Mobile menu

Saat 4 Sendromu ve Cuma Günü Kriz Günü Klasiği
Thread poster: Taner Göde

Taner Göde
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
Aug 26, 2007

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki "Müşteri Velinimetimizdir!"

Şimdi konuya geçebilirim.

2000 Yılından bu yana kendime ait bir tercüme bürom var. Son 4 yıldır da işlerim çok şükür iyi. Fakat şöyle bir "fenomen" ile sürekli ve daha sık karşılaşmaya başladım:

Hafta içi çalışma günlerinde (Pzt-Sal-Çrş-Prş) sabah mesai başlangıcından saat 16:00'ya kadar çeviriler normal ve seyrek sıklıkta gelirken o saatten sonra birden işler katlanıyor, müşterileri yarın arefe günü veya bayrammış gibi bir telaş sarıyor, benim o saate kadar bütün gün boş oturup sadece kendilerinin işini yapmamı beklediğini sanan şirketler kapıma dayanıyor; ve bu hep saat 16:00'da oluyor, bana da tüm çevirileri (fatura, akreditif, sözleşme, Tic. Sic. Gaz., nüfus belgeleri vb.) bir-iki saat içerisinde yapma yükünü taşımak düşüyor.

Fakat daha da ilginç bir şey var, o da Cuma Günü Kriz Günü! Cuma günü öğleden sonra telefon ve faks, e-mail ve MSN coşuyor! Şunun farkına vardım:

1) Müşteri çevirisini istediği evrakı çevirisinin gerekli olduğunu anladığı zamanda değil, çevirisini ilgili makama vermesi gerektiği bir saate yakın çeviri bürosuna gönderiyor, 5-10 dakikada, "hemen" yapılmasını istiyor, o ana kadar çeviriyi masasında "evrak" rafında bekletiyor (!). Bunun sebebi ne olabilir??? Elinde 25 sayfadan oluşan, TNR 10 punto 1 aralık ile yazılmış 40.000 karakterlik bir işi getiren müşteri tercümanın onu 1-2 saatte yapabileceğini nereden çıkarıyor? Acaba çeviri makinesi var da bizim mi haberimiz yok?

2) Müşteri kördür ve sağırdır! Telefondayken kör, bürodayken hem kör, hem sağır ne yazık ki. Büro zaten müşteri doluyken, herkes harıl harıl çalışırken, masalarda onlarca evrak beklerken, 17" LCD ekranlarda aynı anda 8-9 Word sayfası açıkken aklı başında, tahsilli (!), iyi giyimli bir kurumsal müşteri yetkilisi o 25 sayfalık işi 1-2 saatte yapamayacağımızı acaba anlayamıyor mu? Bu işaretler kendisine bizim o işi 1-2 saatte yapamamamızın nedeninin biz değil, işi bu kadar geç getiren kendisine (veya şirketine, onu gönderen patronuna) ait olduğunu anlatmaya yetmiyor mu?

3) Müşteri galiba tercümanların gündüz bütün gün uyduduklarını, gün içerisinde gelen işleri de gece yaptıklarını, sabaha doğru da print edip poşet dosyaya koyduktan sonra eve gittiklerini sanıyor. Ben ne yazık ki işimizi ve mesleğimizi ileri derecede hafife alan müşterilerle sürekli karşılaşmak zorunda kalıyorum. Acaba bu bana ve bölgeme mi has yoksa diğer meslektaşlar da aynı durumla karşılaşıyorlar mı?

4) Şimdi hem elmalı şeker, hem pamuklu şekeri aynı anda isteyemezsin, diyelim ki bir yolunu bulup aldırdın, bu defa aynı anda yiyemezsin, öyle değil mi? Cuma günü saat 16:00'da 25 sayfalık işle gelen müşteri işi hem hemen, yani "ACİL", hem de hesaplı, yani "İNDİRİMLİ" isterse ne yapmak gerek? Yani birisinden vaz geçecek değil mi? Acil istiyorsa daha fazla para ödemeyi göz almalı, ama ucuz fiyat istiyorsa o zaman da işi daha geç teslim almayı kabul etmeli. Aynı anda ikisini isteme hakkını acaba ona kim veriyor, hiç düşündünüz mü?

Paylaşmak istedim sizinle. Aynı durumla karşılaşıyorsanız tecrübelerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.

Elbette ki yine "Müşteri Velinimetimizdir!"

Taner Göde

[Edited at 2007-08-26 19:59]

[Edited at 2007-08-27 05:53]

[Edited at 2007-08-27 05:55]


Direct link Reply with quote
 
serdar_000
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
Klasikler saymakla bitmez ki! Aug 27, 2007

İnanın bu anlattıklarınız hiç de sizin büro veya yöreye mahsus değil. En azından Ankara'dan öyle görünmüyor. Bu, kendisine ve yaptığı işe, belki de hayata karşı özensiz insanlarla bir arada yaşadığımız her yerde ve her iş kolunda karşılaşabileceğimiz hallerden (cehaleti de eklemek gerek elbette).

Bizim iş kolumuzdaki bu örnekler saymakla bitmez. Müşterinin kendi işine saygısı yok ki, size ve emeğinize saygısı olsun. Bu sadece şahıs veya özel şirketlere de mahsus değil hani! Resmi kurumlara tercüme yapanlar anlar halimizden sanırım.

Neyse, ben kısa kesiyorum; Taner, ne kadar sitem etsek, yakınsak ve bazen tepemiz atsa da, durumu değiştirmek için herkes üzerine düşeni yapmadıkça, çare yok. Size ve bu durumda olan herkese sabırlar diliyorum.

Son tahlilde, nice saat 16:00 sonrası ve "Cuma günü mesai bitimine kadar ACİL" işler gelip geçti. Yine ayaktayız çok şükür

BEN DE DOĞRUSU "SİSTEMDE BİR HATA VARDIR" DİYE DÜŞÜNMÜŞ VE BİR ARA ACABA "KENDİ KENDİME BAŞLIK MI HAYAL ETTİM" DİYE ŞÜPHEYE DÜŞMÜŞTÜM. SİZLER DE KALIN SAĞLICAKLA...

[Değişiklik saati 2007-08-27 10:15]


Direct link Reply with quote
 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Netherlands
Local time: 08:05
Dutch to Turkish
+ ...
Sırra kadem bastı Aug 27, 2007

Bu başlık Taner bey tarafından açılmış.
Yanıt verilmemiş görünüyor.
Ama tek mesaj var
o da
Serdar bey'den.

Taner bey sırra kadem bastı sizin başlık mesajınız

Sağlıcakla,

Nizam


Direct link Reply with quote
 

Taner Göde
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Moderatörden onay bekliyor. Aug 27, 2007

Hayır, kimse sırra kadem basmadı. Metinde 2-3 düzeltme yaptım, moderatörden onay bekliyor.

Direct link Reply with quote
 

chevirmen  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:05
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Boyacı küpü Aug 27, 2007

Taner sana katılıyorum.

O iki saatte işi bitirmeni isteyene şöyle diyebilirsin.

"Boyacı küpü mü, sokup çıkarınca tercüme edilmiş olacak!!"

İnsanların tercümanları boyacı zannetmesi, entellektüel kapasiteye olan saygısının bir sonucu ne yazıkki.

Halbuki, o adama "otur bakayım" deyip eline bir türkçe metin vereceksin ve bilgisayar karşısında yazdıracaksın. İki saatte yazabildiği kadar kısmı hangi tarifedense (karakter, kelime) geri ödeyeceksin veya tercüme bedelinden düşeceksin.

O zaman, bir dahaki sefere "belki" öyle gelmez.


Direct link Reply with quote
 

DehaTranslation
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
Kesinlikle katılıyorum Aug 28, 2007

İşin ilginç ve de (paradoksal) yanı ise, genellikle "aman çok geciktik, çok acil ... " diye yana yakıla çeviriyi 2 saat içerisinde isteyen müşteri, daha sonra (diyelim 1 hafta sonra) aynı belge ile gelip "bir ilave daha yapacağız ek metni de çevirir misiniz" dediğinde ise, her nasılsa o belgenin masasında 1 hafta beklediğini ve üzerinde bir takım mütaalalar sonucu bazı eklemeler yapıldığını anlıyorsunuz. Yani acil olan çevrilmiş belge, bir süre bekletilebiliyor. Ama nedense bu genellikle Türk müşterilere has bir durum. Zira yurtdışı müşterilerimin ekseriyeti, verdikleri işin sözcük sayımını dikkate alarak makul sürelerde teslim talebinde bulunabiliyor. 2,000 sözcük için 5 iş günü yeterli olabiliyor örneğin. Ancak bu şekilde taleplerle gelen müşteriye de, salt metni yazmanın bile istedikleri süre kadar sürmeyeceğini; çevirinin ciddi anlamda bir mesai gerektirdiğini münasip bir dille anlatmaya çalışıyorum.

Direct link Reply with quote
 

Taner Göde
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Aynı Gün, Aynı Olay! Sep 7, 2007

Evet, tüm özellikleri ile bir Cuma günü daha geçti. Yine evraklar masanın bir köşesinde bekledi, yine yumurta geldi kapıya dayandı! Bugün bir müşteri telefonda sordu "siz de bu saatlerde yoğunsunuz galiba?" "Hanımefendi" dedim; "bu bizim kaderimiz!"

Tek başına çalışan arkadaşlarımız vardır belki, eminim ki iyi bilirler, işi dağıtmadan başınızda dururlar ve yamanızı beklerler, işte ona dayanmak mümkün değildir...

Artık emekliliği düşünmenin vakti geldi diyeniçimde bir his belirivermeye başladı. Tercüman arkadaşlarımızdan birisi de deniz kenarındaki yazlığını satabileceğini söyledi. Acaba ne yapsam...?

Herkese iyi tatiller dilerim.

Taner


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:05
Turkish to English
+ ...
benim işim acil " Dec 10, 2007

Taner Göde wrote:

Elbette ki yine "Müşteri Velinimetimizdir!"

Taner Göde

[Edited at 2007-08-26 19:59]

[Edited at 2007-08-27 05:53]

[Edited at 2007-08-27 05:55]


ACELECİ MÜŞTERİLERİN GÖNLÜNÜ YAPMA REÇETESİ
Maalesef müşteriler dediğiniz gibi sürekli "benim işim acil "diye gelmekte aslında evet ,birisinin uçağı kalkacak,birisinin müşterisi kaza geçirmiş, kimi evleniyor ,kimi boşanıyo,r kimi eğitim, kimi ticaret için yurt dışına gidiyor. Aslında kendi açılarından haklılar ama müşteri de velinimet . O zaman yapacağınız şey şu ;
-Tamam hemen sizin işinizi yapıyorum
-Teşekürler ne zamana olur?
Bundan sonra duruma bakılır ve üzerine 2 saat veya fazlası ilave edilir.
-Yarın öğleden sonra gelin.
-Ama çok geç.
-Peki sabah 10 da hazırdır.
-Çok teşekkürler efendim ,iyi günler.
Maalesef Akdenizli pazarlıkçılık ve acelecilik özelliklerimizle bundan başka başa çıkma yolu aklımagelmiyor.:)
Sağlıcakla kalın,
İbrahim


Direct link Reply with quote
 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Netherlands
Local time: 08:05
Dutch to Turkish
+ ...
Acil acaba acil mi? Dec 10, 2007

Müşterinin içinde bulunduğu durumlar genelde yumurta gelip çatınca gibidir. Ama bazan da aslında öyle olmadığı sonradan anlaşılır. Yani teşhis edilmemiş bir "acil" sendromu var.

Acil der, acil fiyatı öder. Hem elektronik hem de yazıcı çıktıları gereklidir. (aslında sadece çıktılar kullanılacaktır ama sizden elektronik halini de ister) Acele posta servisine veya normal postayla (hedef adresin enrede olduğuna bağlı olarak değişir) gönderirsiniz. Bir de e-posta yallah deyip gönderirsiniz. Belgeleri aldığınızda teyit edin!! Hani postada başına bir iş gelirse evrak önemlidir. Yenisinin yapılıp başka bir şekilde iletilmesi lazım.

Bir gün geçer iki gün geçer tık yok. Dayanamaz 3'cü gün öğlene doğru telefon açarsınız. Telefonu alan bizim vatandaşın sekreteridir. Gönderdiniz mi. Yaa o zaman gidip posta kutusuna bakiiiim... pılllaaat (sakız çiğniyor).
Sizin acil yaptığınız belgenin çoğu kez kaderi bu. Gariban patron da yav şu tercümeler bir gelse işleri halletsek diye hayırdan şerden bir sürü şey düşünüyodur...

O nedenle daima acil diyenlere acil ücreti eklemek, bakın aslında acil değilse acil ücreti ödemenize gerek yok demek en doğru seçim. O zaman belli oluyor işin ne türden olduğu.

Sağlıcakla,

Nizam


Direct link Reply with quote
 

Taner Göde
Local time: 10:05
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
En son örnek. Dec 11, 2007

Herkesin yazdığı yorum ve örnekler ile değerli paylaşımları için teşekkür ediyorum.

Cumartesi günleri benim "free" günüm, işyerine gelirim, sadece 1 floresan lamba açarım ve çeviri ile ilgili olmadığı sürece yapmam gereken veya yapmak istediğim tüm işleri yaparım. Hesap tutarım, masamı temizlerim, bilgisayarları update ederim, virus-scan vb. Tabii ki de yüksek sesle hard rock dinlerim. Bu benim fekalet bir zaafım.

Sonra da büronun benim için "açık" ama onlar için "kapalı" olan müşteriler gelir...

Siz acaba içeri girer miydiniz?

1) Işıklar kapalı, sadece loş bir floresan yanıyor
2) İçeride Twisted Sister kellesi kesiliyormuşçasına bangır bangır çığlık atıyor
3) Cumartesi ve saat 14:00
4) Kapıda "KAPALI" olduğumuz yazıyor

Siz belki girmezdiniz, ama adı üstünde müşteri girerdi. Tabii onlardan ilk tepki "Ne oluyor ya!" Neyse, hemen ses kısılır, lambalar yakılır ve "Buyurun" denilir. Aslında kapalı olduğumu 2-3 dakika sonra söylerim. Sonra elindeki çeviriyi gösterir, 1-2 sayfa çıkar, yine pazarlık, acil olduğu söylenir, en az 1 gecenin araya girmesi gerektiği, haftasonları çalışmadığım hususu vb. vb. belirtilir. Bugün bırakırsa Pazartesi vermeye çalışacağım söylenir. Müşteri "düşüneceğini" veya "bakacağını" söyleyip gider. DİKKAT: Bu bir tuzaktır aslında, müşteri acaba işi daha hızlı ve daha ucuz (ama daha iyi değil) yaptırabileceği bir yer bulur mu diye gider. Tabii ki bulamaz ve aynı gün de geri gel(e)mez, çünkü o zaman foyası meydana çıkar. Neticede müşteri Pazartesi saat 11:50'de (evde kahvaltısını yaptıktan ve işyerinde aylık 500 YTL'ye sigortasız çalışan lise terk makyaj uzmanı sekreterinin [read: dostu] yaptığı köpüksüz kahveyi içtikten sonra) gelir. İşi yaptırmayı ve fiyatı kabul ettiğini bildirir ama çeviriye saat 15:00'te ihtiyacının olduğunu söyler.

Siz de infilak edersiniz. Patlarsınz. Aort damarınızın duvarı incelir. Beyin-Kan Bariyeriniz oksijenden daha büyük molekülleri geçirmeye başlar. Tırnaklarınızın aniden 1,2 mm uzadığını hissedersiniz. Köpek dişlerinizin kökleri sinüslerinizi okşamaya başlar. Kafatasınızın içi kaşınır ama oraya ulaşamayacağınız için dostunuz metamizol sodyuma koşarsınız...

Mesleğimiz ilginç, garip, sıradışı, ama tüm bunlara göğüs gerebilen bizlere özel.

Atalarimiz demisti zaten, "Hamama giren terler" diye. Biz de hamama girmeyi kabul ettigimize gore halen terliyoruz.

Sanırım yukarıda anlattıklarımızdan hiçbir zaman kurtulamayacağız. Onları kabul edip ona göre tarz geliştireceğiz. Acil İş Zammı, İş Alma Saatleri, vb. vb.

Ama tam saat 12:30'da yemek yerken içeriye giren müşterinin bana "afiyet olsun" deyip oturması yerine çantasından belgesini çıkartıp yemeğimle ağzım arasına sokup rujlu dudaklarıyla "bunu ne kadar hızlı yapabilirsiniz?" diye sorması gerçekten, ama gerçekten bardağı taşırmıştı.

Sevgilerle kalın, çeviri yapın ama hayatın zevklerini da yaşayın.

Taner

[Edited at 2007-12-11 14:17]


Direct link Reply with quote
 

Serkan Doğan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:05
Turkish to English
+ ...
Kriz sendromu Dec 12, 2007

Anlaşılan çoğu forum konusunun başına gelen burada da gerçekleşmiş, konu yine sapmış, budaklanmış. Ben bu “acil iş” olayını “Türk işi çevirmenlik” kavramının kaçınılmaz bir parçası olarak değerlendiriyorum. Aslında acil işlerin %90’ı acil değildir. Çok zamandır büroların ilginç bir taktiği var, Türkiye’de. Asla konu, karakter ve termin bilgisi vermiyorlar. (Geçen gün 40 yıldır büro sahibi olduğunu söyleyen bir ablamıza en az 40 dakika boyunca “termin" kelimesinin anlamını ve önemini anlattım, saçımda birkaç beyaz tel daha peyda oldu) “En kısa zamanda” ifadesi bu formülün temeli. Bin bir ısrar ile bir işi kabul ediyorsun, diyelim ki 2 günde 60 sayfa, sabaha 30 sayfa vs gibi. İşi aldıktan 4 gün sonra arıyor. “Bu işi kontrol ediyorduk, şu kelime böyle mi yazılacak?” Şimdi bunu birkaç kere yapan bir büroyu artık asla ciddiye almamak gerek. O kendi yolunu bulmalı. Bir de şöyle bir taktik var. Yöntem mi desem, bilmem ki. Fazla ağır kaçar bu şeyler için aslında. Önce büro arıyor ve şunu söylüyor “40 sayfa”. “Ee, konu ne, orijinal mi 40, ne zamana” gibi sorman gerekiyor doğal olarak. Yani pazara gidip “5” diyerek satıcı amcanın suratına bakmak gibi bir şey. “Güzelim, domates mi, patates mi, 5 ne, 5 kilo mu, 5 tane mi, ne istiyorsun?” diye sorarlar adama. Öyle değil mi. Israr halinde, döverler adamı. Tezgahı meşgul etmesin diye. Neyse, sonuçta bu 40 sayfanın çeviri sayfasına göre 150 sayfa olduğu ortaya çıkar. Konu gayet ağır, tekniktir. Başka bir yere veremediği için kapını çalmıştır. Sonra termin derseniz, hiç belli değildir. Aslında büyük ihtimal müşteri normal olarak belki 1 hafta süre vermiştir. Ama bizim akıllı yarın sabaha teslim ederek hem müşteriyi acayip memnun etmek, daha fazla para koparmak, hem de hep kendisine gelmesini sağlamak ister. Bu bir kısır döngü oluşturur. Ne kadar hızlı verilirse, daha hızlı istenir. İşin kalitesi umursanmaz. Sonra, “şu tarihe yapabilirim” dediğiniz zaman “ben bir müşteriye sorayım, dönerim” denir. 3-5 çevirmene daha aynı konuda aynı şeyler tatbik edilir. Bu basit biri hale sürecidir aslında. Müşteriye falan sorulduğu yoktur. Yaklaşık 2-3 saat sonra “müşteriye sorulduktan sonra” size geri dönülür. Pazarlık devam eder. En kısa zamana ve en düşük ücretle işi yapacak kişi ihaleyi alır. İş arada ucubeye döner. Çeviri ve bilgi ürünü mü, başka bir şey mi, artık belli olmaz. Bunların hepsi başta adlandırdığım “Türk işi çevirinin” bir parçasıdır. Ne yazık ki çoğu çevirmen arkadaş bu tür işleri kabul ederek sabahlar bir iş için. Sonraki gün bünyesi normal işlemez, belki tam randımanla çalışamaz. Her gün iş bulacağından emin olmadığı için kapmak ister bu işi. Kendine göre haklıdır. Çarkın bir parçası olmuştur artık. Ama tekrar ediyorum, bu kesinlikle “çeviri” değildir. “Türk işi çeviridir”. Sadece kısa bir bölümünü anlattım. Belki işte yeni olanlara bir ufuk açar dedim. Allahtan proz sayesinde normal “çeviri” işlerimiz var ve bize güvenen doğrudan müşteriler var ki, ülke içi değişik ayaklara müdana etmezük. Hatırlı, kaliteli insanlar dışında. Örneğin, pazartesi günü benim için en yoğun gündür. Çünkü o gün işlerimin çoğu “tercümana verdik Serkan bey, sormayın, kayboldu, telefonu bile açmıyor, lütfen yapın bunu, bitirin” diyen büro sahiplerinin işlerinden oluşur. İyi ki ülkede kalitesiz çevirmen stoku gayet fazla da işsiz kalmıyoruz. Siz bunun yukarıda anlatılanla bağlantısını kurunuz artık. Ne diyelim efendim. Hepimize sabırlar, gıcır gıcır sinirler ve iyi çalışmalar diliyorum.

Direct link Reply with quote
 

chevirmen  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:05
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Ne demişler Dec 12, 2007

Çok sevdiğim bir söz var;

Bu sözü oldukça yorucu ve eziyet dolu geçecek bir kursa girdiğim ilk gün söylemişlerdi. Nitekim kurs boyunca da sürekli tekrar edildi.

Devamlı ilgi, yeterli bilgi, insana değer ve sevgi.

Tercüman olarak çalıştığım konulara yeterli ilgiyi gösteriyorum, bilgi eksikliğini de okuyarak ve araştırarak kapatmaya çalışıyorum.

Ha, insana değer ve sevgi konusu ise biraz çetrefilli. Neden, siz değer veriyorsunuz, müşteri size değer vermiyor, siz sevgi-saygı gösteriyorsunuz, karşılık ise ne kadar hızlı çevirebilirsiniz oluyor.

Bence, sorun bu, insan olarak karşılıklı değer ve sevgiyi, yaptığımız işlerde (biz bulmuş olsak bile, acaba karşı taraf bulmuş mu) bulamıyoruz. Sonuçta böyle bir döngü içine giriyoruz.

Ne diyeyim, devamlı ilgi, yeterli bilgi, karşılıklı değer ve sevgi...

Ankara'dan selamlar.


Direct link Reply with quote
 


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Saat 4 Sendromu ve Cuma Günü Kriz Günü Klasiği

Advanced search


Translation news in Turkey





Wordfast Pro
Translation Memory Software for Any Platform

Exclusive discount for ProZ.com users! Save over 13% when purchasing Wordfast Pro through ProZ.com. Wordfast is the world's #1 provider of platform-independent Translation Memory software. Consistently ranked the most user-friendly and highest value

More info »
WordFinder
The words you want Anywhere, Anytime

WordFinder is the market's fastest and easiest way of finding the right word, term, translation or synonym in one or more dictionaries. In our assortment you can choose among more than 120 dictionaries in 15 languages from leading publishers.

More info »



All of ProZ.com
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs