Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34] >
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
FETÖ'nün KPSS hırsızlığı mahkemece tescillendi Aug 16, 2017

Giriş Tarihi: 16.8.2017 11:54 Güncelleme Tarihi: 16.8.2017 12:02
-Sabah gazetesinden alındı--

FETÖ'nün KPSS hırsızlığı mahkemece tescillendi
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, iptal edilen 2010 KPSS sorularını önceden aldıkları belirlenen FETÖ üyesi üç kişinin cezalandırılmasının gerekçeli kararını açıklandı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) hırsızlığına ilk cezayı veren Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, hükmün gerekçeli kararını açıkladı.

KPSS davaları açısından ilk olma özelliğini taşıyan kararın gerekçesine göre, sanıklar İbrahim Usta, İbrahim Kan ve Şule Ülker terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay, resmi evrakta sahtecilikten 3 yıl ve dolandırıcılıktan 3 yıl 9 ay olmak üzere 14 yıl 3 hapis cezasına çarptırıldı.

Haklarında takdir indirimi kullanılmayan sanıklar için hapis cezaları yarı oranında artırılırken, memuriyette bulundukları süre boyunca aldıkları maaş miktarının iki katı kadar da adli para cezası verilmesine hükmedildi.

GEREKÇELİ KARARDA FETÖ ANALİZİ

Mahkemenin gerekçeli kararında, FETÖ'nün yapısı, işleyişi, mali kaynakları ile kamu kurumlarına sızma stratejisi detaylı bir şekilde ele alındı. Örgütün öncelikli amacının kamu kurumlarında yer edinmek için her yolu "mübah" kabul ettiği vurgulanan kararda, örgüt mensuplarının deşifre olmamak için "tedbir" adı altında gizlendikleri, bulundukları ortama ayak uydurdukları ifade edildi.

Kararda, 15 Temmuz 2016'daki kanlı darbe girişiminin, FETÖ üyesi askerler tarafından yapıldığı, bu kapsamda Türkiye'nin birçok yerinde darbe girişiminde yer aldıkları belirlenen sanıklar hakkında açılan davaların görülmesine devam edildiği hatırlatıldı.

Örgüt üyelerinin kendi aralarında iletişim kurmak için özel programlar geliştirdiklerine işaret edilen kararda, çok güçlü kriptolama özelliğine sahip ByLock'a ilişkin Yargıtay 16. Ağır Ceza Dairesinin, "ByLock örgüt üyeliği için delildir" kararına atıf yapıldı.

Aynı mahkemede görülmeye devam edilen onlarca KPSS davasının sanıklarından birçoğunun ByLock kullanıcısı oldukları da anımsatıldı.

KPSS SORUŞTURMA SÜRECİ

10 Temmuz 2010'daki KPSS sorularını sınavdan önce elde eden bazı şahısların, soruları e-mail yoluyla yakınlarına gönderdiklerine dair basında çıkan haberler üzerine Isparta Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca da aynı konuya ilişkin soruşturma yürütüldüğü belirtilen kararda, soruları aldıkları ve başka şahıslara ulaştırdıkları belirlenen 3 bin 227 kişi hakkında adli işlem yapıldığı bilgisi yer aldı.

Sanıkların soruları önceden aldıklarına dair ÖSYM, TÜBİTAK, emniyet ve jandarma bilirkişileri tarafından hazırlanan raporlara da yer verilen kararda, ÖSYM bilirkişilerince hazırlanan şu tespite vurgu yapıldı:

"2010 eğitim bilimleri alanında 120 tam soru yapan 350 aday ile genel yetenek alanında 60 tam soru yapan bin 29 aday arasından eğitim bilimleri alanında 74 ve genel yetenek alanında 68 adayın soru kitapçıkları incelendiğinde, bazılarında soru çözme çabasında bulunulmaksızın doğru cevabı kitapçığın üzerine işaretlendiği ya da soru kitapçığında yeterince çalışma yapılmadan doğru cevapların işaretlendiği, bazılarında ise gelişi güzel veya anlamsız karalamalar yapıldığı, bu durumun da adaylardan önemli bir bölümünün önceden sorular hakkında ayrıntılı bilgi sahibi oldukları kanaatini güçlendirmiştir."

SORULARIN FETÖ TARAFINDAN SIZDIRILMASI

Soruların FETÖ tarafından sızdırılarak kendi mensuplarına verdiğine dair onlarca somut bilgi ve örneğin yer aldığı kararda, KPSS P10 puanı için sınava giren 294 bin 909 kişiden 3 bin 227'sinin 100 ve üzeri doğru yaptığı belirtildi.

Bunlardan bin 970'inin aralarında telefon irtibatının bulunduğuna, bu telefon trafiğinin "Gülen cemaatine" ait dernekten soruları dağıtan firari Mehmet Hanefi Sözen ile yine örgüte ait Maltepe dershanesinde soruları dağıtan Nebil Ekiz'e kadar ulaştığı kaydedildi.

Sınavda 100 ve üzeri doğru yapan adaylardan bin 148'inin akrabalık bağının bulunduğu, bunlardan 896'sının karı koca olduğu ifade edilen kararda, hakkında işlem yapılan şüphelilerden 2 bine yakın kişinin iş yeri ortaklığı bulunduğuna, bu kurumların tamamına yakınının darbe girişiminden sonra Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kapatıldığına yer verildi.

Tekrarlanan ve ÖSYM'ce daha kolay olduğu açıklanan sınavda, 100 ve üzeri doğru yapan adaylardan bin 175'inin önceki yüksek başarısına rağmen sınava katılmadıkları, yenilenen sınava giren bin 999'unun da aynı başarıyı gösteremeyip 50 ve 60 soruyu doğru yapabildikleri ifade edilen kararda, sınava giren genel kitlenin (FETÖ'cü olmayan) ise elde ettikleri başarının önceki sınava göre çok daha yüksek olduğu belirtildi.

"Sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi mümkün değildir." tespitine yer verilen kararda, sınav sorularını sadece FETÖ'nün güvendiği mensuplarına verildiğine, bu nedenle sanıkların "terör örgütüne üyelik", "resmi belgede sahtecilik" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçları işlediklerine hükmedildi.

HÜKÜM

Sanık İbrahim Usta'nın 2005-2010 arasında iki kez KPSS'ye girdiği, iptal edilen sınavın eğitim bilimleri testinde 120 sorudan 109'unu doğru cevapladığı belirtilerek, zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavdan ise 120 sorudan 69 soruya doğru cevap verebildiği ifade edildi.

Karara göre sanığın, iptal edilen sınavda 100 ve üzeri doğru yapan 3 bin 227 kişiden 22'siyle irtibatının olduğu, FETÖ'nün kapatılan kurumu Selçuk Fen Eğitim Hizmetlerinde görev yapan 57 şahısla ilişkisi belirlendi.

Sanığın aynı zamanda kapatılan Eymir Özel Eğitim Kurumlarında görev yaptığı, HTS kayıtlarına göre aynı davanın sanıklarından 9 kişi ile telefon irtibatının bulunduğu, bunların da aynı soruşturmanın 73 sanığıyla irtibatlı oldukları tespit edildi.

Ayrıca Usta'nın örgütün haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu bildirildi.

Bu kapsamda Usta, terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay, resmi evrakta sahtecilikten 3 yıl ve dolandırıcılıktan 3 yıl 9 ay olmak üzere 14 yıl 3 hapis cezası ile 54 bin 20 lira adli para cezasına çarptırıldı.

ADİL ÖKSÜZ'ÜN AKRABASIYLA İRTİBATLI ÇIKTI

Sanık Şule Ülker ise 2008'deki sınavda 120 sorudan 33, 2009'daki sınavda ise 37 soruyu doğru cevaplarken, iptal edilen sınavda ise 120 sorudan 112'sinde doğru şıkkı işaretledi. Ülker, tekrar sınavında ise 120 sorudan 69'unu doğru cevaplayabildi.

Sanığın yengesi Figen Ersoy'un da şüpheliler arasında yer aldığına değinilen kararda, Ülker'in FETÖ'nün kilit isimlerinden firari Adil Öksüz'ün akrabası Sahure Öksüz başta olmak üzere davanın birçok sanığı ile irtibatının bulunduğu kaydedildi.

Bu nedenle sanık Ülker hakkında terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay, resmi evrakta sahtecilikten 3 yıl ve dolandırıcılıktan 3 yıl 9 ay olmak üzere 14 yıl 3 hapis cezası ile 198 bin 220 lira adli para cezasına çarptırıldı.

Mahkeme heyetince oy birliği ile alınan kararın gerekçesi taraflara tebliğ edildi.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın esas kararı, 18 Temmuz'da görülen duruşmada açıklanmıştı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/08/16/fetonun-kpss-hirsizligi-mahkemece-tescillendi


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
“Karadeniz Lokantası'nda yemek yedi” Aug 17, 2017

--Odatv'den alındı 17.08.2017 --

Yeni Şafak, bu kez Adil Öksüz’ü Almanya’da gördüğünü belirten gurbetçi vatandaşların iddialarını gündeme taşıdı.

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismini Almanya’dan resmen istedi. Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesinin “Öksüz’ü Almanya gizliyor” başlıklı haberinin ardından Dışişleri Bakanlığı, firari Adil Öksüz’ün iadesi için Berlin’e nota verdi. Almanya Dışişleri Bakanlığı kaynakları ise Öksüz’ün ülkede bulunduğuna dair ellerinde herhangi bir bilgi olmadığını iddia etti.

O LOKANTADA GÖRDÜK’

Yeni Şafak’tan Yasemin Asan’ın haberine göre; gurbetçiler, Öksüz’ü bir ay önce, 17-18 Temmuz tarihlerinde saat 20.00-21.00 civarında Hannover Steintor merkezindeki Karadeniz Lokantası’nda gördüklerini söyledi. Görenler, Öksüz’ün üzerinde bol siyah bir kıyafet olduğunu, şapka taktığını ve elinde çanta bulunduğunu ifade ediyor. Almanya’da Baden-Württemberg eyaleti tarafından kendisine ‘geçici oturum belgesi’ verilen Öksüz’ün, belgeyi aldıktan sonra Hannover’e gittiği sanılıyor. Görenlerin “Oldukça zayıflamış” diye bahsettiği Öksüz’ün, tanınmamak için kilo verdiği tahmin ediliyor. Almanya’daki Türk vatandaşların bazıları da Öksüz’ü, Karadeniz Lokantası’nın yanısıra FETÖ’cülere ait Tomurcuk Derneği önünde de gördüklerini söyledi. Tanıkların “Kesinlikle o haindi” dediği Öksüz’ün Almanya’ya gidiş serüvenine ilişkin iddialar ise hayli dikkat çekici.

PAKET, UÇAKLA MI GİTTİ?

16 Temmuz 2016 sabahı Akıncı Üssü çevresinde yakalandıktan sonra FETÖ’cü hakimler eliyle salıverilen ve 18 Temmuz’da elini kolunu sallayarak uçakla Ankara’dan İstanbul’a giden Öksüz, buradan da Sakarya’ya geçmiş, sonra kayıplara karışmıştı. Öksüz’ün, darbe girişiminden 6 gün sonra, 21 Temmuz 2016’da ABD İstanbul Başkonsolosluğu’ndan arandığı ortaya çıkmıştı. Türkiye’deki ABD ajanları eliyle güvenli bir yerde saklandığı ileri sürülen Öksüz’ün, yolculuk için şartlar hazır olduğunda yine ABD’liler tarafından askeri kargo uçağıyla Almanya’ya götürüldüğü sanılıyor. Türkiye’de bir NATO üssünden kalkan uçağın, Hannover’e 30 kilometre uzaklıktaki Wunstorf kasabasında bulunan üsse indiği, ‘değerli paket’in ilgililere burada teslim edildiği belirtiliyor. Wunstorf'ta NATO’nun askeri kargo üssü bulunuyor. Türkiye'deki NATO üslerinin dışında İncirlik Üssü’nden kalkan kargo uçaklarının da sık sık Wunstorf Üssü’ne indiği biliniyor.

Kaynak: http://odatv.com/karadeniz-lokantasinda-yemek-yedi-1708171200.html

[Edited at 2017-08-17 09:38 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Şebekeden 600 bin kişinin kimlik ve kredi kart bilgisi çıktı" Aug 28, 2017

DHA 28 Ağustos 2017 - 12:52 Son Güncelleme : 28 Ağustos 2017 - 12:52

Ali AKSOYER /İSTANBUL,(DHA)
--Hürriyetten alındı--

İSTANBUL'da kurdukları sahte bir şirket üzerinden avukat ve hukuk bürosu isimleri kullanarak vatandaşlara "Sigorta borcunuz var. İcraya veriliyorsunuz. Geri dönüş yapın " diyerek mesaj atarak dolandırıcılık yapan 2'si kadın 13 kişi polis tarafından yakalandı. Şüphelilerle birlikte 600 bin kişiye ait kredi kartı ve kimlik bilgileri ele geçirildi. Şüphelilerin geri dönüş yapan vatandaşların kredi kartı bilgilerini aldıkları daha sonra kartlarını klonlayarak yurt dışında harcama yaptıkları öğrenildi. Operasyon sırasında şüphelilerin olaylarda kullandıkları cep telefonlarını çatılara attıkları bu telefonların polisler tarafından toplandığı öğrenildi.

6 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON YAPILDI

Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler yaklaşık 2 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından büyük bir dolancırılık şebekesini çökertti. 22 Ağustos 2017 tarihinde daha önceden belirlenen 6 adrese yapılan baskınlarda 19 kişi gözaltına alındı. Yapılan tahkikat sonucu 13 kişi gözaltına alınarak Yankescilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğinde sorguya alındı.

DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ ORTAYA ÇIKARILDI

Polisin yaptığı tahkikatta şüphelilerin bir şirket kurarak, bazı avukat ve hukuk bürolarının isimlerini kullanarak vatandaşlara mesaj attıkları öğrenildi. Şüphelilerin attıkları mesajda "Sigorta borcunuzdan dolayı borcunuz var. Hakkınızda icra işlemi başlatılacak. Bugün içinde geri dönüş yaparsanız, borcunuzdan indirim yapılacak" yazdığı altında da avukat ve hukuk bürosuna ait olduğu söyleyenen cep telefon numaraları bulunduğu öğrenildi. Şüphelilerin kendilerine dönüş yapan mağdurlara sözde indirimler yaptıkları ve paraları PTT şubesinde açtıkları bir hesaba yatırttıkları belirlendi. Ayrıca arayan kişilerin kredi kart bilgilerini aldıkları mağdurların kartlarını klonladıkları ve yurt dışındaki kumarhanelerde işlem yaptıkları öğrenildi.

ATTIKLARI TELEFONLAR ÇATILARDAN TOPLANDI

Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri şebeke üyelerinin evlerinde yaptıkları aramada bir miktar uyuşturucu, 10 adet bilgisayar, 35 adet cep telefonu, 40 adet telefon hattı ile kredi kartı kopyalamakta kullanılan cihazlar ele geçirildi. Şüphelilerin bunları oturdukları evlerde bulunan çek yat yastıklarının içine sakladıkları öğrenildi. Operasyon sırasında bazı şüphelilerin kullandıkları cep telefonlarını bina çatılarını attıkları öğrenildi. Bu telefonlar polisler tarafından çatılardan toplandı.

ÜZERLERİNDEN 600 BİN KİŞİNİN KİMLİK BİLGİLERİ ÇIKTI

Şüphelilerle birilkte ele geçen iki adet hard diskte ise 600 bin kişiye ait kimlik ve kredi kart bilgilerinin olduğu, şüphelilerin bunları hackerlardan temin ettikleri belirlendi. Poliste işlemleri tamamlanan şüphelilerden çete liderleri olduğu öğrenilen A.Ç.(30) ile V.K.(35) nın aralarında bulunduğu 13 kişi adliyeye sevk edildi.

(FOTOĞRAF)
imcnpxdwipvip9rmfccw.jpg

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/sebekeden-600-bin-kisinin-kimlik-ve-kredi-kart-40563772


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Gülen’in sağ kolu endişeli: Bu tavsiyeyi dinlemezsek kendimizi tehlikeye atmış oluruz" Aug 31, 2017

--Odatv'den alınmıştır-- 31.08.2017 00:25

te3dtwmssz9qf3bzpck6.jpg

FETÖ’nün firari kilit isimlerinden Abdullah Aymaz, örgüt üyelerine “Hamallığa râzı olun ve dünyaya dağılın” çağrısında bulundu.


FETÖ’nün firari kilit isimlerinden Abdullah Aymaz, örgüt üyelerine “Hamallığa râzı olun ve dünyaya dağılın” çağrısında bulundu. Aymaz’ın kaleme aldığı yazı, FETÖ’nün örgütlenmede ve insan kaynağında sorun yaşadığını ortaya koydu.

Zaman Amerika’da yayımlanan “Eşik gardiyanları” başlıklı köşesinde Aymaz, sure ve hadislerden alıntılar yaparak şunları yazdı:

(…) Oralara gidilip İslâmiyetin güzelliklerinin temsil edilerek, yaşanarak gösterilmesi gerekir. Yani bir hedef göstermektir. Müslümanlar bu hizmeti yapmazlarsa mesul olurlar. Allah bunun hesabını hepimizden sorar.

Başka bir Hadis-i Şerif ‘te de Efendimiz (S.A.S.) kendi isminin dünyanın her tarafında her eve gireceğini, hatta kıldan yapılmış çadırlara da gireceğini müjdeliyor. Peki bu Hizmeti kim yapacak? Siz bütün ülkelere gitmezseniz Kur’an ve İman Hizmeti yapmazsanız, bu hedefe ulaşmış olur musunuz? İşte âyette geçen “mücahede” bu… Yani önce nefsinle cihat edip onu kötülüklerden, hırstan, garazdan, kinden, düşmanlıktan arındıracak ve İslamiyetin güzellikleriyle, insanî evrensel değerler ile, yani şefkatle ve sevgiyle donatacaksınız… Sonra bu ışıltılı halinizle ihlasla Hizmet edeceksiniz.

“YOKSA KENDİMİZİ HAPSETMİŞ OLURUZ”

Bunun için de insanların hayat cevherleri evlatlarını ilimle, iyi ahlâkla ve evrensel değerlerle donatmak için cihana açılan öğretmenlerimiz gibi, esnafımız da dünyaya açılacak, açılmak mecburiyetindedir.

Ama “eşik gardiyanları” denilen; rahat yaşama meyli, hayat tutkusu, evden barktan ayrılamama, kesadından korktuğumuz ticaretleri bırakıp gidememe gibi bizleri bu hayırlı Hizmetlerden alıkoyan gardiyanlar var. Nasıl ilkokuldan sonra köyünden ayrılıp ilk okul eşiğinden orta-lise-üniversite eşiğine atlayıp yükselme, düşünceleri, bu engeller birer gardiyan gibi o çocuğu köyüne hapsediyorsa, yüce idealler uğruna dünyaya açılma yüce eşiğine yükselmeye de mâni olan saydığımız engeller ve eşik gardiyanları var. Baştaki âyet işte bunlara işaret ediyor… Sıyrılın bu zincirlerden diyor… (…)

(…) Âyetlerin ifadesi çok açık!. Bu âyetler ışığında bize tavsiye edilenler de aynen öyle: “Hamallığa râzı olun ve dünyaya dağılın!..” Yoksa bu tavsiyeyi dinlemezsek, kendi kendimizi kendi ellerimizle tehlikeye atmış ve eşik gardiyanlarının hapisanesine kendimizi hapsetmiş oluruz. Allah böyle bir durumdan bizleri merhametiyle muhafaza eylesin…”

Kaynak: http://odatv.com/bu-tavsiyeyi-dinlemezsek-kendimizi-tehlikeye-atmis-oluruz-3108171200.html

Gogıla Abdullah Aymaz'ı sordum - Görseller: https://www.google.com.tr/search?q=Abdullah%20Aymaz&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=0ahUKEwjlg76GkILWAhVGcRQKHZtIApAQ_AUICigB&biw=1536&bih=779

Terörist başı Gülen'in ikinci adamı! Darbe girişimini Abdullah Aymaz haber vermiş: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/22/terorist-basi-gulenin-ikinci-adami-darbe-girisimini-abdullah-aymaz-haber-vermis

-----
---------
ADO_YORUM: Dinsel sömürüye devammmmmmmmm icon_biggrin.gif

[Edited at 2017-08-31 20:25 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"FETÖ’nün Emniyet şeması" Aug 31, 2017

--Odatv'den alındı-- 31.08.2017 07:50

FETÖ’nün emniyet mahrem hizmetler hücresinde 2012 yılından günümüze kadar görevli olduğu belirlenen bir itirafçının 50 sayfalık ifadesi ortaya çıktı.

ylcevxpvpuidhmrvisrm.jpg


FETÖ’nün emniyet mahrem hizmetler hücresinde 2012 yılından günümüze kadar görevli olduğu belirlenen bir itirafçının 50 sayfalık ifadesi ortaya çıktı.

Aydınlık’tan Gamze Çınlar’ın haberine göre; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 8 Mayıs 2017'de şüpheli olarak ifadesi alınan E.Ş.G., örgütün 2013 yılından 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan örgütlenmesini gösteren şemayı açıkladı. E.Ş.G., Askeri Casusluk davasıyla birlikte örgütün emniyet yapılanmasında değişikliğe gidildiğine dikkat çekti. İtirafçının ifadesine göre, Askeri Casusluk soruşturmasını yürüten KOM Şube polisleri ile Emniyet'in tepesindeki 'Emin' kod adlı mahrem imam ve 'asker hususileri' (asker mahrem imamlar) buluştu. Söz konusu buluşmada 'asker hususiler' Ergenekon ve Askeri Casusluk davasını kastederek “Cenk sizin cevkan sizin, vurun vurabildiğiniz kadar” dedi. Şüpheli E.Ş.G.'nin ifadesi İzmir'de yürütülen bir FETÖ davası dosyasına girdi. İtirafçı imamın teşhis ettiği kişiler ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 'Emniyet'teki mahrem imamlar' iddianamesinde şüpheli olarak yer aldı.

TAYİNE TABİ (TT) SİSTEMİ

Örgütle ilk temasının 2003-2004 yıllarında lise son sınıfta başladığını anlatan itirafçı E.Ş.G., İzmir Ege Üniversitesinde okuduğu yıllarda kendisinden sorumlu örgüt elemanları (talebe mesulleri), kaldığı cemaat evlerindeki şahıslar, yıllar içinde tanıdığı bölge, il ve ilçe imamları ile kendi sorumluluğunda bulunan örgüt elemanlarının isim ve kod adlarını ifadesinde açıkladı. Üniversite dördüncü sınıfta iken ‘hususi hizmet sorumlusu’ kavramını öğrendiğini söyleyen itirafçı, 2012 yılında örgütün bir nevi personel işlerinin yürütüldüğü “TT (tayine tabi)” (atama) sistemine alındığını kaydetti. Aynı yıl örgütün özel bir mülakatından geçtikten sonra mahrem yapı birimine dahil olduğunu belirten E.Ş.G., FETÖ'nün Emniyet yapılanmasına ilişkin özetle şu bilgileri verdi:

2013 YENİ YAPILANMA DÖNEMİ

2013 yılı yaz aylarından sonra örgütün Emniyet Yapılanması içinde yeni bir döneme girildi. Bu değişikliğin yapılma sebebinin Askeri Casusluk davasıyla ilgili olduğunu biliyorum. Daha önce Faruk Kod adlı Ahmet Türkmen’in ve gerçek adını bilemediğim ilk dönem Emin (Genel Müdür) kod adlı şahsın KOM Şubede bu soruşturmayı yürüten personelle ‘Asker Hususi Abilerinin’ buluşturulduğunu biliyorum. Asker Hususilerinin kendisine (Emin kod adlı şahsa) Ergenekon ve Askeri Casusluk davasını kastederek ‘Cenk sizin cevkan sizin, vurun vurabildiğiniz kadar’ dediğini duymuştum.

'ARA YAPI' BİRİMİ KURULDU

Ara yapı; örgüt vasıtasıyla okula girmiş öğrencilerin bir müddet sonra örgütle irtibatının kesilmesi halinde bunları tekrar örgüte bağlamak, geri kazanmakla görevli birimdir. Elde bulunan verilerle irtibatı kesilen öğrencilere eski öğretmenleri vasıtasıyla bir şekilde ulaşılarak geri kazanılmaya çalışılırdı. Bu tür öğrenciler öğretmenler arasında arızalı olarak tabir edilerek ‘ara yapı’ hariç bir birime dahil edilmezdi.

'BİRİ HAKKINDA YER DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİM OLSA...'

Emniyet Müdürlüğü içinde Personel Şube Müdürlüğü çok etkin ve yararlı bir birimdi... Benim Personel Şube Müdürlüğünde direkt tanıdığım kimse yoktu. Anca biri hakkında bir yer değişikliği talebim olsa üstümdeki konumda birine söylerdim ve silsile yolu ile rahatlıkla bu işlem yapılabilirdi.

CASUSLUK KUMPASÇISI ‘AZILI FETÖCÜ’

2012-2013 döneminde Askeri Casusluk ve Ergenekon soruşturmaları, 17/25 Aralık hükümeti devirmeye yönelik soruşturmaların en hareketli olduğu dönemlerde FETÖ/PDY’nin emniyet yapılanması içinde en tepedeki isim olan 'Emin' kod adlı şahsın bürosu olan ve önemli toplantı ve kararların alındığı yer olan (açık adresini vermiş olduğum) Manavkuyu’daki büroda bulunduğum zamanlarda 1-2 kez İzmir Organize’de çalıştığını bildiğim Yaser Özoğlu (İzmir Askeri Casusluk kumpasından tutuklu) isimli şahısla tanıştım. Bu şahıs azılı bir FETÖ mensubuydu ve bildiğim kadarıyla da bu soruşturmalarda etkin bir rol alıyordu.

EMNİYET'İN TEPESİNDE 'EMİN' KODU

FETÖ’nün il bazında emniyet yapılanması içerisinde en tepede, yani bütün emniyet yapılanmasının içindeki ‘Genel Müdür’ makamı ‘Emin’ kod adı ile tanınırdı. Buradaki Emin kod adı sabitti. Kişiler değişse bile ‘Emin’ kod adlı şahıs bütün emniyet yapılanmasının başındaydı...

MÜDÜRLÜKLER: Memurlar çalıştıkları rütbelere göre ÜNİ (akademili rütbeli personel), MYO (normal memur olup, sınavla rütbe almış personel), LİSE (polis memurları ve başpolisler) olarak sınıflandırılmıştır. Bu birimlerden sorumlu abilere 'müdür' olarak hitap edilirdi. Müdürlerin topladıkları himmetlerle ilgili bütçe yapma özerkliği vardı. Harcamalara müdürler karar verirdi. Müdürlükler mezuniyet yıllarına göre katlara ayrılmıştır.

KATLAR: Emniyet Müdürlüğü içerisinde bulunan akademili rütbeli personel, mezuniyet yıllarına göre öğrenciler katlara bölünürdü. Bütün sınıflarda bulunan personel mezuniyet yıllarına göre bir kata bağlanarak bu kattan sorumlu müdür, müdür yardımcısı başta olmak üzere 2, 3 veya 4’lü gruplar halinde öğretmen ile kodlanan kişilere zimmetlenirdi.

*A Katı: 1980 ile 1990 yılları arasında mezun olanlar.

*B Katı: 1990 ile 2000 yılları arasında mezun olanlar.

*C Katı: 2000 ile 2010 yılları arasında mezun olanlar.

*D Katı: 2010 yılı sonrası mezunlara bakıyordu.

Kat biriminden sorumlu olan abilere 'müdür yardımcısı', kata bağlı olan abilere ise 'öğretmen' diye hitap edilirdi.

MYO (Sonradan amir olan polis memurları): Çalıştıkları birimlere göre gruplandırılır, buradaki gruplandırma, yani kat sistemi rütbeden ziyade yaş veya örgüt içindeki konumuna göreydi.

LİSE (polis memurları): Lise birimi kendi içerisinde özerk bir yapıya sahiptir. Süreç polis okulunda veya POMEM’de başlamaktadır. Polis Okulu bulunan bütün illerde polis bölgeleri mevcuttu. Bu bölgelerde kalacak öğrenciler dershane veya kolejlere gelecek referans bilgilerine göre seçilir ve normal bölge ile irtibatları yasaklanırdı.

EMNİYET BİRİMLERİ DERS İSİMLERİYLE KODLANDI

İtirafçı mahrem imam E.Ş.G., emniyet birimlerinin örgüt içerisinde ders isimleriyle kodlandığını açıkladı.

*İngilizce-İstihbarat Şube Müdürlüğü

*Kimya-KOM Şube Müdürlüğü

*Organik Kimya-Organize Şube Müdürlüğü

*Tarih- TEM Şube Müdürlüğü

*Türk Tarih- TEM (D) Büro Amirliği (Temel Tarih de olabilir)

*İlkyardım- Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü

*Ahlak- Asayiş Şube Müdürlüğü

*Beden Eğitimi - Özel Harekat Şube Müdürlüğü

*Milli Güvenlik - Güvenlik Şube Müdürlüğü

*Etüt Merkezi - Polis Karakolları

*Psikoloji - Eğitim Şube Müdürlüğü

*Hayat Bilgisi - Havalimanı Şube Müdürlüğü

*Trafik - Trafik Şube Müdürlüğü

*İnkılap Tarihi - Dış ilçeler

*Güvenlik - Koruma Şube Müdürlüğü

*Coğrafya - Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü

*Biyoloji - Kriminal Şube Müdürlüğü

---
Kaynak: http://odatv.com/fetonun-emniyet-semasi-3108171200.html

-----
--------
ADO_YORUM: Kodlamalar çok yaratıcı olmuş beeicon_biggrin.gif Böööööö.

[Edited at 2017-08-31 17:25 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Almanya’daki FETÖ kasası" Sep 1, 2017

--Alıntıdır -> Cihat Arpacık 24 Temmuz 2017, 04:00 Yeni Şafak--

FETÖ, Almanya’daki himmet paralarını Gross-Greaurer Volksbank’da açtığı bir hesapta tutuyor. MASAK raporlarına göre bu hesaba gönderilen himmetler kuruşuna kadar aynı. FETÖ’nün üst düzey yöneticilerinden Ahmet Kara ve Abdullah Aymaz, bu banka hesabına aynı gün 100 bin dolar döviz gönderdi. Örgüt bu paraları rüşvet vermek veya kamuoyu oluşturmak için kullanıyor.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün Türkiye’den büyük oranda tasfiye edilmesiyle, Almanya örgüt militanlarının adeta merkez üslerinden biri haline geldi. 1987 yılında örgütün Almanya açılımını başlatmasının ardından örgüt bu ülkede de büyümeye başladı. Almanya’da çalışan Türk işçileri sohbet adı altındaki örgüt toplantılarıyla ağına düşürmeye ve onlardan himmet toplamaya başlayan örgüt şimdi Almanya’da milyarlarca dolarlık bir imparatorluğa hükmediyor. Türkiye’ye düşman tüm terör örgütlerinin bir sığınağı haline gelen Almanya’da PKK’nın da işçilerden haraç toplayarak finans sağlıyor. PKK’nın bu yöntemle yüklü miktarlarda finans sağlaması FETÖ’nün bu yöntemi benimsemesine yol açtı. Örgüt, 1980’li yılların sonundan itibaren Türk işçilerden sorumlu “imam” atayarak paranın daha etkin bir şekilde toplanmasını sağladı. İşçilerden sorumlu ilk imamlardan biri ise FETÖ’nün İstişare Heyeti Üyesi olan Mehmet Ali Şengül’dü.

ÜST DÜZEYLER SÜREKLİ ORADA

Bir dönem Avrupa imamlığı da yapan Şengül Almanya’da bulunduğu sırada örgüt adına bu görevi yapıyordu. Emniyet birimlerinin yaptığı çalışmalarla Almanya’ya en az bir kez gitmiş üst düzey örgüt militanlarının da listesi ortaya çıktı. O isimlerden bazıları şunlar: FETÖ sekreterya sorumlusu Abdulkadir Aksoy, İstişare Heyeti’nden Abdullah Aymaz, Molla Yapılanması’ndan Ahmet Kurucan, Fatih Üniversitesi eski rektörü Şerif Ali Tekalan, Ahmet Şahinalp, Ali Ursavaş, Barbaros Kocakurt, Sadık Kesmeci, Bekir Baz, Cemil Koca, Ahmet Şahinalp, Osman Hilmi Özdil, Mustafa Yeşil, Harun Tokak, Süleyman Uysal, Naci Tosun, Necdet Başaran. Tüm bu isimlerin dünya genelindeki FETÖ yapılanmasının en tepelerinde bulunması dikkat çekiyor.

İKİ ANA ÜSSÜ VAR

FETÖ Almanya’daki tüm organizasyonunu Berlin merkezli Diyalog Eğitim Vakfı ve Offenbach merkezli World Media Grup üzerinden yapıyor. Bunların dışında 300’ü aşkın dernek kuran FETÖ militanları sivil toplum ve siyaseti etki altına almaya çalışıyor. FETÖ’nün finans ve istihbarat sağlamak için tüm dünyada açtığı okullardan Almanya’da da bulunuyor.

Kuruşuna kadar aynı

Örgüt, Almanya’daki faaliyetlerde kullanılmak üzere topladığı paraları ise Gross-Gerauer Volksbank isimli bankada açtığı hesapta topluyor. MASAK raporlarında bu bankadaki hesapta çok ilginç bir para trafiğine rastlandığı belirtiliyor. Örgütün Almanya yapılanmasını kuran isimlerden üst düzey FETÖ yöneticisi Abdullah Aymaz ile FETÖ’nün sözde Tayin Heyeti Sorumlusu Ahmet Kara 5 Nisan 2012 günü bu hesaba swift işlemiyle 98 bin 764 dolar 58 cent para gönderdi. İki ismin de aynı gün kuruşuna kadar aynı meblağdaki parayı bu hesaba göndermesi dikkat çekici. Himmet paralarının toplandığı bu hesap rüşvet veya kamuoyu hazırlamak için yapılacak kampanyalarda kullanılıyor.

Kaynak: http://www.yenisafak.com/gundem/almanyadaki-feto-kasasi-2761685

------------
-------------------
---------------------

ADO_YORUM: Alman halkına bir şey diyemem ama Alman hükümetleri yukarıdaki yazıda da değinildiği gibi davrandı hep Türkiye'ye karşı. 2. Dünya Savaşı sonrasında Alman devletinin görüp görebildiği en azılı yasadışı örgütçük RAF Baader-Meinhof çetesi idi. İnternetten aratabilirsiniz... (Bu örgütün başlarını hapishanede astılar). Türklere karşı sürek avına çıkan Nationalsozialistischer Untergrund örgütünün önde gelen tetikçilerini de yine intihar süsü vererek BND ortadan kaldırdı kanımca işleri bitince (konuşmasınlar diye)... Beate Zschäpe'yi geride kalan ırkçıları motive etmek için yaşatıyorlar.

Aslında devlet olarak da saf davranan insanların ülkesiyiz. Alman devletlüleri Türkiye'deki terör örgütlerine hep şaşı baktı, müsamaha gösterdi, el altından destekledi. Alman haberalma teşkilatı BND, taa 1950'lerde Hakkari yöresini gezmeye başlayan bir örgüttür örneğin. Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm kurumlarına büyük iş düşüyor. Kısasa kısas yapılmalı, Alman yöneticilerine hadleri bildirilmelidir... Bilmem anlatabildim mi Ankara?
________________________________




[Edited at 2017-09-01 18:13 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"İsmail Saymaz’dan ByLock açıklaması" Sep 1, 2017

--Odatv'den alındı-- 30.08.2017 20:37

Gazeteci İsmail Saymaz, son tartışmaların ardından sosyal medyadan ByLock açıklamasında bulundu.

FETÖ mensuplarının kullandığı şifreli iletişim programı ByLock, son günlerde yine gündemde.

FETÖ gözaltısı sonrası Konyaspor Başkanlığı’ndan istifa Ahmet Şan’ın ByLock kullandığı iddiası tartışması yeniden gündeme taşımıştı.

Gazeteci İsmail Saymaz, ByLock'un patentini elinde bulunduran David Keynes ile röportaj yapmıştı. Çokça tartışılan röportajı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ise, delil olarak kabul etmişti.

Gazeteci İsmail Saymaz, son tartışmaların ardından sosyal medyadan ByLock açıklamasında bulundu.

“ByLock, hat hataları gibi istisnalar hariç, evet, cemaatin yazışma ve görüşme platformudur” diyen İsmail Saymaz, şunları yazdı:

“Mantığı şudur: 17/25 Aralık'tan sonra istihbaratta kontrolü yitiren cemaat, bu platform sayesinde teknik takipten kurtulma yolunu buldu.

Bylock, whatsapp gibi telefon rehberinden arkadaş indirilen bir platform değildir. Arkadaşınızı bulmak, bilmek ve eklemek zorundasınız

Hiç tanıtımı yapılmamış bir sanal programı dört ay içerinde en az 220 bin insanın indirmesi, cemaat gibi bir network sayesinde mümkündür.”

Kaynak: http://odatv.com/ismail-saymazdan-bylock-aciklamasi-3008171200.html

------
----------
ADO_YORUM: Herifler çok akıllı, hepimiz safız. Şundan; adamın biri Türkçe adını (Alpaslan Demir) "David Keynes" olarak değiştirmiş ya. Yahu Milton Keynes olsaydın daha karizmatik olurdu, olmaz mıydıicon_biggrin.gif

[Edited at 2017-09-01 13:59 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"FETÖ imamlarının Bylock yazışmaları: Mısır'daki kadar bile olmaz..." Sep 1, 2017

--Karar gazetesinden alındı-- 28.08.2017 Pazartesi 15:27 - Son Güncelleme: 29.08.2017 Salı 09:46

FETÖ imamlarının 15 Temmuz darbe girişiminden önce örgütün gizli haberleşme programı Bylock'tan yaptığı yazışmalar ortaya çıktı. Terör örgütünün üst düzey yöneticileri yapılacak darbe için "Bir sabahlık işleri var. Mısırdaki kadar bile olmaz. Belki direk asker girer" gibi ifadeler kullanıyor.

Yargıtay 16. Dairesi'nin FETÖ'nün sanal ini, gizli haberleşme programı 'Baylock'taki yazışmaların delil olduğunu ortaya koyan gerekçeli kararına üst düzey örgüt yöneticilerinin yazışmaları da girdi. FETÖ elabaşı Fethullah Gülen'den "hocaefendi, hc, h.e., büyüğümüz, muhterem hocaefendi" olarak bahsedilen yazışmalarda 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili mesajlar dikkat çekti. Örgüt imamlarının, yazışmalarda "17/25 Aralık'ı boşuna mı yaptık? Bir sabahlık işi var hepsinin. Hazırlıklar var, toplanacakların listesi oluşturuluyor. Belki direk asker girer" gibi cümleleri dikkat çekiyor.

İşte o yazışmalar:

* "2000 kişiyi almadan düzelmez bu işler" seçimle falan olmaz" demiş HE (Hocaefendi kısaltmasıdır)

* Saraya yürüyüp O adamı taşlayıp indirmeden düzelmez

* Aslında bir sabahlık işi var hepsinin

* 3 savcı yazacak iddianameyi, kolluk gücü olarak asker makul şüphe gözaltı yapacak

* Hakimlerde 2. günü ayarlanıp iş bitecek

* Kurul üyelerini de alacan, medyayı da

* 1 günde toplar geçersin

* 1 hafta da her şey değişir

*Gerisi artık ülkeyi ele almış olacaksın

* 17/25'i niye yaptık o zaman

* Hazırlık var şu an

* Toplanacakların listesini oluşturuyorlar

* Tam o tarz mı bilmiyorum belki direk asker girer

* Yok ya kim çatışacak

* Mısırdaki kadar bile olmaz

* Tüm ülkeler ABD, Avrupa ve Rusya'nın ağzına bakıyor. Bu denge ayrı ayrı önemli

* ABD ve Avrupa adama yanaşmaya başladı.

* He (Hocaefendi kısaltmasıdır) aleyhine Allah Korusun ABD karar verirse tüm dünyada işler ciddi sıkıntıya girer

* Şerefsizin dünkü konuşması bu tür şeylere işaretti.

* Geçen bahsettiğim bunları bir sabah

* Toplayalım meselesini

* Emnçi he (Hocaefendi kısaltmasıdır) ye sunulması için proje haline getirip gönderdi

* Bence son gücümüzle bir çıkış yapmak lazım

* Kaç yıldır oraya çalışıldı

* Bugün girmeyecekse

* Ne yansıması burası çözülsün de

* Beklemeye devam yani

* Emn kalsa asker girmeden biz bile hallederiz diyo

* Gözaltı olamayacakları güvenlik açısından ablukaya alacaksın

* Sonra istifa ve y. Dışı

* Hsyk üyeleri de öyle

* İlk günü tüm medyaya kayyım

* Manşetler uçurumdan dönüldü, kaos bitti vs manşet atacak

* Şu andan 100 kat daha hukuki

* Olmadı devlet benim kardeşim der geçersin

* 1 yıla toparlanır abi

* Asker demek biz demek şu an abi

* Harici kumsal bir ses yok orda

*Ama yine de he istese olur

*1000 kişi toplansanız sabah yeter

*Gözaltı yapılamayacakları da bakan vs

* Can güvenği açısından ablukaya alacaksınız tedbiren yani

* Darbe olmamış olacak

* Savcı verecek gözaltı kararlarını

* Garnizonlara yazacak direk

* 1 savcı yeter

* Gerisi kolluk gücünün işi

* Bu çalışmayı detaylı yazıp gönderdim

* 3 dosya

*İşid vatana ihanet ve 17-25 aralık

* CB (Cumhurbaşkanı kısaltmasıdır.) bile kanunen gözaltı yapılabiliyor

* Sonra istifaları istenir abluka altında iken

* Kabul etmeyenler ya imralı ya y.dışı

* Aynı saatlerde tüm medyaya da kayyım atanacak

* 17 25 kimin olacaktı

* Tam olsaydı

* Hizmet bu sürecin tarafı değildir, bu tamamen hukuki bir davadır der geçeriz

* A haber akşam tr uçurumdan döndü kurtuldu vs haber yapacak, adamın sarayı altınları paraları ortaya dökülecek...

* Y.içinden bu adamlara yapılacak bir şey yok demiş he

* 3 ihtimal var aslında

* 1.projeyi uygulamak 2. sükut edip inayeti ilahiyeyi beklemek. 3. süde küçük kriminalize bir grup olarak 80 li yıllar gibi yola devam etmek, şeklinde darbe planlarının ve hazırlıklarının yapıldığı tespit edilmiştir.

Kaynak: http://www.karar.com/guncel-haberler/paralel-avukatlarin-kulagina-darbe-fisiltisi-583145


ADO_YORUM: Alemin akıllısı sizdiniz değil miiicon_biggrin.gif

[Edited at 2017-09-01 20:27 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
GEREKÇELİ KARAR'dan alıntıdır Sep 1, 2017

YARGITAY 16. Ceza Dairesi
Esas No:2015/3
Karar No:2017/3
GEREKÇELİ KARAR

...
.
.
.

VI- FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ:

A-) Örgütün Kuruluşu ve Lideri: Örgütün temelleri Fethullah Gülen tarafından 1966 yılında atılmış, 1970’li yıllara kadar Yeni Asya grubu içinde yer alan Gülen, bu tarihten sonra İzmir Kestane Pazarı Kuran Kursunda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile birlikte dini motifleri istismar etmek suretiyle örgütün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil şekilde hareket etmeye başlamış, faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak teyp/video kasetlerine çekilen vaaz konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini buluşturduğu sempatizan grubu ile kendi adıyla anılan örgütünü kurmuştur.

Örgüt, 1978 yılında yayımlanmaya başlayan Sızıntı dergisi ile basın yayın ve propaganda alanında yeni bir güç kazanmıştır. Bir din adamının tersine, içinde bulunduğu güç dengesine ve şartlara göre tutum ve davranışlarını değiştiren Gülen, hakkında arama kararı bulunmasına rağmen, 12 Eylül Askeri Darbesinin hemen öncesinde, yapılan askeri darbelere desteğini vurgulamış, kendisine bağlı Sızıntı dergisinin Haziran 1979 tarihli sayısında yer alan “Asker” adlı başyazısında; “onun süngüsü, yüz defa iniltimizi dindirdi ve ateşimize su serpti. Yakın tarihimizde dahi kaç defa onda mazinin tebessüm eden çehresini ve yıldırımlaşan celadetini gördük... Eğer, atik davranıp da yıllardan beri hazırlanan karanlık emellerin önüne geçilmeseydi, bütün bir millet olarak inkisar içinde ağlamadan başka çaremiz kalmayacaktı. Tuğa selam, sancağa selam ve onu tutan sancağa binlerce selam.” cümlelerine, 12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında yine Sızıntı dergisinin Ekim 1980 tarihli sayısında kaleme aldığı “son karakol” başlıklı yazısında da; “ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bin kere daha selam duruyoruz” ifadelerine yer vermiştir.

1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına açılmaya başlayan örgüt, hızlı bir büyüme ile kısa bir zaman dilimi içerisinde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.

Örgüt “tek kişiyi kutsal, insanüstü, yarı Tanrı gibi görüp onu muhterem sayarak iman ettiği için” lideri Fethullah Gülen adıyla anılmaktadır. Terör örgütü mensupları ve örgüt sempatizanları, kendilerini belirsiz şekilde “hizmet hareketi”, “camia” ve nadiren de “cemaat” olarak isimlendirmektedir. Örgütün özellikle belirlediği bu muğlak ve anlamsız isimlendirmeleri, sahip olduğu “hayalet-karanlık” vasfını güçlendirmek, amacını gizlemek ve masum göstermesine yönelik bir algı çalışmasıdır.

Örgütün kurucusu; üyeleri tarafından “kainat imamı”, “kutsal insan”, “büyük efendi”, metafizik alemle ve öbür tarafla istişare etme özelliği olan, “mehdi”, “Mesih”, “kutsal kişi”, “muhterem”, “hoca efendi” sıfatlarıyla ifade edilen Fethullah Gülen’dir. İslami düşünceyi topluma yayma gayretinde olduğu izlenimi veren, kendisini içinde bulunduğu sosyo-politik koşullara çok iyi uyarlayan, dönemsellik iktidar dengelerini okuyarak siyasi partilerden özerk kalmaya özen gösteren Gülen, din, siyaset ve para üçgeninde etkinliğini artırarak örgütünü geliştirmiş, duygusal ve fiziksel ögeleri de katmak suretiyle kullandığı hitabet tarzıyla başta dini duyarlılığı bulunan kesimler olmak üzere toplumun her katmanından geniş kitleleri etkilemiştir.

Örgütte, liderin verdiği kararı sorgulama anlamına gelebilecek her düşünce, eylem, tavır, kuvvetle ezilmekte, Fethullah Gülen’in ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır.

B-) Örgütün Amacı: Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek “himmet” adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği ekonomik ve siyasi güçle örgütsel menfaat ve ideolojisi çevresinde kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını (Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini) ele geçirerek, aynı zamanda uluslararası düzeyde etkili siyasi-ekonomik bir güç haline gelmek suretiyle anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Türk Devletini ve Türkiye Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve Devleti ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütüdür.

C-)Örgütün Yapısı ve İşleyişi: Diğer yasa dışı terör örgütlerinde olduğu gibi gizli ve hiyerarşik yapılanmaya sahip olup, pelür kağıtları ile haberleşme, öz geçmiş raporu verme, mensuplar için kod adı kullanma gibi örgütsel taktiklerle yönetilmekte, örgüt mensuplarının tamamına da belirli görev ve sorumluluklar verilerek örgüte bağımlılıkları perçinlenmektedir.

Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Bu kişinin dini bir niteliği yoktur. Dindar olması da gerekmez. Hiyerarşi içerisinde yer alan, örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır.

Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir.

Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır.

Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır.

Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır.

Fethullah Gülen’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir.

Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır.

Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir.Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar.

Örgüte üyelik için kesin bir ölçü yoktur. Toplumun her inanç kesiminden örgütün üyeleri vardır. Müslüman dindar insanların yanı sıra, örgütün işine gelen, kullanılması mümkün herkesi bünyesine katmaktadır. Ateistler gibi yapıya uzak görünen gruplardan, bütün mezheplerden, Yahudi ve Hristiyan dinlerine inananlardan mensupları vardır. Bir başka ifadeyle örgüte üye olmak için dindar veya inançlı olmak şartı bulunmamaktadır.

Bu terör örgütü adeta sis bulutu arkasında gizlidir. Bütün örgüt yöneticileri ve üyeleri her konuda mütemadiyen tedbir uygular. Örgütün üye sayısı, amacı, ekonomik kaynakları milleten ve devletten gizlidir. Örgütün bütün işlemleri gizli yürütülür. Örgüt lideri genel olarak emirlerini gizli verir. Örgütün nihai maksadı gizlidir. Örgüt üyeleri istihbarat ve kişilerin mahrem bilgilerini toplamayı severler. Bu teşkilat “gizli yaşamak, her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkar etmek” üzerine kuruludur.

Gizliliğe ilişkin örgüt liderinin değişik tarihlerdeki talimatları aşağıda yer almıştır:

“Ayrıca, Allah (cc) bizi koruyor diye tedbirsizlik de yapamayız. Evet daima tedbirli ve dikkatli davranmak mecburiyetindeyiz.”

“Yani siz hâkim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım…”

“Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”

“Evet, onlar imkânâtı vukuat yerine koyup, dindar insanlar hakkında ihtimaller üzerine hükümler kesip-biçecek ve ciddî rahatsızlık duyacaklardır ki; bunun aksini de ispat etmemiz mümkün değildir. Çünkü nefy ispat edilemez. Onun için müminler, kendilerine, davranışlarına, konuşmalarına çok dikkat etmek zorundalar. Bugün itibarıyla bizi, hatta gelecek nesli bile alâkadar etmeyen meseleleri, değil ağıza almak, belki hiç düşünmemek icap eder.”

“Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik yerine sizin kalbiniz önemlidir.”

“Bir hamle ve teşebbüste hedef alınan netice ne kadar büyükse, o uğurda gerekli görülen tedbirlere riayet de o nispette ehemmiyetlidir”

Doğrudan, şifresiz ve açıkça yukarıdaki sonuca götürecek bir anlatım yerine “Daima tedbirli olmalıyız (gizliliğe önem vermeliyiz), daima istişare içerisinde karar alın, ana istişare organı olan Başyüceler ne karar aldıysa onu uygulayın (Kaldı ki; Başyüceler’in lideri de kendisidir, dolayısıyla kendi liderliğindeki bir zümre ne karar alıyorsa tüm örgütün bu karara göre hareket etmesini istemektedir) bütün güç merkezlerine ulaşmalıyız …”

“(…) Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edecek bir diplomat gibi hareket etmeli, kendi planında meseleleri çözdükten sonra ülkesinde çözmeye çalışmalı, ülkesinde bütün problemleri aştıktan sonra da acaba bu mevzuda dünyanın tavrı nedir onu hesaba katmalı ve bu planları ayrı ayrı platformlarda karşısına çıkabilecek planların hepsinde başarılı olmadıktan sonra son adımını atmamalıdır. Bir yanlışlık bize falso yaşatır ve yanlışlıktan yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz, telafi edemeyiz, bu sefer onlar sizi kıskıvrak derdest ederler, bir daha da belinizi doğrultmaya fırsat vermezler”

“O kuvveti temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacağı ana kadar Türkiye'de ki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır. (…) Biz buyuz, sesimiz soluğumuz bu, bunca kalabalık içinde ben bu duygu düşüncemi sözde mahremce anlattım. Ama sizin mahremiyete sadık, mahremiyet mevzuunda hassas duygularınıza sığınarak anlattım, siz biliyorum ki elinizdeki meyve suları boş kutularını dışarıya çıkarken bir çöp kutusuna attığınız gibi bu düşünceleri de açık olma yanı ile çöp kutusuna atıp geçeceksiniz. Arz edebildim mi? Evet sırrın senin esirindir, söylersen esiri olursun”

“Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak.” Şeklindeki değişik yer ve zamanlarda örgüt mensuplarına vermiş olduğu talimatlarda gizliliğe verilen önem gösterilmiştir.

Örgüt, kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdiği personelin aile yaşamlarına dahi müdahale ederek şahısların kimle evleneceğine de karar vermektedir.

Örgüt kamu kurumlarında sayısı 5 kişiyi geçmeyen bir örgüt abisine bağlı hücreler şeklinde yapılanmıştır. Hücreler birbirinden haberdar değildir. Bu şekilde bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetlerine devam ederek deşifre olmaları engellenmektedir. İçlerinde katı bir askeri disiplin hakimdir.

Silah kullanma eğitiminden geçirilen, silah ve zor kullanma yetkisini haiz ve silaha sahip örgüt mensubu personel, hiyerarşik üstünden gelen emirler doğrultusunda silah kullanmaya hazır olacak şekilde ideolojik eğitimden geçirilmektedir. Bu durum, örgüt lideri tarafından hizmet insanı başlığı altında “örgüte bağlı kişinin azimli, kararlı, hizmete karşı itaatkar, her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde kendi rütbesi değil de hizmetin rütbesini ön planda tutan, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını, canını, sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması” şeklinde açıklamaktadır. Türkiye’nin sosyo-politik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal bir varlık ve meşruiyet zemini inşa eden, sosyolojik bünyesi itibariyle mütesanit bir dokuya sahip olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine etmiş, yapı mensuplarının ahlak ve hukuk dışı tüm eylemlerini mübah görmüştür. Mistik bir otoriteye (mehdilik/mesihlik) inanmışlıkla, yandaşları için merkezi sınavlardan soru çalma,ceza soruşturma ve kovuşturmalarını örgüt amacı doğrultusunda sözde hukuki bir araç olarak kullanmak gibi, kişi haklarını pervasız biçimde ihlal etme, kayırma, yalan söyleme, delil uydurma, iftirada bulunma gibi hukuk dışılıkları gerçekleştirmekte ve hedefleri uğruna suç işlemekte herhangi bir beis görmemektedirler. Dindar görüntü vermelerine rağmen hedefe ulaşmak için her yolu mübah gören “makyavelist”bir anlayışla hareket etmektedirler.

D-) Örgüt Hiyararşisi: Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve Ö. Fethullah Gülen olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kainat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır.

Kainat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün İ. onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini İnternet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır.

a-) Dikey Yapılanma- Yedi Katlı Piramit

Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur.

Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir.

Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını Ö. belirler. Katlar şu şekildedir;

- Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır.

- İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir.

- Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur.

- Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar.

- Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evlililiklerinin örgüt içinden olması zorunludur.

- Altıncı Kat, Has Tabaka: Fethullah Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar.

- Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir.

Bu tabakalar dışında örgüte sempati besleyenlerden oluşan alt tabaka vardır. Örgüt hiyerarşisinde yer almazlar. Örgüte yönelik herhangi bir olumsuz düşünceleri yoktur. Örgütün bütün faaliyetlerini illegal bile olsa desteklerler. Talimat almaz ve rapor vermezler. Örgüte zaman zaman maddi yardım yaparlar. Devamlı olmamak şartıyla örgütün bazı faaliyetlerine de katılırlar. Bunlar örgütün iç yüzünü bilmeyen, görünüşteki yüzünü gerçek sanan kimselerdir. Siyasetçi, sanatçı, yazar, gazeteci, akademisyen gibi çok geniş bir alana yayılmış olan bu sempatizan kitleyi örgüt zaman zaman lehine kamuoyu oluşturmak için kullanmaktadır.

Yedi katmanın en üstünde “Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir.

b-) Yatay Yapılanma

Örgütün deşifre olmaması ve Devletin örgüt yapısını çözmekte zorlanması için örgüt hücre tipinde yatay yapılanmaya özen göstermiştir. Hücreler genellikle en fazla 5 kişiden oluşmakta ve bir abla ve abiye bağlı birimlerdir. Hücredeki kişi sayısı bazı kurumlarda 3, bazı kurumlarda (TSK gibi) birebirdir. Her hücreden sorumlu bir imam vardır.

aa-) Örgüte Eleman Kazandırılması

Örgüt elemanları genellikle çocuk yaşta verilen eğitim sonucu örgüte kazandırılmaktadır. “Işık evi” olarak adlandırılan evlerde ideolojik eğitim verilmektedir. Öncelikle örgüt, yurt, okul, ev, dershane gibi birimlerde tespit ettiği öğrencileri ders çalıştırma, sınava hazırlama vaadi ile bu evlere getirilip önce dini telkinler yapılır, örgüte kazandırılması için uygun görülen kişilerin geçmişi, kimliği, aile bağları araştırılarak bu bağlar hızlı bir eğitimle silinir. Bu aşamada öğrenci çocuk veya genç bunalıma düşer,kendini yalnız ve değersiz hisseder. Bu süreçte devreye girilerek örgütsel hususlar anlatılır. Kişinin mantığına değil duygularına hitap edilir. İnandırma, etkileme, ikna etme, uyutma ve uyuşturma yöntemleri kullanılarak kişinin zihnen boyun eğmesi sağlanır. Mantığın devreden çıkarılması için tekrar çok önemlidir. Örgütün değişik birimleri ve abiler sürekli tekrarla aynı şeyi kabullenmeye zihni zorlarlar.Daha sonra örgüt lideri Fethullah Gülen’in tanıtımı yapılarak sohbetleri dinletilir. Örgütün ülke içindeki gücü vurgulanır, neredeyse önemli herkesin bu örgütten olduğu övünç kaynağı olarak gösterilir. Eğer kişi kabul ederse böyle önemli kişilerin içinde yer aldığı bir gruba dahil olacaktır. Yurt dışındaki okulları etkileyici bir şekilde ona sunulur, amacın bu olduğu dünyayı değiştiren dini bir örgütlenmeden bahsedilir. Örgütün elindeki maddi imkanlar ve fiziki mekanlar reklam için önemlidir. Buraları gören genç veya çocuğun etkilenmemesi mümkün değildir. Bu örgüte girenlerin nasıl ihya olduğu anlatılarak zihnen kişinin ihya olması sağlanır. Makam ve mevki, para, şan ve şöhret her şey burada vardır. Geleceğe yönelik planı, beklentisi ve hayalleri olan hiç kimsenin hayır diyemeyeceği bir sahte dünya ona ezberletilir. Onunla kurulan ilişki gösterilen rağbet kişiyi etkiler. Ayrıca sevap kazanma, öbür dünyanın garanti edildiği bir kurtuluş yolu sunulur. Örgüte kazandırılan şahıslarda “Allah rızası için hareket ettiği, örgüt içinde hareket etmek dışında bir Müslümanlığın artık kendisi için söz konusu olamayacağı dayatılıp kabul ettirilmektedir. Bu açık ve örtülü propagandalarla zihinlerde “kötü bir insan olma”, “insanlıktan çıkma”, “münafık olma” ve hepsini kapsayan “utanma” ve “cehennem korkusu” hakim kılınmakta ve bu ruh hali lidere veya bağlı olduğu imama mutlak itaat ve verilen her türlü görevi yerine getirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bu örgüt 1980 sonrası yaşanan süreçte daha çok muhafazakar ailelerin çocuklarına yönelmiştir. Ve bu faaliyetler oldukça gizli tutulmuştur. Işık evleri dışında yurtlar, dershaneler, toplantı ve ders sohbetleri de örgüte eleman kazandırmada araç olarak kullanılmıştır.

Milli dini duygusu olan gençler önce seçilmekte sonra bu kişilerle irtibat sağlanmakta, itimat kazanılmakta, eğitim verildikten sonra sorumluluk da yüklenmektedir. Örgüte kişileri kazandırmada kullanılan evreler temelde dörde ayrılmaktadır. Alıştırma, çıraklık, legal görev ve illegal görevlendirmelerdir.

Bütün kriterleri sağlayan ve örgütün sadakat, güvenlik testlerini geçerek itimadını kazanan kişiler, abiliğe terfi ettirilirler. Abiler ise kendi içlerinde yükselerek ev imamlığı, mahalle-semt imamlığı, ilçe ve il imamlığı, belli meslek ve hücrelerin imamlığı, bölge imamlığı gibi daha üst yöneticiliklere terfi edebilirler.

Kamu Personelinin Örgüte Kazandırılması

Örgüt elemanlarını genel olarak genç yaştaki öğrencilerden seçmekte ise de, kamu personelini de sonradan örgüte kazandırabilmektedir. Bu personele Allah katında daha iyi bir Müslüman olacağı, ülkesi ve milletine daha iyi hizmet edeceği, örgüte yardım ederek sevap kazanacağı şeklinde yapılan manevi yönlendirmelerin yanında örgüt vasıtasıyla daha üst görevlere yükselebilmek, mevcut görev yerini ve çalışma şartlarını kaybetmemek, çalıştığı kurumda ezilmemek ve istediği maddi imkanlara kavuşabilmek şeklinde özetlenebilecek maddi gerekçelerle örgüte katılmaktadırlar.

Örgüt Emniyet, TSK, Yargı, Milli Eğitim, ÖSYM, TÜBİTAK başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyetini yürütmüş, kurum içerisindeki elemanları vasıtasıyla personel alımı ve atamalarda etkin rol üstlenmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlardaki bazı görevlilerin birtakım zaafları tespit edilerek, örgüt lehine hareket etmeye zorlanmaktadırlar. Bu nedenle örgüt, çoğu zaman kendisinden olmayan kişileri de kullanabilmektedir.

Örgüt ile hiçbir organik bağı olmamasına rağmen onunla birlikte hareket ederek yarar sağlayacağını düşünen gerçek ve tüzel kişiler de bulunmaktadır. Örgütün hedef aldığı devleti, siyasal iktidarı ve kişileri beğenmeyen, düşman gören kesimler de örgütle güç birliğine girebilmektedir.

bb-) Örgütsel Bağlılık ve Eğitimi

Bütün terör örgütleri gibi eleman bulma, buldukları elemanları örgüt amacına göre eğitme, örgütsel olarak onlara nasıl davranılması gerektiği öğretilip uygulatma üzerine kuruludur. Bu da beyin yıkama, sır tutmayı öğrenme, kendisinden olmayana karşı dikkatli ve tedbirli davranma metotlarının öğrenilmesiyle olur.

Örgütteki davaya adanmışlık ruhu, dinin manevi desteği, cennet vaadi, sevap kazanma beklentisi, ideolojik yapının benimsetilmesi, evlilik ve iş ile örgüte bağlanma, sadakat testi, korkutma ve tehdit örgütsel bağlılık için kullanılan metotlardır.

Örgütte her iş talimatla yapılır. Ailevi ilişkilerde bile talimatlar geçerlidir. Örgüt liderinin vermiş olduğu talimatlar hiçbir şekilde sorgulanmaz.

Örgüt mensuplarına zaman zaman sorumluluklar verilmektedir. Bunlar gazete veya dergi dağıtımı, abone yapılması gibi basit işlerden başlar.

Örgüt mensuplarına ilk önce sır tutma öğretilir. İkinci olarak ise saklanma usulleri tatbik ettirilir. Rakiplerini kurnazlıkla ve hileyle alt etme eğitimi verilir. Mutlak sadakat duygusunun geliştirilmesine çalışılır. Gizlilik ve tedbire sıkı bağlılık mutlak itaati gerektirir.

cc-) Örgütsel Bağlılığın Göstergeleri

1- Kod Adı Kullanmak: Örgüt üyeleri ve yöneticilerinin bir kısmı kod adı kullanır. Asıl isimlerini kullanmazlar. Bunda amaç deşifre olmamak ve gizliliği sağlamaktır. Bu şekilde örgütün illegal mantığı ve maksadı gizlenmeye çalışılır.

2- Gizlilik ve Tedbir Uygulanması: Örgüt büyük bir gizlilik içinde işlemlerini yürütmektedir. Bu örgüt hiçbir zaman tedbir uygulamasından vazgeçmemiştir. Her zaman tedbirli davranmak prensipleri olmuştur. Gizlilik ve takiyye kültürünü kuruluş felsefesi olarak belirlemek suretiyle yıllarca kendini saklamayı başarmış olan terör örgütü, legal görünmeye önem ve öncelik atfetmiş, böylece toplum içerisindeki meşruiyetini de sorgulanmaz bir biçimde tahkim etmeye çalışmıştır. Bu görünürlük biçimleri kimi zaman bayrak hassasiyeti, kimi zaman Türkçe sevgisi, kimi zaman toplumsal her katmanın bir şekilde uğrak geçiş yolu olabilecek sözde akıl ve bilim referanslı eğitim kurumları olmuştur.

3- İstihbarat: kişiler hakkında istihbarat toplamak özel bilgi edinmek, toplanan bilgileri amaçlarına yönelik kullanmak temel silah olmuştur.

4- Emir ve Rapor Zinciri: Örgütte hiç kimse bilmesi gerektiğinin ötesinde bir şey bilmez. Yaptığı faaliyetlerle ilgili bir üstüne rapor verir. Üstünden almış olduğu emirleri de uygular. Sorunsuz işleyen bir emir ve rapor zinciri vardır.

5- Örgüt Aidiyeti: Örgüte aidiyet her zaman devletten ve aileden önde gelmektedir. Örgüt abi ve ablasının emri devletin her türlü hukuk kuralının üzerinde kabul edilir. Örgüte bulaşan kamu görevlileri gelen emri hukuka uydurup gerçekleştirmenin gayreti içerisindedirler.

6- Hiyerarşi:Devlet hiyerarşisinde daha üstte olsa bile örgüt hiyerarşisi asıl olduğundan daha ast birinden emir alınması doğaldır. Bu emirler de yerine getirilir.

7- Hizmet Kardeşliği: Örgüt üyelerini hizmet kardeşliği esasında inandırıp birleştirir. Hizmet kardeşliği denen şey aslında örgüt liderinin iradesinden başka bir şey değildir. Örgütte yapılan her şey hizmet içindir. Bu anlayışla bir örgüt üyesi verilen emri sorgulayamaz ve neden bunu yaptığını düşünemez. Hizmet kardeşliği ve örgüt içi dayanışma nedeniyle “emir” sorgulanmadığından kişiler neye alet edildiklerini bilmezler.

Örgüt yoldaşlığı için bütün sınavlarda önceden sorular alınıp ele geçirilebilir, liyakat yerine terfide abinin verdiği isim öne alınır, insanlar fişlenir, gerçekler gizlenir, gizli illegal dinleme yapılır, dinleme kayıtları ifşa edilir, bütün bunlar cennet kazanma, sevap, Allah rızası için yapılır. İradesi düşünme yeteneği, akıl ve cesareti elinden alınan asker, polis, hakim-savcı gibi önemli meslekleri icra eden kişi örgütün kullandığı kör bir militan haline getirilir.

8- Psikolojik Tehdit: Örgütün dar, sıkı ve sert metoduyla yetişen, aklı ve mantığı ortadan kaldıran, itaat şuuru içinde kendi istek ve arzularını yapamayan, cenneti kazanmayı; örgüte itaat etmek, cehenneme girmeyi de; örgüte karşı gelmek olarak gören zihniyet, özgür iradeyi kaybettirmektedir.

Örgütün bir yandan yurt dışı geziler, açılımlar, olimpiyatlar gibi prestişli organizasyonlarla güç gösterisinde bulunup sempatizan kitlesini genişletmeyi amaçlarken,diğer taraftan da mensuplarına yer açma adına insanların zaaflarını tespit ederek "paranın açamadığı hiçbir kilit yoktur" anlayışıyla bu zaafları kullanma, kamu görevlileri hakkında soruşturmalar, disiplin işlemleri uygulayarak sicil bozma, istifaya zorlama gibi psikolojik baskı yöntemlerini kullandığı görülmektedir.

dd-) Örgütten Çıkarılma ;Örgütten ayrılmak kural olarak mümkün değildir. Örgütsel disipline uymayan kişiler örgütten kovulma yerine pasifize edilmektedir. Örgüte giren kişinin elini kolunu sallayarak ayrılması, kopması artık mümkün değildir. Bu düşüncede olan kişiler önce korkutulur, manevi baskının yanında maddi yaptırımlar da uygulanır. Bunlar: tazir; örgüt sorumlusu tarafından kişinin ikaz edilip azarlanmasıdır.Şefkat tokadı; örgütten ayrılanın başına kötü şeyler geleceği söylenerek ikna edilmesidir.Zecr tokadı; örgütün sağladığı nimetlerin geri alınması,kişinin düşkün, sefil, yoksul ve asi olarak görülerek örgütün açık hedefi haline getirilmesidir. Örgüte dönse dahi daha düşük görev verilir. Tard; tüm yaptırımlara rağmen ayrılmakta ısrar eden, itaatsizlikte devam eden kişinin örgütle ilişkisinin kesilmesidir. Örgüt bu kişiyi hain ilan ettiğinden her türlü cezalandırma metodu uygulanır. Pişmanlık duyup geri dönerse daha alt görevler verilir.
.
.
.

----
Gerekçeli kararın tamamı burada (kaynak): http://kararara.com/forum/viewtopic.php?f=46&t=232069

[Edited at 2017-09-02 01:24 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
GEREKÇELİ KARAR'dan alıntıdır -2- Sep 2, 2017

YARGITAY 16. Ceza Dairesi
Esas No:2015/3
Karar No:2017/3
GEREKÇELİ KARAR

...
.
.
.


E-) SONUÇ:

1982 Anayasasına göre;

Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.(m.1)

Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.( m. 2)

Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.( m.5.)

Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.( m. 6)

Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.( m. 7)

Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.( m. 8)

Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.( m.9)

Şu hale göre,Türkiye Cumhuriyeti , demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Egemenlik Türk Milletine ait olup, Anayasanın koyduğu esaslar doğrultusunda yetkili organlar eliyle kulanılacaktır. Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisince, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca,yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Çağdaş Demokrasilerde iktidara ancak demokratik yöntemlerle, halkın oyu ile gelinebileceğinde kuşku yoktur.

FETÖ/PDY, demokratik düzenin insanlara sağladığı anayasal ve yasal hakları sonuna kadar suiistimal ederek siyasal egemenliği elde etmek, tüm güç merkezlerini hasım cepheden derece derece koparıp almak, devleti kendisiyle özdeşleştirmek ve hedef kitlesi olarak gördüğü insanlardan eleman devşirerek hizmet ehli sınıfına mensup insan sayısını hızla ve olabildiğince artırmak istemiştir.

Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY;Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden,bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen,güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan,böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan,bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden,böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayaıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir terör örgütüdür.

Örgüt liderinin tek gerçek düşüncesinden yola çıkarak her biri, bir üst basamakta yer alan fikri gerçekleştirmeye dayanan görüşlerini şöyle özetlemek mümkündür:

Mutlak bir iktidar kurmak,

Güce Hükmetmek,

Üç İlke ve Üç Aşamalı Bir Strateji Doğrultusunda Güce Sahip Olmak.

GÜLEN’in bütün tutum ve davranışları güç kavramı ve gerçekte mutlak bir iktidar ile ilgilidir. FETÖ’nün ideolojisi onun bu fikirlerinden şekillenmiştir:

Zümre egemenliğine dayalı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek ve siyasi gücü yönetmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi bir güç haline gelmek,

Ekonomik İdeolojisi; toplumun dini duygularını suistimal ederek ‘Himmet’ adı altında paralel vergi sistemi oluşturmak, en tepedeki elit kadronun nimetlerinden en çok faydalandığı, alttaki kadroların adanmışlık ruhu pompalanarak bu nimetlerden çok az veya hiç faydalanmadığı bu sisteme dayalı olarak yurt içi/yurt dışındaki eğitim müesseseleri, finans, medya, STK ve sağlık kuruluşları ile büyük holding ve şirketler kurmak ve siyasi ideolojinin hayat bulmasında en önemli iki unsur olan insan ve mali kaynakları ayakta tutmak, ekonomik gücü mutlak itaat kültürüyle yetiştirilen kadrolar eliyle yönetmek,

Sosyal ve Kültürel İdeolojisi; özellikleri Fetullah GÜLEN’in söylemlerinde sayılan ve ‘Hizmet Eri’ denilen yeni bir insan modeli üretmek, tek tip kişiliğe sahip bu yeni insan modelinden oluşan yeni bir toplum oluşturmak, sosyal ve kültürel ilişkileri yeni insan-toplum bağlamında tanımlamak, böylece toplumsal gücü yönetmek.

Dolayısıyla FETÖ’nün ideolojisi;

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra devlet, toplum ve fertlere dair ne varsa FETÖ’nün ideolojisi doğrultusunda yeniden dizayn ederek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmek”tir.

“Dünyanın diğer ülkeleriyle de hesaplaşarak,aynı yöntemlerle dünyanın ekonomik, toplumsal ve siyasal gücünü yönetmek”tir.

FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.

Yukarıda izah edildiği üzere; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme,yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin,anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar,bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları,örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları,Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
...
.
.
.

----
Gerekçeli kararın tamamı burada (kaynak): http://kararara.com/forum/viewtopic.php?f=46&t=232069

[Edited at 2017-09-02 01:36 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Korsan tahliyeci hâkimin FETÖ imamı trafiği..." Sep 3, 2017

--Sabah gazetesinden alındı--ABDURRAHMAN ŞİMŞEK Giriş Tarihi: 3.9.2017

Eski Adalet Bakanlığı müsteşarının, FETÖ tutuklusu eşini korsan kararla salıvermeye kalkan hâkim Yunus Süer’in, örgütün Gebze adliye imamı ile 439 telefon görüşmesi çıktı

Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in, FETÖ'ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan hâkim eşi Gülümser Erdem'in korsan tahliyesi yetkili mahkemeden döndü. Yetkili mahkeme olan Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin yargıcı izinliyken 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen tahliye kararı iptal edildi ve Erdem'in tutukluluğunun devamına karar verildi. Korsan tahliye kararını veren hâkim Yunus Süer ise FETÖ'nün Gebze adliye imamı ile irtibatlı çıktı.

YETKİLİ HÂKİM İZİNDEYDİ
Mahkeme kararına göre tahliye müzekkeresinin düzenlendiği tarihte yetkili mahkeme olan Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin yargıcı Ali Ramazan Bilgisiçok izinliydi. 2. Sulh Ceza Hâkimi Yunus Süer, yetkisi olmadığı halde 28-29 Haziran tarihlerinde itiraz dilekçesini işleme koydu ve tahliye kararı verdi. Hâlbuki yetkili mahkeme hâkimi izinli iken alınan tahliye kararı yok hükmündeydi.

Gülümser Erdem daha önce Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2017/686 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştı. Erdem'in 23 Haziran 2017 tarihli tahliye talebini içeren itiraz dilekçesi işleme konuldu ve itiraz 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kabul edildi. Korsan tahliye kararının ardından Erdem hakkında tahliye müzekkeresi düzenlendi.

15 TEMMUZ'A KADAR 439 GÖRÜŞME
Silivri'de tutuklu pek çok üst düzey FETÖ şüphelisini korsan bir kararla tahliye etmeye çalışan FETÖ'cü hâkimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer'in korsan tahliye kararını andıran söz konusu tahliye kararının, yetkisiz mahkemece verildiğinin ortaya çıkması üzerine, 3. Sulh Ceza Hâkimliği itiraz dilekçesini yeniden ele aldı. Gülümser Erdem'in tahliyesine karar verilen 30 Haziran tarihli korsan tahliye karar iptal edildi.

Korsan tahliye kararına imza atan 2. Sulh Ceza Hâkimi Yunus Süer'in FETÖ bağlantıları da teknik istihbarat verileriyle anlaşıldı. Bu verilere göre Süer'in defalarca iletişim kurduğu bir FETÖ imamı var. Mesleği marangoz olan bu imam, SABAH'ın 19 Mart 2017 tarihli haberiyle kamuoyuna adını duyurduğu 'kozmik marangoz' Dursun Çalışkan... HTS kayıtlarına göre Süer, 7 Şubat MİT krizinin bir ay öncesiyle darbe girişiminden bir hafta öncesi 8 Temmuz 2016'ya kadar kozmik marangoz ile 439 kez telefon irtibatı kurmuş.

KUMPASLARDA ROL ALDI
Dursun Çalışkan, darbe girişiminden 17 gün sonra yakalanıp tutuklanmıştı. O dönemde Çalışkan'ın çok sayıda hâkimsavcı ile telefon trafiği tespit edilmiş, 17-25 Aralık kumpası da dâhil pek çok FETÖ operasyonunda rol aldığı ortaya çıkmıştı.

GEREKÇE: KAÇMA VE DELİL KARARTMA ŞÜPHESİ
Tahliye kararının iptaline hükmeden 3. Sulh Ceza Hâkimliği, bu kararının gerekçelerini özetle şöyle sıraladı: "Tahliye kararının görevli ve yetkili hâkim tarafından düzenlenmemesi nedeniyle yok hükmünde olduğunun değerlendirildiği göz önüne alınarak, şüpheli Gülümser Erdem'in üzerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, kaçma ve delilleri karartma şüphesi ve suçun CMK 100/3-11 maddesi kapsamında olması ve tutuklama nedenlerinin var olduğunun kabulünün gerekmesi, kamu düzeninin korunması, şüphelinin yeniden yeniden suç işlemesinin önlenmesi, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması..."

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/09/03/korsan-tahliyeci-hkimin-feto-imami-trafigi


FETÖ'nün Gebze Adliye imamı (marangoz)
vxjesj6fqmbqbyfbbwlp.jpgqszbuqcx6dhzxkoj1bgk.jpg

[Edited at 2017-09-04 00:23 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Gülen'in sağ koluna "Komutanım" dediler" Sep 3, 2017

--Odatv'den alındı--14.04.2017 11:58

15 Temmuz Darbe Girişimi'nde kritik görevde bulunan komutanların cezaevinde eşleriyle yaptıkları konuşmalar ortaya çıktı. Konuşmalarda, FETÖ'nün kritik isimlerinde Zaman Amerika yazarı Abdullah Aymaz hakkında 'Komutan' denmesi dikkat çekti.

Genelkurmay’ın basılıp Orgeneral Hulusi Akar başta olmak üzere çok sayıda üst düzey askerin rehin alınmasında görev alan ve ‘Yurtta Sulh Konseyi Üyeleri’ arasında bulunan Tuğgeneral Hakan Evrim ve Kurmay Albay Fırat Karakuş’un eşleriyle cezaevinde yaptıkları görüşmeler mahkeme kararıyla dinlemeye alındı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın, “Beni Fetulllah Gülen ile görüştürmek istedi” dediği Akıncı Üssü komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim’in eşi ile yaptığı görüşmede Abdullah Aymaz’ın yazısından bahsedildiği, Aymaz hakkında 'Komutan' denildiği ortaya çıktı.

FETÖ’nün firari kilit isimlerinden Abdullah Aymaz geçen ay cezaevindeki Fetullahçıların baharın gelmesiyle birlikte serbest kalacağını ima eden bir yazı kaleme almıştı. Zaman Amerika’da yayımlanan “Bahar: Cihetsiz kuş sesleri” başlıklı yazısında Aymaz, itirafçı olan FETÖ’cülerin ise zarar göreceğini ima etmişti.

“SÜREÇ BAŞLIYOR YANİ SÜREÇ BAŞLIYOR…”

Aydınlık’tan Seda Akyüz’ün haberine göre; 23 Mart 2017 tarihli görüşme tutanağında şu ifadeler yer aldı:

Hakan Evrim: Şu andan itibaren süreç başlıyor. Tamam mı? İknur’um. Önümüzdeki dönem böyle bir şey olacak yani. Her şey. Süreç başlıyor yani. Süreç başlıyor.

Eşi: Biliyorum. Ha. Hakan’cığım biz Almanya’da Abdullah komutanlar vardı. Tanıyor musun? Bize bir saat uzaklıktaydı.

H.E: He.

Eşi: Biz onlara gittiğimizde birisiyle bunu yapmıştık. Yemek yemiştik.

H.E: Tamam.

Eşi: Onun yazısında ‘ağaçlar çiçek açtığında…’ Ben okudum yazıyı. (Abdullah Aymaz’ın yazısını kastediyor)

H.E: Yaa. Öyle yani? Öyle yani? O kadar!

Eşi: O kadar.

H.E: Evde tereyağı var mı? Aynur tereyağı getirsin. Ödemiş tereyağı. Ben yağda yumurtayı çok özledim. Var mı tereyağı? İyi tamam. Tereyağında yumurta istiyorum. Sarısını patlatmayacaksınız.

Eşi: Hakan günde 1000 kere ‘ya sabır’.

H.E: Anlamadım.

Eşi: Günde 1000 kere ‘ya sabır’. Yarın öğleye kadar 1000 salavat çekiyorsun. Bu sıralar sıklaştır. Ve gece akşamla yatsı arası 100 kere fil suresi.

H.E: Her Cuma akşamı mı?

Eşi: Hı hı. Herkes bilmiyorum ne kadar doğru da…

H.E: Büyük mü sabır, 1000 tane?

(Çocukları, öylesine ahizeye konuşuyor. Hakan Evrim ile eşi de işaretleşiyorlar)

H.E: Kitap okuyun demiştim ya. Bunlar…

Eşi: Hah. Hah. ‘Çiçekler açtığında’ dedi işte o Almanya’daki. Yani biliyorsun ‘Kış çetin geçecek’ demişti. Geçti.

H.E: Sen onunla mı? Nasıl görüştün?

Eşi: Görüşmedim ben. Yazısını okudum.

H.E: Hı…

Eşi: Öyle şeyler var ki. Böyle müjdeler var ki. Rüyalar…

H.E: Eee.. Şey ‘Kafese giriyor güvercinler, çıyanlar’ var. Bunlar diyor çıkacak, bunlar kalacak’ diyor yani…

Eşi. Yem atıyorlar. (Anlaşılmıyor) Diğerleri de böyle çıkıyor.

Eşi: Allah’a emanet ol. Seni çok seviyorum. Eve bekliyoruz seni tamam mı?

H.E: Tamam tereyağı bekleyin. Hadi bakalım.

Eşi: Bakalım.

“ONU DA İÇERİ ALSINLAR”

Yine Genelkurmay’da yaşanan olaylara ilişkin hazırlanan iddianamede sanık olan ve Hulusi Akar’ın o gece ile ilgili ifadesinde ‘Bir müddet sonra ‘gidiyoruz’ deyip beni aldılar. (...) Kapıdan çıktığımda tam teçhizatlı, kafasında çelik miğfer ve silahlı bir şekilde, ürkütücü bir yüz ifadesi ile karşıma çıkan asker şahıs dikkatimi çekti. Sonradan bu kişinin Kurmay Albay Fırat Alakuş olduğunu öğrendim’ dediği Fırat Alakuş’un da eşi ile cezaevindeki görüşmeleri kayıt altına alındı.

Aydınlık'taki habere göre; eşinin Fırat Alakuş’a mahkemede nasıl savunma yapacağı konusunda verdiği talimatlar da yine görüşme tutanaklarında ortaya çıktı.

Eşi: Şimdi ben sana anlatayım. Kafanıza göre hareket etmediniz tabi ki. Söylüyorum bak. MİT’ten gelen rapor doğrultusunda, tamam mı? Genelkurmay Başkanlığı’nın vermiş olduğu direktiflere uygun olarak, terör eylemlerine karşı tedbir almak amacıyla tamam mı? Göreve gidildi. Darbeye iştirak ettiğini kesinlikle reddediyorsun.

F.A: Zaten benim ifademde de öyle.

Eşi: Hah. Yani bu konu başlıkları. Bu konu başlıklarına çalışırsın. Tamam mı?

Eşi: Ondan sonra ülke genelinde meydana gelebilecek terör saldırılarına karşı tedbir almak suretiyle amirlerinin emri doğrultusunda güvenlik sağlamak amacıyla.

F.A: Tamam.

Eşi: Konu başlığı. Eee işte. Uludere’de TSK’ya kurulan komplo, 15 Temmuz’da da tuzak ve komplo…

F.A: Tamam.

Eşi: Uludere… Benzer gözüküyor yani.

F.A: Tamam.

Eşi: Ondan sonra IŞİD militanlarına benzer giyim, kuşam ve davranış gösterenlere karşı silah çekenlere karşı müdahale edildi.

F.A: Tamam.

Eşi: Kendilerini, çok amiyane tabirle kendi kıçlarını kurtarmak için bana karşı yapılan itiraf, itirafçıları olanların şahsıma yönelttiği şeyleri kabul etmiyorum.

Eşi: Bir de 15 Temmuz TSK’yı yerle bir etmek amacıyla algı operasyonu olarak kullanıldı.

F.A: Tamam.

Eşi. Bunlar konu başlıkları. Bunların üzerinde sen çalış.

Eşi: …İddianameden sormak istediğin bir şey varsa?

F.A: Yok ya. Ne yazacaklar ki? Yalan. Bir sürü hikâye işte.

Eşi: Yani vallahi bilmiyorum işte. Yazmışlar. Aksakallı falan bayağı yazmış.

F.A: Ona da bir geçireyim şey de. Onu da içeri alsınlar.

Kaynak: http://odatv.com/gulenin-sag-koluna-komutanim-dediler-1404171200.html


Hakan Evrim
fnrbqm4nm35avkmzug1i.jpg

Fırat Alakuş
jswfcucu9lxac2nbffxi.jpg

[Edited at 2017-09-03 03:59 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
İstanbul'da müthiş vurgun! Kod adı 'Şarj aleti!' Sep 10, 2017

--Milliyet gazetesinden alındı--

Ferit ZENGİN 09.09.2017 - 21:39 | Son Güncelleme: 09.09.2017-22:48
_________________________

İstanbul Esenyurt Tapu Dairesi'nde, kurdukları rüşvet çarkıyla rüşvetsiz iş yapmayan ve günlük rüşvet gelirleri 25 bin lirayı bulan 3'ü müdür yardımcısı 11'i memur 47 kişi gözaltına alındı.

Şebeke halinde çalıştıkları belirlenen 47 şüpheliden 33'ünün emlakçı ve muameleci olduğu öğrenilirken, baskın öncesi teknik takibe alınan şebeke üyelerinin, yaptıkları telefon konuşmalarında ise rüşveti "şarj aleti" olarak kodlayıp, "şarj aletimi getirmeyi unutma" diyerek rüşvet istedikleri tespit edildi.

33 EMLAKÇI VE MUAMELECİ

İstanbul Mali Polisi, Esenyurt Tapu Dairesi'nde görevli bazı memur ve müdür yardımcılarının, bir şebekeden rüşvet alarak iş yaptıkları ihbarı üzerine soruşturma başlattı. Teknik ve fiziki takiplerle desteklenen soruşturmada rüşvet veren, rüşvet alan ve aracılık eden 62 şüpheli belirlendi. Oluşturulan rüşvet çarkında, rüşvet alan şüphelilerin 3'ünün müdür yardımcısı, 11'inin ise memur olduğunu belirleyen mali polis dedektifleri, emlakçı ve muameleci olduğu öğrenilen 33 ismi de rüşvete aracılık eden ve rüşvet veren isimler olarak tespit etti. Tespitlerin ardından dün sabah saatlerinde harekete geçen Mali Şube ekipleri, kimlikleri tespit edilen ve savcılıkça gözaltı kararı verilen 47 şüpheliyi adreslerine yaptığı baskınlarla gözaltına alıp Vatan caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü.

3 AŞAMALI RÜŞVET ÇARKI

Yapılan soruşturmada şebeke halinde faaliyet gösteren 47 şahıs arasında bulunan emlakçı ve muamelecilerin tapu dairesinde işi olan vatandaşların işlemlerini hızlandırdıkları ve buna karşılıkta ilk rüşveti aldıkları belirlendi. Rüşvetsiz işlem yapmayan ve rüşvet vermeyen vatandaşların işlemlerini zorlaştıran memurlarında, ilk rüşveti alan muameleci ve emlakçılar üzerinden ikinci rüşveti alarak işlemleri gerçekleştirdikleri tespit edildi. Günlük rüşvet geliri 25 bin lira olarak tespit edilen şebekenin üyesi tapu memurların yapamadıkları usulsüz işlerde ise gözaltına alınan müdür yardımcılarının devreye girdiği ve üçüncü bir rüşvet karşılığı usulsüz işlemleri gerçekleştirdikleri belirlendi.

GÖREVLİ PERSONELİN ÜÇTE İKİSİ

Rüşvet çetesinin, kalabalık ortamlarda yaptığı rüşvet alışverişini şifreli kelimeler kullanarak gerçekleştirdiğini de tespit eden mali polis ekipleri, rüşvetin şifresini ise "şarj aleti" olarak tespit etti. Daire çalışanlarının muameleci ve emlakçılarla yaptıkları yüzyüze ve telefon görüşmelerinde, "Şarj aletimi getirdin mi", "şarj aletimi getirmeyi unutma" gibi şifreli cümleler kurarak rüşvet trafiğini gerçekleştirdikleri tespit edilen soruşturmada operasyonun hafta sonu yapılmasının sebebinin ise daire de işi olan vatandaşların mağdur olmaması olarak öğrenildi. Operasyon sonrası personeli üçte iki oranında azalan Esenyurt Tapu Dairesi'ne ise İl Tapu Müdürlüğü tarafından hafta içi destek ekip gönderileceği öğrenildi.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/tapu-dairesine-rusvet-operasyonu-gundem-2516553/


ADO_YORUM: Haberi yapan aslan gardaşım merhaba. Güzel bir iş çıkarmışsın amma yazarkene birez acele yazmış gibisin. Bazı cümleleri acele kurmuşsun gibi. Gene de sağol...

Haberdeki "şarj aleti" işte böyle şişmanlatır. Uzak durun. "Şarj aleti" vermekten ve almaktan kaçının. Şişmanlamayın.
kefcciq7murs5gaco2a6.png

[Edited at 2017-09-10 05:04 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin" Sep 11, 2017

--11.09.2017 11:44 Odatv'den alındı--

FETÖ lideri Fethullah Gülen’in, Erdoğan’la ilgili olarak, ‘Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin’ talimatını verdiği ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Pensilvanya’da yapılan toplantıda Fetullah Gülen’in darbecilere verdiği talimatlara ilişkin iddialar yayınlandı.

Aydınlık gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı iddiasına göre, Gülen, Türkiye imamı aracılığı ile verdiği talimatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ yakalanmasını istedi. Yakalandıktan sonra ellerinin arkadan kelepçelenmesi ve diz çöktürülerek fotoğrafının çekilmesi talimatını veren Gülen’in, Erdoğan’ın bu durumdayken kendisiyle konuşturulmasını ve bu görüntülerin de kaydedilmesi istediği ifade edildi.

SADDAM BENZETMESİ

Fetullah Gülen’in Erdoğan’la ilgili talimatının CIA’nın “itibarsızlaştırma” taktiklerini andırdığını kaydeden güvenlik kaynakları, Irak’ta ABD askerlerinin Saddam Hüseyin’in yakalanmasını dünyaya duyurdukları fotoğraflara dikkat çektiler. Saddam’ın pecmurde, saç sakal birbirine karışmış yeraltında deliklerde sürünen bir fotoğrafının dünya medyasına servis edildiğini vurgulayan güvenlik kaynakları, Fethullah Gülen’in de aynı taktiği Erdoğan için uygulamayı planladığı, ancak başaramadığını söylediler.

DARBE BAŞARILI OLSAYDI

Darbe başarılı olsaydı Fetullah Gülen’in Türkiye’ye dönmeyi planladığını kaydeden güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre Gülen’in dönüş planı da CIA ile birlikte organize edildi. Büyük bir törenle İstanbul’a gelmesi ve havaalanında milyonlarca kişi tarafından karşılanması düşünüldü.

Karşılığında ABD’nin tüm isteklerinin karşılanmasının planlandığını kaydeden yetkililere göre darbe girişiminde “emir komuta zinciri” görüntüsü vermek için çok uğraşıldı. Ancak TSK’daki direniş nedeniyle sonuç alınamadı.

“Emir komuta” görüntüsü sağlanamayınca ve darbenin başarısız olacağı anlaşılınca ABD yönetimdeki bir kanadın darbeye desteğini çektiği, olayın ortalığa dökülmesi sonrasında da darbe girişiminin erkene çekildiği belirtildi. Bu durumun darbeciler arasında kaosa yol açtığını kaydeden bir güvenlik yetkilisi, Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele yapılan baskının da bu karmaşa içinde başarısızlıkla sonuçlandığını kaydetti.

RÜTBESİNİ GÜLEN TAKMIŞ

Ayrıca Aydınlık’tan Turan Salcı’nın haberine göre; GATA’daki FETÖ yapılanmasına dair hazırlanan iddianamede firari askerlerden eski Prof. Dr. Hava Tabip Tuğgeneral Mehmet Zeki Kıralp’e generallik rütbesini Fethullah Gülen’in taktığı ortaya çıktı.

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için ifade veren GATA hekimlerinden İsmail Yıldırım’ın iddianamedeki beyanında, “2013 yılında örgüt beni ödüllendirmek için ABD devletine göndermek istedi” dediği yer aldı ve Gülen’in Kıralp’e rütbesini takmasını şöyle anlattı:

“Ankara ilinde GATA’da öğretim görevlisi olan Doçent Albay Muharrem Uçar ABD’deki kongreyi ayarladı. 2013 yılının ekim ayı itibari ile 7 günlük kongreye ABD’ye gönderdiler. Asım kod isimli şahıs gitmeden ABD’de bulunan Zafer kod isimli şahısla İstanbul ilinde bulunan Şemsettin isimli şahsın kayınçosu olan kişi görüştü. Beni bu şahıs ABD’de karşıladı, beni hemen araba ile Pensilvanya’ya Fethullah Gülen’in yanına götürdü. Bu malikanede iki gece kaldım. Sürekli toplu vaziyetteydik, bir ara sadece içerde askeri personel kaldı, kendi bakıcısı ya da yardımcısı olan Cevdet kod isimli şahıs bu durumu ayarladı. Odada ben ve 2013 yılında Tuğgeneral olan Mehmet Zeki Kıralp de vardı. Cevdet, Kıralp’i göstererek ‘Bu şahsa generallik rütbesini Fethullah Gülen benim yanımda dua okuyarak taktı, görevinizde başarılar diliyorum, Allah muvaffak etsin, daha üst görevlere gelirsiniz inşallah’ dedi. Daha sonra Gülen, bana dönerek nerede görev yaptığımı sordu. Ben de kendisine sizin memleketinizde görev yapıyorum dedim. Bana Erzurum nasıl diye sordu, kendisine Erzurum hakkında hava ve sudan bahsettim. Bana rütbemi sordu, Albay olduğumu söyledim. ‘Bu abin gibi inşallah general olursun’ dedi, yaklaşık 10 dakika sürdü ve 2 gün sonra buradan ayrıldım, kongreye gittim ve Türkiye’ye döndüm.”

Kaynak: http://odatv.com/canli-yakalayin-elleri-arkadan-bagli-diz-cokmus-fotografini-cekin-1109171200.html
----
------
ADO_YORUM: Bir daha yazayım. Emir komutalı-komutasız, cuntalı-cuntasız tüm darbeler ülkemize çok zarar verdi. Hele 15 Temmuz 2016 darbecileri Türkiyeyi, insanlarını, meclisini bombaladı... Öyle ya da böyle artık bu ülkede FETÖ olarak etkinleşebilmeniz mümkün değil... Bunu kafanıza iyice bir sokun. Gördüğünüz düşler nasıll bu günlerde? Haydi son model bir rüya uydurun da suçüstü yakalanan darbecileri motive edin. "Biz yapmadık ağbiii, bakınğ Miki yaptı, Tom Kruiz bombacı pilottu" deyinicon_biggrin.gifctuubpxisvbvj9mx2jqm.jpg

[Edited at 2017-09-11 11:59 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:37
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Üniversitelerde ALES depremi! 20 bin şüpheli için düğmeye basıldı" Dec 18, 2017

--Alıntıdır--
Hürriyet Haber 18.12.2017 - 09:18 | Son Güncelleme: 18.12.2017 - 09:25
-----------

FETÖ’nün soru hırsızlığına yönelik soruşturmalar Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (ALES) uzandı. 2005-2013 yılları arasındaki tüm ALES sorularının çalındığı tespit edildi. 20 bin şüpheli için savcılık harekete geçti. ÖSYM, ‘yardımcı doçent’ ve ‘doçent’ unvanlı akademisyenlerin de aralarında bulunduğu bazı şüphelileri, dil sınavından ‘eşdeğer’ sınava aldı.

Yenişafak gazetesinden Osman Özgan'ın haberine göre, FETÖ'nün soru hırsızlığı soruşturmaları ALES'e de uzandı. Savcılık, 2005-2013 yıllarında sınava giren 20 bin akademisyeni mercek altına aldı. ÖSYM, aralarında doçentlerin de olduğu akademisyenleri eşdeğer sınavlara almaya başladı.

FETÖ’nün soru hırsızlığı soruşturmaları Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (ALES) uzandı. 2005-2013 yılları arasında yapılan tüm ALES sorularının çalındığı belirlendi. Şaibeli sınavlardan aldıkları puanlarla akademik kadroya yerleşen 20 bin şüpheli için savcılık harekete geçti. ÖSYM, ‘yardımcı doçent’ ve ‘doçent’ unvanlı akademisyenlerin de aralarında bulunduğu bazı şüphelileri dil sınavından ‘eşdeğer’ sınava aldı.

16 SINAVA İNCELEME

FETÖ’nün soru hırsızlıklarına ilişkin soruşturmalarının en önemli ayaklarından biri olan ALES’le ilgili düğmeye basan savcılık, 2005-2013 yılları arasında yapılan toplam 16 adet sınavı incelemeye aldı. Soruşturma kapsamında incelenen 16 sınava ait tüm soruların FETÖ tarafından sınavdan önce ele geçirilerek mensuplarına dağıtıldığı belirlendi.

20 BİN AKADEMİSYEN ŞÜPHELİ OLDU

Savcılık incelemesinde, 2005 ve 2013 yılları arasında yapılan ALES ile akademik kadroya 27 bin kişinin yerleştiği tespit edildi. Bunlardan yaklaşık 20 bin kişinin sınavının şüpheli olduğu belirtildi. FETÖ bağlantıları da ortaya konan şüphelilerin girmiş olduğu tüm sınavlar ile aldıkları puanlar mercek altına alındı.

‘EŞDEĞER’ SINAVA ALINDILAR

2004-2014 yılları arasında yapılan sınavlardan yüksek puan alarak devlete kurumlarına yerleşen kişileri incelemeye alan ÖSYM, ALES şüphelilerini ‘eşdeğer’ sınavla araştırıyor. ALES’e giren adayların akademik kadroya girebilmesi için yabancı dil sınavından da geçerli puan alması gerekiyor. ÖSYM de, “çalıştım, yaptım” savunmasını yapan şüpheli akademisyenleri, Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’ndan eşdeğer sınava aldı. Şüphelilerin söz konusu sınavlarda döküldüğü hatta hiç bilmediği dilden yüksek puan alan akademisyenlerin de olduğu ortaya çıkarıldı.

FETÖ'nün sorularını çaldığı 2008 ve 2009 yıllarında yapılan ALES'de 32 bin 300 kişi birincioldu. FETÖ’nün soru hırsızlığının ortaya çıkmasının ardından ALES’teki dahi sayısın da düşüş yaşandığı görüldü. 2016 ALES’e giren 332 bin kişiden sadece 140 birinci çıkabildi.

--
1) Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/universitelerde-ales-depremi-20-bin-supheli-icin-dugmeye-basildi-40681502

2) Konuyla ilgili ekşisözlük yorumları: https://eksisozluk.com/ales-sorularinin-8-yil-boyunca-calinmasi--5527103?a=popular&p=24


[Edited at 2017-12-19 02:11 GMT]


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search







SDL Trados Studio 2019 Freelance
The leading translation software used by over 250,000 translators.

SDL Trados Studio 2019 has evolved to bring translators a brand new experience. Designed with user experience at its core, Studio 2019 transforms how new users get up and running and helps experienced users make the most of the powerful features.

More info »
PerfectIt consistency checker
Faster Checking, Greater Accuracy

PerfectIt helps deliver error-free documents. It improves consistency, ensures quality and helps to enforce style guides. It’s a powerful tool for pro users, and comes with the assurance of a 30-day money back guarantee.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search