Off topic: Kalbimizde yeri olan futbol takımları, sevdiğimiz sporlar (seyirci veya aktif uygulayan olarak),
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Dec 26, 2010

(herhangi bir sporun takımı veya ferdi spor uygulayıcısı da olabilir) hayranı olduğumuz sporcular vs. (başlık devam etti buraya kadar...
-------------------------------------------------------------------------------------------

Athletic: Çok sevdiğim, inadına sevdiğimdir.

Schalke: Bir zamanlar sevdiğimdir

Hrubesch: Altın kafamdır

George Best: Yaşantısına hayran olduğumdur

Katerina Witt: Kaçırmazdım hiçbir yarışmasını, aşıktım uzaktan

Muhammed Ali: Leyla hanımın babası olması dışında, çocukkene geceleri beni uyandırandır...


Şuralıyız, buralıyız, oralıyız... no propplem

Aslımız şudur, budur, odur... sorun hiç değil

Şu sporu severiz, sevmeyiz... varsa sevdikleriniz beğendikleriniz...

Kısa yazarız, uzun yazarız...

Var mıdır arkadaşlar sizin de böyle....

Yazanların da yazmayanların da canı sağolsun.

Selamlar

EK: Sporsal tutkularımızdır sözkonusu olan nereli olduğumuzu değil. Aman haa yanlış anlaşılmasın

[Edited at 2010-12-26 19:18 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Gulay Baran  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
Member (2007)
English to Turkish
+ ...
sevdiklerim bir değil ama ben birini yazayım Dec 26, 2010

Çocukluğumdan bu yana farklı sporlar denedim, kimisiyle serüvenim sadece bir yıl sürdü kimisiyle yıllarca...

Mesela çocukluğumda paten kaydım yıllarca, şu önünde freni olan 4 tekerli patenlerden. Buz pateni çok istedim ama annemler izin vermedi düşüp bir yerlerimi kırarım da okuldan geri kalırım diye. Eve bir 15 dakika mesafedeki Ankara'nın o zamanlar tek ve çocuklar arasında çok popüler buz pisti Belpa'yı hatırladıkça hala içim cız eder:) Sonra ben 14 yaşlarındayken Türkiye'ye roller blade'ler geldi, benim için tam bir rüyaydı onlarla kayabilmek çünkü aynı buz pateni gibiydiler: tek sıralı tekerlekler. Aylarca para biriktirip kardeşimle bir spor mağazasından büyük heyecan içinde bana ilk roller bladelerimi almamızı ve eve gizlice girişimizi hiç unutamam. Odanın kapısını kilitleyip, yerdeki halıları kaldırdıktan sonra o düz sıralı patenleri ayağıma ilk geçirdiğimdeki heyecan anlatılamaz... Yollarda sokaklarda dizliklerle bilekliklerle binmek, çocukluğumda yapamadığım buz pateninin acısını çıkarırdı bir anlamda. Ve defalarca düşmek, defalarca heyecanla kalkmak, komşuların anlamsız bakışları, gençlerin ve çocukların heyecanlı soruları, korna çalan arabalar, yaz günleri güneş altında saatlerce paten kaymanın getirdiği bronzluk ve kaslar, insanın sıcaktan terlemiş bedenini hızla atılan her adımda serinleten tatlı rüzgar, normal ulaşımla gidilen her yerde "acaba burada kayabilir miyim" merakıyla aranan gözler...

Paten dışında farklı yıllarda ve sürelerle yaptığım sporları düşününce tek bir sonuca ulaşıyorum: sporun verdiği kendine güven ve özgürlük duygusu. Sporu bıraktığım dönemlerde ise hep bunun tam aksi oldu; sıkışıp kalmışlık, işe yaramazlık, bıkkınlık... Bu kadar keskin bir farklılık nerede yatıyor? Hormonlar mı, spor yaparkenki yaşam disiplini mi, kendine vakit ayırma mı? Sanırım hepsi birden:))

Bu nedenle sporu uzunca bir dönem hayatımdan çıkardığım ama yavaş yavaş geri almaya çalıştığım şu dönemde bu yazıyla biraz da içimi dökmüş oldum. Geri dönüş nasıl derseniz; tek kelimeyle meydana okuyucu... Bundan bir 10 yıl öncesinde kısa bir aradan sonra dönüş biraz efor, biraz disiplindi. Şimdi ise çok efor, çok disiplin ve çokça caydırıcı unsur demek...

Şu güzel sözü de mesajıma ekleyeyim en iyisi.

"Cumhuriyet, fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister."



[Edited at 2010-12-26 21:05 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
English to Turkish
Durum hal ve vaziyeti fena Dec 27, 2010

Şu konu başlığına ilgisizlik, en azından forum müdavimlerinin spordan sınıfta kaldığının göstergesidir.
Hani başlık "hangi sporları yapıyorsunuz?" olsa neyse. İzleyici olarak bile çakmışız.
Bu kadar insan arasından bir spor düşkünü, ne bileyim bir holigan çıkmaz mı ya!

Çarşı bu duruma karşı! (Renk belli edeyim hafiften.)


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Olmadı Şadan üstad Dec 27, 2010

Yaz bakalım yaw

maddele de millet görsün yaw, çarşılı olduğunu tahmin ediyom zaten.
Bizahmet


Direct link Reply with quote
 

Şadan Öz  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
English to Turkish
: ) Dec 27, 2010

Yav ben bu konuda karnesi en berbat olan adamım. Hiç alakam yok sporla. Bir arkadaş yıllar önce zorla (ciddi ciddi dövmekle tehdit ederek) koşturdu beni, ağzımda sigarayla eşlik ettim zulmü protesto için. Tiyatroda vücut esnetme çalışmaları dışında bir egzersiz yapmışlığım yok. Geçen yıl kısa süre spor salonuna gitmek dışında.

İzleyici dahi değilim. Mesela Barselona'nın Unicefli formalarını çıkarıp başka renk giydir, takımı tanımam bile, o derece.
Ama hayretle bakıyorum şu konuya ve merakla bekliyorum.


Direct link Reply with quote
 

Cagdas Karatas  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
English to Turkish
Ex aşkım Dec 27, 2010

Bu yazıda "başkaları için de olduğu gibi" türünden ifadeler kullanmayacağım, tamamen kişisel gidesim var.

Futbol Önce elbette ayak topuyla tanıştım. Mahallenin vasat futbolcularındandım, hiçbir zaman mahalle takımı için ilk akla gelenlerden olmadım. Ekseriyet kaba gücün kendilerine sağladığı avantajla, sahada her türlü hareketi yapma inisiyatifini gösterebilen ve bu sayede ayak topunu iyi becerdikleri perçin perçin perçinlenen mahallenin abileri arasında yer bulabilmek için "wonder kid" olmanız gerekirdi zaten ve o asla ben değildim. Bu nedenle, mahalle maçlarından daha çok, birinci kattaki teyzeyle habire kapışmak pahasına apartman kapısını kale belirleyerek tek kale oyunları tertipliyordum. Öyle veya böyle, Schumacher, Rıdvan, Oğuz, Aykut, Metin, Ali, Feyyaz, Prekazi, Tanju, Simovic'ten öğrenilen hareketler beton üzerinde oranı buranı paralamak pahasına tatbik edilmeliydi. Ne güzeldi be şifresiz yayın günleri, futbolcu kartlarımız, ...-ium'dan, ... Store'dan olmasa da cici şortlarımız, formalarımız.

Fenerbahçeliyim efendim ama yukarıda saydığım futbolcuların zamanından sonra bunu söylemek inanın çok acı veriyor. Babam beni Fenerbahçeli yaparken "Naci'yi geçmek o biraz zor, sen Lefter'i Macarlara sor" diye diye gururlandırırdı halbuki. Takımımın şu an hiçbir şeyinden memnun değilim.

Futbola bayağı düşkün olmalıydım ki eskiden Avrupa'dan da favori takımlarım vardı. Butragueno ve Hugo Sanchez yüzünden Real Madrid'in hastası olduğumu hatırlıyorum. Sonradan büyüyüp de hayatın tamamen siyaset olduğunu görünce, Real Madridlilerin lakabının Kralın Veledi Zinaları olduğu yüzüme çarpılmış ve elbette çok utanmıştım. Ama Hugo Sanchez'in gol sonrası taklaları... Neyse. Robbie Fowler ve Stan Collymore'un bombardıman günlerinde bir Liverpool sevdam da olmuştur.

Şu sıralar futbolla aramız bayağı bir limoni maalesef.

Tenis Hala çok severim, hatta ben tenisin üzerine spor tanımam. O asalet, o rafinelik. Hiç kort tenisi oynamadım ama bir gün mutlaka deneyeceğim. İyi denilebilecek seviyede masa tenisi oynarım. Tenise vurgun olmamın baş sorumlusu Steffi Graf'tır. VHS videomuzla maçlarını kasete çeker, tekrar tekrar seyrederdim. Onun üzerine bayan tenis oyuncusu gelebileceğine inanmıyorum. Onun rakibi deli eden backhand slice'larını bir başkasından izlemek mümkün olmayacak. Bir Martina Hingis maçı vardır kariyerinin sonuna yakın. Hingis'i fiilen ağlatmıştır. Erkeklerde unutamadığım sporcu da Boris Becker'dir. Belirli bir sebebi yok ama gönlümün aslanı hep oydu ve o kalacak.

Basketbol Sepet topu, lise dönemime resmen damgasını vurmuştur. Okulda basket, okuldan gel basket, televizyonda basket, rüyanda Michael Jordan. Pota olsa da iki şut atsak. Şu anda "lisede lisanslı oynamıştım" dememe yarıyor sadece, ne acı.

Daha çok uzatabilirdim de hem zamanım hem de gücüm kalmadı.

Sevgiler...


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
German to Turkish
+ ...
UZUN HİKAYE Dec 28, 2010

Bisiklet: İlk aşkımdır. İlkokuldan beri bırakamadığım tek bağımlılığımdır. Mavi renkli, ortadan kırmalı ilk bisikletimi unutmam mümkün değil. Almanya’da yaşarken toplu taşımanın alternatifi olarak bisikleti her zaman yeğlemişimdir. Gece 11’de 40 kilometrelik yolu kat ederek -bu yolun yaklaşık % 80-90’ı bisikletlere ayrılmış özel yol olmasına rağmen, pilli ön ve arka lambalarımı yakar- tam 12’de arkadaşlarımla buluşabilirdim. Almanya’nın nesini arıyorsun? dendiğinde ilk aklıma gelen şeylerden biri: Bisiklet yolu! Ve gelirken getiremediğim iki yarış bisikletim…

Ruhum tekrar dünyaya gelecek olsa herhalde Hollandalı olurdum. Hollanda, bisiklet sürücülerinin cenneti!

Masa Tenisi: Ortaokulda tanıştım, lisede geliştirdim. Yatılı okurken ders aralarında, derslerden sonra ve hafta sonları okulun tek masasını kapmak için adeta birbirimizle yarışırdık. Yine Almanya’da 1986 senesinde tanıştığım bir arkadaş grubu sayesinde epey ustalaştığım, en çok sevdiğim spordur. Kanalın kıyısındaki bir parkta üzeri sert plastikle kaplı iki taş masa vardı. Orda her gün saat 14-15’den sonra 10 kişilik çekirdek gruptan mutlaka bir-iki kişi bulunurdu. Ayrımcılık yapılmadan herkes herkesle oynardı. Çiftli maçlar oldukça çekişmeli geçerdi. Hepimiz masa tenisine hastaydık, öyle ki yağmur çisentisinin, hatta hafif kar yağışının altında bile oynadığımız günler olmuştur.

Masa tenisi deyince Günther’den bahsetmeden olmayacak. Çatı ustalığından emekli (Dachdecker), 60’ın üzerindeydi ve gruptaki herkese taş söktürür, daha doğrusu hezimete uğratırdı. Usta acemi demez, herkesle oynar, kibir yapmazdı. Ben onun yegâne çift partnerlerindendim. Beraber oynadığımız 20 sene içinde bir kere hariç hiç yenilmedik, ertesi gün bizi yenen ekibi yenmemiz doğaldı. Ben defansif, Günther ofansif oyuncu olduğundan, birbirimiz tamamlıyor, her maçı güle oynaya kazanıyorduk. Fazla oyuncu olmadığında benimle antrenman yapar, balon savunma taktiği ve ani ataklarla beni oradan oraya koşturturdu. Tabii bu benim yararımaydı, ancak böylelikle daha iyi bir oyuncu olabilirdim…

Futbol: Okuldan sonra çantayı bir yana fırlatıp arkadaşlarla camiinin yanındaki çam ağaçlarının olduğu alanda plastik topla oynar dururduk, ta ki topumuz hocanın evine kaçana kadar… O zamanlar Beşiktaşlıydım, ancak bir kupa maçının son dakikasında gol yiyip elenince, maçı radyodan heyecanla izlediğim mahalle arkadaşım Kenan’la beraber Fener’e transfer olduk, hâlâ daha öyledir… Fanatik değilimdir. Bu arada İngiliz ligindeki maçları büyük bir keyifle seyrettiğimi söylemeden edemeyeceğim, bence futbol ancak bu kadar hırslı ve estetik oynanır. Panzer’lerin futbolunu pek sevmem, Mesut Özil hariç… Tabii Barça’nın yeri bence takım olarak farklıdır.

Satranç: Epey geç öğrendim. Bana öğreten arkadaşımı iki hafta sonra mat ettim. Benimle bi daha oynamadı… Taktik falan uygulamam, kurulu bir oyunum yoktur. Mantıksal sezilerimle hareket eder, belli noktalara odaklanırım, o kadar. Genelde yenilirim.

Trekking: 2003 senesinden beri uğraştığım tutkularımdan biri oldu. Ayda bir 20-30 kilometrelik dağ parkurları yeterli oluyor. İnsanın kendini sıfırlaması için ideal. Bununla beraber 10-15 kilometrelik deniz kıyısında veya tarla, bahçe aralarında yapılan doğa yürüyüşleri de oldukça iyi geliyor. Tavsiye ederim.

Langırt: “Bu da spor mu yahu?” diyenlerin sesini duyar gibiyim. Benim için spor çünkü, efor göstermeniz gerekiyor, kafanızı kullanmanız, kabiliyetli olmanız ve taktik geliştirmeniz gerekiyor. Ve oldukça da zevkli bir oyun, hele çiftli oynanırsa… Seven bilir…

Bunlar aktif olanlardı, gelelim beğendiklerime.

Sekronize Yüzme: Diğer adıyla Su Balesi. Bir spor ancak bu kadar estetik olabilir… O figürler, o danslar, o doğa kanunlarına aykırı inanılmaz gösteriler… Televizyonda seyretmesine doyamadığım sporlardan biridir.

Kayakla Atlama: Bu herhalde uçabilme isteği ile ilişkili… Almanya’ya ilk gittiğimde televizyonda hayatımda hiç görmediğim bu spor dalıyla da karşılaşmıştım, o zamanlar epey ilgimi çekmişti.

Sırada “Bu da nasıl spor yahu?” dediğim sporlar var…

Kriket: Adını ilk defa Douglas Adams’ın The Hitchhiker's Guide to the Galaxy isimli harika dizi kitaplarının birinde duyduğum, kurallarını bi türlü çözemediğim tuhaf bi spor.

Körling: Ne o kardeşim öyle, paspaslar süpürgelerle… Var mı böyle bi spor ya… Bunları yazarken bile gülesim geliyor… Hayır, basbayağı gülüyorum

Ne de çok spor çeşitleri varmış, şuraya bakınız: http://de.wikipedia.org/wiki/Liste_von_Sportarten

Günümüze gelecek olursak... Her gün ortalama 10-15 km hızlı bisiklet kullanırım. Haftada 3-4 kez 7 km yürür, 1-2 km koşarım; ayda bir 5-6 saatlik trekking veya doğa yürüyüşü… Böylece hasta olmadan zinde kalmayı başarabiliyorum herhalde… Her şeye rağmen en çok özlediğim masa tenisi…



[Bearbeitet am 2010-12-29 06:58 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Unuttuklarım... Daha doğrusu unutamadıklarım Jan 1, 2011

Uzun mesafe kros: Belki bir 10 yıl aralıksız koştum. -25 derecelerde de koştum +40'larda da.
Koşu mesafeleri 5 km ile 35-40 km arasında değişirdi... hey gidi günler hey

Eşofman: Eşofmanımı üniv anfilerinde bile çıkarmazdım. Millet mel mel bakardı

Mehmet Yurdadön: Bir o vardı ben çocukken koşan bir de ben sanki bana öyle gelirdi

Emil Zátopek: Ondaki azme hayrandım, ama nerde bende o yetenek.

Klaus Fischer'in rövaşataları

Erdal Keser'in Borussia Dortmund günleri, -Aaa sizin Türk Keser süper günleri''

İlyas Tüfekçi'nin Schalke günleri ve sucuk reklamları...

Etxeberria'nın Athletic günleri...

Naim Süleymanoğlu'nun gururlandırdığı günler...

Kenan Onuk: Bilgili, güven veren süper bir spor adamı

Hıncal'ın gevrek gülüşleri: Gözeldi bee güzel güzel...

Doğan Yıldız: O harika Türkçesi ile maçları radyodan anlatışını nasıl unuturum

Akın Göksu: İyi spikerdi

Model uçak uçurma günlerim de güzeldi Germanya'da;)

[Edited at 2011-01-01 17:59 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 05:06
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Yeniden... Jan 22, 2011

Belki gözden kaçmıştır diye başa alayım dedim. Yazmak isteyen olursa buyursunlar efendim.. Konu başlıkta verilmiş...

Selamlar


Direct link Reply with quote
 


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Kalbimizde yeri olan futbol takımları, sevdiğimiz sporlar (seyirci veya aktif uygulayan olarak),

Advanced search







Across v6.3
Translation Toolkit and Sales Potential under One Roof

Apart from features that enable you to translate more efficiently, the new Across Translator Edition v6.3 comprises your crossMarket membership. The new online network for Across users assists you in exploring new sales potential and generating revenue.

More info »
SDL Trados Studio 2017 Freelance
The leading translation software used by over 250,000 translators.

SDL Trados Studio 2017 helps translators increase translation productivity whilst ensuring quality. Combining translation memory, terminology management and machine translation in one simple and easy-to-use environment.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search