ProZ.com global directory of translation services
 The translation workplace
Ideas

 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7] >
User
Thread poster: Haluk Erkan
Off topic: Çevirmenin Edebiyat Köşesi

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
English to Turkish
Autumn Leaves Sep 21, 2011

Çok sevdiğim bir şarkının sözlerini kurcalamak istedim ben de. Genelde böyle çevirilerden uzak dururum ama bu esere borçluyum bunu sanki:
(Edith Piaf ve Nat King Cole gibi devlerin yorumları mahveder insanı ama ben bir de genç yaşta dünyaya veda eden bülbül Eva Cassidy'nin sesinden dinlemenizi tavsiye ederim:
Autum Leaves - Eva Cassidy

The falling leaves drift by the window
The autumn leaves of red and gold
I see your lips, the summer kisses
The sunburned hands I used to hold

Since you went away the days grow long
And soon I'll hear old winter's song
But I miss you most of all, my darling
When autumn leaves start to fall

(Beste: Joseph Kosma, Söz: Johnny Mercer)

GÜZ YAPRAKLARI
Düşerken penceremi okşuyor
Sarı-kızıl güz yaprakları
Yazla öpüşen dudakların aklıma düşüyor
Ve tuttuğum o ellerin, güneş karası

Gittin, günler geçmek bilmiyor
Birazdan başlar ihtiyar kışın şarkısı
Sevgilim, güz yaprakları düşüyor
Ve kanıyor hasretimin yarası

(Çevirmeye çalışan: Şadan Öz)




[Değişiklik saati 2011-09-21 21:52 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
şadan bey'e Sep 22, 2011

bu güzel şarkı ve çeviri için teşekürler...
bu arada kendi edebi eserlerinizi de burada yayınlamaya davet ediyoruz.

İyi çalışmalar

[Bearbeitet am 2011-09-22 17:39 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Der fremde Angeber Sep 22, 2011

„Ich kann alles besser, was du kannst!“, verkündete der schmächtige Mann mit lichtem Haar und dünnem Schnurrbart, gleich nachdem er ins Café eintrat.

Das könnte ich nicht auf mich sitzen lassen. Ich stand auf und rief genauso fest entschlossen wie er:

„Ich kann aber nichts!“

Der schmächtige Mann wankte verblüfft ein paar Sekunden, dann erhellte sich sein narbiges Gesicht, und er schlenderte mit theatralisch langsamen Schritten an die Theke.

Mit einem schiefen Lächeln auf der Visage, klopfte der fremde Angeber auf meine linke Schulter, und bestellte für uns teuren Cognac.
______________________________

Haluk Erkan (c) 2007


[Bearbeitet am 2011-09-22 13:12 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
google chicken translate Sep 24, 2011


Haluk Erkan wrote:

Der Fremde Angeber

„Ich kann alles besser, was du kannst!“, verkündete der schmächtige Mann mit lichtem Haar und dünnem Schnurrbart, gleich nachdem er ins Café eintrat.

Das könnte ich nicht auf mich sitzen lassen. Ich stand auf und rief genauso fest entschlossen wie er:

„Ich kann aber nichts!“

Der schmächtige Mann wankte verblüfft ein paar Sekunden, dann erhellte sich sein narbiges Gesicht, und er schlenderte mit theatralisch langsamen Schritten an die Theke.

Mit einem schiefen Lächeln auf der Visage, klopfte der fremde Angeber auf meine linke Schulter, und bestellte für uns teuren Cognac.
______________________________

Haluk Erkan (c) 2007


Diğer show-

"Senin neler yapabileceğini, daha iyi yapabilirim," saç inceltme ve ince bıyıklı ince uzun adamın kafe girdi hemen sonra, ilan etti.

Üzerimde oturup izin veremezdi. Ben ayağa kalktı ve tıpkı olarak belirlenmiştir haykırdı:

"Ama olamaz!"

Sırık gibi adam birkaç hayrete saniye sendeledi, sonra da yaralı yüzü aydınlandı ve o sinemalara çubuğuna yavaş adımlarla yürüdü.

Yüzünde alaycı bir gülümseme ile, yabancı benim sol omuz gösteriş çaldı ve bize pahalı konyak için emretti.
_______________________________
çeviri: google chicken translate (c) 2011


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 18:05
Turkish to English
+ ...
Buna paralel İspanyolca bir klasik:Historia de un Amor Sep 24, 2011


Sadan Oz wrote:

Çok sevdiğim bir şarkının sözlerini kurcalamak istedim ben de. Genelde böyle çevirilerden uzak dururum ama bu esere borçluyum bunu sanki:olca
(Edith Piaf ve Nat King Cole gibi devlerin yorumları mahveder insanı ama ben bir de genç yaşta dünyaya veda eden bülbül Eva Cassidy'nin sesinden dinlemenizi tavsiye ederim:
Autum Leaves - Eva Cassidy

The falling leaves drift by the window



[Değişiklik saati 2011-09-21 21:52 GMT]


Historia de un Amor (Spanish for "a love story") is a song about a man's old love written by Panamanian songwriter Carlos Eleta Almaran. It was written after the death of his brother's wife. . The song tells of a man's suffering after his love has disappeared. It may be interpreted that love is a story for a woman but it's just an episode for a man.

the story of a love

your not by my side now my love
in my soul i only have darkness
and if i can’t see you now
why did god make me love you
to make me suffer more

you were always the reason for my excistence
adoring you, for me, was a religion
and in your kisses i found
the love that gave me
the love and the pasion

its the story of a love
like none that will ever again be
that made me understand
all the good and all the bad
that gave light to my life
turning it off again
oh what a life so dark
without your love i cannot live...
KUSURA KALMAYIN TÜRKÇESİNİ ÇEVİREMEDİM BÖYLE DURUMLARDA YAŞASIN GOOGLE TRANSLATE
TABİİ Kİ Luis Miguel http://www.youtube.com/watch?v=NqZqUS0CE9c


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
masa da masaymış ha Oct 1, 2011

adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu

pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya

aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu

üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu

bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu



edip cansever


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
chuck & co Oct 2, 2011

pirat: naber chuck
chuck: sen de kimsin
pirat: senin gibi delinin biri
[bilgisayarı kilitlemem için 64 saniye online kalmalı]
chuck: benden delisi yok
pirat: hadi canım senden önce de seks manyakları vardı
chuck: hepsi can sıkıcı moruklar benim çılgınlıklarımla kıyaslanamaz
pirat: daha da çılgınca bir şey yapmak ister misin chuck
[chuck sağ tırnağına aldığı beyaz tozu burnundan çeker gözleri fal taşı gibi açılır]
chuck: neymiş o
pirat: sadece bir saatin var
chuck: ne için
pirat: son çılgınlığını yapman için
chuck: f***
pirat: kalbinde pil var
chuck: nolmuş senin de kıçında b** var [pis sırıtır]
pirat: o pilin frekanslarına odaklanmış bir roket var
chuck: sen çıldırmışsın
pirat: olabilir
chuck: senin derdin ne
pirat: o kalp pilini kendi ellerinle kesip çıkarmanı istiyorum chuck
chuck: sen gerçekten delirmişsin
pirat: karar senin
chuck: eee çıkarmazsam nolur
pirat: unutkansın chuck o pile hedeflemiş roket gelir seni cehenneme gönderir
chuck: bunların hepsi blöf
pirat: karar senin chuck
chuck: lanet olası
[chuck dört beş kere peş peşe MSNi kapatmaya çalışır sinirlenerek mümkün olmadığını görür bilgisayarını kapatmaya çalışır imkansız]
chuck: lanet olası bunu nasıl yaptın
pirat: teknik detaylarla vakit kaybediyorsun dostum sadece 55 dakikan kaldı
[chuck telefona sarılır telefondan ses gelmez]
pirat: dış dünya ile iletişim kurmak yok
chuck: pencereyi açıp bağırabilirim sen beni aptal yerine mi koyuyorsun
pirat: kimse seni ciddiye almayacak chuck sapıklıklarından biri sanacaklar o kadar
chuck: pili hastanede çıkartırım evet 20 km ilerde iyi bir klinik var
pirat: şu an itibariyle 53:17:09 zamanın kaldı dostum sen oraya varana kadar en azından 20-25 dakika geçer, geriye 30 dakikan kalır akıllı ol chuck sen hiç yarım saatte hazırlanan bir kalp ameliyatına rastladın mı
chuck: allah belanı versin
pirat: tanrı diye bir şey yok chuck
chuck: para para ister misin istediğin kadar
pirat: şu an değişik hesaplarda toplam 1,274 957 dolar 23 cent in var istersem anında kendi hesaplarıma aktarabilirim bana verecek hiçbir şeyin yok chuck
chuck: neden
pirat: neden diye bir şey de yok dostum hiçlik ve can sıkıntısı işte
chuck: beni öldürmeyi aklına koydun ve ben kapana sıkıştım
pirat: aynen öyle
[chuck peş peşe iki tırnak beyaz tozdan çeker gözlerinin altı morarmış saçları köpek görmüş kedi gibi kabarıktır görüntüden bir gölge geçer]
pirat: yalnız değilsin
chuck: hiç kimse hiçbir zaman yalnız değildir
pirat: yazık bu inciyi benden başka hiç kimse okuyamayacak

chuck: marwish ben ölüyorum
[arka plandan kalın erkek sesi]
marwish : hepimiz her an ölmüyor muyuz zaten
chuck: geri zekâlı delinin teki kalp pilimin frekanslarını hedef almış bir roketle beni öldüreceğini yazıyor
marwish: ben de seninle olmak pardon ölmek istiyorum maestro
chuck: AMA BEN HENÜZ ÖLMEK İSTEMİYORUM
marwish: hem ne fark eder ki
chuck: sen ne aldın
marwish: bir iki dilim mezcal o kadar
chuck: defol git
[marwish görüntü alanından kaybolur]

pirat: kalbindeki pili çıkar chuck
chuck: ben operatör değilim
pirat: dene chuck bu senin son çılgınlığın olsun
chuck: manyak mısın nesin sen
pirat: senden öğrendik chuck
chuck: tanrı adına
pirat: hadi chuck eline şu keskin sivri meyve bıçağını al ve başla
___________________________________________________________

© haluk erkan 2011


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
nobel edebiyat ödülü 2011: tomas tranströmere Oct 6, 2011

büyük kara sırtlı martı
gökte süzülüyor güneşin kaptanı
dünya henüz tatlı uykusunda
rengarenk opal taşı gibi suda
yorumsuz bir gün - günler
aztek alfabesi

___________________________________________________

usul bir sarmalla sükunet
yerin dibinden buraya gelmiş
kök salıp büyümek
ve adamın güneş sıcağı merdivenliğini
koca bir ağaç gibi gölgelendirmek için

___________________________________________________

uyanmak
rüyadan kalma paraşüt
boğucu sarmaldan uzak iniyor
yeşil yörelerin yolcusu sabaha doğru

___________________________________________________

çemberin yayı eşliğinde şiirinden

buzla kaplı nehir parlak ve suskun
gölgeler burada uzun
sessiz
beni buraya getiren adımlar yerde patlamıştı
suskunluğu örte
örte

___________________________________________________

homaj şiirinden

şiir ki tamamen mümkün
göğe bakıyorum dallar sallanırken
beyaz martılar siyah kiraz yerken

___________________________________________________

sabah kuşları şiirinden

harika nasıl da şiirim büyümekte
ben yitip giderken
büyüyor yerimi alıyor
itiyor beni
atıyor yuvamdan
şiirim bitiyor

___________________________________________________

söylemek istediğim tek şey
parlıyor erişilmez uzaklıkta
gümüş gibi
yedi eminde

___________________________________________________

tomas tranströmere'nin çeşitli şiirlerinden alıntıları almanca'dan çeviren: haluk erkan (c) 2011


[Bearbeitet am 2011-10-07 08:50 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Jäger & Sammler Oct 16, 2011

„Wer denkt, der hat schon verloren“, sprach der alte Philosoph am Rande des Schlachtfeldes.

Mit einem einzigen Schwertschlag köpfte der blutrünstige Krieger den weisen Mann und dachte für sich:

„Wer spricht, der hat verloren.“

Die eiserne Lanze, die mit einem leisen Pfeifen auf ihn niedersauste, war dagegen viel pragmatischer. Sie traf den voreiligen Krieger direkt auf dem rechten Auge und durchbohrte sein schwach denkendes Gehirn.

--------------------------------------------------------------------------------------------

Avcılar ve Toplayıcılar

"Kim kayıp olduğunu düşünüyor," eski filozof savaş kenarında konuştu.

Kana susamış savaşçılar kılıç tek bir vuruş ile bilge insan başlı, ve kendi kendine düşündü: "kaybetti, kim konuşuyor O."

Ona yumuşak bir düdük ile aşağı koştu demir mızrak, ancak çok daha pragmatik oldu. O savaşçılar sağ göz doğrudan atlamak bir araya geldi ve beyni zayıf düşünce girdi.

_________________________________________________________________________________

© haluk erkan 2011
çeviri: google chicken translate 2011


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
FARK VAR! Nov 11, 2011

Yaşlı adam, sahilde yerden bir şey alıp okyanusa fırlatan gence yaklaşıp seslenmiş:

- Günaydın! Ne yapıyorsun böyle?
- Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.
- Neden?
- Güneş yükseldi, sular çekiliyor, onları suya atmazsam ölecekler.

Yaşlı adam bakmış; tüm sahil deniz yıldızlarıyla dolu.
- Binlerce can çekişen deniz yıldızı var sahilde, aslında pek bir şey farketmez, demiş.

Genç adam yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atmış ve...

- Bunun için farketti, demiş.

Yaşlı adam, gencin evrende gözlemci olmaya ve olup biteni izlemeye değil, oyuncu olmaya ve fark yaratmaya çalıştığını anlamış, utanmış...


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
ölüme yakın Nov 16, 2011

akşam üstüne doğru, kış vakti
bir hasta odasının penceresinde
yalnız bende değil yalnızlık hali
deniz de karanlık, gökyüzü de
bir acaip kuşların hali

bakma fakirmişim, kimsesizmişim
-akşam üstüne doğru, kış vakti-
benim de sevdalar geçti başımdan
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış
zamanla anlıyor insan dünyayı

ölürüz diye mi üzülüyoruz?
ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
kötülükten gayri?

ölünce kirlerimizden temizleniriz
ölünce biz de iyi adam oluruz
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış
hepsini unuturuz

orhan veli kanık (yenisi)


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
arkası yarın Nov 21, 2011

10 dakika sonra 250 gram kokain, gümüş bir kutucuk içinde bizzat ve şahsen genel müdür mr. corç tarafından uzaylı kadınlara teslim edilir [bu sahneyi geçiyoruz, adamın salyangozdan beter salyalarını seyircilere gösteremem]

medya, patara açılışının ardından istanbul'u ziyaret eden devlet misafirlerinin, saman-ta ve will-ma tarafından komple hill-ton'a davet edilmesini [flaş! flaş! flaş!] haber olarak tüm türkiye'ye hatta tüm dünyaya duyurur. uzaylı kadınlar emellerine bir adım daha yaklaşmışlardır [bir adım yaklaşma müziği ver, oğlum]

beklenen davet için muhteşem bir hazırlık başlar. hill-ton, hill-ton olalı böyle bi yüksek gerilim ve böyle bi yüksek şaşa yaşamamıştır. en üst katındaki teras komple revize edilir: masalar maunlaşır; çatal bıçak takımları altınlaşır; peçete ve masa örtüleri ipekimsileşir [flap]; garsonlar ajanlaşır [gold finger]; kurt köpekleri olmadık yerlere burunlarını sokup, bomba aramaya başlar [sınıf sınıf], bi şey bulamazlar; yerler cilalanır [amman kaymasın!]; canlı müzik için, canlı müzisyenler yerlerini alır [bir-ki, bir-ki]; mutfakta aşçılar osmanlı yemek kültürünün en leziz ve semiz yemeklerinden süper bi menü hazırlığındadırlar [olum, içli pilava biraz daha küner]; otelin müdür mr. corç'un etekleri alevlenmiştir [flourp], bu olay kariyerinde mihenk taşı olarak yerini alacaktır [küüüt]; taa paris'ten kokainin kokusunu alan paris hilton, hill-ton'un anavatanı paris'ten kalkar, veri pis bi pislik içindeki pistanbula gelir son model modifiye jetiyle [sadece ufak bi detay: yolculuğunu, jetteki jakuzide aldığı enfes aromalı köpük banyosu yaparken, altın sırmalı kristal bardaklardan şampanyanın en altın renklisinden içerek geçirdiğini tüm detay meraklısı jet-sete duyurmak boynumuzun borcudur, efem]

saman-ta ve will-ma bu gece olacakları tüm detaylarıyla planladıkları için, insan postlarından [cıııvıpzss] diye bir ses çıkartarak aslına dönerler [aslında asılları da pek fena değildir. artık kamera bu yaratıkları tam görünümde verebilir] [bu sahneden sonra kendi aralarındaki vızıldaşmalar da alt yazı olarak geçer] [bu da benden altyazıcı arkadaşlara bi kıyak olsun] sadece su [keçi sütü koyacak halleri yok ya] doldurdukları 3x3lük jakuzili küvete dalarlar, metabolizmaları yine bayram eder [ohhhbeee, dünya varmış]

~ ~ ~

siyah mı siyah, uzun mu uzun kiralanmış makam arabaları peş peşe hill-ton'un önüne gelmeye başlar [pistanbul'daki marka araba kiralayan uyanık, hayatının volesini kapar ve ver elini taa cehennemin dibindeki cennet adaları: gidiş o gidiş] fraklı, şapkalı, kravatlı, boool dekolteli, boool elmas ve pırlantalı [altın da neymiş, vışşş], veri smart ve veri veri burnu havada insan kılıklı sömürgenler iner o balina tipli arabalardan ve aheste aheste lobiye giderken, fobilerinden arınmış olarak gazeteci ve kameramanlara tebessüm etmeyi unutmazlar :-]

___________________________________________________________________

biliyorum şimdi çok meraklandınız bu absürd hikaye nerede ve nasıl bitecek diye [tırnak kemir]
hayır, saman-ta ve kardeşi will-ma, victoria's secret'te mankenlik teklifi almayacak,
hayır, paris hilton burnuna doldurduğu beyaz tozun etkisiyle striptiz yapmayacak [çok schade]
hayır, birileri çıkıp abuk sabuk bir konuşma yapmayacak [her şey düzelecek, inanın] [gähn]

ne mi olacak? [siz şimdilik oltanın ucundaki balıksınız]

haftaya, olanlar ve daha fazlası! [şu daha fazlası ne olabilir, hep merak etmişimdir]


[Bearbeitet am 2011-11-21 12:53 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
arkası yarın-2 Nov 25, 2011

G8 başkan ve başbakanları ve G20nin arda kalan 12si aynı masada, afrika birliği başkanı, pasifik birliği başkanı, komünist devletler birliği başkanı [hadi be ordan] NATO OTAN ve bilumum haşere ilaç üreticilerinin başkanı ve özel konuk eski italya başbakanı berlus-koni [pis hovordalığın yeni adı] terastaki muhteşem masalarda yerlerini almış, fiskoslar [fiskosda fiskos: hahaha! hihihi! hohoho!] hararetlenmiş, berlus-koni elini paris hilton'un poposuna uzatırken [patsch!] yine yellow press'e malzeme olmuş, beleş şampanya şişeleri servis edilemden birer birer uzaylı ablaların prenses süitine götürülmüş, sonra servis edilmiş, ve böyle manyak bi şampanya hayatında içememiş olan başkan ve başbakanlar bi dikişte [glurp] bu tatlı ve acımtırak içkiyi midelerine yuvarladıktan sonra [alo, bu cümlenin sonu nereye varcak… bağla şunu gari] saman-ta ve will-ma, veri veri sexi endamlı kıvırışlarıyla terasın kapısında peydahlanırlar peydahlanmaz bi alkış tufanı kopar [kop] kopar kopmasına da paris hilton dahil tüm kadınlar kıskançlıklarından ve veri unsexi hallerinden yerin bin kat dibine girmek isterler, nafile…

berlus-koni, sapıklığın üst seviyesinde bi girişimde bulunmak isterken, sayıları davetlilerden fazla olan süper manyak hızlı acanlar tarafından yerle bir edilir, özür dilenir, üstü başı silkelenir, tekrar masasına doğru götürülürken, tekrar saman saçlı saman-ta ve dudu dilli will-ma'ya doğru atak yapmaya çalışır, ama bu sefer saman-ta ve will-ma'nın gözlerinden çıkan maviötesi ışıkla nakavt olur [vızzzps: küüüt] bi daha da ne kalkar, ne de... [fantazinize güveniyorum]

saman-ta orkestraya işaret eder ve canlanan canlı müzik orkestrası capcanlı evergreen bi şarkıyı will-ma'yla beraber seslendirmeye başlar. will-ma ağzını açar açmaz [ilk ve son defa bi şarkı veriyom dizide, kıymetini bilin. unutulmazlardan: http://www.youtube.com/watch?v=lBabMxnFQsQ] sırasıyla sarı, lacivert [lololololoylaaa fe-ner-bahçe] turuncu ve kırmızı renkli ışık huzmeleri gökten aşağıya doğru süzülür süzülür süzülür...

sonra [çuuuhnk] diye bi ses duyulur duyulur duyulur…

saman-ta'nın büyük ablası aman-da [aman da! aman da! aman da amana da!] [bunun 4kez söylenmesi gerektiğini yapılan saha çalışmaları doğrulamıştır] ağızları ve gözleri açık [tren: möööö] devetlilere rağmen devetin orta yerine ışınlanır ışınlanır ışınlanır…

aman-da, kardeşlerine taş çıkartacak, hale beri - anjelina jöli karşımı afetten de afet bi femme fatale'dır. saman-ta ve will-ma 250 gram kokaini şampanyanın içine karıştırdıklarından, keyiflerine diyecek olmayan devlet adamları, aman-da'nın söylediklerini duymazlar, afetin muhteşemliğini detaylarına varıncaya kadar özümserler [hmmmh] kendilerini nirvana'da sanan [oooohm] 20 keriz aman-da'nın sözleri biter bitmez yok olur… [bu gidişin dönüşü olacak mı?]

____________________________________________________________________

aman-da o bi dakkalık konulmasında ne demişti?
20 keriz nereye koyboldu?
peki sonra ne olacak?

siz hala o balıksınız
devamı haftaya


[Bearbeitet am 2011-11-25 07:21 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
arkası yarın-3 Nov 28, 2011

sadece 20 keriz değildi ortadan kaybolan. afrika birliği başkanı, pasifik birliği başkanı, komünist devletler birliği başkanı [hadi be ordan] NATO OTAN ve bilumum haşere ilaç üreticilerinin başkanları da birden bire [plop] diye ortadan kayboluvermişlerdi. bu esnada salonda bulunan herkes paralize olmuşlardı. kısmen kokainli şampanya, kısmen [great gig in the sky] aryasından ve aslen saman-ta ve aman-da'nın ortaklaşa oluşturdukları paralizasyon etkisiyle zamanın içinde [şıp] diye donup kalmışlardı…

~ ~ ~

bu esnada ayın karanlık yüzünde [the dark side of the moon: hep aydınlık yüzüne bakarız şu ayın, pink floyd'dan başka bi de şu karanlık yüzüyle ilgilenecek kimse yok muydu bu dünyada …]

[war aga war, oku da gör] ayın karanlık yüzüne park etmiş vaziyetteki devasa UFO, kapkara karanlığın içinde yanıp sönen [blink blank] ışıklarıyla upuzun uzayda pırıl pırıl bir pırlantayı anımsatıyordu [can sıkıcı edebiyat, herhalde buna benzer olsa gerek :-]

orta katlarından birinde bulunan araştırma laboratuarına ışınlanan baygın dünyalı başkanların ve başkan müsveddelerinin, dikey tabutları andıran düzeneklerde başlarına bayanların kuaförde başlarına takılan aletlere benzer damazingoyla beyinleri modifiye ediliyordu [beyin modifiye sesi ver oğlum] 64 saniye sonra, yani bi dakkadan az biraz fazla bir zaman sonra tekrar dünyaya ışınlanan [cıvıııpss] başkanlar ve başkan müsveddeleriyle beraber tüm evham daldıkları hipnozdan uyanır [plops] ve külliyen hayatlarında noksan kalan bu 64 saniyenin ne farkına varırlar, ne de herhangi bir şeyden şüphelenirler…

[the show must go on] havasında will-ma'nın sonuna yaklaştığı aryanın [küçük bir detay daha: bu şarkıyı söyleyen clare torry'ye ne kadar ücret ödenmiş biliyor musunuz: £30] keyfini çıkarmaya çalışırlar. fakat beyinlerinde bir tuhaflık vardır sanki… bu güne kadar hiç hissetmedikleri, belki de unuttukları bir his, yavaş yavaş kendini belli eder: hafif hafif utanmaya başlarlar [kızar bozar] nedenini bilmeden…
____________________________________________________________________

bu arsızlara ne oldu da utanmaya başladılar? [hem herfiler neden utansınlar ki: demokrasi sayesinde halkın oylarıyla sömürgenlik yapmıyorlar mı?…]

ayın karanlık yüzünde bu yüzsüzlere ne yapıldı dersiniz?

biliyorum sıkıldınız… ama az kaldı… sizi takıldığınız oltadan alacağım…
biraz daha sabır lütfen…


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:05
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
The End Dec 3, 2011

CNBC ve holivud'dan gelen teklifler nedeniyle senaryoyu burada bitiriyorum. CNBC, türkçe bir çizgi-dizi [bir ilk: ingilizce alt yazılı] yapmayı planlarken, baba holivud 2-3 filmlik bir seri hazırlığına başladı.

henüz pazarlık aşamasındayız. ben [on'dan aşağı kurtarmaz abi] diyom; onlar [olum, üçe beşe bakma, ne verirsek razı ol] deyip, bana kazık atmaya çalışıyorlar. fakat kararım karar, on'dan aşağısı gerçekten olmaz.

işin içine bi de holivud'a gitme olayı da girince [gidip orada fantezime uygun iş çıkarıp çıkarmadıklarını yerinde onaylamam gerekecekmiş] on'da direnmekte haklıyım, de mi yani. gitcez gurbet ellere, aylarca o holivud'un çöl sıcağı bi yandan, insanın midesini bulandıran güneşte kızarmış et [iiiirenç] ve leş gibi alkol kokan bedenler, her akşam partiler, felan diğer yandan: siz olsanız on'dan aşağısını kabul eder miydiniz?...
_____________________________________________________________________

evet, sayın seyirciler, şimdi sizi takılı olduğunuz oltadan alıyorum ve denize atıyorum. her ne kadar dilimiz sürçtüyse de, affola…

saygılar

http://www.youtube.com/watch?v=aGmAmJFUvzM&feature=fvwrel

[Bearbeitet am 2011-12-03 04:36 GMT]


Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:

Moderator(s) of this forum
Murad AWAD[Call to this topic]
Özgür Salman[Call to this topic]

You can also contact site staff by submitting a support request »

Çevirmenin Edebiyat Köşesi







Fluency Translation Suite
Come see the Fluency Difference and SAVE

The most affordable and easy to learn translation tool! Start and finish your translations faster than ever with Fluency Translation Suite 2013. TMs, Terminology, and Online Resources are fully integrated and only a click away. Download a free trial today

More info »
SDL Trados Studio 2014 Starter Edition
Translation software for only €99 per year

The Starter Edition is an affordable but scaled down version of the industry’s leading translation software, SDL Trados Studio 2014 Freelance. It enables translators to join the largest supply chain at a reduced price.

More info »