cep telefonu uygulamasını kullandıkları saptanan şüpheliler, sohbetlere katılarak örgüte girdiklerini ve zaman içerisinde kendilerine yer edindiklerini itiraf etti. İddialara göre 'gizli tanık' olarak dinlenen bir itirafçı ise ifadesinde, örgütte üst düzey kişiler tarafından oluşturulan özel komisyonlarda isim isim değerlendirilerek seçildiklerini ve bazı kritik noktalara yerleştirildiklerini söyledi. Kadın itirafçı, FETÖ'nün bazı gizli şifrelerini aktardı.

8 ŞÜPHELİ ARANIYOR
Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sorgulanan şüphelilerden 9'u önceki gün adliyeye sevk edildi. Firarda olan 8 şüphelinin ise arandığı belirtildi. FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik soruşturmada İstanbul'daki 6 adliyeden 300'ü aşkın kişi gözaltına alınmıştı. Bazı şüpheliler, FETÖ ile mücadele kapsamında yapılan operasyon ve hazırlanan soruşturmaların bilgileriyle emniyet birimlerine gönderilecek yakalama müzekkerelerini örgüte sızdırmakla suçlanıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde sorguları devam eden diğer 66 şüphelinin de ilerleyen günlerde adliyeye sevk edilecekleri ifade edildi.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/21/gizli-tanik-oldular-fetoyu-itiraf-ettiler-1471744718

[Edited at 2016-08-21 08:06 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Feto ölmeden hipnozdan çıkamazlar" Aug 21, 2016

-Alıntı--

Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 21.8.2016 02:38

(Eski Fetullahçı) Hüseyin Gülerce, A Haber'de yayınlanan 'Toplumsal Hafıza' programında önemli açıklamalarda bulundu.

Gülerce, Fetullah Gülen'e bağlı kitlenin yaşanan onca şeye rağmen bağlılıklarını bırakmadıklarını hatta takiye yaptıklarını belirterek aileierin Fetullah Gülen'in ölmesi halinde ancak kurtulabileceğini söyledi.

Gülerce, Gülen'in kendisini son kurtarıcı olarak gördüğünü belirterek ölümü halinde insanların onun aslında kurtarıcı olmadığını anlayabileceklerini vurguladı.

Ailelere de çağrıda bulunan Gülerce, ailelerin çocuklarını bağırlarına basması gerektiğini kaydetti.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/21/huseyin-gulerce-feto-olmeden-hipnozdan-cikamazlar


[Edited at 2016-08-21 15:30 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Feyzioğlu: Olaylar şezlongdan görüldüğü gibi değil" Aug 21, 2016

--Kaynağından alınma yazı--

Yeni Şafak + Sabah Gazetesi
Giriş Tarihi: 21.8.2016 11:05 Güncelleme Tarihi: 21.8.2016 11:06


Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, kendisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini eleştirenlere cevap verdi. Feyzioğlu, "Bu Tayyip Bey'e veya hükümete karşı değil, vatana karşı bir hareketti. O yüzden şezlonglarında denizi seyrederken “Serinlemeden önce bir çakayım da ondan sonra denize gireyim" diyen iyi niyetli kardeşlerimize, vatandaşlarımıza, “Olaylar oradan görüldüğü gibi değil" diye seslenmek istiyorum. " ifadelerini kullandı.

15 Temmuz'da hedefin iç savaş çıkararak Türkiye'yi bölmek olduğunu belirten Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, "İç savaşın hemen arkasından Serhildan ilan edip savunmasız bırakılmış vatan parçasını Türkiye'den koparacak ve bağımsızlık ilan edecekti" dedi.

40 yıllık bir takiye ile bir gün devleti ele geçirmek için hazırlık yapan FETÖ'nün terör örgütü olduğu 17/25 Aralık döneminde ortaya çıkmış olsa bile kan akıtmaları 15 Temmuz gecesi oldu. Toplumun her kesiminden insanın darbeyi püskürtmesiyle birlikte bu kalkışmanın sadece bir darbe girişimi olmadığı, bir işgal hazırlığı olduğu da açığa çıktı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 15 Temmuz'u, ve sonrasındaki gelişmeleri Yeni Şafak'tan Nil Gülsüm'e anlattı.

15 Temmuz gecesi neydi, ne yaşadı Türkiye?

15 Temmuz'da TSK'nın içine 40 yıllık çabayla sızmış ve komuta kademelerine gelmiş olan ajanlar, amacı iç savaş çıkarmak olan bir darbe girişimini başlattılar. Bu amacın ne olduğunun görülmesi TC'nin sonrasında yaptıklarının meşru müdafaa refleksi içinde gerçekleştirildiğini anlamaya yarar.

ÖMER HALİSDEMİR OLMASAYDI

Amaçlanan, TSK'nın ve Emniyet Teşkilatı'nın kendi içinde paramparça olup birbiriyle kimin hangi safta olduğunun dahi birbirine girdiği kaotik bir iç savaş yaşamasıydı. Eğer şehit Ömer Halis Demir olmasaydı, Zekai Paşa o kritik emri o şerefli askere vermeseydi, Özel Kuvvetler ele geçirilecekti ve Doğu, Güneydoğudan binlerce özel kuvvet askeri ne olduğunu bilmeden ama bu terörist ajanların emrinde Ankara'ya intikal edecekti. Bunun iki sonucu olacaktı. Bir, Ankara'da korkunç bir iç savaş yürüyecek ve ikinci olarak Doğu'da ve Güneydoğu'da şehirlerimizi, sınırlarımızı müdafaa eden güçlerimiz çekilmiş olacaktı. Tüm plan ülkeyi paylaşmaya ve bölmeye hazır hale getirmekti. İşte PKK'nın çok iyi hazırlandığı, çok büyük miktarlarda bombalar kullanılan saldırıları görüyoruz. Bunlar planlanmıştı.

BAĞIMSIZLIK İLAN EDECEKLERDİ
15 Temmuz'un aslında devamı olarak mı nitelendiriyorsunuz terör saldırılarını?

15 Temmuz iç savaş çıkarma noktasında başarılı olsaydı dün Elazığ'da, Van'da, evvelki gün Batman'da, Diyarbakır'da patlayan bombalar askersiz ve polissiz bırakılmış bir vatan parçasını koparmak amaçlı patlatılacaktı. Ve neticede sadece Güneydoğu değil, Doğu Anadolu'yu da kapsayacak şekilde bir bağımsız devletin ilanına kısa sürede sıra gelecekti. 24 saat içerisinde bu girişim bastırılmasaydı ordu birlikleri birbirleriyle çarpışmaya başlayacaktı. Köprüdeki 70 askerden falan söz etmiyoruz. 650 bin kişilik ordu, 2-3-4 parçaya bölünüp birbiriyle savaşacaktı ve hal böyleyken PKK, zaten üst kadrosunun yüzde yüz bilgi sahibi olduğu ve hazırlık yaptığı bu iç savaşın hemen arkasından Serhildan ilan edip savunmasız bırakılmış vatan parçasını Türkiye'den koparacak ve bağımsızlık ilan edecekti.

Çok vahim bir tabloyla karşı karşıyaydık yani?

Bu kadarla kalınmayacaktı. Eğer 15 Temmuz kalkışması bastırılmasaydı emin olunuz BM Güvenlik Konseyi Türkiye'ye müdahale kararı alacaktı. Şunu da ilave edeyim; Doğu ve Güneydoğu'da PKK, askersiz, polissiz bırakılmış vatan parçasında bağımsızlık ilan ettiğinde, orada bunu kabul etmeyen halkla karşı karşıya kalacak ve bir kıyım yaşanacaktı. Bu kıyım Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, Muğla'da düşündüğümde tüylerimi diken diken eden bir Türk-Kürt iç savaşını başlatacaktı. Hemen akabinde Alevi-Sünni çatışması başlatılacaktı. Bunlar iç içe geçecekti. Bütün fay hatları o anda aktif hale gelecekti. O andan sonra senin kim olduğun değil, kimden olduğun önemli olacaktı.

OLAYLAR ŞEZLONGDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL

Şu halde bu darbe girişiminin şahısların ötesinde bir hedefi vardı...

Bu Tayyip Bey'e veya hükümete karşı değil, vatana karşı bir hareketti. O yüzden şezlonglarında denizi seyrederken "Serinlemeden önce bir çakayım da ondan sonra denize gireyim" diyen iyi niyetli kardeşlerimize, vatandaşlarımıza, "Olaylar oradan görüldüğü gibi değil" diye seslenmek istiyorum. 15 Temmuz'da yaşadığımız darbenin ötesinde bir şey. Bu Türkiye'yi parçalama hareketiydi. O sebeple neyin kenarından değil, dibinden geri çıktığımızı görmemiz lazım.

Yazının yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/21/feyzioglu-olaylar-senzlogdan-goruldugu-gibi-degil

[Edited at 2016-08-21 15:31 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"FETÖ’nün küresel firar haritası" Aug 21, 2016

--Yazıyı olduğu gibi aldım--

Yazan: Ferhat Ünlü / Sabah gazetesi 21 Ağustos 2016

Tarihin gördüğü en karanlık terör örgütlerinden biri olan FETÖ; imamları, savcıları, istihbaratçılarıyla dünyanın her yerine yayılmış bir ‘firari örgüt’. Hangi FETÖ üyesinin nerede olduğunu son istihbarat raporlarına dayanarak açıklıyoruz:

Tarih: 15 Şubat 1999. Terör örgütü PKK'nın Lideri Abdullah Öcalan, CIA'in organize ettiği bir operasyonla Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye iade edildi. Bundan sadece bir ay altı gün sonra 21 Mart 1999'da o zamanlar terör örgütü olarak devletin Kırmızı Kitabı'na henüz girmemiş olan FETÖ'nün Lideri Fetullah Gülen ABD'ye kaçtı. Şimdilerde ABD talimatıyla Türkiye düşmanı cephenin koçbaşı olarak faaliyet gösteren bu iki örgütün evriminde 1999 yılı milattır. Çünkü o yıl gerçekleşen iade ve firar, yaklaşık 40 yıllık mazisi olan bu iki örgütün metamorfozunda kilit rol oynadı. FETÖ'nün sapkın üyelerinin hâşâ Hicret olarak gördüğü Gülen'in firarından sonra örgüt küreselleşti. 'Sahte Bayrak', yani karşı cepheye oranın bir parçasıymış gibi ekilme operasyonunun tohumları o tarihten itibaren büyüdü ve zamanla hasat vermeye başladı. FETÖ, kendini Mehdi/Mesih olarak lanse eden sapkın lideri Feto'dan (Gülen) başlayarak kaçak bir örgüt haline geldi. Zaten ruhen vatansız olan FETÖ'cüler fiziken de vatansızlaştılar. Üç Boyutlu Portre'de bu hafta FETÖ'nün dünya sathına yayılmış firar haritasını çıkaracağız. Örgüt yöneticilerinin nerelerde saklandığını güncel istihbari raporlara dayanarak ülke ülke ifşa edeceğiz. Ama önce firari, aranan FETÖ'cü sayısına dair genel bir sayı verelim. Savcılık ve mahkeme dosyalarına girmiş takribi 4 bin kişilik bir firar listesi var. Resmi evraklara girmiş tahminlere göre örgüt en az 150 milyar dolar civarı bir malvarlığına hükmettiğine göre 'büyük FETÖ firarı'nın finansmanı sorunu da kolaylıkla çözülmüş oluyor.

PAPUA YENİ GİNE'DE
Firar edilen yerler arasında hiç akla gelmeyecek ülkeler var. Adana eski İl İmamı Ömer Ekinci, genellikle gözden ve gündemden uzaklığı ifade etmek için kullanılan Papua Yeni Gine'de mesela. Dünya sathına yayılmış örgüt Papua Yeni Gine'de bile teşkilatlanmış. Orada FETÖ yurtları var. Son dönemlerde firar eden kimi isimler, Kırgızistan'da Issık Göl Sebat Kız Lisesi yerleşkesindeki öğrenci yurdu ile Bişkek'teki FETÖ evlerine yerleştirildi. Kalıcı ikamet için yer araştırılıyor. Örgütün ayrıca NATO'da görevli askeri ve sivil mensupları da var. Bunlardan biri olan Tuğamiral Mustafa Zeki Uğurlu ABD'ye iltica talebinde bulundu. Estonya'nın başkenti Tallinn'deki NATO siber güvenlik üssünde örgütün TÜBİTAK'taki yanıltıcı raporları hazırlayan üyesi de var.

GÜNEY AFRİKA FAVORİ
İstihbarat kaynaklarından ve FETÖ'yü yakından tanıyan uzman bürokratlardan edindiğim bilgilere göre örgüt yöneticilerinin konuşlandığı ilk beş ülkeyi şu şekilde sıralamak mümkün: ABD, Kanada, Almanya, Belçika ve Güney Afrika. Güney Afrika ile suçluların iadesi konusunda bir anlaşmanın olmaması da FETÖ üyelerinin burayı tercih etme sebeplerinden biri. Bu ülkelerin ardından FETÖ'nün Türkiye'deki gibi bir darbe girişimine kalkışabileceği kadar güçlü olduğu Kırgızistan başta olmak üzere hemen tüm Orta Asya ülkelerini, yine örgütün öteden beri çalışma sahasına giren Japonya başta olmak üzere Uzak Doğu ülkelerini, Afrika'nın kıtasının hemen her ülkesini, Brezilya ve Arjantin'den başlayarak Amerika kıtasının güney parçasında yer alan ülkeleri ve elbette Avustralya kıtasını ve ülkesini saymak elzem. Uzun lafı kısası FETÖ, yaşam için elverişli olmayan Antarktika dışında dünyanın tüm kıtalarını firar alanı olarak kullanan bir küresel örgüt.

ÇOĞU ABD'DE
Şimdi gelelim hangi FETÖ yöneticisinin yeryüzünün neresinde olduğuna... Önce, SABAH Özel İstihbarat Bölümü'nün henüz firari değillerken bir kısmını bulup görüntülediği imamlardan başlayalım: Sözde kâinat imamı, FETÖ'nün lideri Feto 16 yıldır örgütünü yönettiği ABD Pensilvanya'da, model aldığı Cizvit Tarikatı'ndan kalma bir malikânede yaşıyor. Firari imamların en önemlilerinden biri, SABAH'ın, 17 Aralık operasyonundan bir gün önce, 16 Aralık 2013'te Zaman Gazetesi'ne girerken görüntülediği Kozanlı Ömer kod adlı Emniyet İmamı Osman Hilmi Özdil. Özdil, kayıtlara göre 5 Şubat 2014'te yurtdışına çıktı. Bir süre önce Tayland'da bile görüldü. Ne var ki şu anda bir Avrupa ülkesinde olduğu bilgisi var. 15 Temmuz'dan sonra meşhur olan Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz de firari, ancak şu anda nerede olduğu belli değil. Hakkında geçtiğimiz yıl yakalama kararı çıkarılan Sinan kod adlı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İmamı Murat Karabulut 4 Şubat 2014'te yurtdışına kaçtı. Karabulut'un son olarak bulunduğu ülke Güney Afrika Cumhuriyeti. Yargı imamı Ahmet Can ise 21 Şubat 2014'te ABD'ye gitti. FETÖ'nün firari imamlarının güncellenmiş son durumunu ise haberdeki haritadan görebilirsiniz...

FETÖ'NÜN MEDYA AYAĞI ABD'DE
FETÖ'nün yurtdışına giden medya ayağı üyelerinden Tuncay Opçin 28 Mart 2015'te, Adem Yavuz Arslan 6 Haziran 2014'te ABD'ye gitti. Emre Uslu 1 Mart 2014'te önce Belçika'ya, sonra ABD'ye giderken Önder Aytaç da 17 Kasım 2014'te İngiltere'ye gitti. Şu anda ABD'de. Örgütün komplocu kalemlerinden. 15 Temmuz sonrası Fuat Avni hesabını kullanan kişilerin başında olduğu ortaya çıkan Aydoğan Vatandaş da uzun yıllardır ABD'de yaşıyor.

SAVCILAR ALMANYA'YA FİRAR ETTİ
FETÖ'nün en meşhur isimlerinden, kumpasçı, darbeci savcı Zekeriya Öz 10 Ağustos 2015'te yine örgütten aldığı istihbarata binaen yurtdışına kaçtı. Almanya'ya elindeki kozmik bilgilerle birlikte, yani Türkiye aleyhine casusluk yapma teklifiyle iltica talebinde bulundu. Yine örgütün yargı ayağının önemli isimlerinden 17 Aralık savcısı Celal Kara da Zekeriya Öz'le aynı tarihte yurtdışına kaçtı ve o da Almanya'ya siyasi sığınma talebinde bulundu.

İL İMAMLARI NEREDE?
Örgütün himmet imamlarından 22 Ekim 2014'te, Barbaros Kocakurt da 7 Ağustos 2014'te ABD'ye uçtu. İl imamlarından İrfan Yılmaz 1 Eylül 2015'te İspanya'ya, bir diğer il imamı Sadık Kesmeci ise 7 Mayıs 2015'te İngiltere'ye gitti. FETÖ'nün bölge imamları da dünyanın çeşitli ülkelerinde firari. Ege Bölgesi İmamı Bekir Baz 3 Eylül 2014'te ABD'ye, Bursa Bölgesi İmamı Cansun Sarıyıldız 22 Kasım 2014'te Belçika'ya, Kayseri Bölgesi İmamı Sıtkı Baş 4 Nisan 2015'te Gürcistan'a, İstanbul İmamı Ahmet Kirmiç 8 Ağustos 2015'te Sırbistan'a, Ankara İmamı Cemil Koca 4 Aralık 2014'te ABD'ye, İstanbul eski İmamı Ahmet Kara 28 Eylül 2012'de ABD'ye, Ankara Yenimahalle İlçe İmamı Oğuz Umucu 3 Eylül 2015'te ABD'ye gitmiş görünüyor.

Yazunun yeri + harita: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/ferhat-unlu/2016/08/21/fetonun-kuresel-firar-haritasi

[Edited at 2016-08-21 08:49 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Prof Dr. Hakan Yavuz: 'Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca’ya karşı isyan var' Aug 21, 2016

--Hürriyet gazetesindeki söyleşi olduğu gibi alınmıştır--

Söyleşi: Çınar OSKAY 21 Ağustos 2016 - 02:26Son Güncelleme : 21 Ağustos 2016 - 11:39
Prof Dr. Hakan Yavuz: 'Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca’ya karşı isyan var'

Bir yanda fantastik bilgilerle sürekli el artıran itirafçılar... Bir yanda ‘dir’li ‘dır’lı kesin cümleleriyle memleketimin televizyon yorumcuları... Ve topu hâlâ üst akıllara atan politikacılar... Bu kakafoniden sağlıklı bir analiz çıkarmamız zor. Türkiye’de Gülen’le ilgili yayımlanmış objektif akademik çalışma sayısı bir-ikiyi geçmiyor. Dünyada Cemaat’i en iyi incelemiş isimlerden biri, hatta kimilerine göre ilki Utah Üniversitesi Siyasal Bilgiler Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Yavuz... Yavuz, bir dönem Cemaat’e yakın durmuş, Fethullah Gülen ile defalarca mülakat yapmış, 2000’li yılların sonunda ise Hürriyet’te yayımlanan üç açıklamayla net bir mesafe koymuş biri. Cemaat’le ilgili ilk uluslararası akademik çalışmayı yaptı. İkinci kitabı Oxford Üniversitesi Yayınları’ndan çıktı. Kendisiyle FETÖ’nün son durumunu ve Türkiye’de bu yapıları yaratan toplumsal ahlak sorununu konuştuk.

FETÖ darbeyle neyi amaçladı?

- Bu, siyasal İslam, yani AK Parti ile sosyal İslam’dan beslenen Cemaat arasındaki iktidar kavgasının silahlı şekilde devamı. Amaç AK Parti hareketinin kurucusu ve sembolü Sayın Cumhurbaşkanı’nı ortadan kaldırmaktı. 17-25 Aralık’ta yarım kalan işin devamıydı. Türkiye’yi -büyük oranda Amerika ve Batı beklentilerini karşılayacak şekilde- yeniden yapılandıracaklardı. Bir ‘altın nesil diktatörlüğü’ inşa edilecekti. ‘Altın subaylar’ın emekli edilme endişesiyle darbe erkene alındı. Hedef, şeriat ya da İslamcı bir rejim değil, gücü tekelleştirmekti.

Gülen’in bizzat örgütlediği kesin mi?

- Bu sorunuza “Evet” dedirtecek kadar ‘kesin deliller’ yok. Ama ordudaki sempatizanlarının yaptığı konusunda var. Fethullah Gülen “Bana sempatizan olanlar yapmış olabilir ama ben emir vermedim” demeye getirdi. Böylesine derin sonuçları olacak bir darbenin, o onaylamadan yapılması mümkün değil. Ama bunun bir Amerikan mahkemesinde ispat edilmesi çok zor. Elimizde yazılı veya sözlü bir emir kaydı henüz yok.

Örgüt nasıl böyle iz bırakmadan hareket edebiliyor?

- Cemaat’in ‘görünmeyen yüzü’ hep kapalı kaldı, sosyolojik hiçbir çalışma yapılmadı. Bu gizli yönünü, itaatkâr yapısına dayanarak ‘Opus Dei’ye benzetirim. Bu karanlık tarafı açmak isteyenlerin başına büyük çoraplar örüldü. Hep kapalı devre çalıştı.

Nasıl?

- Gazeteciler, öğretmenler, doktorlar, polisler, ordu, avukatlar, yargıçlar gibi meslek gruplarına göre halkalar var. Bu halkaların içinde dikey ve yatay bir ilişki ağı işliyor. Halkalar arası ilişkileri düzenleyen ‘imamlar’ var. Ama üç halka, gizli ve tepeye yani Gülen’e bağlı. Bunlar polis, ordu ve mali konular. Hoca’nın en yakınındakiler bile bu üç halkadaki gelişmeleri bilmez. Hoca hayat hikâyesi ‘Küçük Dünyam’da hep tedbirli olmayı, gizlenmeyi vurgular. Sonraları Cemaat’in Ankara’daki kılavuzu Polis Akademisi oldu, kriminal işlerle iç içe geçti. Kılavuzu polis olan hareketin burnu kriminal işlerden, dinlemelerden, şantajlardan çıkmadı.

GÜLEN’İN KOMİTACISI SUAT YILDIRIM’DIR


Karar alıcılar, tepe yöneticiler kim?

- Her halka değişen koşullara göre önem kazanır ve o halkanın imamının prestiji artar. Türkiye yapılanmasında en önemli isimler: Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Mustafa Özcan, Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca oldu. Ama o üç halka doğrudan Gülen’e bağlı kaldı. Adil Öksüz (Hava Kuvvetleri İmamı olduğu düşünülüyor) direkt Gülen’e bağlıdır. Hareket içinde tanınmaz. Tanınan, Adil Öksüz’ün hocası İlahiyat Profesörü Suat Yıldırım’dır. Şimdi ABD’de yanında ve hareketin komitacısı o. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kafasına göre şekillendirdi. Adil Öksüz’ü oraya aldı. Hareket içinde en karanlik kesim ilahiyat kökenlilerdir.

Neden?

- Türkiye’de basit bir varsayım var: Dindar insan, ahlaklı ve güvenilirdir. Bu kılıfla tüm kirli işleri bunlar yapmıştır. İslamiyetin içi boşaltıldı. İktidar mücadelesinde araç haline getirildi. Piyasanın yarışmacı, siyasetin kazanma hedefleri içinde yok edildi. Her üniversitede ilahiyat fakültesi var. Akademiye katkıları nedir? Camilerin, bu fakültelerin artmasına paralel bir ahlaksızlaşma ve yozlaşma yaşadık. Din; ahlaklı olmak için yeterli zemin sunmuyor. Merhamet ve hoşgörü adına yola çıkan Gülen Cemaati’nin geldiği noktayı anlamak için Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’ romanını yeniden okumalı.

Ne demiş Eco?

- Katolik rahiplerin bir dava uğruna nasıl canileştiklerini, masum insanları rahatça öldürdüklerini anlatır. Dava adamı, davasına teslim olur. Eleştirel düşünceyi ve kuşkuyu düşman görür. Dava adamı değil, eleştiren ve şüpheci bir nesil yetiştirmemiz lazım. ‘Abiler’in çoğu ilahiyatçı ama ahlâki kaygılardan sıyrılmış. Türkiye’nin sorunu ahlak meselesidir. Cemaat’in geldiği nokta, bu hasta yapımızın dışavurumu.

Darbeyi de ilahiyat kökenliler örgütledi yani...

- Son derece gizli bir örgütlenme. Adlarını belki hiçbir zaman bilemeyeceğimiz imamların işi. Tabii odağında Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu ile Personel Plan Yönetim Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigoç görülüyor. Ama bence generallerin hepsi Fethullahçı değildi. 15 Temmuz darbesi orduda biriken gazın Fethullahçı subaylar tarafından patlatılmasıdır.

GÜLEN KORKAK VE YAŞAMAYI SEVEN BİRİ!


FETÖ’nün yurtdışındaki güçlü isimleri şu anda ne yapıyor? Planları ne? Somut duyumlarınız var mı?

- Tepedeki ‘A grubu’ veya ‘politbüro’ üyeleri diyeceğimiz ‘abiler’in çoğu, büyük servetlerle yeni hayat kurma peşinde. Ama hareketin yüzü Batı’ya dönük eğitimli kesimi, savaşı kaybeden Nazi subaylarının ruh hali içinde. Epistemolojik bir kriz yaşıyorlar. Duyduğuma göre bazıları imanlarından şüphe etmeye başlamış.

İmandan kastınız nedir?

- Olayları ve kimliklerini inşa ettikleri normatif (ahlaki) haritaları çökmüş. Birçoğu isyan halinde. ‘Hizmet’in artık kirlenmiş bir marka olduğunu düşünüyorlar, arayış içindeler. Geldikleri noktadan Fethullah Gülen’i ve Türkiye’deki ‘abileri’ sorumlu tutuyorlar. Aslında darbe içinde darbe var. Genç kadroların Cemaat içindeki isyanı giderek yayılıyor. Bazıları Hoca’nın Türkiye’ye dönmesi gerektiğini vurguluyor.

Açıkça söylüyorlar mı bunu? Gülen kulak asar mı?

- İsyanın yayılmasına bağlı... Ama etrafındaki ‘politbüro’nun dönmesine izin vereceğini sanmıyorum. Aslında Gülen, bu politbüronun elinde rehin. Karakteri de dönmesine uygun değil. Korkak ve yaşamayı seven biri... Ama ‘Hizmet’ markası kullanım tarihini doldurdu ve toparlanması mümkün değil.

İtirafçı bir subay “FETÖ’nün yeni hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast yapmak” dedi. Bu mümkün mü?

- Ordudan ve polisten atılan onbinlerce insan var. Kaybedecek bir şeyleri kalmamış... Bu tip insanlar deli mayın gibidir. Önümüzdeki yıllar büyük gerilimlere gebe. Güvenlik sektörü çökmüş, yargı büyük hasar almış... Ortalıkta fedai olacak çok adam var.

CIA, ABD bu işin içinde mi? Sürekli adı geçen iki eski CIA görevlisi Graham Fuller’ı ve Henri Barkey’i tanıyorsunuz. İlgileri olabilir mi?

- İkisini de iyi tanırım. Fuller, Türkiye’yi uzun yıllar izledi, güzel çalışmalar yaptı. Ama artık ABD’de değil, Kanada’da yaşıyor. Türkiye’yi yıllardır takip edemeyen, yanlış okumalar yapan bir analizci. Kendisine büyük paye vermek tamamen komploculuk... Henri Barkey, yıllardır konuşmadığım yarı istihbaratçı, yarı akademisyen... Ne akademide ne siyasi alanda etkisi var. Darbe gecesi Türkiye’de olduğunu okudum, basında yazılanlar dışında bilgim yok. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Fuller’in ‘ahmak’ olduğunu söyledi. Açıkçası çok yanlış bir sıfat değil. Bu ikisini bir kenara bırakalım ama ABD’deki bazı kesimler darbenin başarısız olmasına çok üzüldü, darbe sırasında hemen tavır koymayarak kötü bir sınav verdi.

İade ederler mi Gülen’i?

- Türkiye’nin iyi bir dosya hazırladığını Türk basınından okudum. Ama Wall Street Journal’da Devlin Barrett ve Adam Entous ‘iddiaların bol ama verilerin zayıf’ olduğunu yazdı. Türkiye’nin siyasi tavrı ve dosyanın hukuki içeriği önemli.


İŞKENCE GÖRÜNTÜLERİ ÇOK KÖTÜ

Darbeye verilen tepkiyi, alınan önlemleri nasıl izliyorsunuz?

- Gelinler kaynanaları ispiyonluyormuş! Dış basın darbeden çok insan hakları ihlalleri ve bu uygulamalar üzerinde duruyor. Dışarıda azgın bir Erdoğan düşmanlığı var. Bunun altındaysa yüzyıllara dayanan İslam ve Türk karşıtlığı... Türkiye kendisini anlatamıyor, anlatacak kadroları yok. İşkence görüntüleri de işi son derece zorlaştırdı.

Nasıl?

- Alman Felsefeci Walter Benjamin “Tarih artık görüntülere kalıyor, hikâyelere değil” der. O görüntüler ‘işkenceci Türkiye’ algısını inşa etti. Uluslarası Af Örgütü’nün 24 Temmuz tarihli raporu çok etkili oldu. Türkiye kendisini anlatamadı. Uluslararası çapta yazan ve yazabilecek tek kişi İbrahim Kalın’dı. Bürokrasimiz ve siyaset sınıfımız istenilen kaliteden uzak. Bir ‘paçozlaşma’ var. Yurtdışında yetişmiş insanlarımız dönmek istemiyor. Columbia Üniversitesi’nde doktorasını bitiren bir genç “Türkiye’de profesör olmaktansa burada garson olmayı yeğlerim” diyor.

Neden?

- Sizin mülakat yaptığınız ve bence ülkemizde Gülen Cemaati’ni en iyi inceleyen Yavuz Çobanoğlu, Tunceli’de iş bulabilmiş. Merkezdeki üniversitelerde iş vermezler, çünkü cemaatsal bir dayanışma yapısının üyesi değildir. Boğaziçi’ne, Bilgi’ye de almazlar. Oralardaki yapılar izin vermez. Türkiye yetenekli insanların rahat harcandığı bir yerdir.

BİRÇOK AK PARTİLİYİ KAZIDIĞINIZDA ALTINDAN CEMAAT ÇIKAR

AK Parti’nin bu işlerde sorumluluğu ne kadar? “Allah bizi affetsin” sözlerini nasıl karşılamak lazım?

- Cemaat’in kötü yola düşmesinde günahı büyük. Milli Eğitim, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının anahtarlarını Cemaat’in eline veren AK Parti. O dönemin bakanları onlarla ortak çalıştı. Hatta bazı bakanların çocuklarını Cemaat okuttu. Milletvekili veya belediye başkanı olmak için Gülen’in eli öpüldü. Birbirini çok iyi tanıyan iki yapı. İktidara beraber yürüdüler, ortak çalıştılar. Bugün AK Partili birçok siyasetçiyi hafifçe kazıdığınızda altından Cemaat çıkar. Zekeriya Öz ve o dönemin savcılarının hukuksuz davranışlarını hükümet büyük oranda destekledi. Umarım bugünkü siyasiler hukukla daha fazla oynamaz, kurumları şu veya bu cemaate teslim etmezler.

Var mı böyle bir niyet?

- Başka cemaatlerin hâkim olacağı bir polis teşkilatı oluşuyor. Nakşibendilerin boş alanı doldurmak için mücadeleye girmesi çok üzücü. Sağlık Bakanlığı’na belli bir grubun egemen olduğu söyleniyor. Eskiden Enerji Bakanlığı’na da aynı cemaat hâkimdi deniyor. (Menzil Cemaati’nden söz ediyor) Kaygı verici. 15 Temmuz’dan ders alarak laik yapının korunması ve liyakat sisteminin öne çıkarılması lazım.

Neden bu çıkmazdan kurtulamıyoruz?

- Kalitesizlikten, paçozlaşmadan, betondan başka bir amacı olmayan iktidarlar yüzünden. Ankara’da baraka gibi duran Milli Kütüphane’ye bir de etrafındaki AVM’lere bakın! Toplumsal çimento ihmal edildi. Her şeyin duble yol, köprü ve betonlaşmadan ibaret olduğu sanıldı. Ortaya çıplak bir toplum, çıplak bir devlet çıktı. Beton atmakla toplum olunamıyor. Devlet hukuk açısından, toplum ahlak açısından çıplaktır. Sorun siyasi değil ahlaksaldır. Onun inşası da AVM inşa etmeye benzemiyor.

Tüm bu olanlar hükümetin ‘dindar nesil’ projesini etkiler mi?

- Amacımız düşünen bir Türkiye mi yoksa itaat eden bir Türkiye mi? ‘Altın nesil’ projesi başımıza ne işler açtı, ders almayacak mıyız? Devletin görevi bu olmamalı. Ahlakın şartı dindarlık değildir. Ayrıca Türkiye’nin İslamcılaştırılması büyük sorunlar yaratabilir. Orta Doğu’da mezhep savaşları yaşanırken biz de cemaatler savaşıyla karşı karşıya kalabiliriz. Çok endişeliyim. Yırtılan ve aşınan ahlaki yapıyı dinle inşa edemeyiz.

KURULUŞ FELSEFESİNİ YENİDEN CANLANDIRMALIYIZ


Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın son günlerdeki ‘Atatürkçü’ mesajlarını nasıl yorumluyorsunuz?

- Umarım konjonktürel değildir. Devletin liyakata dayandığı, hukuk üstünlüğünün olduğu, cemaat bağlarının değil vatandaşlığın vurgulandığı ve eleştirel düşünceye yer verilen kuruluş felsefesini canlandırmak zorundayız. Açıklamalar bana umut veriyor.

Cumhurbaşkanı gücü konsolide ettiğinde laiklerle arası yeniden açılır mı? Mesela Topçu Kışlası’nı yaptırır mı?

- Zannetmiyorum. 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbesi bence yeni bir siyaset arayışını getirdi. Uzlaşmacı tutumun devamı gerekiyor.

AK Parti’nin temsil ettiği ‘çevre’, laiklerle barış yapabilir mi?

- Evet ama sorun sadece ‘barış’ hali mi yoksa ‘beraber yaşama’ mı? Toplum olmak, ‘barış’ halinin ötesine gitmeyi gerektiriyor. O konuda ciddi endişelerim var. Ahlaki zeminimiz çok zayıf ve daha çok çıplağız.

AK Parti tabanı Batılı anlamda bir demokrasi istiyor mu?

- Emin değilim. Siyasal kültürümüz, hukuk kültürümüz, kurumlarımız Batılı anlamda demokrasiyi taşıyacak güçte değil. Demokrasi bir gecede inşa edilmiyor. Biz bu sürecin başındayız. Ve iyi bir başlangıç yapmadık.

Özgürlükçü bir demokrasi istiyorsak, siyasal İslam bastırılması, kontrol altında tutulması gereken bir şey mi olmalı? Güçlendiğinde kendimizi bir gül bahçesinde bulmadığımızı gördük... Bu paradoks nasıl çözülür?

- İslam dinimiz. Siyasi kültürümüzü besleyen en önemli sembollerimizin kaynağı. Diğer dinler gibi demokrasi ile uzlaşmıyor. Uzlaşması da şart değil. İlahi kaideler ile toplumun fikir birliği içinde inşa ettiği kaidelerin her zaman uzlaşması zor. Birinin temelinde vahiy diğerinin akıl var. Müslüman ülkelerdeki deneyimler İslami siyasi hareketlerin başarısız olduğunu gösterdi. Bu, “Din dışlansın” demek değil. Siyaset ve kamu alanında olabilir. Ama devlet yapısının dışında tutulmalı.

Çalışmalarınızda yıllarca Cemaat’i, AK Parti’yi, İslam’ın demokrasiye açılan kapısı olarak ele almışsınız. Düş kırıklığı yaşadınız mı?

- Çok umutluydum. İslam’la demokrasinin, modernitenin sentezinin yapılabileceğini düşündüm. Büyük beklentiler içinde birçok çalışmaya imza attım ama endişelerime de yer verdim. 2008’de gidişatın çok kötü olduğunu gördüm. Hürriyet gazetesinde attığım çığlığa Cemaat kulaklarını kapadı ve beni hedef tahtasına oturttu.

Ayağa kalkmak için ne yapılmalı?

- Avrupa’dan kopmak, ABD ile düşmanca ilişkiler çok zararlı olur. Türkiye müttefiksiz yaşayamaz. Bu müttefik de Rusya olamaz. AB’nin bizi aşağılamasına izin vermemeliyiz ama onların anlayacağı bir dille konuşmalıyız. Siyasi ve ekonomik kıblemiz Brüksel’dir. Öyle kalmalıdır.


-------------------------------- Gazetede FETÖ'cülerin foturafları var- -----------------------------

Firari Harun Tokak’ın FETÖ’nün ‘İsrail imamı’ olduğu iddia ediliyor.

Mustafa Yeşil, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Genel Başkanı’ydı. ABD’ye kaçtı.

Mustafa Özcan, örgütün kasası olarak biliniyor. Cemaat’teki lakabı ‘demir yumruk’. 20 Mart 2014’te kaçtı.

Hidayet Karaca, 14 Aralık’ta gözaltına alındıktan sonra ‘terör örgütü yöneticiliği’ suçundan tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Halen tutuklu.

Zaman Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı hakkında, darbe suçundan yakalama kararı var. Dumanlı aranıyor.

________________________
Hürriyet gazetesindeki söyleşi: http://www.hurriyet.com.tr/prof-dr-hakan-yavuz-cemaatciler-savasi-kaybetmis-naziler-gibi-hocaya-karsi-isyan-var-40203038


==================
====================
ADO_YORUM: Söyleşi yapılan profesör, uzun bir süre bu yapıyla neredeyse iş tutmuş... "Gülen'in emir verdiği kesin mi?" gibi bişeyler şiyapıyor... Darbe sırasında esir aldıkları Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar'a "- Sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen'le görüştürelim" diyen bir hain general bile vardı bu 15 Temmuz 2016 aykontisinde. Bir de yine bu profesörün çekindiği bir durum olmalı ki, ABD/CIA'yı şiyapıyor yani korumaya çalışıyormuş gibi duruyor!!! ABD/CIA; Türkiye'deki tüm askeri darbelerde bir şekilde yer almıştır. Pensilvanya'da bahçelerinde oturan Fetullahçıların darbesinde mi rol almayacaklar!!! Güldürmeyin adamı be. Bir de "Türkiye müttefiksiz yaşayamaz" demiş. Ebemi belleyen kadı misali... Böyle müttefiklik mi olur???

Genelkurmay'da İlker Başbuğ döneminde; uyduruk "Bülent Arınç Suikastı"nı araştırmak bahanesiyle; Fetullahçı polis-savcı-yargıçların kozmik odaya girerek elde ettikleri bilgiler + diğer tüm devlet kurumlarından toplanan bilgiler çoktan ABD'nin elinde. Kimlik bilgilerimiz; her türlü gizli bilgilerimiz; dinleme yoluyla elde edilen bilgiler... ve daha fazlası. Ayrıca bu Fetullahçı hainlere daha 2000'li yılların başından beri her türlü casusluk yöntemlerini; dinleme tekniklerini; hainlikleri... öğreten de ABD devlet kurumlarıdır (Fetullahçı emniyetçilere ABD'de eğitim verme + Fetullahçı subaylara çeşitli etkinliklerde hainlik yöntemlerini öğretme). KAHRAMANI DA HAİNİ DE BOL BİR ÜLKEYİZ VESSELAM !
=====================

[Edited at 2016-08-21 20:08 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"_‘Köstebek Yuvası’na giriliyor" Aug 21, 2016

--Hürriyet gastesinden alındı--

Yazı: İsmail SAYMAZ / Hürriyet gazetesi 21 Ağustos 2016 - 02:26 Son Güncelleme : 21 Ağustos 2016 - 10:48

Cemaat’in Emniyet’e sızdığını ilk onlar fark etti. Raporlar hazırladılar, kitaplar yazdılar, soruşturmalar başlattılar, davalar açtılar... Karşılığında başlarına gelmeyen kalmadı. İftiralara maruz kaldılar, tehdit edildiler, mesleklerinden uzaklaştırıldılar, hatta öldürüldüler! Şimdi gündemin ana konusu olan FETÖ davasının iddianamesine onların yıllar önce başlattıkları mücadele de dahil ediliyor...

Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 günü Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi dersini verdikten sonra; eşi Şengül, kızları Kanije ve Uyvar’a kavuşmak için aracına binip Ankara Üniversitesi’nden ayrıldı. Evinin bulunduğu Çankaya’daki Portakal Çiçeği Sokağı’na vardığında hava kararmış ve ayaza kesmişti. Dışarı adım attığı anda arkasından yaklaşan bir el, kafasına ve ensesine iki kez ateş etti.

Saldırganlar iz bırakmadan kaçtı. Cesedin başında ağlayanlar içindeki en dikkat çeken isim, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcısı Nuh Mete Yüksel’di. Mikrofonlar uzatılınca; “Çok büyük bir vatanseverdi. Kendisini feda etti” dedi. Hablemitoğlu ve Yüksel’in tanışmaları, cinayetten üç yıl öncesine, Gülen Cemaati’ne açılan soruşturmaya uzanıyordu.

RAPORDAN ÜÇ GÜN SONRA GÜLEN ABD’YE UÇTU

Aydınlık Dergisi, 11 Ocak 1999’da ‘Devlete sunulan rapor / Fetullah Emniyet’i ele geçirdi’ kapağıyla çıkınca Emniyet’te yer yerinden oynadı. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’dan bu iddiaları araştırmasını istedi. Saral, yardımcısı Osman Ak ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman, ‘Fetullah Gülen ve Işık Tarikatı’ başlıklı 79 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda, Cemaat’in Emniyet’i kuşattığı vurgulanarak “Önlem alınmakta gecikildiği takdirde din görünümlü isyanların belki de en ciddi, en sinsi, en kapsamlı ve en tehlikelisi olabileceğine işaret etmek yanıltıcı bir tahmin olmayacaktır” deniliyordu.

Ankara Emniyeti’nin raporu EGM’ye ulaştıktan üç gün sonra, 21 Mart 1999’da, Atatürk Havalimanı’ndan bir uçak, Fetullah Gülen’i ABD’ye götürmek üzere havalandı. Ortada oldukça trajik bir durum vardı: Ankara Emniyeti’nin ‘örgüt lideri’ diye suçladığı Gülen’e, ABD’ye giderken devletin verdiği resmi koruma eşlik etmekteydi!

EGM’yi karşısına alan Saral ve Ak, raporun örneğini Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’e yolladı. Raporun ekinde, Cemaat’le bağlantılı 130 emniyet müdürünün isim listesi bulunmaktaydı.

Cemaat’ten karşı hamle geldi. Ankara Emniyeti’nin, dönemin Cumhurbaşkan’ı Süleyman Demirel ve Başbakan’ı Bülent Ecevit’in de aralarında olduğu 1000’e yakın kişiyi dinlediği suçlamasıyla ‘tele-kulak’ adlı operasyon gerçekleştirildi. Aramada ‘bulunan’ bir kaset yoluyla Saral ve ekibi Haziran 1999’da açığa alındı.

TELEVİZYONA ÇIKACAKTILAR, POLİSLER KAÇIRDI

Şimdi, Cemaat’in hedefinde, Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ve Savcı Nuh Mete Yüksel vardı. Çünkü ÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve 68’liler Birliği’nin de olduğu 207 Atatürkçü kuruluş, 1998’de Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (STKB) çatısı altında toplanarak Cemaat’e savaş açmıştı. Grup, Cemaat’ten ayrılan İsmail Özdemir ve Serhat Özkan adlı üniversiteli gençlerin anılarını içeren ‘Hocanın Okulları’ adlı kitabı dağıttı. İki üniversiteli, bir televizyon kanalına çıkacakları gün polisler tarafından kaçırıldı. STKB’nin mücadelesi sayesinde kuruma Gülen’in vaaz kasetleri yağdı. O kasetlerden birinde Gülen, “Bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır” diyordu. Kaset, 19 Haziran 1999’da ATV haber bülteninde yayımlanınca, Gülen’in ‘laiklikten ve diyalogdan yana din adamı’ imajı yerle bir oldu.

GÜLEN’E İLK DAVA VE İLK SEKS KASEDİ

Savcı Nuh Mete Yüksel, programın ertesi günü Cemaat’e soruşturma başlattı. Kanıt klasöründe sohbet videosu, ‘Hocanın Okulları’ kitabı, Saral’ın raporu ve Hablemitoğlu’nun ‘Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fetullahçılar’ makalesi vardı. Yüksel, 2000’de, Gülen hakkında ‘Türkiye’nin laik yapısını yıkmak üzere örgüt kurmak ve yönetmek’ten Ankara 2 No’lu DGM Mahkemesi’nde dava açtı. ABD’ye ‘hicret ettiği’ için Gülen’in yokluğunda sürdürülen davaya, ÇEV ve ÇYDD de müdahil oldu. Bunun üzerine ÇEV ve ÇYDD aleyhine İçişleri Bakanlığı ve EGM’ye imzasız ihbarlar yağdı. ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer ve ÇYDD Başkanı Türkan Saylan’ın misyonerlik yaptıkları ileri sürüldü. Haklarında inceleme başlatıldı.

Sonraki adım, 2001’de Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Değerlendirme Bölümü’nden Komiser Özbek’in ÇEV’e gelip kendisini ‘Alevi ve Atatürkçü komiser Hayri Öz’ diye tanıtarak sızmasıydı. Özbek, dernekte gizli kamerayla çekim yaptı. Bunlar, ‘ÇEV’liler PKK’lılara burs veriyor’ izlenimi yaratacak şekilde Cemaat’le bağlantılı bir kanalda yayımlandı. Görüntüleri ihbar kabul eden İstanbul DGM Başsavcılığı, ÇEV’de arama yapılmasına karar verdi. Polisler, 3 Haziran 2002’de ÇEV’i bastı. Aramada, ÇEV’in kasasından Savcı Yüksel’in seks görüntülerini içerdiği iddia edilen CD çıktı! HSYK, kasetten üç ay sonra Yüksel’i DGM savcılığından ve Gülen soruşturmasından aldı. Jandarma kasetin montaj olduğu yönünde rapor verse de iş işten geçmişti.

KOMİSYON ÖNERİSİNİ AKP’LİLER REDDETTİ

Hablemitoğlu, Cemaat tehdidini anlattığı ‘Köstebek’ isimli kitabını yazarken PKK’lı olduğu iddia edildi, hakkında davalar açıldı, evi basıldı, telefonları dinlendi, tehdit mektupları aldı. Fakat o, geri adım atmayacak denli yürekliydi. ‘Köstebek’te şöyle yazmıştı: “Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor. Çoğunluk seyrettikçe, mücadele eder gibi yaptıkça, Fetullah Gülen’den, Müslüm Gündüz’den, Metin Kaplan’dan daha cesur ve namuslu olmadıkça, daha çok Asteğmen Kubilaylar, Uğur Mumcular, Ahmet Taner Kışlalılar, Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar aramızdan yitip gidecekler.”

Gülen’e ABD’de, usullere aykırı şekilde koruma tahsis eden devlet, Hablemitoğlu’nu korumadı. Kanı; Kubilay’ın, Mumcu’nun, Kışlalı’nın, Üçok’un, Aksoy’un kanına karıştı. CHP’nin cinayeti araştırmak üzere araştırma komisyonu kurulması önerisini AKP’liler reddetti.

Hablemitoğlu 1000 sayfalık bir çalışma daha hazırlamaktaydı. Bu kitapta; Cemaat’in uluslararası istihbarat örgütleriyle ilişkilerini, yapılanmasını ve itirafçıların kaset çözümlerini yayımlayacaktı.

SAYLAN, OPEASYONDAN 35 GÜN SONRA HAYAT VEDA ETTİ

Hablemitoğlu’nun hayatını adadığı, ilk Gülen davası, 2008’de beraatle bitti. O yıl, şakirtlerin Emniyet’i bütünüyle ele geçirdiği ve Ergenekon soruşturmasını yürüttüğü yıldı.

Saral ve Ak’ın 130 kişilik Cemaatçi polisler listesinde 16’ncı sırada olan Recep Güven, Ergenekon ve KCK soruşturmalarının beyin takımındandı; Diyarbakır Emniyet Müdürü olmuştu. 10’uncu sırada olan Ramazan Akyürek, İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na yükseldi.

Cemaat, 1999’da yarım kalan hesabı Ergenekon’la kapatmak niyetindeydi. Kanserle boğuşan Saylan’ın evi, 13 Nisan 2009’da basıldı. Saylan, bundan 35 gün sonra hayata veda etti. Yaşer’se 2016’ya kadar kanser tedavisi için bulunduğu ABD’den dönemedi. Cemaat, Hablemitoğlu cinayetini, kendi icat ettikleri Ergenekon’un eylemlerinden biri olarak göstermek istedi.

‘HAŞHAŞİLER’ SÖZÜNÜN ‘İSİM BABASI’...

İşte bugünler AKP’nin Cemaat’e ‘ne istediyde verdiği’ günlerdi. Saral’ın listesinin 73’üncü sırasındaki Yakup Saygılı, 2013’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürü yapıldı. Saygılı, bu göreve getirildikten sonra AKP hükümetinin dört bakanını ve dönemi Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı hedef alan 17-25 Aralık operasyonlarını düzenledi. Bu hamle, hükümetin dersaneleri kapatma hamlesine Cemaat tarafından verilen yanıttı. Hükümet de Saygılı’yı ve Cemaat’le bağlantılı polisleri tutukladı. Erdoğan, Cemaat için “Haşhaşiler” dedi. Ne var ki, Cemaat için bu ifadeyi kullanan ilk kişi o değildi. Bu sözün ‘isim babası’; Saral’la Cemaat raporunu yazdıktan sonra 15 yıl makam yüzü göremeyen Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak’tı. Gülen Davası’na bakan Ankara 2 No’lu DGM Mahkemesi’nin 12 Kasım 2001’deki duruşmasında tanık olarak dinlenen Ak, Cemaat’i kastederek, “Haşhaşileri andıran bir yapılanma olduğunu görüyoruz” demişti.

17-25 Aralık’tan sonra Ak’ı Zonguldak Emniyeti’nin başına atayan hükümet, Cemaat’i ‘terör örgütü’ ilan etti. Fetullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) davasının iddianamesinde; Gülen’in sohbet kaseti, Saral ve Ak’ın raporunda çizdikleri örgüt şeması dayanak kabul edildi. İddianameye göre, örgütün eylemleri arasında Hablemitoğlu’nun öldürülmesi de vardı. ‘Köstebek yuvası’na şimdi giriliyordu...

--------------------------------------------
Yazıda adı geçen kişilerle ilgili foturaflar + yazının alındığı yer: http://www.hurriyet.com.tr/kostebek-yuvasina-giriliyor-40203063

[Edited at 2016-08-21 10:06 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Derbeci pilot o isimleri teşhis etti" Aug 21, 2016

--Kaynağından alınmıştır--

Yeni Şafak gazetesi / Internet Haber Merkezi 10:37 Ağustos 21, 2016

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Nakkaştepe'de caddeye inip 4 kişiyi alan helikopterin pilotu Üsteğmen Kerime Kumaş Yıldırım, koşarak helikoptere binen darbeci subayların isimlerini verdi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul semalarında uçuş yapıp darbecilere lojistik sağladığı gerekçesiyle tutuklanan helikopter pilotu Kerime Kumaş Yıldırım, Nakkaştepe'de caddeye inerek helikoptere aldığı 4 darbeci subayın kimliklerini polise verdi.

Sosyal medyada da çok konuşulan Nakkaştepe'de caddeye inen UH-1H helikopterinin pilotu Üsteğmen Kerime Kumaş Yıldırım, emniyetteki ifadesinde, helikopteri kendisinin kullandığını ve görüntülerde kaçarak son anda helikoptere binan kişilerin 4 subay olduğunu açıkladı. O noktaya Harp Akademileri Komutanlığı'ndan Albay Özcan Korhan'ın talimatı ile gittiğini söyleyen Yıldırım, subayları teşhis de etti.

İşte o isimler
Üsteğmen Kerime Kumaş Yıldırım'ın verdiği bilgilere göre helikoptere kaçmak üzere binen subaylar Kurmay Binbaşı Ahmet Kaya, Yüzbaşı Fatih Özdemir, Yüzbaşı Mustafa Kıyı ve Yüzbaşı Murat Parladı...

Darbe girişiminde İstanbul'da Vodafone Arane'ya TSK'ya ait helikopterle darbeci askerleri indiren savaş pilotu Kerime Kumaş çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Kumaş'ın 15 Temmuz gecesi Nakkaştepe'ye de inerek 4 kişiyi aldığı belirlenmişti. Helikoptere binen sivil kıyafetli kişilerin, darbe girişiminin başarısız olması nedeniyle kaçmaya çalışan darbeci komutanlar olduğu tespit edildi. Habertürk'ün haberine göre, terör polisi, helikoptere binen 4 rütbeliden birini gözaltına aldı. Diğer askerlerin yakalanması için çalışmalar sürüyor.

------------ Aşağıdaki görüntüler gazetede var -----
Video: Kadın pilot darbeci askerleri böyle kaçırdı!
Video: Darbeciler Vodafone Arena'ya helikopterle böyle indi
---------------------------------------------------------

Pilot Yıldırım, emniyette gerçekleştirilen teşhis işleminde, darbe gecesi Binbaşı Yusuf Yenihayat tarafından özel araç ile evinden alındığını, görevli olduğunun ifade edildiğini ve kendisine "alarm durumuna geçtik, emirlere riayet edeceksin" denildiğini kaydetti. Sabah'ın haberine göre, İstanbul'da bazı noktalara intikal sağladığını kaydeden Yıldırım, saat 03.30 sularında Albay Korhan'ın emri üzerine Nakkaştepe'deki üç yol mevkisine indiğini, bu sırada helikoptere koşarak Binbaşı Ali Kaya'nın bindiğini söyledi. Yıldırım diğer kişilerin de Kaya'nın ardından helikoptere bindiğini anlattı. Helikopterlerin darbeci askerleri, Hava Harp Okulu'nun aprona 05.30 sularında indirdiği kaydedildi. Yıldırım, darbe gecesi helikopter kullanan 2 subayı daha teşhis etti.

Halktan korkmuşlar
Öte yandan helikoptere binen söz konusu darbeci askerlerin halkın tepkisinden korkarak sivil kıyafetler giydikleri anlaşıldı. İfadelerine başvurulan cuntacılar, sivil araçlarında bulundukları sırada halkın sokaklara döküldüğünü, trafiğin tıkanması üzerine tepkilerden korktukları için sivil kıyafetleri giydiklerini anlattı.

Kaynak -> http://www.yenisafak.com/gundem/derbeci-pilot-o-isimleri-teshis-etti-2514836

============
===============
ADO_YORUM: "Halktan korkmuşlar". Korkacaklar tabi. Yok öyle vergilerimizle silahlanıp millete kurşun-bomba yağdırmak, ZPT/tank paletleri ile insanları/taşıtları ezip geçmek. O silahlar halka doğrultulsun/ateş açılsın diye verilmedi size vatan hainleri! Neymişş? Halka silah çekmek-darbe yapmaya kalkışmak; insanı sivillerini giydirerek - tabanlarını yağlatarak uçurturmuşş

[Edited at 2016-08-21 12:12 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"3’lü hain çetesinden ‘aciz’lik oyunu!" Aug 21, 2016

--Kaynağından olduğu gibi alınmıştır--

Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 21.8.2016 10:58


Kendini özel harekatçı gibi tanıtıp terörle mücadele ekiplerinin moralini bozan tweetler atan Murat Ş. ‘Beni Uslu, Şükür ve Baransu yönlendiriyordu. Tweetlerle devleti aciz gibi göstermeye çalıştık’ dedi.

Darbe girişimiyle Türkiye'yi kana bulayan FETÖ'cü hainlerin Doğu ve Güneydoğu'da terör örgütü PKK'ya karşı devam eden mücadelede, devleti yıpratmak için kurdukları plan deşifre oldu. BÖF_SUNUM adlı twitter kullanıcısı Şırnak Emniyeti'nin ağına takıldı. FETÖ'cü polis ve askerlerden gelen bilgileri yayınlayan Murat Ş. ile M.Y. Kayseri'de gözaltına alınarak tutuklandı. Murat Ş. ifadesinde ihanetin tüm ayrıntılarını itiraf etti:

HEPSİ ATILAN POLİSLER

Komiser Kadri C. Y. ile Tolga G., beni FETÖ üyesi olduğu için atılan emniyet müdürü Serdar Ö. ile iletişime geçirdi. BOF_SUNUM hesabını da onlar kurdu. Bütün atılan polisler öğretmen Tolga G. İrtibatıyla benimle iletişime geçti. Bu dönemde Emre Uslu kendisine danışmadan hiçbir şey paylaşmamamı istedi. Birkaç tweet için teyit aldı, paylaş ya da paylaşma şeklinde talimatları oldu. Benimle özel mesaj bölümünden (DM) irtibat kuruluyordu. Emirleri alıp anında siliyordum.

HAKAN ŞÜKÜR SALIK VERDİ

Daha sonra Hakan Şükür devreye girdi. Desteğim ve dik duruşum için salık verdi. Sonrasında Mehmet Baransu benimle irtibat kurdu. Bana bilgi aktaracağını ve paylaşmamı söyledi. Gönderdiği birçok bilgiyi tweet attım. Saydığım isimler haricinde o dönem benimle irtibat kuranlar arasında emniyet müdürleri Ali Osman Kahya, Eski Siirt İstihbarat Şube Müdürü Ali İhsan Kaya ile Ercan Taştekin'dir.

BÖF'ÜN SEMBOLİK ANLAMI BÜYÜK

BÖF'ün açılımı Bilgilendirme Önleme Faaliyetleri anlamına geliyor. TEM Şubelere ait bir birim. Hesap 40 bine dayandığında Tolga G. DM bölümünden Ülkücü ve Turancı çizgisine girmemi istedi. Aynen yaptım, BOF_SUNUM Twitter hesabımın takipçisi 70 bin civarını buldu. Bu eksende böyle bir maske kullandım. Bana gönderilen bilgiler devletin gizli bilgileriydi.

PKK İLE BU KADAR MÜCADELE EDİLMİYOR

FETÖ'cü polis C., Mehmet Y. ile İrfan D. bölge ile ilgili karamsar bir tablo çizerek bölgede terörle mücadelenin etkin yapılamadığını, ülkeyi yönetenlerin yanlış yolda olduğunu vurguluyordu. Sıcak istihbarat alamadıklarını, terörle mücadele birimlerinin hain olduğunu, askerin bir an önce duruma el koyması gerektiğini, operasyonlarda tank gerektiğini yazıyordu. Sürekli "Cemaat kadar PKK'nın üzerine gidilmiyor" tweetini atıyorduk.

TEM'İ KARALA SIKIYÖNETİM İŞLE!

15 Temmuz ve yakalanana kadar 'Sıkıyönetim' işlememi istediler. Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer hakkında karalama kampanyası başlattık. İrfan D.'nin yönlendirmesiyle Dinçer hakkındaki twitler diğerleri tarafından yayılıyordu. Güvenlik güçleri arasında ve halkın gözünde sefalet edebiyatı yaptık, darbeye yol açacak algı oluşturmaya çalıştık. Oysaki devlet güvenlik güçlerine dört dörtlük ve eksiksiz destek sağlıyordu.

Kaynak: Akşam + Sabah -> http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/21/3lu-hain-cetesinden-acizlik-oyunu


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"İşte FETÖ'nün dünya yapılanması" Aug 22, 2016

--Kaynağından alındı--
Giriş Tarihi: 22.08.2016 11:15 Güncelleme Tarihi: 22.08.2016 11:55
Söyleşi: İsa Tatlıcan / Sabah.com.tr

Türkiye Fetullahçı ihanet örgütü ile sadece Türkiye'de değil dünyanın 170 ülkesinde mücadele ediyor. Diplomatlarımız Fetullahçı hainlerden temizlenirken, yurtdışına firar eden hainler dünyanın en ücra köşesine de gitse peşlerine düşülüyor. FETÖ'nün yurtdışı yapılanmasını bir dönem Gülen'in Kafkaslardaki önemli isimlerinden biri olan, Gürcistan'da birçok okulun kuruluşunda yeralan ve örgütün yurdışı yapılanmasını çok iyi bilen Hayati Küçük'e sorduk

Türkiye 15 Temmuz ihanetinden sonra Fetullahçı Terör Örgütü ile topyekün mücadeleye girişti. Türkiye bu tarihi mücadeleyi verirken Fetullahçı hainler birer birer yurtdışına kaçıyor. Şu anda yurtdışında 40 bin Fetullahçı hainin varlığından sözediliyor. Türkiye'den kaçanlarla birlikte bu sayı 80 bini bulabileceğinin altı çiziliyor. Türkiye hakkında dünyanın 170 ülkesinde kara propaganda yapmaya programlanmış, bu ihanet uğrunda ailesini bile reddetmiş bu alçaklarla Türkiye nasıl mücadele edecek. Bu soruya bir dönem Kafkas ülkelerinde FETÖ'nün imamlığını yapmış, okullar açmış Hayati Küçük ile cevap aradık.

15 TEMMUZ DARBESİNDEN ÖNCE YURTDIŞINDA 40 BİN FETÖ'CÜ VARDI

-Hayati Bey yurtdışında sizin tahmininize göre kaç tane FETÖ üyesi vardır?

-Yurtdışında Türk olarak kurumsal yapılardaki kadrolar 30-40 bin civarlarındadır. Son firarlarla bu rakamın nereye ulaştığı birkaç ay içinde netleşir. Hem gelişen konjonktürel durumlar hemde maddi yük açısından her ülke artık yerel unsurlara görevlerini devrettiler. Çünkü her ülke artık Mustafa Özcanlar, Naci Tosunlar, Harun Tokak, Şerif Ali Tekalan'ların kopyalarını oluşturdu.

KAÇANLARA SAHİP ÇIKILMIYOR!

-Yurtdışına firar edenlerin hepsine örgüt sahip çıkabiliyor mu? Neler yaşıyorlar orada?

Yurtdışına kaçanların hepsi değil tabiki kim istişare ile kaçmışsa mevcut taşıdığı bilgi özelliğine göre bakımları ve korumaları titizlikle yapılır. Yerel unsurlar çok olduğundan bu rakamı korumada zorluk çekmezler. Şimdi durumlar değişti tabii ki. Aile boyu FETÖ'cülerin arkada bırakıp kaçtıklarının Türkiye'de sahipleri yok artık. Şuan hepsini telaş almış durumda. Çünkü Devletimiz enselerinde. Birçoğuna sahip çıkılmıyor. Şimdiden yurtdışından sefil olmuş müridlerin haberleri geliyor. Bu sefaleti yaşamak yerine gelip pişmanlık yasasından yararlansınlar ve adalete teslim olsunlar. Yolun sonu geldi artık.

-15 Temmuz ihanetinden sonra yurtdışında bir kırılma yaşandı mı?

Ciddi bir kırılma var. Herkesin anası babası dayısı amcası kısacası yakınlarının çoğunun Fetö'ye karşı direnç göstermesi dağılma sürecinin önemli ayağını teşkil ediyor. X ülkede genel müdür FETÖ'cünün annesi 15 Temmuz'da gazi oluyor. Ya da burada akrabaları yardım ve yataklıktan tutuklanıyor. FETO istediği kadar bu adamları etki altına alsın. Türkiye'de nasıl nefret ediliyorsa, yurtdışındaki Türkler de Fetullahçı hainlerden nefret ediyor. En yakın akrabaları vatan haini gözüyle bakıyor. İletişimleri kopmuş durumda. Sahte peygamber FETO bunları daha ne kadar motive eder bilmiyorum. Bir noktadan sonra patlamalar yaşanacaktır.

ARTIK BOL KESEDEN PARA DAĞITAMIYORLAR!

-Yurtdışındaki finans kaynağı nedir? Türkiye'deki himmetlerin kesilmesi yurtdışı faaliyetlerini etkiler mi?

-Türkiye'deki okullar kurslar bir kaynaktı. Yurtdışındaki kaynaklarda bunlar. Fakat sadece FEM Dershaneleri kaynakların ağasıydı bir zamanlar. Yurtdışında kısa süre içinde aç kalmazlarsa iyi. Çünkü yurtdışındaki işadamları da himmetlerini %70 i kesmiş durumda. Milyar dolar servetlerden bahsediliyor. Bu paralarla yurtdışındaki ihanet faaliyetlerini finanse ediyorlar. Ama nereye kadar. Hazıra dağ dayanmaz. Artık kemerlerini sıkmakta kurtarmaz onları. Artık bol keseden senatör, başbakanlar için kapalı zarflar veremeyecekler

GÜRCAN BALIK DÖNEMİNDE ATANANLAR MERCEK ALTINA ALINMALI

-Dün gözaltına alınan Başbakanlık özel kalemi Gürcan Balık'ın Dışişleri imamı olduğunu söylemiştiniz. Biraz açar mısınız? Kimdir bu kişi?

Evet biz onu Dışişleri İmamı bilirdik. Gürcan Balık beni bende onu iyi tanırız. Zannedersem Kazakistan'dan sonra Tiflis Büyükelçiliğine gelmişti. Çekirdekten gelme biridir. Gürcistan'ın imamı Mesut Bozkır (1 ay önce öldü) bana şakirtdir yapımızı sistemimizi iyi bilir her türlü desteği verelim demiştir. Hatta Rusça öğretmen istedi evine özel gönderdim. Sonra hocanın parasını ben cebimden ödedim. Gerçi Rus hatunları çoktu onun. Tiflis alemini açtırmasın bana. Yurtdışındaki büyükelçilikleri, konsoloslukları FETÖ yuvasına çevirdi. FETÖ' nün dünya görüşlerini dış siyasetimizin aynası yaptı. Herkes biliyordu Dışişleri'nin abisi Gürcan Balık idi..

ÇAVUŞOĞLU'NUN GAYRETLERİ ÇOK ÖNEMLİ. AMA BÜYÜK TEMİZLİK ŞART!

-Yurtdışındaki Büyükelçilik ve konsolosluk örgütlenmesinde FETÖ'nün etkinliği nasıl? Diplomatlar düzeyinde FETÖ hala etkili mi?

-Sayın Çavuşoğlu'nun gayretleri çok önemli. Cuma günü 300 büyükelçilik çalışanının Türkiye'ye çağırılması panik havası yaratmıştır. Ancak bu önemli adımlar meselenin çözüldüğü anlamına gelmiyor. Çok derinlere nüfuz ettiler. FETÖ' nün adanmış ruhları nasıl ülkemizi ele geçirdilerse bunları temizlemekte onlardan çok daha çalışmayı ve vatanına sahip çıkmayı gerektirir. Bilgi işlem daire veya bürolardan tutunda elçiliklere kadar ciddi bir temizlik gerekiyor.

KIRGIZİSTAN İMAMI ORHAN İNANDI ÇOK TEHLİKELİ!

-Kırgızistan hep tartışma konusu olmuştur. Kırgızistan'da nasıl bu kadar güçlendiler?

Kırgızistan Orta Asya'nın karargahı demiştim 2 yıl önce. Ülke imamı Orhan İnandı ve A takımı yaklaşık TC vatandaşı 273 civarındalar. Adil öksüz gibi karanlık bir örgüt elemanıdır. 1.5 milyar dolar bütçesi olan Kırgızistan'da FETÖ'nün insan ve para gücü (ki bundan sonra böyle finans gücü olamayacak) ülkeyi içten içe kendine bağlamış durumda. Müftüleri bile onlar atıyor anlayın işte. Dost acı söyler derler eskiler. Bağımsız bir komisyon FETÖ taraması yapsa Kırgızistan'da inanın okullardaki müstahdem bile onlardan çıkar. Bağımsız kardeş ülke Kırgızistan bu pisliği vücudundan Türkiye'nin desteği olmadan atamaz ancak o zaman aydınlık geleceğe yürür. Yoksa Orhan inandı ona buna kırmızı pasaport alma vaatleriyle kumpaslarıyla güzel ata diyarımızı kirletmeye devam edecektir.

GÜRCİSTAN'A PASAPORTSUZ KAÇIYORLAR!

-Gürcistan kolay firar edilen bir ülke. FETÖ'cü firariler Gürcistan'da varlığını sürdürebiliyor mu?

-Biliyorsunuz KKTC ye Gürcistan'a nüfus cüzdanıyla geçişler yapıldığından özellikle Gürcistan'ın karadan havadan çok yakın olması kaçakların ilk aklına gelen yer oluyor. Gürcistan'ın zaten ağır sorunları var. FETÖ yapısı nüfusu küçük ülkelerde çok daha kolay yapılanıyor. Gürcü hükümetinin bilerek bu kaçakları tuttuğuna asla inanmam. FETÖ'nün ekibi tarafından Gürcistan imamı Adem Önal tarafından koordine edildiğine inanıyorum. Gürcistan'da parlamento seçimleri olacak sonbaharda ondan sonra çok şeyin değişeceğini Gürcistan'ının dost elini ülkem hissedecektir.

FETULLAH: "ALİYEV'İ HAZAR'A DÖKERİM!"

-Azerbaycan'da FETÖ ile bir mücadele yapıldığı hep yazılıyor çiziliyor. Azerbaycan'da güçlerini koruyorlar mı?

Azerbaycan'da daha çok kripto olarak varlar. Ama varlar. FETÖ hep şunu derdi: Biz girdiğimiz yerden bir daha çıkmayız. Rusya kapattık dese de federasyon içinde halen varlar. İlham Beyi yıkmak an meselesiydi. Bir gün toplantıda Pensilvanya'da Azerbaycan'dan telefon geldi İlham beyin ciddi sorun yaptığıyla ilgili. Fetö aynen şunu söyledi "Kendini Hazar'a döktürtmesin bana." Bu bir realite ve gerçek. İlham bey düşse inanın can Azerbaycan'da düşer bunların elinde kalır. İşte iki devlet bir millet olursak bunları çöplüğe atarız.

-Afrika ülkelerinde etkili oldukları görülüyor. Fakir ülkeler FETÖ için avantajlı bölgeler mi?

-Orta Asya fakir. Afrika zaten öyle. Avrupa, Amerika ve bazı uzak doğu ülkeleri zengin. FETÖ ülkelerin ciğerlerini söktü aldı. Afrika'daki devletin hepsi FETÖ'nün imamlarının kaynaklarına ve projelerine bağlı kaldı. Mesela Nijer imamı Hamit Çınar, mesela Nijerya Oğuzhan Dirican bunlar gölge devlet başkanları gibi. Tuskon buralara gelip güç gösterisi yaptı. Sonra işte ananas mananas hikayeleri koçlara kuzulara kadar uzandı bunlar biliniyor.

ROMANYA VE BULGARİSTAN'DAN KAÇIYORLAR

-Balkanlarda durum nasıl. Özellikle Bosna Hersek Türkiye için çok önemli. Bu ülkede varlıklarını sürdürüyorlar mı?

Romanya ve Bulgaristanda da ciddi bir telaş başlamış. Sağa sola kaçanlar çok. Kaldı ki Romanya ve Bulgaristan'da Fetö'cü olmak bir referanstı. Şimdi ise eriyorlar.

Bosna Hersek'te elbette varlar. Bu 15 Temmuz'dan sonra ciddi kan kaybediyorlar. Bosnalı kardeşlerimizin davalarına hiç bir zaman sahip çıkmamış iki yüzlü Feto'nun gerçek yüzü ortaya çıktıkça insanlar desteklerini geri çekiyorlar. Hükümet ve devlet Başkanları ülkemizi ciddi olarak dikkate alıyorlar. Cumhurbaşkanımıza Bosnalı kardeşlerimizin ciddi bir teveccühleri var.

-Almanya FETÖ'nün kalesi olarak biliniyor. Almanya'da bu yapıyı kimler yönetiyor?

Almanya PKK'yı nasıl öz evladı gibi koynuna aldıysa FETÖ'yü de bu vekalet savaşında Türkiye'ye karşı koz olarak elinde tutuyor. S.O.S bu alman vakıfları var ya. Tam FETÖ'nün aynısı. Gittiğimiz ülkelerde bunların villalardan oluşan eğitim kampüsleri vardır. Bunların hiç bir zaman bize o ülkelerde rakip oldukları halde karşı bir harekette bulunmamışlardır. Alman istihbaratı hakeza. Kısacası AB ülkeleri Merkel'in Almanya'sının yolunda gitmekteler. Zamanla gördük ki İnsanın Amerika gibi dostu müttefiki olursa sonucu bu olur. Amerika-Bürüksel-Almanya üçlüsü darbenin merkez üstleridir. FETÖ Alman hukukunu arkamıza almalıyız diyordu. Buyrun size Alman Hukuku. Cumhurbaşkanımızı görüntülü olarak konuşmasını Alman anayasa mahkemesi birgünde karara bağladı izin vermedi. Demek ki Alman hukukunu FETÖ terör örgütü arkasına almış.

AKIN İPEK NEDEN İNGİLTERE'YE GÖNDERİLDİ?

-Akın İpek'ten sonra İngiltere'ye de özel bir ilgi var. Bunun sebebi nedir?

Sadece ABD'ye değil İngiltere'ye de FETÖ gerçeği anlatılmalı. Birleşik Kraliyet diyelim İngiltere yerine. Lordlar kamarası ve kraliyetle yazışmaları FETÖ'nün bir Şerifi var ya! Kaçak Şerif Ali Tekalan ona sormak lazım! Bu FETÖ eğitim dilini British İngilizcesi olarak seçmiş ve dünyada bütün okullarda onların kitapları okutulmakta. Kral ve kraliçeyi anlatan sevdiren yayınlar… ABD-Büyük Britanya-İsrail'in okullarda kotaları var demiştim. Akın ipek için alarm verilmişti. FETÖ, Akın İpek için "Melekoğlu melektir. Kırmızı pasaportlu olarak sorgusuz sualsiz cennete gidecek." diyen FETÖ, 2. Elizabeth'in yanına sır küpünü namusunu göndererek kapıları açmış oldu.

JAPONYA'YA DİKKAT! ORAYA KAÇIYORLAR ÇOK GÜÇLENDİLER

-Uzakdoğu'da FETÖ'nün gücü nasıl?

-Maalesef uzak doğu kanayan yara. İyiler. Japonya İmparatoru'ndan hükümetine, oradan Tayland'dan, Tayvan'a kadar çok iyiler. Buralardan dikkat ederseniz ses yok. Japonya önemli, çok kaçan oldu son dönemde. Çünkü kamuoyunu bunlar çok etkiliyorlar. Şimdi burada şunu belirteyim artık eskisi gibi arka bahçeleri gibi kullandıkları Türkiye olmayacağından balonun patlaması gibi hızlı bir ayrışma başlayacaktır.

BÜTÜN DÜNYA ABD'NİN FETÖ KONUSUNDAKİ ATACAĞI ADIMA BAKIYOR

-ABD'deki örgüt yapılanmasından biraz bahseder misiniz?

-ABD kilit ülke. Eyaletlere göre bir yapılanma ve her eyaletin yasa ve kurallarına göre örgütlenme var. Ayrıca bütün ülkeleri FETÖ, ABD'ye bağlamıştı. ABD'li bir senatör artık x ülkedeki FETÖ'nün sorunu için devreye giriyordu. Tüm ülkelerin veri tabanları FETÖ'ye gider FETÖ'de hem ABD hükümetine hem CIA'e verirdi. ABD merkez ana merkezdi. Türkiye ise 173 ülkeden biriydi. Amerika'nın bulunduğumuz her ülkedeki sefaretine yıllık imamlar dosya verir tüm faaliyetleri içeren. Her ay mutlaka sefaretleri ziyaret edilirdi. Bu bir realite ve gerçek. Kim inkar edebilirse çıksın. Yani Amerika bu örgütün başını kendinden başkasına bırakmayacaktır. Ortağını teslim etmeyecektir. Amerikan elçiliklerinin yardımlarının kümülatif toplam değerlerini ve bulunulan ülkelerdeki yerleşik düzen ve güç kazanılmasındaki rolü büyüktür. Herkes Amerika'nın nasıl adım atacağına bakmaktadır.

ABD YAKINDA BAŞKA ÜLKEYE GÖNDEREBİLİR

-ABD bu kadar baskıya dayanabilir mi? Türkiye ile FETÖ arasında bir tercih yapması istenirse hala Fetullah'ı tercih edeceğine inanıyor musunuz?

ABD bu baskıya dayanamaz. Sayın Cumhurbaşkanı ABD'den tercih yapmasını istedi. Şimdi önümüzde kritik iki görüşme var. Bir ABD heyeti Gülen'in iadesi için Türkiye'ye geliyor. Ardından Biden Türkiye'ye gelecek. Bunlar önemli gelişmeler. Türkiye'ye iade eder mi bilmiyorum ama yakın gelecekte ABD'den başka bir ülkeye gönderilirse sürpriz olmaz. CIA'nın güvence vererek seçip göndereceği ülkeye gider FETÖ. Kendi başına asla 10 metre bile gitmez.

----------------
Yeri (foturaflı): http://www.sabah.com.tr/fotohaber/gundem/iste-fetonun-dunya-yapilanmasi



[Edited at 2016-08-22 10:31 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Polis 'Süper İmam'ın peşinde" Aug 22, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--

Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 22.8.2016 13:12 Güncelleme Tarihi: 22.8.2016 13:20

Polis, Terörist başı Fetullah Gülen'in sağ kolu olan, Pensilvanya'daki çiftlikte Gülen'den sonra gelen isim olan Cevdet Türkyolu'nun peşine düştü.

Türkyolu'nun cemaat içinde 'Uzun Cevdet' olarak anıldığı ve tüm imamların üzerinde 'süper imam' konuma sahip olduğu ifade ediliyor. Gülen'in kişisel korumalığından asistanlığına kadar her türlü ihtiyacını karşılayan Türkyolu, aynı zamanda Gülen'in yeğeni Mebruke Türkyolu ile evli.

Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) başarısızlıkla sonuçlanan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ'nün sağ kolu olan 'Uzun Cevdet' lakaplı süper imamı Cevdet Türkyolu'nun Sakarya'da yaşayan akrabalarına yönelik operasyon düzenlendi.

FETÖ'nün Amerika'da bulunan süper imamı Cevdet Türkyolu'nun kardeşleri V.E., M.T. ve Ü.I. ile M.T.'nin eşi G.T., eniştesi K.U. ve yeğenleri N.T., F.T., Y.Ş.I., A.M.I., N.S.I., M.M.I, M.E.V. gözaltına alındı.

İkametlerinde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel dökümana el konuldu.

Cevdet Türkyolu örgüt içinde oldukça önemli bir konuma sahip.

GÜLEN TEKME TOKAT DÖVMÜŞTÜ

17-25 Aralık sonrası FETÖ ile yollarını ayıran Hüseyin Gülerce Türkyolu'nun örgüt içinde çok önemli bir konumda olduğunu anlatmıştı. Gülerce, Fethullah Gülen'i ziyarete gittiğini bir gün Gülen'in Cevdet Türkyolu'nu tekme tokat dövdüğünü söyledi.

Türkyolu, cemaatin 'süper imamları'ndan biri olarak anılıyor ve Fethullah Gülen'in yeğeni Mebruke Türkyolu ile evli. ABD'de gayrimenkul zengini olarak biliniyor.

GAYRİMENKUL ZENGİNİ

Türkyolu'nun ABD'de 10 milyon doları aşan gayrimenkulü ve 2 milyon dolar nakit parası bulunduğu ifade ediliyor. Cevdet Türkyolu ve ailesi, Fethullah Gülen'in Pensilvanya'daki malikanesinde yaşayan çekirdek kadroda yer alıyor. Gülen'in asistanı gibi. Bütün özel ihtiyaçlarıyla o ilgileniyor. Görüşmek için randevu isteyenler önce ona iletiliyor. Türkyolu, cemaat piramidinin en tepesinde yer alan 'mahrem hizmetler' sınıfı imamları arasında da yer alıyor. Yapılanmanın lideri olan Fethullah Gülen'den sonra gelen ismin Cevdet Türkyolu olduğu da konuşulanlar arasında.

KOZANLI ÖMER'İN DE PATRONU

FETÖ iddianamelerinde yer alan bilgilere göre, Gülen örgütünün üst yönetiminde 'Uzun Cevdet', 'Uzun Abi' ve 'Cevdet Abi' lakaplarıyla anılan Türkyolu, 'Kozanlı Ömer' lakaplı emniyet ve istihbarat imamı Osman Hilmi Özdil'in de patronu konumunda. Cevdet Türkyolu, aynı zamanda Fethullah Gülen'in, 'mahrem hizmetler' adı verilen sınıfın yönetimini emanet ettiği isi.

Harp okulu, siyasal bilgiler ve hukuk fakülteleri ile polis akademisinden mezun olanlar, bürokraside Fethullah Gülen Grubu adına bu sınıfın mensubu olarak faaliyet gösteriyor. 'Uzun Cevdet' işte bu kozmik yapıyı yöneten isim.

Yeri (foturaflı): http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/22/polis-super-imamin-pesinde

[Edited at 2016-08-22 15:12 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Göbekliktepe'ye nasıl kazı başkanı oldu?" Aug 22, 2016

--Gaynağundan alundu daa--

Hürriyet Haber
21 Ağustos 2016 - 16:41Son Güncelleme : 21 Ağustos 2016 - 16:54

Şanlıurfa’da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Müdürü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Müslüm Ercan’nın Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğu ortaya çıktı. Göbeklitepe’yi dünyaya duyuran Alman arkeolog Klaus Schmidt’in eşi Çiğdem Köksal Schmidt, kazı başkanlığına getirilen Müze Müdürü Ercan’ın Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğunu belirterek tepki gösterdi.

Şanlıurfa’da FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve Emniyet Müdürlüğü’nde işlemleri süren Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Müdürü ve Göbeklitepe Kazı Başkanlığı’nı yürüten Müslüm Ercan’ın, Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğu, arkeolojik alanda çalışma yapmadığı ortaya çıktı.

Göbekliktepe'ye nasıl kazı başkanı oldu?

ALMAN ARKEOLOGUN YERİNE GETİRİLMİŞ

20 Temmuz 2014 yılında havuzda yüzerken geçirdiği kalp krizi sonucu ölen Alman Arkeolog Klaus Schmidt’tin yerine Göbeklitepe Kazı Başkanlığı’na getirilen Şanlıurfa arkeoloji Müzesi Müdürü Müslüm Ercan’ın, Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğunu öğrenen Schmidt’in eşi Çiğdem Köksal Schmidt, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Herhangi bir kazı çalışmasına katılmayan Ercan’ın görevdeki yükselişine isyan eden Çiğdem Köksal Schmidt, sosyal medya hesabından şunları yazdı:

Göbekliktepe'ye nasıl kazı başkanı oldu?

ÇOK İSYAN ETTİM, SONUNDA PES ETTİM

"Görevden alınan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Müdürü Müslüm Ercan’ın Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu olduğunu bilmiyordum! İlk göreve başladığı günlerden beri tanıdığım bu kişi, Konya mezunuyum dediğinde hiç aklıma gelmemişti. Arkeoloji eğitimi almamış birinin göreve getirileceği. Bizlere hem okuduğunu, hem çalıştığı söylerdi. Bu ülkede arkeoloji okumuş insanlara kazı izni verilmiyor, sanat tarihçileri, mimarlık tarihçileri de kazı ve sondaj adı altında herhangi bir çalışma için izin alamıyorlar. Ama eşimin ardından Göbeklitepe kazı başkanlığı ve de Göbeklitepe alan başkanlığı teslim edilecek kişide başka kriterler aranmış anlaşılan. Ben son 2 senedir Göbeklitepe de yapılanlar, takınılan tavırlar karşısında çok isyan ettim ve sonunda pes ettim. Ama asıl önemli mevzuyu bilmiyormuşum.Halkla ilişkiler mezunu bir kişi, hadi müze müdürlüğünü geçtin o bile tuhaf ama kazı başkanı nasıl olur aklım almıyor. Bu saatten sonra bu konuda bilmediğim şeyler çıktı ortaya."

Kaynak (foturaflı): http://www.hurriyet.com.tr/gobekliktepeye-nasil-kazi-baskani-oldu-40204371


============
==============
ADO_YORUM: Hayvanat bahçesi sorumlusu -> TÜBİTAK'a müdür; halkla ilişkiler mezunu-> müze müdürü ve arkeolojik kazı başkanı, vaizin biri küresel paralel örgüt/terör örgütü kurucusu ve başkanı, halkına kurşun sıkan darbeci şerefsizler; yollu-yolsuz yiyilen vergilerimiz, işkence edilerek devre dışı bırakılan askeri okul öğrencileri (fetullahçı olmadıkları için), boktan eğitim sistemimiz; devlette liyakatsızlığı bu durumlara getiren politikacılar; tüm bu kokuşmuşlukları görmezden-duymazdan gelen ordu ve MİT mensupları; FETÖ'cü imamlarla yönetilen devlet ve özel sektör kurumları.... bu aykontilikler saymakla bitecek gibi değil -> MISMANAGEMENT PURE !!!
______________________________

[Edited at 2016-08-23 08:44 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Darbe gecesi Genelkurmay’ı basan o sivil kim çıktı" Aug 24, 2016

--Oda TV'den alındı--

ODA TV 24.08.2016 11:16

Cemaat’in darbe girişimi gecesi Genelkurmay Karargahı'ndaki görüntülerde yer alan sivilin kimliğine ortaya çıktı. Görüntülerdeki kırmızı gömlekli şahsın Kara Harp Okulu'nda Türk Dili Öğretim Görevlisi Mehmet Akçara olduğu anlaşıldı. Akçara Cemaat’in "Hava Kuvvetleri İmamı" olduğu belirtilen Adil Öksüz'ün öğretim görevlisi olduğu Sakarya Üniversitesi'nden mezun.

Aydınlık’tan Deniz Bilici’nin haberine göre; 15 Temmuz gecesi Genelkurmay karargahındaki sivilin Mehmet Akçara olduğu ortaya çıktı. Akçara'nın öğrenciyken Cemaat’in 'Büyük Bölge Talebe Mesulü' (BBTM) olduğu öğrenildi.

Önceki gün ortaya çıkan 15 Temmuz gecesi Genelkurmay karargahında yaşananlara ilişkin görüntülerde, Cemaat mensubu generallerin yanında görülen sivil giyimli eli silahlı kişilerden birinin Kara Harp Okulu'nda Türk Dili öğretim görevlisi olarak görev yapan Mehmet Akçara olduğu öğrenildi.

KARA HARP OKULU'NDA ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

2008-2012 yıllarında Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun Mehmet Akçara 'nın, Sakarya Üniversitesi'nde öğrenci olduğu 2008-2012 yıllarında Cemaat’teki görevinin Büyük Bölge Talebe Mesulü olduğu ortaya çıktı. Sakaryalı olan Akçara'nın ailesinin halen Karasu ilçesinde yaşadığı tespit edildi. Dönem arkadaşları, Akçara'nın öğrenciyken 12 Cemaat evinden sorumlu olduğunu, Sakarya Serdivan'da bulunan Mobilyacılar Çarşısı'ndaki bir Cemaat yurdunda da müdür yardımcılığı yaptığını söyledi. Sakarya Üniversitesinin öğrenci temsilciliği seçimlerini de Mehmet Akçara'nın yönettiği öğrenildi.

Yazının kaynağı (foturaflı): http://odatv.com/darbe-gecesi-genelkurmayi-basan-o-sivil-kim-cikti-2408161200.html


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Adil Öksüz ve Hillary Clinton arasında bağış ilişkisi" Aug 24, 2016

--Alıntı--

ODA TV 24.08.2016 06:40


Cemaat'in kaçak ‘Hava Kuvvetleri İmamı’ Adil Öksüz’ün, ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olarak yarışan Hillary Clinton’un kampanyasına bağış yaptığı iddia edildi.

Habertürk'ün USA Today’in haberinden aktardığına göre, Öksüz 27 Haziran 2014’te, o dönem Hillary Clinton’un başkanlık seçimlerinde aday adayı olması için çalışma yürüten ‘Ready for Hillary PAC’ adlı gruba 27 Haziran 2014’te 5 bin dolar bağışta bulundu.

ŞAİBELİ ŞİRKET ÜZERİNDEN

Öksüz bu bağışı “Harmony” adlı şirket üzerinden yaptı. Şirket 2010 yılında Öksüz tarafından New Jersey’de ticaret siciline kaydedildi. ABD yasaları uyarınca, yabancılar seçim kampanyalarına bağış yapamıyor ancak ABD’de faaliyet yürüten, sahibi ABD vatandaşı olmayan şirketler, ABD vatandaşı yöneticilerinin kararı olursa kampanyalara bağışta bulunabiliyor. Clinton’a yapılan bağışın, Harmony’nin yaptığı tek bağış olduğu belirtiliyor. Şirketin bir kağıt üretim şirketi olduğu iddia edilse de, belirtilen telefon numarasına ulaşılamıyor ve gösterdiği adres Lodi karayolu üzerinde bir ikinci el araba satışı mekanı.

USA Today’e göre, Öksüz’ün bağışı o gün California eyaletine bağlı Lodi kentinde Clinton’un kampanyasına yapılan toplam 62 bin dolarlık yarım düzine bağıştan biriydi. Türk kökenlilerin yaptığı bağışlar için bugün var olmayan şirketler kullanıldı. Öte yandan bir diğer önemli iddia ise, bağışçıların çoğunun Fetullah Gülen’in destekçileri olduğu ve kendisiyle ilişkilerinin açıkça bilindiği. O dönem Harmony adlı şirkette ‘İcra Direktörlüğü’ görevini yürüten Abdülhadi Yıldırım, 7 bin 500 dolar. Gülen bağlantılı Türk Kültür Merkezi Eski Başkanı Recep Özkan’ın Clinton’a 500bin ile 1 milyon dolar arasında para aktardığı iddia ediliyor. Türk Kültür Merkezi, Sema Eğitim, Apple Eğitim Hizmetleri, Türki-Amerikan İşletme Ağı, Global Spektrum Kuruluşu ve Türk Amerikan İletme Konseyi gibi kurumlarla bağlantısı olan Gülen bağlantılı Gökhan Özkök’ün de, bağış kampanyasına destek verdiği belirtiliyor. Clinton 2009’da dirseğini kırdığında, Özkök kendisine gönderdiği mesajında “Gülen’in dualarını da size iletmek isterim” demişti.

VAKFINA BAĞIŞ YAPANA KOLAYLIK

Hillary Clinton’ın Dışişleri Bakanı olduğu dönemde özel bir server kullanması nedeniyle usulsüz bulunan ve FBI’ın peyder pey yayınladığı maillerin son partisi, Clinton Vakfı’na büyük bağışlar yapan kişilere devletle ilgili meselelerde kolaylık sağlandığı iddialarına yol açtı. Hatta bir defasında U2’nun solisti Bono konserinde Uluslararası Uzay Üssü’ne bağlanmak için Clinton’ın yardımcılarından destek istemiş.

Yazının alındığı yer (foturaflı): http://odatv.com/adil-oksuz-ve-hillary-clinton-arasinda-bagis-iliskisi-2408161200.html


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Tuğamiralin defterinden Gülen’in saçları çıktı" Aug 24, 2016

--Kaynağından alındı--

Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 24.8.2016 10:28 Güncelleme Tarihi: 24.8.2016 10:52

Darbe girişimi sonrasında tutuklanan Deniz Kuvvetleri Denetleme Değerlendirme Başkanı Tuğamiral Ali Murat Dede’nin odasında yapılan aramada örgüt lideri Fetullah Gülen’e ait saç tellerinin çıktığı tespit edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan birçok darbeci askerin odasında arama yapılmıştı. Yapılan aramalarda suç delili oluşturan, bilgi-belge ve bilgisayar imajları incelenmek için güvenlik güçleri tarafından alınmıştı. Bu kapsamda, odasında arama yapılan darbeci Tuğamiral Ali Murat Dede'nin odasında bir not defteri ele geçirildi. Söz konusu not defterini incelemeye alan savcılık, içerisinde ilginç ayrıntılar buldu.

KÂĞIDA SARMIŞLAR

Defterin içerisini inceleyen savcılık, bir kâğıdın içerisine sarılmış bir şekilde 2 adet 'kırlaşmış kıl' buldu. Söz konusu kılların FETÖ/PDY örgüt lideri Fetullah Gülen'e ait olduğu tespit edildi. FETÖ'cüler tarafından Balyoz gibi kumpas davalarının ardından birçok askerin tasfiye edilmesini sağlayarak kendi adamlarını yerleştiren örgütün üyelerinden Dede'nin odasında Gülen'e ait kılların çıkması pes dedirtti. Dede'nin defterinde ayrıca yazılı ilginç bir de not bulundu. Defterde, "İhsan oğlu Murat, sen Yıldız kızı Sezin'i zevceliğe kabul ettin mi?; Sen Yıldız kızı Sezin İhsan oğlu Murat'ı zevceliğe kabul ettin mi?" yazısının olması dikkat çekti.

ŞİFRELER ÇÖZÜLECEK
Defterde aynı zamanda bazı kısaltmalar, telefon numaralar, yabancı sözler, Arapça yazılar ve adreslerin de yazıldığı belirlendi. Ankara Başsavcılığı Dede'nin not defterindeki yazıları araştırmak için harekete geçti. Savcılık, söz konusu şifreli notların ne olduğunu çözümleyecek. Notların çözümlenmesinin ardından soruşturmayı etkileyecek bazı bilgilerde bu sayede elde edilebilecek.

Bir dönem Fetullah Gülen'in en yakınında yer alan isimlerden olan Ahmet Keleş'te daha önceki açıklamalarda Gülen'in "kesilen tırnakları ve saçları atılmaz saklanırdı. Gülen traş olduğunda kesilen saçları bile kutsal sayılırdı" demişti.


1. kaynak: Türkiye gazetesi
2. kaynak (foturaflı): http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/24/tugamiralin-defterinden-gulenin-saclari-cikti


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"FETÖ'cü şirketlere direkt el konulacak" Aug 24, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--

Sabah gazetesi
Giriş Tarihi: 24.8.2016 10:05 Güncelleme Tarihi: 24.8.2016 10:22

Hazırlık aşamasındaki yeni kanun hükmünde kararnameyle FETÖ ile ilişkili olduğu belirlenen işadamlarının şirketlerine el konulacak, uygun şirketler özelleştirilecek

FİRARİ İPEK DE VAR
Hükümet 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) finans ayağına en büyük darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Yeni kanun hükmünde kararname (KHK) FETÖ ile ilişkisi belirlenen işadamlarının şirketlerine el konulacak. Söz konusu şirketler KHK'da liste halinde yayımlanacak. Habertürk'ün haberine göre liste çalışmalarının bir süredir devam ettiği ve bu kapsamda savcılıklardan görüş istendiği öğrenildi. Savcılıklardan gelecek görüşlere göre listelere son şeklinin verileceği kaydedildi. Bu şirketler arasında Kozaİpek ve Kaynak Holding gibi dev şirketlerin de bulunduğu öğrenildi. KHK'nın kısa süre içinde yayımlanması bekleniyor.

ŞİRKETLER ÖZELLEŞTİRİLECEK

KHK ile halka açık şirketlerin hisselerinin tamamına el konulmasının doğuracağı sorunların önüne geçilecek. Küçük hissedarların zarar görmemesi için yalnızca FETÖ ile bağlantılı patronların sahip olduğu hisselere el konulacak. Şirket yönetimleri devlete geçecek ve kayyum dönemi son bulacak. Bu şirketler devletin ilgili kuruluşlarınca yönetilecek, uygun görülenler özelleştirme yoluyla satılabilecek.

TUSKON'DAN 187 İŞADAMINA GÖZALTI KARARI

FETÖ ile bağlantılı Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) üyesi şirketlere karşı başlatılan soruşturmada 187 işadamı hakkında gözaltı ve mal varlıklarına tedbir kararı verildi. 60 işadamı gözaltına alındı.

1. kaynak: Habertürk
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/08/24/fetocu-sirketlere-direkt-el-konulacak

[Edited at 2016-08-24 10:24 GMT]


Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search







CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »
Déjà Vu X3
Try it, Love it

Find out why Déjà Vu is today the most flexible, customizable and user-friendly tool on the market. See the brand new features in action: *Completely redesigned user interface *Live Preview *Inline spell checking *Inline

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search