Mobile menu

medikal editörlük ücretleri hakkında bilgi istiyorum
Thread poster: almene
almene
Local time: 07:33
Romanian to Turkish
+ ...
Oct 2, 2007

Arkadaşlar merhabalar,

medikal editörlük ücretleri konusunda bilniz varsa paylaşırsanız çok sevinirim...şimdiden teşekkür ederim

iyi çalışmalar herkese,
neylan soylu

[Subject edited by staff or moderator 2007-10-02 15:29]


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
Örnek Oct 3, 2007

Şimdi müşterilerimden aldığım veya önerilen ücretleri kaydettiğim tabloya baktım:
10 Euro'dan 30 Euro'ya kadar muhtelif saat ücretleri var.
Bu medikal cihaz ve farmasötik çeviri/düzeltme işlerini de kapsıyor.

Sözcük bazında fiyatlandırma yapacaksanız, aşağı yukarı bir sözcük/saat hesabı yapıp, bu aralıkta bir şey verebilirsiniz.

Lakin, uluslararası standartlarda maalesef yüksek ücretlerle çalışan bir çevirmen olmadığımı, hele, Türkiye'deki ücretler daha parlak olmasa da, 10 Euro'nun cidden düşük olduğunu belirteyim.

Bu bakımdan, benimkini şahsi bir örnek olarak kabul edin. Yani aralığınızı 30 Euro ve üzerine çıkarabilirseniz, ki Türkiye haricinde mümkün olmayan şey değil, ne mutlu!


Direct link Reply with quote
 
almene
Local time: 07:33
Romanian to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
tesekkür Oct 9, 2007

sadan bey,

cevabınız icin teşekkür ederim...tercume sektörümüz için üzülerek bu ücretleri kabul etmek zorundayız, sonuçta bu sektörün piyasasını da belirleyen yine bizleriz...düşünüyorum da, acaba konusunda hangi serbest çalışan uzman saatini 10 € dan satabilir?! doktor, dişçi, kuaför, tamirci.......!?!??!

sektörümüzün daha iyi günlere erişmesini ümit ederek herkese iyi çalışmalar diliyorum....


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
Vaziyet kötü Oct 10, 2007

Vaziyet kötü, farkındayım. Lakin, bu paralar Türkiye'de uzmanlar tarafından, örneğin saydığınız mesleklerden insanlar tarafından hiç alınmayan paralar değil. Hele dişçilik falan... Yanına rahatça bir sıfır daha koyanlar var, malum. Orada da, her alanda olduğu gibi gençler eziliyor tabi çoğunlukla. Gerçi bizimkinde genç-yaşlı ayrımı kalmadı pek.

Şimdi şu 10 Avro'ya gelelim. 10 Avro'yu, yuvarlak sayı olduğu için koruyarak bir hesap yapalım:
Ayda 160 saat çalıştığımızı varsayalım: 1600 yapıyor.
Tatili, bayramı-seyranı, hastalığı, bürokrasisi derken, bir yılda 1 ay harcadığımızı düşünelim. Bu durumda bir yıllık gelir içinde düşünürsek 12'de birini de inelim bunun: 1470'e yakın bir rakam çıktı.
Bu rakamın, şu anda büyük çoğunluğumuz vermesek de, %20'si civarında bir oranın aslında vergi olduğunu unutmayalım.
Devlet istediği an kapınıza dayanıp alır, şu an için oturmadı olay. Kaldı 1176 Avro.
Ben SSK'lı olduğum için 300 YTL üzerinde bir sigorta parası ödüyorum, bu sanırım Bağ-Kur'da daha yüksek, diyelim 200 Avro şu anda:
Kaldı 976, hadi 1000 Avro. Bugünkü kurla yaklaşık 1670 YTL gibi bir para yapar.
Bu da aslında epey epey dolu çalıştığımız takdirde.

Farkındaysanız, saati 10 Avro'dan çalışmakla bile, ev geçindiriyorsak açlık sınırlarına yakınız, tek başımıza ev kiralamak ciddi yıkım demektir...

Sonuçta, geceli-gündüzlü, 18 saat çalışmak dışında, bir yapmamız gereken de, "eh Türkiye'de doktor bile almıyor o parayı" demekten öte, koşulları zorlamaktır. Örgütlü bir yaklaşımdan geçtim artık, ancak gençlere tavsiyemdir, sıkı pazarlık yapın en azından, çünkü kabullenilecek durum değil bu.
Beni de verdiğim tarifelere bakarak "kalantor" falan sanmayın, yok öyle bir durum. Bir ipucu: Şu satırları 05:25'te yazıyorum!
İyi bir çözüm öneremedim ama en azından "hayatta alamam daha iyi bir para" ezikliğine sokmayalım kendimizi.



[Değişiklik saati 2007-10-10 03:47]


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
Konuyla ilgili olarak Oct 10, 2007

Selçuk Bey'in yazısını okumanızı tavsiye ederim:

Çevirmenlerin Yoksullaşması...


Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 06:33
Member
English to Turkish
Ücret tartışmaları Oct 10, 2007

Ben açıkçası forumlarda ücret telaffuz etmeyi çok yararlı ve doğru bulmuyorum. Tersine, pek çok bakımdan sakıncalı olabiliyor. Her şeyden önce ortada tek bir pazar yok, aynı coğrafya içinde bile yok. Kaldı ki dünyanın zengin ülkeleri ile o kadar zengin olmayan ülkelerindeki pazarlar arasında daha büyük uçurumlar var. Şu 10 avro meselesine gelelim. Bir yandan 10 avro, bir aralığın başlangıcı olarak (=kabul edilir bir fiyat olarak) burada sunuluyor. Diğer yandan, acaba doktorlar 10 avro saat ücreti alıyor mudur diye bir yorum geliyor. Söz konusu birim avro olduğuna göre bunun avro kullanan ülkeler (=Batı Avrupa) pazarını ilgilendiren bir durum olduğunu kabul ediyoruz, herhalde Türkiye'de avro üzerinden fiyat verilmiyor. Kaldı ki bu ve benzeri sitelerde de uluslararası pazarı hedefleyerek ve baz alarak davranılıyor. Neyse, şimdi bu ülkelerden Almanya'yı düşünelim: Kısa bir süre öncesine kadar asgari saat ücreti 8 avroydu, bu yakınlarda yükseldi galiba, ama emin değilim. Bilen varsa bir zahmet yazsın. Şimdi Nizam'la konuştum, yaptığımız hesaba göre Hollanda'da da €7,6 gibi bir şey olması gerekiyor. Merak eden şuraya bakabilir. Bu ücretler, dediğim gibi asgari saat ücreti, yani vasıfsız iş için ödenen ücret: Hiçbir mesleğiniz, vasfınız yoksa ve fabrikada paspas yapma, yemekhanede bulaşık yıkama, kapı kapı dolaşıp gazete dağıtma gibi işler yapıyorsanız alacağınız ücret. Umarım, avro bazında yapılacak işler* için 10 birimi aralık başlangıcı olarak ortaya koymanın sakıncası yeterince görülüyordur bu tabloyla. [* Uzun süreli eğitim, ciddi bilgi birikimi, sürekli kendini yetiştirme ve takip çabası, donanım, yazılım, kitap vb yatırımı gerektiren bir işten bahsetmekteyim.]


Veya belki görülmüyordur, çünkü fabrikada paspas yapmak ile çeviri yapmak arasında emek, birikim, donanım, beceri açısından fazla bir fark yokmuş gibi davranıldığı hissine arada bir kapılmamak da mümkün değil. Bir yandan çevirmenliğin meslekten sayılmamasından yakınıyoruz hep ama, diğer yandan da çevirmenliği en meslekten saymayanlar çevirmenlerin kendisi galiba. Kendimize batıracak çok çuvaldız var da, şimdi yeri değil. Ama hiç değilse, iş yapılacak ülkeye göre fiyatlar belirlemeye çalışalım, o ülkelerdeki çevirmenler nasıl fiyatlandırma yapıyor, arada bir göz atalım, şu Türkiye'de yaşamak daha ucuz hayalinden kurtulalım diyorum ben. Çevirmenlerin görebildiğim kadarıyla çoğunun yaşadığı İstanbul, en azından kıta Avrupa'sının en pahalı şehri, en pahalı İnternet servisinin Türkiye'de olduğunu orada yaşayanlar söylüyor ve ne Trados, ne Microsoft, ne bir başkası, Türkiye'ye daha ucuza satış falan yapmıyor.

Şadan yukarıda Selçuk Budak'ın bir yazısına bağlantı vermiş. Ben ise asıl şu yazısının çok önemli olduğunu düşünüyorum. (Selçuk, en sık alıntı yapılan forum yazarı oldun, dikkatini çekerim!) Çünkü iş bizde bitiyor, öncelikle bizim bakışımızı değiştirmemiz önemli. Yaptığımızı bir "iş" olarak görmeye, yani Selçuk'un o yazısında anlatmaya çalıştığı gibi, hayatımızın önemli bir boyutu, geleceğimizin maddi temeli olarak görmeye başladığımız zaman ancak başkaları da öyle görür, biz de "doktorlar almıyor" psikolojisinden, hatta, "aa, biz vergi mi vereceğiz yani şimdi"lerden falan kurtuluruz, başkaları da meslek erbabı olarak bize saygı duymaya başlar. Yanılıyor muyum acaba?

[Edited at 2007-10-10 15:18]


Direct link Reply with quote
 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Netherlands
Local time: 06:33
Dutch to Turkish
+ ...
Özden'e katılıyorum. Oct 10, 2007

Başkaca yazmama gerek yok!

Sağlıcakla
Nizam


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
:) Oct 10, 2007

Sadan Oz wrote:
Lakin, uluslararası standartlarda maalesef yüksek ücretlerle çalışan bir çevirmen olmadığımı, hele, Türkiye'deki ücretler daha parlak olmasa da, 10 Euro'nun cidden düşük olduğunu belirteyim.


Arada şamar oğlanı olmayayım diye sözlerimin bir bölümünü vurgulama gereksinimi hissettim. Aralık başlangıcı budur bu işlerde demedim, böyle anlama ihtimaline karşı da çıkardım hesabı zaten. Az çok okuma yazma biliniyorsa, ki hitap edilen meslek grubunda bu yeteneğin gelişmiş olması lazım, mesele yok.
Yine de, ne yapıyoruz, kaça çalışıyoruz ne halt ediyoruz bilinsin. Niye fiyat-ücret şu bu telaffuz etmeyeyim!

Ancak, Özden'in yazdıklarında geri kalan kısmının büyük bölümüne imzamı atarım, haklı olduğu çok nokta var.
Her şey bizde, şahsen teker teker çevirmenlerde bitmese bile, çuvaldızların en irilerini seçelim.

Sevgiler, saygılar

[Değişiklik saati 2007-10-10 16:43]


Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 06:33
Member
English to Turkish
Niye fiyat telaffuz etmeyeyim? Oct 10, 2007

Şamar oğlanı olmazsın, sana gelene kadar ben varım o rol için burada.


Bu konuya baştan sona bakınca -yukarıda Selçuk'a bağlantı verdiğim konunun aynısı- fiyat telaffuz etmenin anlamsızlığı ve sakıncası çıkıyor ortaya: Biri 5 sente kızıp 7 senti normal fiyat olarak ileri sürüyor (birinin dolar diğerinin avro olması bir şey değiştirmez; 2 sene sonra, mesleğe ve piyasaya yeni adım atan biri o konuyu hangi kurdan okuyor olacak, bilmiyoruz), biri 5 YTL diyor, biri bize düşen üç kuruştur, diyor (ona kızılmıyor), biri size düşen üç kuruştur, diyor (ona kızılıyor, biri kızınca herkes kızmaya başlıyor zaten, kolay hedef oluyor falan...). Bana da kızın kızacaksanız da, kimseyle şahsi olarak bir derdim olmadığını da bilin. Neticede biri de diyor ki, herkes kendi fiyatını geçerli fiyat sanıyor. Kesinlikle doğru diyor. Ama herkes kendi fiyatını ne şekilde belirliyor acaba? Bunları paylaşsak, daha doğru olmaz mı?

En hafifinden: Hizmete ve uzmanlığa göre oluşacak çeşitlilik bir yana, hangi ekonomiden ve piyasadan bahsedildiğini bilmeden,
http://www.proz.com/post/690430#690430 :
10 Euro'dan 30 Euro'ya kadar muhtelif saat ücretleri var.

demek, yanıltıcı olabilir. Meslekte yeni olan için de, meslekte yeni olsun olmasın, uluslararası çeviri piyasasında yeni olan için de. Medikal editörlük, en fazla bilgi, araştırma zamanı ve dikkat gerektiren konulardan biri. Niye 10 avrodan başlasın, niye 30 avroya kadar olsun. Buraya yeni gelen birinin aklında o fiyatlar kalacak, ta ki 30 avrodan bile başlatmaması gerektiğini öğrenene kadar, ki öğrenirse.


Başka verilere göz atılabilir: En kötü ajansların İngilizce-Türkçe (Türkçenin dahil olduğu en ucuz dil çifti) çeviri için müşterilerine kestiği fatura EU 0.25/kelime'den başlar. Ajansların sayfalarına bakılabilir, hatta bir kısmının "online instant quoting" formu var. Sitede girilmiş ücretlere bakılabilir. Tek bir örnek: İngilizce-Almanca -veya tersi- en harcıâlem dil çiftlerinden biri; Türkçenin belki 10 katı çevirmeni var. Artı, ikisi yakın akraba diller, arada hem gramatik hem idiomatik düzeyde ciddi bir yapısal yakınlık var. Bu iki dil arasında 5 dakikada yapılan çeviri, İngilizce-Türkçe arasında belki 8 dakikada yapılır, belki daha uzun sürer. Hal böyleyken, niye EN-TR kelime ücreti 7 dolar sentinden başlarken, DE-EN'de 10 dolar sentinden başlasın? Niye ilkinde saat ücreti 19.76 avrodan başlarken, ikincide 23.23 olsun bu rakam? (Bu sitedeki fiyatlar.) Tam tersine bir orantı olması gerekmez mi? Hatta Türkiye'deki çevirmenlerin, yurtdışında yaşayan Türkçe çevirmenlerinden daha yüksek fiyat vermesi gerekmez mi? Türkçenin kaynağındalar çünkü, yurtdışında yaşayanlara göre daha yüksek kalite garanti edebilecek durumdalar.

Benim aklıma gelmeyen başka nice göstergeye de bakılabilir. Ama asıl önemli olan, Selçuk B.'nin şu yukarıda bağlantı verdiğim mesajında söyledikleri. Verilecek fiyatın içine nelerin girdiği yani. O yüzden, kimse kusura bakmasın, forumlarda, şu işe ne fiyat vereyim sorusunu çok ciddiye almadığım gibi, kimsenin tabağına yanlış tarifeyle pişirilmiş balık koyulmasından yana da değilim. Misinanın iyisi nerede bulunur, hangi suda hangi balık yüzer, hangi balık hangi solucana gelir, bu konuda bildiklerimizi koyalım ortaya. Çok daha faydalı olur.


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
Neyse Oct 10, 2007

Bir kez daha alıntı yapmayayım kendi yazımdan. Yanıltıcı olan bir şey yok. Alan da net, yapılacak iş de net. Okuma zahmetine katlanan okur anlar. Bunda bu kadar telaş edecek bir şey yok. Bunu anlamayana davul zurna az zaten.

İşin acı tarafı şu ki, bu verdiğim ve düşük olduğunu özenle vurguladığım aralık için, örneğin, arkadaşa aralığın alt limiti bile hayal görünüyor.
Suskunlukla karşılayıp sonra "ince irdelemek lazım bu işleri" diye yuvarlak konuşmak yerine neşter vurduğum için mutlu ve huzurluyum açıkçası.
Hem birbirimizin durumunu da az çok görmüş, sezmiş oluyoruz. Yoksa Selçuk Akyüz'ün dediği gibi, herkes kendi fiyatını doğru bilmeye devam eder.


Direct link Reply with quote
 

Selçuk Budak  Identity Verified
Local time: 07:33
English to Turkish
+ ...
Hangi Kuaföre Gidiyorsunuz? Oct 10, 2007

İngilizce genel forumda, bu fiyat-hizmet konusunda çevirdiğim bir makaleye de değinerek bir yazı yazmıştım. Ama ne yazık ki o forumu da, yazıyı da bulamadım. Ne zaman fiyatlarla ilgili bir yazı görsem, aklıma nedense hep kuaför karşılaştırması geliyor.

Geçenlerde berberde saç tıraşı olduktan sonra, kayınbabamlara uğramıştım. Kaç lira verdiğimi sordu, ben de 7 lira dedim. "Maltepe'de 2 liraya kesiyorlar," dedi. Merakımdan, sürekli gittiğim berberin 150 metre aşağısındaki başka bir berbere sordum. 5 lira dediler. Bir daha gittiğimde berbere soracağım, "Maltepe'de 2 lira iken siz niçin benden 7 lira alıyorsunuz?" diye. O da bana, "Abi o zaman oraya git!" diyecek.

Siz hangi kuaföre gidiyorsunuz? Oskarlı yıldızların Oskar ödül töreninden önce uğradığı, Hilary Clinton'ın saçını yaptırdığı Frédéric Fekkai'ye (ortalama saç kesim ücreti $250) mi, yoksa ne bileyim (NY'u bilmem), Harlem'in ara sokaklarındaki bir kuaföre ($10) mi?

Soruyu başka türlü sorayım Fekkai kalkıp Harlemli kuaförlere "niye ucuza iş yapıyorsunuz be kardeşim?" diyebilir mi?

Bu fiyat tartışması bana biraz boşa uğraş gibi geliyor. Fekkai belki ekstrem bir örnek. Ama kabul edersiniz ki bir konuyu anlatmanın en iyi yollarından birisi de uç noktalara gitmektir. onun için bu örneği verdim. Bu örnekte ayrıca Özden'in sözünü ettiği şeyin ipuçları da var:

Misinanın iyisi nerede bulunur, hangi suda hangi balık yüzer, hangi balık hangi solucana gelir, bu konuda bildiklerimizi koyalım ortaya.


Bu konuda bildiklerini yazacak olanlar, bu alanda nispeten başarılı olduğunu düşünenlerdir. Yapılması da gerekir. Ama bunu daha geniş bir zamana bırakmak istiyorum.

Mevcut forumda üzerinde durmak istediğim, bu tartışmanın nereden doğduğu, fırtınanın nereden koptuğu üstüne bir spekülasyondur.

Burada bazı arkadaşların "çok iyi fiyat" ya da "makul fiyat" dediği fiyatlardan iş teklifi alınca, "kusura bakmayın, bu fiyattan proz'da tercüman bulabilirsiniz" diye işi geri çevirenlerin varlığı da, iç piyasada 4-5 liraya iş alarak karın tokluğuna çalışan ve bu nedenle sözü edilen fiyatları "uçuk" bulanların varlığı da bilinen bir gerçek.

Bence bu tartışma da, bu fırtına da "içerisi" ile "dışarısı," onlar ile öteki olan bizler arasındaki bu tutarsızlıktan, bu uçurumdan kaynaklanıyor. Üçüncü dünyanın üçüncü sınıf vatantaşları olma duygusundan bir türlü kurtulamadığımız için de, hep daha azına, hep daha aşağısına razı olma eğilimini kırmakta zorlanıyoruz.

Hayatın pahalılığı konusunda Özden'in yazdıklarına hak vermemek elde değil. Dünyanın en pahalı benzinini biz yakıyoruz. Dünyanın en pahalı otomobiline biz biniyoruz. Dünyanın en pahalı evlerinde biz oturuyoruz. Dünyanın en fazla vergi (doğrudan veya benzin ve otomobilde olduğu gibi dolaylı) veren vatandaşları bizleriz. Örnek mi? Türkiye'de içinde oturulabilir, makul bir evin fiyatı 150 bin dolardan başlıyor. Tatillerde otellere yabancıların neredeyse 2 katı para ödüyoruz.

Üstelik bütün bunları da, onların aldığı fiyatın 6-7'de biri bir fiyatla iş yaparak gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Üstelik bunu da, değerlenen bir Türk parasıyla yapmaya çalışıyoruz. Daha önceki yoksullaşma yazımda, dolarla çalışan çevirmenin 2003 yılına göre alım gücünün 1/3'e düştüğünü yazmıştım. Bu abartı değil, orada yapılan hesap ortada, veriler ortada. Herkes bu hesabı yapabilir.
O hesabı yaptığım tarihte dolar 1.25 idi. Şimdi 1.18. O yazının tarihinden bu güne, %7 kadar bir yoksullaşma daha söz konusu. Paritedeki bu baskının nereye kadar süreceği de belli değil.

Peki neden, daha pahalı yaşarken daha ucuza iş yapıyoruz? İçerisi ile dışarısı arasındaki bu uçurum nereden kaynaklanıyor? Bu uçurum nasıl kapatılabilir? Bu sorulara cevap aramamız gerekiyor, çünkü düğümün çözümü bu cevaplarda gizli. İçerdeki ile dışarıdaki fiyatlar arasında bir paralellik kurulmadığı sürece bu tartışma hep bu şekilde devam edecektir.

İşte size, ne kadar pahalı yaşadığımıza dair karikatürize bir örnek: (dondurmamızı yedik, çekilişe katıldık, bize çıkacak hayaliyle fiyatını araştırdık, oradan biliyorum!)

Lamborghini Gallardo Spyder:
Türkiye fiyatı: 395 bin avro = 556 bin dolar
İngiltere fiyatı: £131000 = 267 bin dolar
Amerika fiyatı: 200 bin dolar.


Direct link Reply with quote
 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 06:33
Member
English to Turkish
İngilizce forumdaki yazı... Oct 11, 2007

...burada.
Selçuk Budak:

İngilizce genel forumda, bu fiyat-hizmet konusunda çevirdiğim bir makaleye de değinerek bir yazı yazmıştım. Ama ne yazık ki o forumu da, yazıyı da bulamadım. Ne zaman fiyatlarla ilgili bir yazı görsem, aklıma nedense hep kuaför karşılaştırması geliyor.


Ancak, o yazıda Selçuk'un makaleye verdiği bağlantı artık kopmuş. Makaleyi buldum gerçi ama, nedense sayfasını buraya kopyalayınca açılmıyor. Ama şuradan bir yol var.
(Başka kayıp bir şey var mı?)





[Edited at 2007-11-10 14:34]


Direct link Reply with quote
 

Serkan Doğan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
Turkish to English
+ ...
Dondurmam gaymak Oct 11, 2007

Bu forumda da iş dönmüş dolaşmış benim berber benzetmeme dayanmış. Özellikle alttaki karşılaştırmayı yerinde buluyorum. Yani evet, her kalemde "uygar" ülkelerden daha az tüketiyoruz. Tek tek saymaya gerek yok. Sürekli ayrı araştırmalar yapılıyor. Meyve suyunu, eti, sütü, diş macununu, yani yararlı olan ne varsa bizde çok daha az tüketilir Avrupa ülkelerine ve ABD'ye kıyasla. Bir makarna tüketiminde İtalya ile yarışırız. Bununla birlikte halen kısmen tarım ve hayvancılık ülkesi olan bizde et fiyatının Batı'ya nazaran 2, Yeni Zelanda'ya göre 3 kat pahalı olmasına ne demeli. İnternet performansının daha az ve fiyatının daha çok olması da bir örnek olarak verilebilir. Bunun için doğrudan vergiyi toplamakta zorlanan bizler rekor oranlarda dolaylı vergi ödüyoruz. Ayşe teyze de ödüyor, şirketi olmayan x kardeş de ödüyor şakır şakır. Yalnız konut fiyatları konusunda tereddütüm var. Gerçekten dünyanın en pahalı evinde mi oturuyoruz? Oysa yabancılar için halen bizim ülke bir emlak cenneti değil mi? Biraz pazarlıkla 150 bin YTL'ye İstanbul'un herhangi bir yerinde makul bir ev alınabilir. Türkiye'nin bazı ilçelerinde ve hatta bazı turistik yörelerimizde bu paraya 2-3 müstakil ev de satın alabilirsiniz. Sanki emlak fiyatları tam mortgage öncesi güç yetirilebilir düzeylerde halen bizde. Bununla birlikte, evet, bütün bunları çok daha az kazanarak ödüyoruz. Ne bileyim, benim Avrupa'da bir hukuk bürosunda avukat olarak bile değil sekreter olarak çalışan bir arkadaşım benim cep telefonu değiştirmemden daha sık aralıklarla arabasını değiştirebiliyor. Bir ev almak onun için olağan bir hadise olabiliyor. Bir başka örnek, geçen senelerde gittiğim ayıptır söylemesi 5 yıldızı olan bir otelin kral dairesini Avusturya'da yaşayan sözümona basit bir işçi kardeşimiz kapatmıştı iki haftalığına. "Abi, 5 ay önceden rezervasyon yapıp parasını da peşin ödedim, neredeyse bedavaya geldi, bu paraya Avrupa'da adama pansiyon vermezler" dedi. Bu kişi aynı işi bizim memlekette yapsa, yoksulluk veya açlık sınırları civarında seyreder. Bu bağlamda, medikal veya başkaca bir çeviri alanında, fiyatlarımızı tespit etmek için ele alıp hesaba katmamız gereken o kadar çok parametre var ki. Medikal çevirinin uzmanlık isteyen bir alan olduğunu ve klasik piyasa işlerine benzemediğini "gözden kaçıranlar" bile var sektörde. Örneğin, bir gün telefon açıp 3-5 kuruşa vekalet, sicil gazetesi tercümesi yapıp ekmeğini çıkarmaya çalışan birine "500 sayfa tıp çevirisi var, en kısa zamanda isteniyor, alır mısın" diyeni de var..
Hepinize kolaylıklar diliyorum...

Selçuk Budak wrote:

Geçenlerde berberde saç tıraşı olduktan sonra, kayınbabamlara uğramıştım. Kaç lira verdiğimi sordu, ben de 7 lira dedim. "Maltepe'de 2 liraya kesiyorlar," dedi. Merakımdan, sürekli gittiğim berberin 150 metre aşağısındaki başka bir berbere sordum. 5 lira dediler. Bir daha gittiğimde berbere soracağım, "Maltepe'de 2 lira iken siz niçin benden 7 lira alıyorsunuz?" diye. O da bana, "Abi o zaman oraya git!" diyecek.

Dünyanın en pahalı benzinini biz yakıyoruz. Dünyanın en pahalı otomobiline biz biniyoruz. Dünyanın en pahalı evlerinde biz oturuyoruz. Dünyanın en fazla vergi (doğrudan veya benzin ve otomobilde olduğu gibi dolaylı) veren vatandaşları bizleriz. Örnek mi? Türkiye'de içinde oturulabilir, makul bir evin fiyatı 150 bin dolardan başlıyor. Tatillerde otellere yabancıların neredeyse 2 katı para ödüyoruz.



Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:33
English to Turkish
:) Oct 11, 2007

Hakikaten kuaförle bağlandı olay yine. Forumda başka da yere varmaz zaten bu konu; somut adım atılması gereken işler bunlar.
Bir de mesleki örgütlenme patlatsaydık bayram şekeri niyetine, güzel olacaktı, artık onu da 1 Mayıs'a saklıyorum.

Herkese iyi bayramlar, iyi dinlenmeler.


Direct link Reply with quote
 


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

medikal editörlük ücretleri hakkında bilgi istiyorum

Advanced search


Translation news in Turkey





Anycount & Translation Office 3000
Translation Office 3000

Translation Office 3000 is an advanced accounting tool for freelance translators and small agencies. TO3000 easily and seamlessly integrates with the business life of professional freelance translators.

More info »
SDL Trados Studio 2017 Freelance
The leading translation software used by over 250,000 translators.

SDL Trados Studio 2017 helps translators increase translation productivity whilst ensuring quality. Combining translation memory, terminology management and machine translation in one simple and easy-to-use environment.

More info »



All of ProZ.com
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs