Pages in topic:   [1 2] >
Off topic: FIKRALAR
Thread poster: murat karahan

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
Jan 30, 2003

Dil ve çeviri ile ilgili fıkralar

Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
harika bir fikir! Jan 30, 2003

Bu önerinizi çok beğendim. Biraz da gülelim.
[addsig]


Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Spirit Jan 30, 2003

Hep Amerikalılar yapar ya, yine onlar dünyanın ilk çeviri bilgisayarını yapar. Açılışta bu tip etkinliklere dini bir hava kazandırma geleneğine uygun olarak İncil\'den bir cümleyi çevirmesi istenir. Girilen cümle

\"The spirit is willing but the flesh is weak.\"

(Hz. İsa yerde yatan bir Romalı askere kalkmasını söyler ve Romalı asker yorgun olduğunu belirtmek için bu şekilde yanıt verir)

Bilgisayar gar-gur çalışır, ledler yanıp söner ve sonunda şu cümle çıkar

\"Votka iyi ama et kokmuş.\"



Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
tarihte bir gün Feb 4, 2003

27 Mayıs

İlk bilgisayarlardan ENIAC’a talip olan 3. ülke Türkiye’dir. Fakat ismini yanlış telaffuz eden çevirmen yüzünden Türk Otoriteler \"MANYAK MI ? İstemeyiz kağıt kalemle yazarız daha iyi\" dediler ve siparişi geri aldılar.



http://www.ilkadimdergisi.com/150/mizah-tuncaybaran.htm



Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Nasreddin Hoca Feb 4, 2003

Yabancı bir bilim adamı Anadolu’nun en zeki insanıyla çeşitli konular üzerine konuşmak üzere Timur’un yanına gelir ve bu isteğini çevirmen yardımıyla iletir. Timur ve adamları Anadolu’nun en zeki insanı olarak Hoca’yı bilirler ve onunla konuşabileceğini söylerler. Bunun üzerine Hoca’ya gidilir, istek bildirilir ve gün belirlenir. Gün gelir çatar. Hoca ve yabancı misafir Timur ve adamları huzurunda bir araya gelirler. Önce yabancı misafir ortaya gelir ve yere bir daire çizer ve Hoca’dan bir yanıt bekler. Hoca’da dairenin ortasından bir çizgi çizer. Yabancı yanıttan hoşnut kalmıştır ve daireyi dörde bölecek şekilde başka bir çizgi çizer. Hoca kolunu kaldırır ve başını sallar. Yabancı konuk aldığı yanıttan yine hoşnuttur. Daha sonra yabancı misafir elini havaya kaldırır ve bir lale gibi bir kaç kez elini açıp kapatır. Hoca ise hiç beklemez ve aynı şekilde elini yere doğru açıp kapatır.



Bilge garip birşey daha yapar ve kendini işaret eder. Parmaklarını yerde yürüyen bir hayvan gibi havada yürür işareti yapar. Sonra midesini işaret eder. Hoca cebinden bir yumurta çıkarır ve kollarını havada uçan bir kuş gibi çırpar.



Bilge ayağa kalkar, yerlere kadar eğilir ve Hoca’nın elini öper. Tartışma (konuşma) bitmiştir.



Tercüman \"Hoca gerçekten çok akıllı bir adam!\" der.Timur tercümana tartışmayı açıklaması için bilgeye sormasını ister. Bilge ise şöyle yanıt verir \"herkesin dünyanın yaratılışıyla ilgili değişik düşünceleri vardır. Buraya en zeki insanınızla bu konuyu görüşmek üzere geldim. Önce bir daire çizdim. Bu daire dünya idi. Dünya bir daire gibi yuvarlaktır. Hoca da benimle aynı düşüncede olduğunu belirterek ortasından geçen bir çizgi çizdi. Bu çizgi ise ekvatordu. Yanıttan çok memnun oldum ve daireyi dörde bölecek şekilde bir başka çizgi çizdim. Hoca başını salladı ve dairenin üç çeyreğini aldı birini bana verdi. Böylelikle dünyanın dörtte üçünün su olduğunu, geri kalanının ise karadan oluştuğunu anlatmak istedi. Daha sonra cennetteki Tanrı hakkında, parmaklarımı gökyüzüne doğru kaldırarak konuştum. Onun herşeyi yarattığını, yeryüzünden ağaçların, minerallerin ve daha pekçok şeyin çıktığını anlatmaya çalıştım. Hoca ise parmaklarını yeryüzüne doğru işaret ederek Tanrının cennetten yağmuru gönderdiğini ve bunun herşeyi yetiştirdiğini anlatmaya çalıştı.Daha sonra hayvanlar hakkında konuştum. Kendimi işaret ettim ve hayvanların diğer hayvanlardan geldiklerini anlatmaya çalıştım. Pekçok hayvanın olduğunu ve bunun nedenini bilmediğimizi söyledim. Sonra Hoca cebinden bir yumurta çıkardı ve kollarını uçan bir kuş gibi çırptı. Bununla insanların doğduğunu, öldüğünü ve ruhlarının da cennete uçtuğunu anlatmak istedi. Böylelikle Hoca Tanrı, dünya, cennet ve insan ruhu hakkında herşeyi anlatmış oldu. O dünyadaki en zeki insan\".



Sonra herkes Hoca’ya döndü ve yorumlarını istedi. Hoca’ya \"Bilgeyi nasıl anladın?\" diye sorduklarında Hoca şöyle dedi\"Ona bilge demeyin. O sadece aç, zavallı bir adam. Önce bir daire çizdi. Bu bir tepsi demekti. Bugün bir şey yemediğini aç olduğunu söylemek istedi. Tepsinin üzerine ekmek koymamı istedi. Bende daireyi ikiye böldüm ve ekmeği onunla paylaşacağımı söyledim. Yarısı onundu yarısıda benim. Ancak bilge kibar bir adam ve bu kadar büyük bir parçayı alamayacağını söyleyerek daireyi dörde böldü. Bende üç parçasını aldım bir parçasını ona verdim. Sonra ellerini havada salladı bir tabak princi anlatmak istedi. ‘Ekmek güzel, ancak princi ekmekten daha çok severim’ demek istedi. Ben de ona katıldım ve ‘içine tuz ve biberle daha güzel olacağını söyledim’. Daha sonra parmaklarını havada yürüttü ve midesini işaret etti. Böylelikle bugün çok yürüdüğünü daha kahvaltı bile yapmadığını anlatmak istedi.Ben de bugün birşey yemediğimi ama kahvaltımı yanımda getirdiğimi söyledim ve cebimden yumurtayı çıkardım. Ondan daha aç olduğumu bir kuş kadar hafif olup uçabileceğimi söyledim. Herşey bu kadar basitti\" diyerek herkesi ağzı açık bırakıp oradan ayrıldı. (Renkliyıldırım 1985).



Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Gakgoşlar Feb 4, 2003

Gıymetli gardaşım Mısdo,



Evvela mahsus selam eder, her iki gözlerinden öperim. Babamın, anamın, bibimin, kürvemin ellerinden öperim. Sende gakgon Abo’yu soracah olursan çoh şükür eyiyim. Bizim mıhdar gazete getürmüşse benim içün neler yazmış ohumuşsuzdur. Ama işin dorğusunu ben sahan yazam.



Benim başıma gelen bişmiş tavuğun başına gelmedi. Gardaşım İstanbul’a gidişim çoh fiyakalı oldu. uçahdaki gızlar beni çoh eyi ağırladılar. Ben de gendimi Beritanli bi goyun tüccarı olarah tanıttım. Almanya’dan yoğurt makinasi almaya gidim dedim. Hatta birisi bahan göz bile etti. Neyse gardaşım başın ağrıtmıyam. Uçahdan ener enmez bizi gömrüğe götürüp herkesin bavulunu aradılar. Benim de birinci bavulumu iç köyneğimden nakışlı çoraplarıma gadar aradılar. Ikinci bavulumu açdım, memur azcıh garuşturdu, sanki cenavar görmüş gibin bağırmaya başladı. Ben dedim zahar içindekileri isdi.



\"Vasisdas hış hış\" diye bağırdı. Ben önce anlamadım, sonra ben de bağırdım. \"Her ne gadar Alamanca bilmisem de o senin vosisdas dedügün penceredür. Siz beni eyice cahal yerine goduz.\" dedim. Bu sefer hepsi başıma topland. Birisi azcuh imanlımış Bunlar ne dedi. Teker teker saydım:”Bah gakgom, siz heç bi şe bilmisiz. Bu orcik, bu basduh, bu dutunu, bu iki parça da gurut, bu da anikom yapmışdı içli küfde” dedim.



Gine lav luv diye bağırdılar. Çoh zoruma getti. Ben bu sefer daha fazla bağırdım; “Ne olisiz baba. Siz benim köve gelin de görün insanlığı. Bi de size medeni deyiler” diye eyice çekışdım.



Bundan sona iki poles geldi. Beni garagola götürdüler. Oraya İstanbullu iki dene tercüman geldi. Ona da teker hepsini gösderdim. Orciği, basduğu tanıdı. “Hemşerim vallaha bende diğer şeleri bilmim, bu maddeleri kemiyeciler azahanada tahliye edecekler “ dedi. bizim dutununda esrarla haşhaş varmış, gurutda çoh eyi afyonmuş. Ben tekrar rica ettim; “ Etmeyin, bizim heç Elazizli yohmu onlara sorun” dedim. Laf anlamadılar. Zaten tercüman gurabiye çocuğu, babasımı içli küfde yemiş. Söz dinlemediler.



Bi hafda sona bizim gonsolosnan bi abukat geldi. Onlara da herşeyi anlattım. Hatta isdisez Angara’da Baba Hüsen’in yazıhanasında bile var, oradan sorun dedim.



Neyse gakgoma söliyem bizim dutunu, gurut, içli küfte loboraturda muayene edildi. Sağlam raporu çıhınca ben de kodesten çıhdım. Şimdi eyi bi işe girdim. Gamyon yapdıriler. Gelecek mekdupda sahan garnaval bayremini annadacam. Acele cevap beklerim.



Gakgon Abo.



Kaynak: Harput Posta Gazetesi





Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
bir tane de benden Feb 5, 2003

İNGİLİZCE TERCÜME |



İngilizce dersinde ögretmeni çocuğa sordu, - Oğlum, sana Türkçe bir cümle vereceğim, sen bunu İngilizceye çevireceksin... Çevireceğin cümle, \"Çocuk, koştu koştu, denize düştü, boğuldu...\" Öğrenci yanıt verdi, - The boy tikidik, tikidik, culup, glu, glu...




[addsig]


Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
daha neler neler var:-) Feb 5, 2003


SAĞIR-DİLSİZ TETİKÇİ



Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:

- Para nerede?

Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:

- Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum.

Tercüman tercüme etti:

- Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş.

Baba 38\'lik tabancayı koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:

- Simdi sor bakalım, para nerede.

Tercüman işaretle sordu:

- Para nerede?

Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:

- Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.

- Ne dedi? dedi Baba.

Tercüman yanıtladı:

- Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış.






[addsig]


Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Asrın aşkı Feb 5, 2003

Adından da nalaşılacağı üzere Long, İsveç`in Milka ineği gibi süt ve tezek kokan Alplerinden, ekmek parasını kazanmak için uzun yollara çıkan, fakir ama onurlu bir kamyon şoförüdür. O diyar senin bu diyar benim diyerek diyar diyar gezmektedir. Bir gün yolu Arabistan`a düşer Long`un. Orada kamyonunun boşaltılmasını beklerken çarşıdan geçmekte olan, o yörenin en zengin adamı Şeyh Gaffar`ın dünyalar güzeli kızı Hicle`ye rastlar ve ikisi birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar...

Sevgililer her fırsatta beraberce elele gözgöze Arabistan çöllerinin gizemli gecelerinde birbirlerine olan aşklarını dile getirmektedirler. Fakat kızının bir kefereyle beraber olmasını hazmedemiyen ve kalbi kötülükle dolu olan Seyh Gaffar, kızını cümle aleme ibret olsun diye adamlarına öldürtür... Yine uzun bir seferden dönen ve sevgilisine kavuşma ümidiyle Arabistana koşan Long, sevgilisinin ölüm haberini duyunca yıkılır, deliye döner ve kamyonuna atlayıp Hicle ile aşk mabedi olan Arabistan çöllerine doğru sürer kamyonunu... Long kamyonunu çölün uçsuz bucaksız kumları üzerinde kilometrelerce sürdükten sonra ondan bir daha haber alınamaz.

Artık iki sevgili mahşerde buluşmuşlardır... Bu acıklı aşk hikayesinden sonra Long`u tanıyan tanımayan bütün kamyoncular araçlarının arkasına LONG VeHICLE yazarak bu aşkı ölümsüzleştirmislerdir. İşte yollarda her zaman gördüğümüz kamyonların arkasında yazan bu yazının böyle içli bir hikayesi var.



Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
bu başka türlü tercüman Feb 6, 2003

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatmasi mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: -Para nerde? Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: -Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum. Tercüman tercüme etti: -Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Baba 38\'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: -Şimdi sor bakalım, para nerede. Tercuman işaretle sordu: -Para nerede? Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: -Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var Baba öfkeyle gürledi: -Ne dedi? dedi Baba. Tercüman yanıtladı: -Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamğyormus, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış. .
[addsig]


Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
Tmel'siz olmaz :-) Feb 6, 2003

\"TU TI TU TU TU TU.\"

Temel Ingiltere\'de oteldeymis. Oda servisini arayip:

\"TU TI TU TU TU TU.\" demis.

Oteldekiler telasa kapilmis bu mesaji çözmek için.

Oraya buraya haber salmislar...

Sonunda konsolosluktan bir çevirmen bulmuslar

ve Temel\'in ne dedigi anlasilmis :

\"2 çay, 222\'ye !\"






[addsig]


Direct link Reply with quote
 
shenay kharatekin
Turkey
Local time: 18:04
Turkish to English
+ ...
Yeminli Tercümanlar bağımsız olmalı. Mar 25, 2003

Noterlere bağlı çalışmak yerine, doktor kaşeleri gibi kaşeleri olmalı. (Yeminli) tercüman olabilmek için TOEFL, KPDS, rehberlik ve mali müşavirlik sınavları gibi sınavlar olmalı bence.
[addsig]


Direct link Reply with quote
 

murat karahan  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:04
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Çok haklısınız Mar 25, 2003


Bu arada tebrikler, ilk kez bir mesajınız doğru konu başlığı altında yer aldı. )



Quote:


On 2003-03-25 12:00, senay wrote:

Noterlere bağlı çalışmak yerine, doktor kaşeleri gibi kaşeleri olmalı. (Yeminli) tercüman olabilmek için TOEFL, KPDS, rehberlik ve mali müşavirlik sınavları gibi sınavlar olmalı bence.





Direct link Reply with quote
 
xxxUpdate
English to Turkish
+ ...
Yeminli Çeviri Mar 25, 2003

Bence en yeminli çevirmenler İran\'da, adamlar her tercümenin başına \"Besmele\" yazıyorlar, Şenay hanım bunu kasdetmiş herhalde, fıkra gibi



Quote:


On 2003-03-25 12:17, karamurat wrote:



Bu arada tebrikler, ilk kez bir mesajınız doğru konu başlığı altında yer aldı. )



Quote:


On 2003-03-25 12:00, senay wrote:

Noterlere bağlı çalışmak yerine, doktor kaşeleri gibi kaşeleri olmalı. (Yeminli) tercüman olabilmek için TOEFL, KPDS, rehberlik ve mali müşavirlik sınavları gibi sınavlar olmalı bence.







Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 17:04
Member
English to Turkish
Vefakâr hasta Jul 21, 2003

Bunu nereye atacağımı bilemedim, burda fena gitmez herhalde, fıkra değil gerçi, gerçek, jpg attachment olarak yollamış biri

İngiliz turist burda (pardon orda) hastalanmış, bir doktor da kadıncağızı tedavi edip elindeki numune ilaçlardan bedava vermiş. Hasta, ülkesine dönüşte bir teşekkür mektubu yazmış doktora:


Dear Dr. Numunesidir Satilamaz,

I write to thank you most sincerely for your kindnesses shown to me when I visited you whilst on holiday in Turkey. I am happy to say that I am now rid of the infection and feel completely cured. As promised I will be seeing my own doctor in a couple of days.

All best wishes,
Yours sincerely,
Mrs. D. Sheekey

To: Dr. Numunesidir Satilamaz
adres vb....



Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   [1 2] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

FIKRALAR

Advanced search







CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »
WordFinder
The words you want Anywhere, Anytime

WordFinder is the market's fastest and easiest way of finding the right word, term, translation or synonym in one or more dictionaries. In our assortment you can choose among more than 120 dictionaries in 15 languages from leading publishers.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums