Pages in topic:   [1 2] >
Zararsız (bilinçli) yazım kuralı ihlalleri?
Thread poster: Ali Bayraktar

Ali Bayraktar  Identity Verified
Turkey
Member (2007)
English to Turkish
+ ...
Oct 15, 2009

Herkese Merhaba,

Bildiğiniz gibi dillerin katı kuralları yazılan metin ne kadar resmileşirse o kadar aranır hale gelir.
Örneğin iki arkadaşın veya aile efratının birbirine yazdığı mektuplarda bu kurallar olmuş olmamış kimsenin umrunda olmazken, resmi bir makamla yazışırken veya birden fazla kişinin okuması beklenen yazılarda bu kurallar gereklidir.

Bence bunlardan esnetilebilecekler hatta değiştirildiğinde estetik olarak daha güzel görünecekler de var (güzellik göreceli olduğundan burada herkese göre diye bir kaide yok)

Benim bahsetmek istediklerim de bu zararsız ve göze genel kabul gördüğü şeklinden daha güzel görünen kural ihlalleri.

Bunlarla ilgili benim bir kaç denemem ve düşüncem var.
Sizler de kendi öneri ve düşüncelerinizi paylaşırsanız veya benimkiler hakkında görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Gel gelelim örneklere:

1- Bildiğiniz gibi İngilizce'de Birinci İkinci Üçüncü gibi ifadelerde sayıdan sonra inci eki yukarı çıkıyor.
Örneğin: 1st, 2nd, 3rd gibi

Ben bu ifadeye oldum olası tam bizlik gibi bakmışımdır hep.

1inci, 2inci, 3üncü, IVüncü gibi.

Ve (hepsinde olmasa da) bir çok rapor ve ticari metinlerde bunu Türkçeye uyarladım ve kanımca çok da güzel duruyor yapınca. (Hiç şikayet almadım, aslında onlarca müşteriden sadece biri farkederek ilginç olduğunu söyledi)

2- Aynı şekilde zaman zaman bazı üleştirmelerle de oynamak mümkün
1er, 2şer, 3er, IVer gibi.

3-Bir uygulama da Rusça'dan var.
Para tutarları yazarken kuruş kısmını ayırırıken kullanılıyor ve benim hoşuma gidiyor şahsen.
Örn: 1.000.000-00, 500.000-00 gibi

Kelimelerde ise pek güzel sonuçlar vereceğini düşündüğüm kural ihlalleri yok.
Sadece iki adım olduğundan, adımı 1997 den 2006 yılına kadar hep tire (-) ile yazdım bir sürü resmi işlemde.
Öyle ki terhis belgesi aldığımda onu düzenleyen kişi de ne gördüyse yazdığından Muhammet-Ali diye tire ile yazmışicon_smile.gif

Sizin uyguladığınız veya şöyle olunca daha güzel duruyor diye düşündüğünüz uygulamalar varsa, paylaşırsanız sevinirim.

Herkese Saygılar

M. Ali


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Kurallar-yazım kuralları insan yapımı... Oct 15, 2009

Bu konuda yazacak çok şey var.

Ben yaratıcılık konusuna özel bir önem veriyorum. Zaten şunun şurasında çok uzun bir süre geçmedi latin alfabesine geçeli... Türkçenin yazım kuralları bana Fransızca'yı çağrıştırıyor.

Ben nasıl kolay anlatabileceksem, nasıl daha etkili yazabileceksem öyle anlatıyorum ve yazıyorum. Basılmış 2-3 kitabım var Avrupa'da (müstear adlarla), bu huyumu kitaplarımda da aynen devam ettiriyorum. Hoşuma gidiyor böyle yazmakicon_wink.gif

BENCE;

Yaratıcılığıma engel olan ne varsa ben kullanmamayı tercih ediyorum. Yazım kuralları da insanların, kraliyet akademilerinin, milli kurumların kafası karışık bey/bayanlarının sürekli şiyaptığı şeyler.

Alman ARD-ZDF'de 2 saat ''Rechtsschreibungsreform'' haberlerini, sorunlarını dinliyordum gülmekten ölüyordum...icon_wink.gif

Tartışmacının biri (ZDF'de olacak 2-3 yıl önce), bir başka uluslararası ünlü dilin yazım kurallarını ''.....'ca'' olarak tanımlamış bende kopmuştum gülmekten...

Konu uzun, yenim bol ama yerim dar

Saygılar Selamlar


 

gizem turkish
Local time: 15:59
English to Turkish
+ ...
Dilbilgisi Oct 15, 2009

Arkadaşlar,

Bence bundan böyle ve'leri parantez içinde kullanalım (ve) diyelim. Kendimize La tercüman diyelim. Cümle başlarında büyük harf kullanmayalım. Kullanana şiddetle karşı çıkalım. Bütün imlaları bozalım. Bize güzel görünen her şeyi yapalım.

Tireler de güzel. Her iki kelimenin arasına birer tire koyalım. Hatta tireler civata vazifesi görsün, gözümüze hoş gelen cümleleri ayakta tutsun.

Maksat yaratıcılık olsun!

Şaka bir yana, gözümüze hoş geliyor diye bir dilin kurallarıyla oynayamayız. Eğer sanat yapıtı üretmiyorsanız dilbilgisi kurallarına uymanız gerekir. Türkçe'ye çeviri yapıyorsanız Türkçe dilbilgisine uymak zorundasınız.


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Kimse kimseye dilbilgisi kuralları dikte etmemeli bence... ;) Oct 16, 2009

İsteyen istediği gibi yazabilmeli...

İsteyen istediği gibi düzeltebilmeli...

isteyen istediği gibi düşünebilmeli....

''Zorunluluk!! diye bir kavram olmamalı ''bence'' şu yaşamdaicon_wink.gif

Duden'cilerin kafa hep karışık Almanya'da. Ah Almanya ahh sen varya sen mahvettin beni, kuralcılığa başkaldırmamın baş müsebbibi sensin! Alacağın olsun, bakarsın birgün gene uğrarım ben Essen'ine, Bochum'una, München'ineicon_wink.gif...

Ayrıca Duden yayınevine barışcıl amaçlarla bir çelenk akdeniz zakkumu bırakacağımicon_wink.gif. Alemin akıllısı Almanlarmış ki cümle içinde ortasında sonunda Büyük harflerle başlayan işlemeler yapmışlar, yapmaya da devam ediyorlar... Yetmiyor bide İngilizcenin yazımını beğenmiyorlar. Ne diyeyim kolay gelsin eski yurdum Almanyam diyeyim bari...

Bir bildikleri vardır amann ! banane Ba-na-neicon_smile.gif

Selamlar saygılar herkese

A. Ö


POST NOT: Kafanıza göre takılın arkadaşlar; kimsenin imlasına, yazımına, noktasına, virgülüne karışacak vaktim yok. Birazdan azıcık Norveç dili çalışayım, belki merak sararım da öğrenirim bu dili. Bu önemli.





[Edited at 2009-10-17 10:54 GMT]


 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 14:59
Member
English to Turkish
+ ...
X♥que jaerae†iCi DA >>> Oct 16, 2009

? Peckeye ♥ ZaeMAen nasI Lanlı$i JeeZZzze



.


 

Ali Bayraktar  Identity Verified
Turkey
Member (2007)
English to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Ø & + Oct 17, 2009

gizem turkish wrote:

Arkadaşlar,

Bence bundan böyle ve'leri parantez içinde kullanalım (ve) diyelim. Kendimize La tercüman diyelim. Cümle başlarında büyük harf kullanmayalım. Kullanana şiddetle karşı çıkalım. Bütün imlaları bozalım. Bize güzel görünen her şeyi yapalım.

Tireler de güzel. Her iki kelimenin arasına birer tire koyalım. Hatta tireler civata vazifesi görsün, gözümüze hoş gelen cümleleri ayakta tutsun.

Maksat yaratıcılık olsun!

Şaka bir yana, gözümüze hoş geliyor diye bir dilin kurallarıyla oynayamayız. Eğer sanat yapıtı üretmiyorsanız dilbilgisi kurallarına uymanız gerekir. Türkçe'ye çeviri yapıyorsanız Türkçe dilbilgisine uymak zorundasınız.






Ben böyle bir şey kastetmedim. Benim söylemek istediğim aynen sizin web sitenizdeki şu kullanım gibi.


Ø Teknik terminolojiye hakim kurumsal bir çeviri şirketi mi arıyorsunuz?
Ø Şirketiniz için çok dilli bir web sayfası mı oluşturmak istiyorsunuz?


Bu Ø işaretlerini de sanırım dilbilgisi kurallarına sokmak kolay olmasa gerek.
Veya bazı kelimeler arasına koyduğunuz (+) işareti gibi (Bunun yerine (ve) kullanılması gerekmez mi?)

Özden Arıkan wrote:

? Peckeye ♥ ZaeMAen nasI Lanlı$i JeeZZzze




Özden Hanım mükemmel bir yaratıcılıkicon_smile.gif Ancak bu alfabenin pek tutacağını sanmıyorumicon_smile.gif

Peki, o zaman nasıl anlaşiçeeeez yazıyor galiba, ancak başlığı bir türlü çözemedim

".......... yaratıcı da" yazıyor ama X♥que kelimesini sökemedim bir türlü (hoş mu?)
icon_smile.gif


 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
Dutch to Turkish
+ ...
Yazi varken veya yokken Oct 17, 2009

Merhabalar,

Bu tür tartışmalarda örnek vereceğiniz zaman orta halli bir örnek aklınıza gelmez genelde. Sıfat olarak ifrat veya tefrit olabilecek örnekler gelegelir.

Herkesin bir kendimcesi vardır. Kimse kimsenin kendimcesini değiştirmemeli. Ama dil kimsenin kendimcesine mahpus edilecek kadar sahipsiz omamalı. Aynı şekilde birinin veya birilerinin yegane sahipliğine de esir edilmemeli.

Değişmeli veya evrilmeli bir başka deyişle. Ancak akşam yatarken olmayan kural veya kelime sabah önünüze yeni kural veya kelime veya dilimize ait olarak da karşınıza gelememeli. Dil korunmalı.

Bir tire eklemek, bir noktayı kaldırmak, alta yazarken küçültüp üste yazmak dili değiştirmez elbet. Korkmamalı belki ama kuralsızlığın da bir faydası yok. Asıl mesele Kuralları bozmama çizgisinin nerede olacağı veya nerede olduğuna kimin karar vereceğinde.

Ben dili korumanın sadece imlada veya sadece ifadede değil aynı zaman konuşmada da olması gerektiği kanaatindeyim. Yazı olmadan da "anlaşcemize" göre, korumayı yazıyla sınırlandırmak zorlama olur. Elimize bir sopa alıp, sen yap sen yapma demek ne derece uygulanır bilemiyorum. Zorla güzellik olmayacağını söylemiş atalar. Biz de
"Tut atalar sözün, kalbi selim ol,
Gönülden gönüle yol var demişler"
diyerek bir taraf kalbi selimken diğer tarafın da her olur olmaza kendi tasarrufunu kullanma alışkanlığından vaz geçmesini ümid etmek lazım.

Zira dil değişimi zararsız olması için çook uzun zamanda gelişerek olmalı. Ani dil değişiklikleri sadece dilde olmaz, dil yanı sıra diğer değerleri de kapsar. Din, kültür, gelenek vs.

Bu yüzden yaygın olan bir söz vardır. "Dili değişenin, dini değişir" diye.
Bu değişim dört kelime içine sığacak kadar kolay olmaz belki ama bu söz boşa söylenmiş söz de değildir.

Son olarak küçük şeylerin de büyük şeyler kadar önemli olduğunu hatırlamamızda fayda var. Büyük değişiklikleri yapmak zordur. Karşınızda bir dizi engeller çıkar. Veya radikal karar vermenizi gerektirir. Çoğu kere bu keskin kararı veremezsiniz. Ancak, bu büyük değişikliklerin olması ise küçük değişikliklerin önceden yapılmış olmasını gerektirir çoğu zaman. Yani sizce, bizce veya onlarca önemsizliği şüphe götürmeyen pek çok küçük şey ileride büyük değiişiklikler olarak karşımıza çıkar.

Bütün bu ve benzeri gerekçelerden dolayı, dili fazla zorlamamak gerektiğini düşünüyorum.

Sağlıcakla,

Nizam Yiğit






[Edited at 2009-10-17 22:34 GMT]

[Edited at 2009-10-17 22:39 GMT]


 

Bumin  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
English to Turkish
+ ...
Nerede o eski bayramlar.. Oct 18, 2009

Babam eski bayramların kalmadığını düşünür. Şimdiki gençleri de pek anlamlandıramaz. Yeni kuşak-ların daha bir şöyle ya da böyle olduğunu varsayar. Dedem de zamanında köy ve geçkince yaşta şehir görmüştü, ‘şimdiki gençler’ hakkında neler düşünmüştür kimbilir. Geçen ay bir Abdülhak Şinasi Hisar okumuştum, 1930-40 arası yazılmış olmalı, "nerede o eski bayramlar" diyor. Velhasıl Orhun Kitabelerine de baksanız, aynı minvalde, “gençler de pek bi şey canım”, ifadesi var.
Şu gençler de, yazık, bugüne kadar hiçbir şeyi bozamamışlardır. Tüm girişimleri anında tespit edilmiş olmalı ki yazı icad olmuş ilk iş bunu kaktıra kaktıra taşa yetiştirmişler, o denli.

Dil, korunmamalı, ki zaten korunamaz (komik bir çaba içine girmemiş oluruz).
Hiçbirimiz dili korumuyoruz, para kazanıyoruz.
(Korunan bir şey varsa, nasıl dönüyor tezahür edemiyorum ama, o şey, para döngüsü olmalı. Bizim imlaya uyarak koruduğumuz şey A şirketi ile B şirketi arasında bir kısım paranın X ve Y karşılığı el değiştirmesi işlemi, ya da bunun biraz daha ağdalı türevleri.)

Bildiğim büyük dil bilginlerinin namı, hayatı boyunca olması gerektiği yerde noktalı virgülleri doğru kullanması, “ ~| “ işaretini imla işaretleri arasına sokması, getirdiği şu yeniliklerden değil, çoğun dilin işleyişini ve halk arasındaki gelişimini, ayrışımını araştıran eserlerden alıp yürümüştür.

Anlaşma konusuna gelince, dil anlaşmaya yardımcı mı olur örseler mi tartışılır.
Bir yere gitmemi istiyorsan gel çekiştir, fazla dolaşma etrafımda patiyi yersin, seviyorsan öp kokla, şu çizgiyi geçersen çifte atarım... Daha net anlaşım biçimleri gördünüz mü hayatınızda? Dille anlaşabilecek düzeye gelmedik, ya da dil, tüm araçlarıyla birlikte onu kullanarak anlaşabileceğimiz noktaya gelmedi henüz; sanıyorum. Şahsi görüş.
Konu özü ile ilgili,
özette, ve kabaca;
ne kadar standardizasyon o kadar anlaşılırlık niyeti (en azından biçimsel olarak),
ne kadar özel dil, o kadar özel iletişim. Amaç önemli.
İki örneğinizde,
1 inci 2 inci... ve 1er 2şer ... yazımları...
gayet anlaşılır ve şık buldum.
Kolay mı? Yaygınlaştırmak isteğindeyseniz, ya da yaygınca görmekte hoşunuza giderse, aynı zamanda kolay da olmalı kullanımı. Bir kısayolu yoksa zahmetli yazım.

Karşıma böyle bir iş gelirse? Çok süslü, her ifadede bir yenilik getirme çabası içerisinde değilse, yadırgamam. Hatta bir işin üzerindeki, kopyala yapıştır olmayan, gogıl kokmayan işçilikler hoşuma gider, imza yerine geçer; biçim bozuma bakmam.

İyi pazarlar herkese.


 

Veruca
Local time: 15:59
English to Turkish
X♥que = Çok Oct 18, 2009

M. Ali Bayraktar wrote:



".......... yaratıcı da" yazıyor ama X♥que kelimesini sökemedim bir türlü (hoş mu?)
icon_smile.gif




"Çok yaratıcı daaa" diyor sanırımicon_smile.gif))


 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 14:59
Member
English to Turkish
+ ...
Unuttuğumuz bir şey yok mu? Oct 18, 2009

Bizler çevirmeniz. Çevirmenlik bir yaratım işi değil. Çevirmen, kaynak metni, becerisi elverdiğince sadakatle hedef dile aktarmakla yükümlü. Bu sadakat, metnin mesajını olduğu kadar biçimsel özelliklerini de korumayı, metnin sahibi, yani yazarı kimse, onun tercihlerini aynen aktarmayı, araya kendi tercihlerini sokmamayı içeriyor. Çevirmenlik bağlamında tartışıyorsak -konu Off-Topic işaretlenmediği için ben öyle varsaydım- bana göre tartışma bu noktada kapanıyor zaten.

Çevirmen olarak size emanet edilmiş bir metinden değil, kendi yarattığınız metinden bahsediyorsanız, belli amaç ve nedenlerle kuralları bozmanın örneği çok. Ancak kendimizi kandırmayalım, çünkü bu, yazı yazmasını bilmemekten ve özensizlikten çok başka bir şeydir. Yazım kurallarını bilerek bozan çok sayıda yazar var. e.e. cummings çok bilinen bir örnek, ismini de hep kendi yazdığı gibi yazıyoruz işte. Bazı feministler, Almanya'daki RAF ideologları, edebiyat ve düşün alanından başka birçok kimse de büyük harf kullanmayı veya başka yazım standartlarına uymayı reddetmiş. (RAF'çıların Almanca yazdığını ve Almancada cins isimlerin de büyük harfle yazıldığını düşünürseniz, durum daha travmatik oluyor.) Bunlar, yazım kurallarını, belli bir ideolojik bildiride bulunma adına bozuyorlar. Bir de edebi üslup gereği bozmanın sayısız örneği var. Bir tanesini şu anda çeviriyorum. Bu metinde sadece noktalama ve yazımla ilgili kurallar değil, paragraf ve satırbaşı kuralları da altüst edilmiş. Çeviride kaynak metindeki dozu tutturmak ve kuralsızlığın hizmet ettiği amacı yansıtabilmek epey uğraştırıcı oluyor. Ve, eee... şey, yazım kurallarını bilmeyi ve düşünmeyi gerektiriyor.

Aynısı, yazar için de geçerli. (Kendini kandırma meselesine geliyorum.) Bu kitabın yazarı olan adamcağız, sene kaç unuttum, ABD'de müstehcenlik suçlamasıyla yargılanmış. Müstehcenlik suçlaması, tek başına tamamen mesnetsiz bir şeydir, dolayısıyla ona daima "zaten edebi değeri yok" argümanı eşlik eder, çünkü "Ben bu metinden rahatsız oldum" diyene "Ben olmadım" veya "Rahatsız olduysan okuma" denebilir. "Bu metnin edebi değeri yok, sadece okuru tahrik etme amacıyla yazılmış, aha işte yazım kurallarını da bilmiyor zaten, bu ne biçim edebiyatçı" demek zorundalar. Edebiyatçı ve dilbilimcilerden oluşan bilirkişi de, "Yok efendim, canavarlar gibi edebi değeri var. Zaten yazar, yazım kurallarını üslup gereği bozmuş ve de bozma amacını bu kadar başarılı bir şekilde yerine getirebilmesi, yazım ve dilbilgisi kurallarını çok iyi bildiğini gösteriyor," şeklinde rapor vermiş.

Uzatacağım ama, Adnan Bey'in son profil resmi, aklıma başka bir alandan bir örnek daha getirdi. Dalí'nin bir biyografisinde okuduğum bir şey - doğru mu değil mi bilmiyorum, ama okuduğumda ağzım beş on dakika kadar açık kalmıştı. Dalí daha kısa pantolonlu bir Salvador'ken, oturdukları kasabanın banka müdürü babasına telefon edip der ki, "Señor Dalí, oğlunuzu kalpazanlık yaparken yakaladık. Falanca dükkânın sahibinin bankamıza yatırdığı meblağın içinden sahte para çıktı, soruşturma sonucu parayı oğlunuzdan aldığını öğrendik." Çocuk paranın resmini yapıp para olarak kullanmış! Yani Dalí, realist resim yapamadığı için sürrealizmin öncüsü olmamış demek ki.




Kendini kandırma dediğim durum ise şudur: Yazıya özen göstermeme, yaptığı işin yazıya ne kadar özen göstermeyi gerektirdiğini kavramaya yanaşmama, sonra da kafanıza göre takılın, kimse bana karışamaz, anlaşma zaten bir yanılsamadır, kural dediğin zaten kafadan can sıkıcı bir şeydir, tıpkı eski bayramlar muhabbeti gibi falan diye işin içinden çıkmaya kalkma, bir çevirmenler forumunda ne kadar profesyonel bir tavırdır? Anlaşmaya inanmıyorsanız dille niye uğraşıyorsunuz? Sahibi değil emanetçisi olduğunuz bir metinde nasıl olur da kafanıza göre takılabilirsiniz? O zaman bu işi niye yapıyorsunuz? Yazıya özeni savunmak boş kuralcılık ve başkasının işine burnunu sokmaksa, bir üçüncü şahsın, kimin kime ne diye hitap edeceğini "dikte etmesi" ne?

Ve nasıl olur da fark etmez?

"Oda boş" ne demektir? Bu boş, şu boş, bir de üstüne o boş mu demektir, yoksa evin dört duvar ve bir kapıyla belirlenmiş bir bölümünün içinde kimse yok mu demektir?

"Hala gelmedi" ne demektir? Babanızın kız kardeşi orada bulunmuyor mu, yoksa belirsiz bir üçüncü şahsı veya şeyi bekliyordunuz da, henüz gelmedi mi?

"Tabi kaynaklar" ne demek? Bir şeye bağlı kaynaklar mı, yoksa doğal kaynaklar mı?

Peki bu kaç? 3,500. Üç bin beş yüz mü, üç buçuk mu?

Bunların her birinin ne demek olduğu üzerinde ortak bir anlaşma yoksa aramızda, niye buradayız, ne diye birbirimize bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz?


[Edited at 2009-10-18 17:35 GMT]


 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
Dutch to Turkish
+ ...
Yaratıcılıkta sınır olmaz ama kuralsızlığa sınır konmalı. Oct 18, 2009

Son yazılanlar üstüne kısa bir not düşüp kendimce son diyeyim.
Bumin'in söyledikerini tamamen dışlamıyorum. Ama bir metrekareyi yazarken kare ifadesi için kullandığı sağ üstte yazan 2 rakamını harfin soluna alırsa, ve "m" harfini de büyük harfle yazarsa ne olacak.

Veya Fahrenhayt simgesi olan F nin derecesini harfin sağına değil soluna yazarsa ve "F" harfini ne için kullandığını nasıl anlayacağız veya derece işareti yerine nokta koymak daha kibar duruyor derse bir yaratıcı zeka, hemen kabul edecek miyiz gibi bir çok soru var kafamda.

Ayrıca yaratıcılığı kuralsızlığa bağlamak kelimenin tam anlamıyla yüzyıllardır kuralara uyarak yaratıcılığı yaşatmış olanlara hakkını vermemektir.

Özdene katılıyorum. Tercümede yaratıcılık yoktur. Eğer kendinizi tercümandan daha çok yaratıcı bir yazar olarak görüyorsanız, bu formda işiniz ne? Neden kendinizi translator olarak adlandırıyorsunuz gibi fasit soru ve cevaplar silsilesiyle karşılaşırız.

Zira "creative writing" yaratıcı yazarlık diye bir yazım ve uzmanlık alanı var. Size kaynak metin verilmeden hedef metin için çalışma istense kaç değişik alanda yaratıcı yazarlık yapabileceksiniz sorusunun cevabı yaratıcı yazar ile metin meanetçiliği (Özden bu emanetçilik ifadeni tuttum) arasında arasındaki konumu belirlemeye de yardımcı olur kanaatindeyim.

Sağlıcakla kalın

Nizam Yigit


 

Bumin  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
English to Turkish
+ ...
title zorunsuz olsun Oct 20, 2009

< Ne kadar standardizasyon o kadar anlaşılırlık niyeti, ne kadar özel dil o kadar özel iletişim. Amaç önemli. >
Profesyonellik, buradan sonra başlar. "Amaç" profesyonellik, iş, para kazanma ise, zaten yolu belli. Eski bayramlar diyerek işin içinden çıkmak bence de çok profesyonel bir tavır değildir. Ancak bir Pazar muhabbetinde forum kullanma biçimini öğrenmeye yataklık eder.
Genel ve öznel ifadeler idi, gösterdiğiniz tepkiyi iletmiyor bence.

Kısaca, M. Ali Bey’in yukarıdaki tekliflerini aykırı bulmadım. İş dünyasında anlaşmalı olarak kullanılabilir. İşini bilen bir insanın da, tutup bir tezin dipnot numaralandırmasına alternatif önereceğini düşünemiyorum.
===

Özel ya da genel, biçim üzerinde döndüğü için her şey, anlamda ister istemez binbir defa yaptığımızı biçimden sakınıyoruz. Üniversitelerde bile hocalar, tezlere ilk sortiyi gözlük ile değil kırmızı kalemle yaparlar. Oysa aynı tolerans biçim içinde geçerli olabilir.

===
A ve Z dili, A ve Z ülkeleri var.

A dili : ~/O bir sapık.
Z dili : ~/He is a pervert.

Biçime ve Anlama tam olarak uydum.

Lakin,
A ülkesinde sapık dendiğinde, karşı cinse yüz kızartıcı davranışta bulunan biri akla geliyor.
Z ülkesinde ise zaten sokakta kadın yok. Bu yüzden sapık kelimesi kullanıldığında aynı cinse karşı X davranışı anlaşılıyor.

Yani her şeye uydum ama A ve Z farklı şeyler söylüyor..
Bu bir soru da değil, sadece böyle şeyler ne kadar çok denk geliyor tasavvur ediniz.

=
Yaratım yönü,
"Yaratıcılık yok" katı tutumu "iyi çevirmen" ibaresini yemez mi?
Şu kitabı okuyup kapattığımda, bir dil sıkıntısı yaşamadığım halde, bir de Tomris Uyar çevirseydi şunu diye aklımdan geçiyorsa niyedir?

İyi akşamlar


 

Karahan Sisman  Identity Verified
Turkey
Local time: 15:59
Member (2010)
English to Turkish
+ ...
Çeviri mi yapıyoruz, kendimiz mi yazıyoruz? Oct 20, 2009

İkisi arasında fark var bence..

Çünkü bir kitabı ya da metni bize çevirmemiz için gönderen kişi, bizim dil kurallarına hakim olduğumuzu ve o dilin yerleşik kurallarına göre tabir-i caizse "temiz" bir çeviri yapmamızı bekliyor.

Örneğin ben, normal yazışmalarımda, forum yazılarımda vs.'de çok fazla noktalı virgül kullanırım, bazı cümlelerin sonunda noktanın ardından ünlem işareti (.!) koyarım, üç nokta yerine iki nokta ya da dört nokta koyarım.

Çünkü bu yazdıklarım hiçbir ticari amaç gütmeyen, tamamen kendi üretimim olan satırlar. Bu durumda benim kendi ürünüm olduğu için üzerinde oynama hakkını görürüm kendimde; isteyen beğensin ya da beğenmesin, isteyen gramer hatası yapmış desin, benim için farketmez. Ama çeviride durum farklı.

Ha, kaynak metinde yazarın kendine has karakteristik bir üslubu ya da hatası vardır; misal benim yazdığım bir kitap İngilizce'ye çevrilecektir, o zaman çevirmen benim yaptığım gibi, benim vurguladığım yerlerde noktadan sonra virgül kullanabilir. Ancak çeviride, hiçbir sebep yokken dil kurallarıyla oynamak bence yanlış...



[Değişiklik saati 2009-10-20 15:01 GMT]


 

Özden Arıkan  Identity Verified
Germany
Local time: 14:59
Member
English to Turkish
+ ...
Gelelim yazım kurallarına :-) Oct 20, 2009

Bumin Bey, tırnak içinde yazdığınız "Yaratıcılık yok" lafını bana mı atfediyorsunuz? Öyle değilse, bu paragrafı dikkate almayın; öyle ise bu sizin yorumunuz ve yanlış. Üstelik bir yorumu, direkt alıntıymış gibi çift tırnak içinde yazmamalıydınız... yazım kuralları gereğiicon_smile.gif Yanlış anlamalar ortaya çıkabiliyor işte. (Hatta bir virgül yüzünden adam asıldığına dair bir rivayet de vardır, ama ayrıntısını unuttum.) Benim söylediğim, "Çevirmenlik yaratım işi değil" - yukarıda yazıyor. Aslında ilk hali "Çevirmenlik yaratıcılık işi değil" idi. Göndermeden önce gözden geçirirken, bunun iki ayrı biçimde okunabileceğini fark edip meramımda şüpheye yer bırakmamak için şimdiki haline getirmiştim. (Meğer boşuna uğraşmışım.) Bir işi yaparken yaratıcılığını kullanmak ile bir şey yaratmak farklı şeylerdir. Kastettiğim bu.

Ayrıca amaç tabii ki profesyonellik. Burada bir mesleği icra edenler olarak bulunuyoruz. Bu işle hayatımızı kazanıyoruz. Bu site zaten bunun için var. Tabii ki mesleğimizin uygulama ilkelerine sahip çıkacağız. İlkeler, standartlar, kurallar statik değildir; dilde hiçbir şey statik değildir, tersine sürekli değişim gösterir. Ama süreç içinde değişir ve bu değişimin bir nedeni vardır, hayatta meydana gelen bir değişikliği yansıtır. Ve bir şeyin zaman içinde değişebilir olması, var olduğu sürece göreli olduğu anlamına gelmez. Bence görelilik argümanı burada yerine oturmuyor ne yazık ki, sapıklık örneğinin de konuyla bir alakası yok.

Mesele M.Ali Bey'in verdiği örnekler değil; tersine, bu forumu açması, yazım kurallarına önem verdiğini gösteriyor zaten. Bana göre mesele olan, özensiz yazma, hele hele özensiz yazıp bunu sonradan rasyonalize etmeye çalışma. Yani Türkçesiyle: Minareye kılıf uydurma. Bu forumdan çevirmenliğe yeni başlayan, başlamayı düşünen, çevirmen olarak yetişmeye çalışan birçok insan yararlanıyor. Kafanıza göre yazın demek, hem bu mesleğe saygısızlıktır, hem de yeni çevirmenleri düşününce, vebali büyüktür. Benim derdim bu. Çevirmenlik yapmak isteyen, yol gösterecek birilerine, bir şeylere ihtiyacı olan kişilerden arada hepimiz mesajlar alıyoruz. Hepsi de, İngilizcelerinin ne kadar iyi olduğu konusunda ikna edici olmak için çırpınıyorlar. Ve bu genellikle şöyle ifade edilmiş oluyor: ingilzcem cok ıyidir,Cevrmenlii denemek istiyorm.şuanda bi kitap çevirisi yapiyorum. Öncelikle Türkçe yazma becerilerini geliştirmeleri gerektiğini söyleyince neden bahsettiğinizi bile anlamıyorlar, yazım kılavuzu kullanmaları önerildiğinde hakarete uğradıklarını düşünüyorlar, hatta düzgün yazı yazmanın çevirmenlikle ne alakası olduğunu ciddi ciddi sorabiliyorlar. İşte minareye kılıf uydururken ve bununla aslında, yukarıda dediğim gibi kendini kandırırken, bir de bari el yordamıyla ilerlemeye çalışan insanlara yanlış mesajlar iletmeyelim. Hepimiz el yordamıyla ilerledik, çok kolay bir süreç değil.


 

gizem turkish
Local time: 15:59
English to Turkish
+ ...
Yaratıcılık Oct 21, 2009

Mehmet Ali Bey,

Tebrik ederim. Sizin açıklamalarınıza yönelik olarak yazdığım 2 satıra bakıp nereden vururum diye düşünmüş olmalısınız ki sonunda internet sayfamıza bakmayı akıl etmişsiniz. Büyük bir yaratıcılık!

Web sayfamızdan şu alıntıyı yapmışsınız.

 Teknik terminolojiye hakim kurumsal bir çeviri şirketi mi arıyorsunuz?
 Şirketiniz için çok dilli bir web sayfası mı oluşturmak istiyorsunuz?
Başlardaki madde işareti sizin kopyalamanızda boş küme işaretine dönüşmüş. (Burada da kutu işaretine dönüştü. Görmeyenler için yazayım, bir tür tik işareti bu aslında) Okuyup web sayfamıza bakma yaratıcılığı göstermeyen kişiler burdan bizim boş küme işaretini kullandığımızı sanacak. Değil. Oradaki bir madde işareti. Bütün web sayfalarında, gazetelerde, kısacası görsellik destekli bütün metinlerde bu madde işaretlerinin binbir türlüsü kullanılır. Yani bunun dilbilgisi kurallarıyla hiç bir alakası yok.

İkinci söylediğiniz şey şu:

Veya bazı kelimeler arasına koyduğunuz (+) işareti gibi (Bunun yerine (ve) kullanılması gerekmez mi?)

Normal bir cümle içinde kullanılmamış bu. Yani sizin dediğiniz gibi bazı kelimeler arasına değil yine görsellik destekli olarak şöyle kullanılmış:
Projenin adı: YAPI TASARIMI
Yazarı : ERNST NEUFERT
Sayfa sayısı : 618
İşin kapsamı : Tercüme + Tasarım

Yine de burada haklı olduğunuzu söyleyebilirim ve ekini kullanmak daha doğru olacaktı. Ama unuttuğunuz bir şey var, bunu bilinçli olarak yapmadık.
Bu yüzden söylemlerimiz arasında temel bir fark var. Siz bilinçli bir çabadan bahsediyor ve bunu savunuyorsunuz. Bense tam tersine buna karşı çıkıyorum. Doğrusu önüme 1inci, 2inci, 3üncü, IVüncü (rakamlardan sonraki ibarelerin İngilizce'deki gibi yukarıda olması lazım, burada yapamadım) ibarelerini içeren bir metin gelirse çevirmenin Türkçe’yi bilmediğini düşünürüm.

Konunun geldiği yere bakarsak Özden Hanım’a tümüyle katılıyorum. Çevirmenlerin dilbilgisi kurallarına uyması gerekir. Çeviri bir yaratıcılık işidir kimi zaman, doğru. Kimse yaratıcılık yok demiyor. Ama 1inci, 2inci, 3üncü, IVüncü türünden ibareler kullanmak bir yaratıcılık değil. İngilizce’deki bir dil kuralını sırf göze hoş geliyor diye alıp Türkçe'ye yerleştiremezsiniz. Çünkü Türkçe'nin kendi kuralları var ve bu kurallara uymak zorundasınız.

Bu kurallara uymak istemiyorsanız oturup hikaye, roman, şiir yazarsınız. Oğuz Atay gibi 30-40 sayfalık tek cümleden oluşan bir mektup veya Leyla Erbil'in kullandığı türden başka imla işaretleri kullanırsınız. İsterseniz Erdal Öz gibi hiç “ve” bağlacını içermeyen romanlar da yazabilirsiniz. Kimsenin buna diyecek sözü olmaz. Çünkü yaratıcılığın asıl olması gerektiği yer orası.



[Değişiklik saati 2009-10-21 09:37 GMT]


 
Pages in topic:   [1 2] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Zararsız (bilinçli) yazım kuralı ihlalleri?

Advanced search







CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »
SDL MultiTerm 2019
Guarantee a unified, consistent and high-quality translation with terminology software by the industry leaders.

SDL MultiTerm 2019 allows translators to create one central location to store and manage multilingual terminology, and with SDL MultiTerm Extract 2019 you can automatically create term lists from your existing documentation to save time.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search