Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34]
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Nov 2

ADO_YORUM: Darbeci FETÖ askerleri "Yurtta Sulh Konseyi" adıyla, darbeyi, cumhuriyetçi ve Atatürkçü güçler yapıyormuş izlenimiyle kotaracaklardı akıllarınca. Cumhurbaşkanı'nı suikastla ortadan kaldırıp yalandan ağlayarak "Sayın Cumhurbaşkanımızı Kemalist darbeciler şehit etti, 'dindar' askerler daha fazla kan dökülmesini önledi. Elimizden geleni yaptık ve komutayı ele aldık" diyeceklerdi. Planlarından biri "AK Parti" içinden birileriyle aynı düzeni daha da şiddetlendirerek devam ettirmek olmuş olabilir. AKP içindeki aktif FETÖ'cüler açığa çıkartılmadı şu ana kadar... Ağacın kurdu özünden olur... İyice bi araştırın baalım şu AKP'li fanatik Ak-Boyları bir... Ankara'daki resmi-gayrıresmi mehdilik sarayı boş kaldı ya en çok buna gülüyoruyun (terörist Fetullah Gülen'in oturmayı planladığı ve rakımı Çankaya'dan fazla olan yapı topluluğu) ... Ordu, polis, yargı, üniversiteler, basın, tv, iş örgütleri...-kısaca tüm devlet kurumları ve "sivil toplum örgütleri" gompile Fetullahçı-Mehdici olacaktı darbeyi başarabilselerdi. Ses çıkaran olur muydu buna? Olurdu, benim gibi insanlardan oluşan büyük bir cumhuriyetçi kitle... Ancak "ağzımızın tadı bozulmasıncı" aman avrolarımız aksamasıncı büyük bir çıkarcı grup da hiçbirşey olmamış gibi "hayatın tadını" çıkarmaya devam edecekti. Prozda nasıl bir darbe planlamışlardı onu tam çözemedim - 2-3 kişinin sızdığını biliyordum da (bir olasılık, kendilerinden olmayan profil sahiplerini uydurma suçlarla 10-15'er yıl hapse attıracaklardı, + yeni moderatörler + sistemli paralı üyeler türeyecekti...) .. Her yerde "Kutsal Mehdi Hazretleri Adına" diyerek hareket etmeye çalışacaklardı pervasızca. Kurulması düşünülen rejim; USA yanlısı "islamo-faşist", alman nasyonal sosyalistlerinin ve İran'daki "velayet-i fakih"li çağdışı rejimin "mehdici" sürümü gibi bişeydi kanımca. Bu kadar da olur muydu bee? diyenlere::: AKP döneminde Fetullahçıların yönlendirdikleri yasaları, hapse tıktıkları muhalifleri, tüm devlet kurumlarındaki etki ve güçlerini, istedikleri kişileri uydurma delillerle içeri tıkmalarını, muhalif siyasi partileri bile darbe öncesi dönemde inandırarak; 'Zaman gazetesi ve Samanyolu TV faşistçe kapatılıyor, basın özgürlüğü ortadan kaldırılıyor" diyerekten ayaklandırmalarını; Türkan Saylan ve daha birçok ağır hastaya yapılan muameleleri, CIA ve diğer yabancı haberalma örgütleri ile yaptıkları işbirliklerini, AKP içinden gördükleri destekleri, Maliye tarafından çökertilmeye çalışılan muhalifleri, 1100'den fazla okul ve üniversitede yetiştirdikleri beyni yıkanmış gençleri, modern giyimli Fetullahçı kanaat önderi dişileri, "Altan"ları, "Taraf" gibi proje yayınları ve daha sayısız yaşanmışlıkları örnek gösterebilirim. Atlatılan tehlike Türk tarihindeki en büyük belalardan biridir. Unutulmasın istedim.

ADO_NOT: Bu yılki Cumhuriyet bayramının İmam-Hatiplerde de Atatürk'ü ve cumhuriyetimizi övücü şiir ve konuşmalarla kutlanması benim için sevindirici bir gelişmedir. Oturduğum yerin hemen yanındaki okullardan buranın en eski İmamhatip okulundaki apolyolu (hoparlörlü) kutlamadan biliyorum. Demekki neymiş? Cumhuriyet herkes için bir nimet ve Atatürk de bu cumhuriyetin kurucu babasıymış...

▄▄▄

--Alıntı--

"FETÖ'nün katilleri"

Darbe girişimi sırasında cuntacılar tarafından başından vurularak yaralanan TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ile şehit edilen koruması Hasan Gülhan'ın alıkonulma ve infaza götürülme anlarının yeni görüntüleri dava dosyasına girdi.

Yeni Şafak 02 Kasım 2018, 04:00

*-*wtilst5lob4xpfwh2uhs.jpg

//Başından vurulan Turgut Aslan//xfnbtpmcitxkidybqwcy.jpg

*-*tjshd87sirlnaxlup0lt.jpg

//Darbeci-Fetullahçı ex albay Erkan Öktem///vqjk1w5p1wdzkst5t99o.jpg

*-*o7mevnvcbbu3b5odrcoq.jpg

FETÖ’nün darbe girişimi sırasında cuntacılar tarafından başından vurularak yaralanan Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan ile şehit edilen koruması Hasan Gülhan’ın alıkonulmaları ve infaza götürüldükleri anın görüntüleri ortaya çıktı. Yeni görüntülere göre sanık eski albay Erkan Öktem, beraberindeki darbecilerle Aslan ile Gülhan’ı elleri ve gözleri bağlı şekilde infaza götürüyor.

ALBAY ÖKTEM YÖNETTİ
Jandarma Genel Komutanlığının Beştepe karargahının olay gününe ait güvenlik kamera kayıtlarına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu ve yeni görüntüler, davanın görüldüğü Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Kamera kayıtlarında, olay tarihinde dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi’nin özel kalem müdürü olarak görev yapan Öktem’in cunta faaliyetlerini 16 Temmuz sabahına kadar yönettiği görülüyor.


22.16’DA KARARGAHA GELDİ
Rapora göre Aslan 15 Temmuz’da Ankara’da yaşanan askeri hareketlilik hakkında bilgi almak için geldiği karargaha saat 22.16’da makam aracıyla giriyor. Aslan, koruması ve şoförünün bulunduğu araç, sanık eski albay Süleyman Karaca’nın yönlendirmesiyle C nizamiyeye ilerliyor.


7 DAKİKA SONRA DERDEST ETTİLER
Saat 22.23’te komuta katındaki Orgeneral Sükan Toplantı Salonu’na alınan Aslan, koruması ve şoförü burada darbeciler tarafından derdest edilerek elleri arkadan bağlanıyor. Saat 00.39’a kadar burada alıkonulan Aslan ve beraberindekiler, buradan çıkarılarak bir üst kattaki Altay Salonu’na götürülüyor.

ELLERİ VE GÖZLERİ BAĞLI
Darbe girişiminin başarısız olduğu anlayan cuntacı Öktem, saat 05.59’da Altay Salonu’na gelerek rehine polislerin karargah dışına çıkarılması talimatını veriyor. Bunun üzerine Aslan, koruması ve şoförü elleri ve gözleri bağlı şekilde dışarı çıkarılıyor. Bu esnada Öktem’in elinde beylik tabancası bulunuyor.

KAÇIŞI DA GÖRÜNTÜLERDE
Komutanlık binasının yan giriş kapısından çıkarılan Aslan ve Gülhan infaz için “saygı/hazır kıta nöbetçileri odasına” götürüldüğünde saat 06.03’ü gösteriyor. Öktem ve diğer sanıklar tarafından burada başlarından vurulan Aslan ağır yaralanırken, Gülhan ise olay yerinde şehit oluyor. Öktem ve beraberindekilerin kaçma anları da güvenlik kameralarınca kaydedildi.


Utanmadan inkar etmiş!
Sanık Erkan Öktem, 4 Temmuz 2018'de mahkemede yaptığı savunmada, söz konusu görüntü ve delillere rağmen "Sabaha kadar odamdan ve bulunduğum kattan hiç ayrılmadım. Sabaha doğru dışarıdan sesler gelmeye başladı. Koridorda biri 'Uçaklar burayı bombalayacakmış' dedi. Ben de hayatımı kaybetmemek için karargahtan ayrılmaya karar verdim" iddiasında bulunmuştu. Bunun üzerine TBMM avukatı Bilal Temel, Öktem tarafından vurulduğu tespit edilen şehit polis memuru Gülhan'ın vurulmuş haldeki fotoğrafını göstererek, "Bu fotoğraftaki kişiyi daha önce gördünüz mü? Vurulduğu yeri biliyor musunuz?" sorusunu yöneltmişti. Kanlar içindeki Gülhan'ın fotoğrafına ilk önce bakmayan Öktem, mahkeme heyetinin uyarısından sonra baktığı fotoğraftaki Gülhan'ı olay günü görmediğini ileri sürmüştü.

Kaynak: https://www.yenisafak.com/gundem/fetonunkatilleri-3406024


▄▄▄


ADO_NOT:

//Sözde "Mehdilik makamı" olacaktı///. Tabi "mehdi olunca" düşündükleri sözde "islam devleti" faaliyete geçince yapılacak kamulaştırmaları ve bu alanın genişleyebileceği sınırları da hesaba katmak gerekiyor. Bu yapı grubu "mehdilik devletinde" arzuladıkları gerçek boyutlarına rahatça genişletilebilirdi de (ben deyeyin 10 katı, siz deyin 20 katı)... Bahçe duvarlarındaki yamukluklar kimseyi yanıltmasın. Bukalemun gibi burada da farklı bir kılığa girerek "işe" koyulmuşlarmış o zamanlar...
fxfkd9xcwba8sorpsshl.jpg

*-*hvy3faiuvcwq6nelgykb.jpg

*-*thyb17w4eaocma0tzvuj.jpg


*-*dvgcfsb5ls639n7asahy.jpg


Baskent'in zirvesinde

Mimari proje Sinan Erdoğan'a ait...
Adresi: İncek Mahallesi, Turgut Özal Bulvarı No: 73 / Gölbaşı - ANKARA
Rakımı 1100 metre (Ankara'da imara açık en yüksek yer)
Çankaya Köşkü'ne 15 dakika mesafede...
Ana bina, 4 katta 5 bin 653 metrekare alana sahip.
Ana bina dışında 5 ayrı yapı daha kompleks içinde bulunuyor.
Konuk evi 842 metrekare.
Konuk salonu 435 metrekare...
Ekmek fırını 90 metrekare.
Barbekü 16 metrekare.
Yüzme havuzu 141 metrekare.
5 gözetleme kulesi var.
Otopark için proje hazırlanıyor.
İletişim ve kamera sistemleri ileri teknoloji ile kuruluyor.
Tüm birimler için ortak bir müştemilatı da bulunuyor...


*-*ovw9tgxyf4xryllbcy0y.jpg

*-*mehckhfsniexxg9oosxf.jpg

*-*hgbncmgvhya0srwgnyoi.jpg

*-*yyggekvonjgqtobj1eeu.jpg

*-*rlde5pf4futcwkdcqat0.jpg

[Edited at 2018-11-03 04:46 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Nov 5

ADO_YORUM: Haberde adı geçen fetöcü ex savcı işte bu kişi.. Nasıl?? Ne kadar da moderin görünümlü değil mi... Suratında fetullahçı olduğuna dair en ufak bir belirti göremedimm bunda ben.. İşte böyle böyle oydulardı Cumhuriyetimizin altını...-altında kaldular sonunda daaa .. o kadarrrricon_biggrin.gif Son gülen eyiii gülerrrrricon_biggrin.gificon_biggrin.gificon_biggrin.gif eyiiiiiiii. Torosların zirvesinden Ermenek-Mennan kalesinden selam olsun Türk'ün sevgili Mustafa Kemal Atatürk'üne (Toroslarda tatildeyin 10 günlüğüne)....ydxjhytystdgfqkoqpur.jpg
____
____________

--Alıntı--

"FETÖ firarisi savcı hakkında ‘kumpas’ davası"


Haberleştiren: Dinçer GÖKÇE 05.11.2018 - 10:11, Son Güncelleme: 05.11.2018 - 11:02

FETÖ üyesi firari savcı Muammer Akkaş hakkında yeni bir dava açıldı. Görevi kötüye kullanmakla suçlanan savcı Akkaş hakkında hazırlanan iddianamede, yapılan usulsüz dinlemeler sonrası elde edilen bilgilerin FETÖ adına bir tür silah olarak kullanıldığı kaydedildi.

HAKİMLER ve Savcılar Kurulu tarafından, 12 Mayıs 2015’te meslekten çıkarma kararı verilen eski savcı hakkındaki iddianame Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı. Hakkında, yakalamalı arama kararı bulunan Akkaş hakkında yürütülen son soruşturma, Metro Holding’in sahibi Galip Öztürk’ün şikayeti sonrası başlatıldı. Geçtiğmiz aylaarda yürütülen soruşturma tamamlandı ve 10 Ekim’de hazırlanan iddianame Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

İddianamede, Akkaş için “Üyesi olduğu FETÖ’nün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve eylemini bozan veya mesleğe genel saygıyı ve güveni sarsacak nitelikte eylemlerde bulunuduğu...” değerlendirmesine bulunuldu.

İddianamede, Akkaş’ın Metro Holding soruşturmasında tarafsız davranmadığı, kişisel duygularla hareket ettiği kaydedildi. İddianamede, dosyada, soruşturma ile ilgisi olmayan bir dizi dinleme kaydına da yer verildiği belirtilerek “Sırf, kişileri rencide etme, sosyal hayatta kötü düşürme amacıyla ifşa ettiği” belirtildi.

HİMMET İÇİN ŞANTAJ ARACI OLARAK KULLANILDI
Adli ve önleme dinlemelerin, FETÖ tarafından bir silah olarak kullandıldığı değerlendirmesi yapılan iddianamede “Ülkede, tüm kurumlar içerisine kendi mensuplarını yerleştirmeye çalışan örgütün, usulsüz dinlemeler yoluyla kamu görevlilerini takip edip elde ettikleri bilgilerden hareket ederek asılsız ve uydurma ihbarlar ile haklarında adli ve idari soruşturmalar başlatarak birçok kamu görevlisinin bulundukları kurumlardan uzaklaştırılmalarını sağladıkları ya da en azından birçoğunun terfi etmelerinin önüne geçtikleri ve bu yolla istedikleri görevlere kendi adamlarını yerleştirme imkânı elde ettikleri, yine aynı şekilde usulsüz dinlemeler yoluyla işadamı, siyasetçi, gazeteci gibi meslek grupları hakkında da bilgi toplama yoluna gidildiği, bu yolla elde edilen ve bazen mesleki bazen de özel hayatı ilgilendiren bu bilgilerin bu bilgilerin hem örgüte himmet sağlamak için bir şantaj aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir” denildi.

İLK İDDİANAME İADE EDİLDİ
İddianamede, Metro Holding’e yönelik ilk soruşturma için Eylül 2010’de iddianame hazırlandığı, ancak söz konusu iddianamenin mahkemece iade edildiği, bu kez 2012’de hazırlanan yeni bir iddianamenin ise kabul edildiği kaydedildi.

FETÖ’NÜN YARARINA KULLANDI
İddianamedenin devamında “Şüpheli Muammer Akkaş, koruma tedbirleri neticesind elde ettiği delilleri soruştumada kullanmadı. İhbar eden/müştekinin yakın çevresini dinledikten sonra dinlenenler hakkında herhangi bir karar vermedi. Keza bir kısım bu dinlemelerden elde edilen tapeleri de iddianamede kullanarak FETÖ Silahlı Terör Örgütü’nün talimatları ve menfaatleri doğrultusunda hareket ettiği sonucuna varılmıştır”

YARGITAY’DAKİ DAVA İLE BİRLEŞSİN
İddianamede, hakkında yakalamalaı arama kararı bulunan Akkaş hakkında açılan bir dizi başka davanın daha olduğu kaydedilerek, Yargıtay 16. Ceza Dairesinde devam eden dava ile birlikte görülmesi gerektiği kaydedildi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/feto-firarisi-savci-hakkinda-kumpas-davasi-41008730


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"Eski spikere 6 yıl hapis cezası"

AA 05.11.2018 - 16:16, Son Güncelleme: 05.11.2018 - 16:29

*-*fan1gtaqhwqc30feebbx.jpg

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmak suçundan hakkında açılan davada yargılanan FB TV eski Haber Müdürü ve spiker Yasir Kaya'ya, 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık Yasir Kaya ve avukatları katıldı.

Duruşmada savcının bir önceki celse sunduğu mütalaaya karşı beyanda bulunan sanık Kaya, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Telefonuna FETÖ'nün şifreli haberleşme programı "Bylock"u yükleyen kişiyi söylediğini anlatan Kaya, FETÖ'nün yüzde 80 engelli çocuğunun zafiyetinden yararlanarak, kendisini kandırdığını iddia etti.

Dosyayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanık Kaya'ya “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki iyi halini dikkate alan mahkeme, verilen cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

Heyet, sanık hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının da devamına hükmetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanık Kaya'nın "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Soruşturma aşamasında tutuklanan Kaya, 24 Mart 2018'deki duruşmada adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

Yeri: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/eski-spikere-6-yil-hapis-cezasi-41009419

[Edited at 2018-11-06 05:03 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Nov 8

--Alıntı--

"Son dakika... Ferhat Sarıkaya tutuklandı"


AA 08.11.2018 - 16:55, Son Güncelleme: 08.11.2018 - 18:11

*-*zcojlsafnk3au6sstyrh.jpg


Hakimler ve Savcılar Kurulunca (HSK) meslekten ihraç edildikten sonra "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)" soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski cumhuriyet savcısı Ferhat Sarıkaya tutuklandı.
Cumhuriyet Savcısı Murat Özcan'ın, ifadesini aldıktan sonra tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk ettiği Sarıkaya'nın buradaki sorgusu tamamlandı.
Nöbetçi hakimlik, Sarıkaya'nın "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan tutuklanmasını kararlaştırdı.

"ŞEMDİNLİ İDDİANAMESİ"Nİ HAZIRLADI

Türkiye, Ferhat Sarıkaya'nın adını, 2005'te dönemin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın hakkında "tarihi eser kaçakçılığı" ve "çete kurmak" suçlamasıyla hazırladığı iddianameyle duydu. Soruşturma kapsamında tutuklanan üniversitenin Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı 13 Kasım 2005'te intihar ederken, yargılama sonucu Prof. Dr. Aşkın'ın beraatine hükmedildi.

Sarıkaya, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 9 Ekim 2005'te iki kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Umut Kitabevi'nin bombalanması olayıyla ilgili de "Şemdinli iddianamesi"ni hazırladı. "Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan ilk tertip" kabul edilen iddianamede, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Diyarbakır 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemde suç işlemek için çete kurmak" ile suçlandı.

FETÖ'NÜN KONTROLÜNE GEÇEN YENİ HSYK SARIKAYA'YI MESLEĞE GERİ ALDI

HSYK, "Şemdinli iddianamesi"ni hazırlayan Sarıkaya'yı 20 Nisan 2006'da 1'e karşı 6 üyenin oyuyla meslekten ihraç etti. Ancak Anayasa değişikliğine ilişkin 2010'daki referandumla hakim ve savcılara mesleğe dönüş yolunun açılmasının ardından, yeniden şekillenen HSYK Genel Kurulu, Sarıkaya hakkındaki ihraç kararını kaldırdı. Sarıkaya, 2011'de mesleğe yeniden kabul edildi ve Ankara Cumhuriyet Savcılığına atandı.

DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA GELEN İTİRAF İDDİANAMEDE

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Sarıkaya, bu kez itirafçı olarak kamuoyunun gündemine geldi.

Savcılığa verdiği ifadede Sarıkaya, "Şemdinli iddianamesi"ne Büyükanıt'ın adını, cemaatçi hakim ve polis müdürünün isteğiyle eklediğini bildirerek, "Meslekten ihracımdan sonra hakim İlhan Kaya, 'Hocaefendi (Böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size bir vasiyetimdir) dediğini' söyledi. Anlattığına göre Fetullah Gülen cemaati benim bütün ihtiyaçlarımı giderecek, aileme bakacak ve benimle ilgilenecekti. Açığa alındığım dönem boyunca bütün maaşımı almış gibi mali hiçbir kaybım olmadan hayatıma devam ettim." şeklinde konuştu.

6 YIL SONRA TEKRAR GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI

Bu itirafların ardından Sarıkaya hakkında HSYK'ya suç duyurusunda bulunuldu, meslekte kalmasının sakıncalı olacağı iddia edildi. Suç duyurularını ele alan HSYK tarafından hakkında soruşturma başlatılan Sarıkaya, HSYK 2. Dairesince, 24 Ağustos 2016'da hakkındaki soruşturma tamamlanana kadar geçici olarak meslekten uzaklaştırıldı.

Kurul, geçen hafta Sarıkaya'yı meslekten ihraç etti. Sarıkaya, hakkında başlatılan adli soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-ferhat-sarikaya-tutuklandi-41013054



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--


"Ferhat Sarıkaya'dan cemaat itirafları"



02.08.2016 12:11

*-*wdikniad9pfjcgrt2hiu.jpg

Sarıkaya, görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşını cemaatin verdiğini, yurtdışına çıkması için de para verildiğini söyledi.Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı Şemdinli olaylarına ilişkin “çete kurmakla” suçlayan ve hakkında dosya hazırlayan dönemin VanCumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen cemaati soruşturmasını yürüten savcı Serdar Coşkun’a giderek çarpıcı itiraflarda bulundu.Cumhuriyet Gazetesi'nden Alican Uludağ'ın haberine göre halen Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan ve tanık olarak ifadesi alınan Sarıkaya, Şemdinli iddianamesinin içerisine Yaşar Büyükanıt’ın adının cemaatçi hâkim ve polis şefinin yardımıyla eklediğini anlattı.

Sarıkaya, darbe girişimi sonrasında tutuklanan Yargıtayüyesi İlhan Kaya’nın kendisine Hoca Efendi’nin, “böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size bir vasiyetimdir” dediğini söyledi. Sarıkaya’nın Cumhuriyet’in ulaştığı. itirafları özetle şöyle:

"SEN ÇALIŞKANSIN, ALTINDAN KALKARSIN"
Şemdinli’de Kasım 2005 günü olaylar patlak verdi. Yeni atanan başsavcı vekili İbrahim Özer de fezleke ile gelen bu soruşturmayı bana verdi. Sebebini sordum: Sen çalışkansın, altından ancak sen kalkabilirsin dedi. Soruşturmayı aldım ve KOM Müdürü Mustafa Uçkan ile bilgi toplama konusunda görüştüm.

"BÜYÜKANIT ÜZERİNDE YOĞUNLAŞ"
Sonradan Yargıtay üyesi olan İlhan Kaya, o zaman Van’da 3. Ağır Ceza Mahkemesi başkanıydı. Şemdinli’deki olayla ilgili soruşturma bana verildikten sonra beni yönlendirmeye başladı. Özellikle Yaşar Büyükanıt üzerinde yoğunlaşmamı istedi. Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olacağı kesin gibiydi. Şemdinli’deki olayın içerisine özellikle Yaşar Büyükanıt’ı katmamı istiyordu. Şemdinli olaylarını araştırmak üzere Meclis’te bir komisyon kurulmuş. Bu komisyona Diyarbakırlı, bir oğlu PKK tarafından öldürülen, bir oğlu da intihar süsü verilerek ölen Mehmet Ali Altındağ ifade vermiş. Mahkeme Başkanı İlhan Kaya, o ifadeyi bulmamı özellikle istedi. Ben de onun istediği gibi dosyaya katkısı olacağını düşünerek bu ifadeyi isteyip soruşturma evrakı içerisine aldım.

"BÜYÜKANIT DARBE YAPACAK"
İlhan Kaya, Yaşar Büyükanıt’ın askeri bir darbe yapacağını, bunun engellenmesinin çok önemli olduğunu ifade etti. Fethullahçı örgütlenmenin neden Yaşar Büyükanıt’ı hedef aldığını şimdi anlamaya başladım. Bu yapılanma, TSK içerisinde örgütlenebilmek için başlattığı girişimi tamamlamak için onu hedef almıştır.İDDİANAMEYİ POLİS GETİRDİŞemdinli olayının genel çerçevesi askeri bir vesayetin kurulmasını önlemek, seçilmiş, demokratik yoldan işbaşına gelen hükümetin korunmasını sağlamaktı. Bunu benden özellikle isteyen İlhan Kaya idi. KOM Müdürü Mustafa Uçkan’ın getirdiği bilgilerle iddianameyi yazmaya başladım. Getirilen bilgi ve belgeleri hukuki kısmını ben yazdım. Bir flash bellekle Mustafa Uçkan iddianamede yazılı bilgileri bana getirdi. Getirdiği bilgileri iddianameye kopyalayıp yapıştırdım.

HAKİM EKLEME YAPTI
Mahkeme başkanı iddianame taslağını hazırladıktan sonra görmek istedi. Ben de kendisine taslağı verdim. İlhan Kaya, bu taslak üzerine çalıştı. Birkaç paragrafını da kendisi yazdı. Yazdığı paragraflardaki iddialar çok ağırdı. Bunların içerisinde bulunmamasını istedim ancak “bir şey olmaz” dedi. Ben de bir askeri darbeye engel olacağımı düşünerek yazılanlara bir şey demedim. İlhan kaya, bu iddianamenin kendi mahkemesine düşmesini istiyordu. Bunu da sağladı. İki gün içerisinde iddianameyi kabul etti.

MÜFETTİŞLER DE GÜLENCİYDİ
İddianameyi Mart 2006’da mahkemeye vermiştim. Nisan ayında hakkımdaki soruşturma için bir başmüfettiş ve bir de müfettiş görevlendirildi. Başmüfettiş İbrahim Kır ve müfettiş Cevat Gül’ün de Fethullah Gülen cemaatinden olduğun sonradan öğrendim. Soruşturma sırasında görüştüm. Bana bir şey olmayacağını söylediler.

FAHRİ KASIRGA KARŞI ÇIKTI
Soruşturma evrakı nisan ayında kurula sunuldu. Müsteşar Fahri Kasırga (Şu an Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) dışındaki diğer üyeler, ihraç talep ediyordu. Yalnızca Fahri Kasırga kınama cezası verilmesi gerektiği yönünde oy kullanmıştı. Nisan 2006’da açığa aldılar beni. İtiraz ve yeniden inceleme taleplerini mahkeme başkanı İlhan Kaya ile birlikte yazdığımız dilekçeler ile yaptık.

GÜLEN BENİM İÇİN VASİYET ETMİŞ
Kasım 2006’ya kadar ben açığa alındığım için maaşımın 2/3’ünü alabiliyordum. Meslekten ihraç edildiğim haberini İlhan Kaya verdi. Bana her türlü yardımın yapılacağını, bütün ihtiyaçlarımın karşılanacağını söyledi. Hoca Efendi’nin, “böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size bir vasiyetimdir” dediğini söyledi. Eksik ödenen 1/3’ünü İlhan Kaya elden getirip veriyordu.

HAKİMDEN 20 BİN LİRA
Ankara’ya yarı yıl tatilinde (Ocak 2007) ailemle birlikte geldim. Hâkim Burhan Yaz(MHP davasında muhalifler lehine kongre kararı veren icra hâkimi) o tarihlerde müfettişti. Benimle irtibat kurdu. Hakkımda suikast iddiaları olduğunu, yurtdışına çıkmam gerektiğini söyledi. Jitem’in suikast yapacağını anlattı. Bir süre benimle Adalet Müfettişi Burhan Yaz ilgilendi. Bana yurtdışına gitmek için 15- 20 bin TL kadar para getirdi.

GÜNEY AFRİKA'DA DESTEK
Vize istemeyen bir ülke olan Güney Afrika’ya 2007 Nisan ayında gittim. Güney Afrika’da çocukları bir okula yazdırdık. Masraflarını bu örgüt karşılıyordu. Benimle gerçek adını bilmediğim Tarık isimli birisi ilgileniyordu. Bu kişi Güney Afrika Cumhuriyeti’nin genel abisiymiş. Türkiye’ye dönmek istedim. Sonra hâkim Burhan Yaz da eşiyle birlikte geldi. Beni dönmemek için ikna etmeye çalıştı, öldürülebileceğimi söyledi.

HER AY PARA GETİRİYORDU
Döndükten sonra Ankara’da beni öğretmen Mehmet Saltan’a (Gazi Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı) teslim etti. Mehmet Saltan, her ihtiyacımı karşılayacağını söyledi. Bana 2-3 ayda bir telefon getiriyordu. Eski telefonu kırıp atıyordum. Başkası adına kayıtlı hat da getiriyordu. Her ay bir hâkimin, savcının aldığı maaş kadar para getiriyordu.

GENERALLERE TAZMİNAT
Ergenekon davaları başlamıştı ve Türkiye’de bulunmamın sıkıntı olacağını söylemeye başladı. Emekli generaller açtığı davalarda aleyhime tazminata hükmedildi. Mehmet Saltan bu paraları ödedi. Bosna’ya 2008 yılının ocak ayında gittim. Çocuklarımı okullarına yazdırdım. Çocuklar Bosna’da ne isterlerse Saltan her ay Türkiye’de toplayıp geliyordu. Saltan bana HSYK yapısının ve yasasının değişeceğini, ortam yatıştığında mesleğe kabul edileceğimi anlatıyordu. 2009 haziran ayına kadar Bosna’da kaldım ve tekrar ülkeme döndüm. Mehmet Saltan masraflarımı karşılamaya devam etti.

YURTDIŞINA GİRİŞ-ÇIKIŞ KAYITLARIMIN SİLİNDİĞİNİ SÖYLEDİ
Ankara’da iken avukat Murat Araç’ın yanında sigortalı olarak çalışmış gibi gösterildim. Orhan isimli Fatih Hastanesi’nin avukatı da yurtdışına çıkış girişlerle ilgili bilgisayar kayıtlarımın silindiğini söyledi.NEREYE ATANMAK İSTERSİNReferandum yapıldı ve HSYK yeniden oluşturuldu. Ben de başvuru yaptım. Yeni HSYK mesleğe kabul işlemini gerçekleştirdi. İbrahim Okur nereye atanmak istediğimi sordu. Ben de istedikleri bir görevi kabul edeceğimi söyledim. Beni Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na atadıklarını söyledi.

'HOCA EFENDİ'NİN VASİYETİ' DEDİLER
Mehmet Saltan mesleğe kabul işleminden sonra para getirmeye devam etti. Hoca Efendi’nin vasiyeti diyerek bana para veriyordu. Ben almak istemedim. Maaşım olduğunu söyledim. Toplu para da aldığımı söyledim. Ancak Hoca Efendi’nin vasiyeti bu para elimizde kalacak diyerek bana para vermeye devam etti. Çocuklarımın okul masrafının yarısını veya tamamını bana getirip ödüyordu. 2 yıl öncesine kadar Mehmet Saltan bu parayı getirip vermeye devam etti. Ben dini bir cemaat olarak gördüğüm Fethullah Gülen ve yapılanması ile 17-25 Aralık 2013 sonrasında irtibatımı kesmeye karar verdim. Bu yapının dini bir cemaat olmadığını, hukuka aykırı faaliyetlerde bulunduğunu sezmeye başladım. Mehmet Saltan ile irtibatımı kestim. 15 Temmuz günü gerçekleşen askeri darbeye teşebbüs olayından sonra vicdanen rahatsız oldum. Ailemle de görüştüm. Bütün bildiklerimi anlatmaya karar verdim.

"BÜYÜKANIT'IN KANADINI KIRDIN"
Ben soruşturmayı vatan sevgisi, seçilmiş hükümetin askeri bir darbe ile işbaşından uzaklaştırılmasını önlemek için yapmıştım. İddianameyi yazdığım için Mehmet Saltan bana görüşmeler sırasında Yaşar Büyükanıt’ın kolunu kanadını kırdığımı, askeri bir darbe yapamaz hale getirdiğimi ve darbeyi deşifre ettiğimi söylüyordu.

YENİ ASYA GRUBUNDANIM
Benim okul hayatım (Nur cemaatinin) Yeni Nesil (Asya) grubu içerisinde geçti. Fethullah Gülen cemaati ile hiçbir zaman ilişkim olmadı. Benim içinde yetiştiğim grupla Fethullah Gülen grubu zihin olarak birbirine uymaz. Ben bu grubun evrimleşip silahlı bir terör örgütüne dönüşeceğine hiçbir zaman ihtimal vermiyordum. Mehmet Saltan, Gazi Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısıdır.

'SİZE LANET OLSUN ŞEREFSİZLER DEYİP KAPATTIM'
Bu darbe olayından sonra İngiltere’ye gittiğini biliyorum. Kendisiyle whatsAppüzerinden beni araması üzerine konuştum. Bu alçak kalkışmadan haberi olup olmadığını sordum. O da bana ‘Ne münasebet’ dedi. Ben de ‘Size lanet olsun Allah belanızı versin şerefsizler” diyerek telefonu kapattım.

CEMAAT İSTEDİ, EŞİM BAŞINI AÇTI
Ben Aksaray Güzelyurt ilçesinde cumhuriyet savcısıyken 1998 yılında aynı yerde görev yapan Fethullah Gülen grubundan olduğunu bildiğim Mehmet Hamza Çebi, (Poyrazköy davasında mahkeme üyesiydi) özellikle herkese göstererek içki içerdi. Mehmet Saltan ile tanışana kadar eşim tesettürlü idi. Mehmet Saltan Bosna’ya gitmeden önce eşimin tesettür kullanmamasını ve başını açmasını istedi. Eşim de tesettürü bıraktı.

GÜLEN'İ TANIMAM DEMİŞTİ
Savcıya verdiği ifadede eşi ve çocuklarıyla birlikte 2007 yılının Nisan ayında Güney Afrika Cumhuriyet’ine gittiğini söyleyen Ferhat Sarıkaya, 2010 yılında Vatan gazetesinde yayımlanan röportajında yurtdışına çıkıp çıkmadığıyla ilgili bir soruya “Hayır. Benim pasaportum bile yok” yanıtını vermişti. Sarıkaya, “Fethullah Gülen’le görüştünüz mü? Cemaat bağlantılarınızdan söz ediliyor” şeklindeki soruyu ise “Öyle bir şey yok. Kendisini tanımıyorum bile” diye yanıtlamıştı.

Kaynak: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ferhat-sarikayadan-cemaat-itiraflari-143217h.htm


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Dec 4

--Alıntı--


"Kocaeli Belediyesi’nin ihale oyunları"



Yazı: Murat Ağırel / Odatv.com 04.12.2018 20:11

*-*c67zag53e342eanzvle4.jpg


Kocaeli Belediyesi raporlarında, diğer belediyelerde de olduğu gibi ihale usulsüzlükleri mevcuttur. Raporlardaki çok ilginç tespitleri sizler ile paylaşmak isterim.

Sayıştay’ın yayınlamış olduğu raporları incelemeye, sizlere aktarmaya devam ediyorum. Bu yazımda size aktaracağım rapor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait 2017 Sayıştay Raporu’dur.

Kocaeli Belediyesi raporlarında, diğer belediyelerde de olduğu gibi ihale usulsüzlükleri mevcuttur. Raporlardaki çok ilginç tespitleri sizler ile paylaşmak isterim.

Bizler bir ürün alacağımız zaman ne yaparız? Her yerden araştırır, en uygun fiyatlısını bulur ve alırız. Bir nevi pazar araştırması yapar ve maliyet analizi yaparız. Belediyelerde de durum neredeyse aynıdır. Belediye bir ihale açacağı zaman öncelikle ihale konusu ürün ile ilgili piyasada işin ehli firmalardan fiyat araştırması yapar ve yaklaşık maliyet hesabını belirler. Bu durum hakkında Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin ‘Yaklaşık maliyete ilişkin ilkeler’ başlıklı 7'nci maddesinde "İdare tarafından, ihale onay belgesi düzenlenmeden önce, bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre ihale konusu malın KDV hariç olmak üzere yaklaşık maliyeti hesaplanır ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde gösterilir" denilmiştir.

Kocaeli Belediyesi peki ne yapmış dersiniz? Piyasa araştırması elbette yapmış ama yanlış şekilde yapmıştır. Mesela belediye bir organizasyon yapacak ve bunun için bir ihale açacak, organizasyon muhteviyatı için de fiyat araştırması yapıyor. Siz olsanız fiyatı nerden araştırırsınız? Organizasyon işi yapan firmalardan ve piyasa rayiç bedelleri üzerinden değil mi? Kocaeli Belediyesi organizasyon işinin bedelini İnşaat firmalarına, müteahhitlere sormuş! Bakın Sayıştay Raporunun 8. sayfasında bu konu hakkında ne diyor;

İdare tarafından ihale edilen bazı işlerin fiyat araştırmasından elde edilen fiyatların piyasa rayiçlerini yansıtmadığı anlaşılmıştır.

Örnek olarak seçilen “Kocaeli Genelinde Muhtelif Organizasyonlar, Periyodik Kültürel Etkinlikler, Konser Organizasyonları ile Tanıtım ve Duyuru Çalışmaları Hizmet Alım İşi”nin birim fiyat teklif cetvelinde, konusu baskı malzemeleri ve basım işi temini olan iş kalemlerinin fiyatları diğer iş kalemleri ile birlikte topluca ihaleye katılması muhtemel müteahhit firmalardan sorulmuş, baskı malzemeleri temini ve basım işi ile iştigal eden işletmelere ise müracaat edilmemiştir.

‘Spor Okulları Organizasyonu’ adlı başka bir ihalede de benzer bir hata tespit edilmiştir. 35 kalem araç ve spor malzemesi ve 10 kalem işçilik temini olan işin ihalesindeki bütün iş kalemlerinin topluca taahhüt fiyatları sorulmuştur. Topluca fiyat sorulan firmalar ise bizzat temin edemedikleri iş kalemleri için işletmelerle anlaşarak fiyat bildirmektedirler. İşletmelerle anlaşılan karlı ve katma değer vergili fiyatlara mükerrer kar ilave edilerek oluşturulan taahhüt fiyatları gerçek piyasa rayiçlerini yansıtmamaktadır. Ayrıca, yaklaşık maliyet cetvelinde yer alan unsurların ihaleye katılması muhtemel müteahhit firmalardan sorulması ihale tarihine kadar gizli kalması gereken yaklaşık maliyetin açığa çıkmasına sebep olacak, fiyatların sözkonusu unsurları doğrudan temin ve tedarik edebilecek işletmelerden sorulması ise sözkonusu unsurların vergisiz fiyatlarının ve kar oranının hesaplanmasını kolaylaştıracaktır.

*-*batp9i4d3avvjuqipk3v.jpg


Belediye yetkilileri ihale olmadan önce fiyatları devamlı Belediye ile iş yapan Müteahhit ve İnşaat firmalarından aldığı görülmüştür. Belediye yetkilileri bir nevi ‘’bu iş yapılacak hani bilginiz olsun’’ der gibi bilgilendirme yapmaktadır. Bu sayede söz konusu ihale açıldığı zaman, o yörede bulunan bütün konuya vakıf firmalar ihalede vermeleri gereken fiyatları da hemen hemen tahmin etmiş oluyorlar.

Hatta belediyenin fiyat sorduğu devamlı iş yaptığı şirketler ile bağları öylesine güçlü ki, şirketler belediye yetkililerine kaşeli imzalı boş antetli kağıtlarını dahi bırakıyorlar. Belediye yetkilileri ihale teklifi alacakları zaman şirket yetkililerinin (hemen kötü düşünmeyin, sanırım yorulmaması için) boş antetli kağıtlarını kendileri doldurup! Şirketler adına teklif vermiş oluyorlar. Bu benim iddiam değil, Sayıştay’ın raporundaki resmi tespittir. Sayıştay raporunun 21. sayfasında aynen şu şekilde belirtmiştir;

‘’Kırsal ve Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğünün muhtelif işlerde kullanılmak üzere yaptığı mal alımı ihalelerinin bazılarının ihale dosyasında yüklenici tarafından imzalanmış, kaşelenmiş boş kağıtların olduğu görülmüştür.’’

Kocaeli Belediyesi ihalesini kim organize ediyorsa gerçekten helal olsun. İhaleleri adrese teslim edebilmek için kanunların önünden arkasından öyle güzel dönüyorlar ki şaşırırsınız. Bakın Belediye yetkilileri ne kurnazlıklar yapmış;

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun ‘Pazarlık usulü’ başlıklı 21' inci maddesinin f bendi kapsamında ‘’pazarlık usulüyle ihale yapılması için işin yaklaşık maliyetinin 195.205,00 TL ye eşit veya bu tutarın altında olması gerekmektedir.‘’ denilmektedir.

Belediye yetkilileri bu maddeye aynen uymuştur ve ihaleleri pazarlık usulü ile belirledikleri firmalara vermiştir. İhaleyi verdikten hemen sonra ise pazarlık usulü sınırı olan rakamı çok aşacak ek sözleşmeler yapmıştır. Hemen raporda belirtilen örnekler ile açıklayalım;

15 Temmuz Şehitlerini Anma Programı Organizasyonu İçin biri 14.07.2017 diğeri 12.07.2017 tarihinde ihaleye çıkılmıştır. İhale organizasyonun yapılacağı tarihlere lütfen dikkat ediniz! Etkinlik yapılacağı aylar öncesinden belli olmasına rağmen ihale tarihi etkinlik gününden 2-3 gün öncesi yapılmaktadır. Bu sayede ‘’zaman kısıtlıydı‘’ denilebilmektedir. İhale ’’pazarlık usulü ‘’ olsun diye ikiye bölünmüştür. İlk ihalede sahne, Ses Sistemi, Işık Sistemi Kurulumu Ve Canlı Yayın Hizmet Alımı İşi, İkinci ihalede ise ‘’15 Temmuz Şehitlerini Anma Programı Organizasyonu Hizmet Alımı İşi’’ ihale edilmiştir. Her iki ihalenin de ihale bedeli tam sınırda olan 193 bin TL ‘dir.Tahmin edeceğiniz gibi ihaleler pazarlık usulü verilmiştir.Her iki ihale verildikten hemen sonra 14.07.2018 tarihinde İş artış kararı alınıyor.İhaleyi alan firma ile ek protokol yapılıyor. Yapılan iş artışı nedeni ile İlk ihale için 38 bin 715TL, ikinci ihale için 38 bin 710 TL ek bedel ödediği görülmüştür.Bu şekilde ihaleler kanun ve yasaların arkası dolanarak adrese teslim edilmiş olmaktadır.

Sayıştay raporlarını incelemeye ve sizlere aktarmaya devam edeceğiz. Umut ediyorum ki, bu raporlarda belirtilen hususları yüce Türk adaletinin yürekli savcıları görecek ve bu yetkililer hakkında kamuyu zarara uğratmaktan gerekli cezaları almaları için Hukuk karşısına çıkaracaklardır. Yine umut ederim ki, güzide basınımız ODATV kadar cesur olur ve bu raporları, yapılan usulsüzlükleri ekranlarına taşır.


*-*xcmzwvuoph4zjgiuxybb.jpg

Kaynak: https://odatv.com/kocaeli-belediyesinin-ihale-oyunlari-04121852.html


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 13:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Dec 15

--Alıntı--

"Devlet yandaş işadamına 69 milyon TL “bağışladı”



Murat Ağırel yazdı - Odatv 15.12.2018 19:41


*-*ndnu8rxhqppvt23fau5b.jpg

Sayıştay Raporlarının TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ) ile ilgili yazımızın 3.bölümünü sizlerle paylaşmış bulunuyorum. TMSF hakkında ki ilk iki yazımızda Digitürk’ün Bein Media Group’a satışında yapılan ve Sayıştay’ın raporunda sorduğu kayıplar ile ilgiliydi.

GÜÇBİRLİĞİ HOLDİNG, TMSF'YE DEVREDİLMİŞTİ

Sayıştay’ın TMSF hakkında düzenlediği raporda belirtilen usulsüzlükleri aktarmaya devam ediyorum.

İzmir… Kimisi için ‘’Gavur’’ kimisi için ise ‘’Gelinlik Kız’’... Bizler için ise Çağdaşlığın, Modernliğin timsali Özgürlük şehri diye gördüğü kadim şehrimizdir İzmir.

Tüm İzmirli dostlar temeli 18 yıl önce atılan ancak davalar ile değişen imar planları nedeniyle yapılamayan ve "Basmane Çukuru" olarak adlandırılan Ege Dünya Ticaret Merkezi projesini bilirler.

İkiz kulelerden oluşan, alışveriş ve iş merkezi, sinema ve otoparkın bulunduğu proje ve imar planıyla ilgili eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur tarafından hukuki süreç başlatılmıştı. 1999 yılında yürütmeyi durdurma kararıyla temel aşamasında kalan projenin ana hissedarı Güçbirliği Holding, TMSF'ye devredilmişti.

TMSF, Güçbirliği Holding’den doğan alacakların tahsili için "Basmane Çukuru" diye tabir edilen arazi ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi ile anlaşıp “Ege Dünya Ticaret Merkezi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” adı ile 19.01.2016 tarihinde ihaleye çıkmıştır. Gerçekleştirilen ihale sonucunda, 80 milyon USD bedelle kazanan firma Folkart Yapı bünyesindeki Livamine Madencilik olmuştur.

Fon Kurulu, Ege Dünya Ticaret Merkezi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalesini, 24.03.2016 tarihli ve 2016/43 sayılı kararı ile ihaleyi onaylamış ve ihale peşinatı olarak da 10 milyon USD, 28.04.2016 tarihinde ihale alıcısından tahsil etmiştir. Buraya kadar her şey normal gözüküyor değil mi?

FİRMA 69 MİLYON TL KAZANÇ SAĞLAMIŞ, KAMU ZARARA UĞRAMIŞ

Sayıştay’ın raporunda belirttiği anormal durumu hemen aktarayım;

İhaleyi alan Folkart Yapı 31.05.2017 tarihinde TMSF kuruluna bir başvuru yapıyor. Kalan bakiye olan 70 Milyon Dolar’ın TL’ye çevrilmesini istiyor. TMSF Kurulu 08.06.2017 tarih ve 2017/140 sayılı kararı ile söz konusu firmanın bakiye borcu olan 70 Milyon USD’yi kurulun 01.12.2016 tarihli ve 2016/367 sayılı kararı kapsamında 01.11.2016 TCMB kuru olan 3,1037 TL’yi baz alarak 24 eşit taksitte ödenmek üzere kabul ediyor.

TMSF’nin bu başvuruyu kabul ederken dayandırdığı gerekçe olan 01.12.2016 tarih 2016/367 sayılı kararda özetle ne diyor?

“Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak mal ve hizmet ile yapım ihalelerinin ‘TL’ bazında yapılması hakkında yönetmelik değişiklikleri paralelinde piyasalarda finansal istikrarın sürdürülmesi için alınan önlemlere Kurum tarafından katkı sağlanması...”

Burada alınan temel kriter ile yapılan işlem arasında, izahı güç bir çelişki vardır. Mal alımlarının TL ile yapılması ve Mal satışlarının TL ile yapılması kamu yararı açısından birbirine tam anlamıyla zıtlık teşkil etmektedir. Mevcut ihale alım ihalesi değil, satış ihalesidir. Ne kadar yüksek rakam ile satılır ise borca karşılık kamu adına tahsil edilecek rakam da o kadar yükselecektir.

Sayıştay’ın bu husus hakkında raporunda belirttiği kısmı aynen aktarıyorum;

"Bunu rakamsal olarak ifade etmek için, 13.04.2018 tarihli TCMB USD satış kuru olan 4,08 TL ile TMSF’nin söz konusu alacağı 70 milyon USD’nin Türk lirasına dönüştürüldüğü kur olan 3,10 TL arasındaki farka bakmak yeterli olacaktır. Aradaki fark, 68.754.000,00 Türk lirasıdır. Bu durum, Fon’un yukarıdaki kur hesabıyla, yaklaşık 69 milyon Türk lirası alacağından vazgeçmesi anlamına gelmektedir. Fon alacaklarında oluşan bu muazzam eksilme ve oluşan Fon zararının, piyasalardaki finansal istikrara katkı sağlayacağını iddia etmek, izahtan vareste bir yaklaşım olacaktır."

Sayıştay raporlarından anlıyoruz ki TMSF’nin vermiş olduğu karar ile ihaleyi alan firma 69 Milyon TL kazanç sağlamış, Kamu zarara uğramıştır.

Şaşırdınız mı? Daha durun, bir bam teli daha var. Bu bam teline dokunmadan olmaz. İhaleyi alan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı kim? AKP’ye yakınlığı ve Devlet’ten aldığı ihaleler ile bilinen Ethem Sancak’ın yeğeni Mesut Sancak’tır.

Yazımıza burada nokta koyup yeni raporları hazırlamaya koyulalım… Yazılması, tarihe not düşülmesi gereken daha çok konumuz var!

Kaynak: https://odatv.com/devlet-yandas-isadamina-69-milyon-tl-bagisladi-15121804.html




▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Katar sevdası nelere kâdir"


Murat Ağırel yazdı / Odatv 10.12.2018 03:23

*-*blzgzasz2wyc5vxyxt2b.jpg

Sayıştay’ın “telafi edilmesi gerekir” dediği rakamları da vatandaşlar olarak nasıl telafi edeceğimizi de düşünmeye başlasak fena olmaz...

Sayıştay raporlarında yer alan Belediyelerdeki usulsüzlüklerin birçoğunu sizlere aktardım. Belediyeler hakkında yayınlanan raporlara burada virgül koyup, Sayıştay’ın yayınladığı diğer kamu idarelerine ait olan raporları sizlere aktarmaya devam edeceğim.

Sayıştay’ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) hakkındaki düzenlemiş olduğu rapor çok kapsamlı ve dikkat çekici hususlar barındırdığından, raporun tüm detaylarını sizlere birkaç yazı ile aktarmaya çalışacağım. Hadi gelin hep birlikte hafızamızı da tazeleyerek Digiturk satışına bir göz atalım;

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 5411 sayılı Bankacılık kanunundan kaynaklanan yetkilerini kullanarak Çukurova Grubu’ndan alacaklarının tahsili amacıyla aralarında Digiturk’ün de olduğu gruba ait 10 şirketin yönetimini 24.05.2013 tarihinde devraldı.

Milyonlarca abonesi ile Türkiye’nin en büyük dijital platformu Digitürk’tür. Maliki ise Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. (Krea/Şirket)’dir. Krea’nın satıştan önceki en büyük hissedarı da, şirketin %99,99hissesine sahip olan Hollanda firması olup bu firmanın büyük ortağı ise %53,3’lük hisse oranı ile Fintur Technologies B.V. (Fintur)’dir. Bu durumda bahsi geçen Hollandalı firmanın büyük ortağı Fintur, Digiturk’ün de büyük ortağı olmaktadır.

TMSF devraldığı Digiturk’ü satıp Devlet’in uğradığı zararı tahsil etmek istemiş, bu sebeple Digiturk’ün satışı için İhaleye dahi çıkmadan(!) Katarlı iş adamı Nasser Al-Khelaifi’nin şirketi beIN Medıa Group LLC ile 30 Haziran 2015 tarihinde hisse alım sözleşmesi yaptı.

Buraya kadar her şey normal gibi gözüküyor. Öyle ya, neticede Devlet’in uğradığı zarar tahsil edilecek, şahane bir durum. İşin iç yüzünün ise hiçte öyle olmadığını Sayıştay raporlarından öğrenmiş bulunuyoruz. Buyurun raporda yazılanlara;

Digiturk’ün nihai satış bedeli 30.06.2015 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi’ni tadil eden ve 02.06.2016 tarihinde imzalanan Tadil Sözleşmesiyle, 937 Milyon 799 Bin dolar olarak belirlenmiştir. Bu satıştan Fintur’un yani dolayısıyla Fon’un payına, azami 292 Milyon 199 bin dolar (ortaklara olan borçlar ve diğer yükümlülükler düşüldükten sonra kalan tutar) düşmektedir. Hisse Satış Sözleşmesi ile satış bedelinin %60’lık kısmının birinci taksitte, %40’lık kısmının ise ikinci taksitte ödenmesi kararlaştırılmıştır. beIN Medıa Group LLC, Fon’a ödeyeceği birinci taksit olan153 Milyon 479 bin dolarını Digiturk’ün geçmişe ait ödenmemiş vergi benzeri mali yükümlülüklerini gerekçe göstererek 44 milyon 578 bin dolarlık kısmını kesinti yaptı.

EKSİK TAHSİLAT ÜZERİNE SAYIŞTAY SORUYOR

İkinci taksit olan 138 Milyon 719 bin dolar tutarının ise, 30 Milyon 917bin dolarını yine aynı vergi benzeri mali yükümlülükler sebebiyle kesinti yaptı.

BEIN MEDIA GROUP’un yaptığı kesintiler bitti mi? Hayır tabii. Yaptığı bir kesinti daha şu şekilde;

Digiturk’ün Spor Toto’ya kullandırdığı reklam ve diğer hakları, 3.kişilere kullandırması halinde elde etmesi muhtemel reklam geliri ve diğer yan gelirlerin toplam tutarından, Spor Toto’dan fiilen elde ettiği reklam gelirleri ve diğer yan gelirlerin toplam tutarının çıkarılması sonucunda bulunan fark tutarının, mevzuata aykırı olarak Fonun payına düşen satış gelirinden indirildiği görülmüştür.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Spor Toto arasında daha önce Türkiye Süper Ligi 2015-2016 sezonuna ilişkin olarak imzalanan sözleşme (Spor Toto Sözleşmesi- Süper Lig İsim Sponsorluğu Hakkı Devir Sözleşmesi) 2016-2017 sezonu için de yenilenmiştir.

Digiturk’ün Hisse Alım Sözleşmesinde ise taraflar, sözleşmeyle yenilenen ve Spor Toto’ya tanınan hakların üçüncü kişilere kullandırılması halinde, Digiturk’ün elde etmesi muhtemel reklam gelirinin ve diğer yan gelirlerin toplam tutarından, Spor Toto’dan fiilen elde ettiği reklam gelirleri ve diğer yan gelirlerin toplam tutarının çıkarılması sonucunda bulunan rakamın, Fon’un payına düşen satış gelirinden indirilmesi konusunda mutabık kalmışlardır.

Bu kapsamda, alıcı beIN Group Fon’un payına düşen satış gelirinin ikinci taksit ödemesinden; 2015/2016 sezonuna ilişkin olarak 418 bin 576 dolar 2016/2017 sezonuna ilişkin olarak ise 1 milyon 107 bin dolar olmak üzere toplam 1 milyon 526 bin dolar kesinti yapmıştır.

TMSF’nin Katarlı alıcı firmadan toplamda 77 milyon 021 bin dolarlık eksik tahsilât yapması üzerine Sayıştay soruyor?

Vergi benzeri mali yükümlülükler başlığıyla Fonun gelirinden yapılan toplam 75 Milyon 495 Bin dolarlık kesinti Digiturk’ün hangi geçmiş kamu borçları ile alakalıdır, ne zaman tahakkuk etmiştir, ne zaman muaccel hale gelmiş ve ödenmeyip temerrüde düşülmüştür. Öte yandan mali yükümlülüklerine istinaden kesinti yapılan bu tutarın ilgili kamu kuruluşlarına ödendiğine dair kanıtlayıcı evraklar mevcut mudur?

TMSF: Cevap vermiyor.

SAYIŞTAY: Digiturk’ün satışından elde edilen gelirin Fon payına düşen kısmından, sözleşme ile yüklenen bazı yükümlülükler karşılığında kendisine ödenecek tutarı; bu yükümlülüklerin hiç olmadığı bir durumda elde edebileceği ki nasıl hesaplandığı da anlaşılamayan potansiyel kazanç tutarından çıkarmak suretiyle bulmuş olduğu 1 Milyon 526 bin dolarlık fark tutarını Fon payına düşen satış gelirinden düşmesi mümkün görülmemektedir. Yapılan hesaplama hangi yöntemle ve nasıl yapılmıştır?

TMSF: Cevap vermiyor

Sayıştay baktı ki TMSF den cevap alamıyor mecburen raporun sonuç kısmına deyim yerinde ise içini döküyor… Sonuç kısmını aynen aktarıyorum;

“Digitürk’ün vergi benzeri mali yükümlülüklerine ilişkin borçlarını gösteren kanıtlayıcı belgeler olmadan, şirket satışından elde edilen gelirin Fon payına düşen kısmından kesinti yapılabilmesi mümkün olmadığından, ilgili kamu kurumuna ödenmek üzere Fon’un payından yapılan 75.495.674,69 USD’lik kesinti tutarının telafi edilmesi gerekmektedir.

Mevzuata aykırı şekilde, Fon payından 1.526.207,00 USD’lik kesinti yapılmasına icazet verilmesi sonucu oluşan gelir kaybının telafi edilmesi gerekmektedir.

Bulgumuza konu edilen ‘kaynağı belli olmayan vergi benzeri mali yükümlülük kesintileri’ hususu ile ilgili olarak Fon tarafından herhangi bir açıklama yapılmamıştır.”

Sayıştay TMSF’ye biz yurttaşlar adına “bu paraları neye istinaden eksik tahsil ettin” diye soruyor ama TMSF cevap vermeye tenezzül dahi etmiyor. Bir nevi sözü sana “hesap vermem” demeye getiriyor.

Ne güzel değil mi? İhalesiz bir kurum satılıyor. Alan firma kafasına göre hiçbir evrak, belge, kanıtlayıcı vesika ve hesaplama sunmadan şunu kestim, bunu kestim diyerek eksik para yatırıyor. TMSF de alıcı firmaya bu kesintiler neye istinaden diye sorma ve belge talep etme gereği duymuyor. Sayıştay sorumlu olan TMSF’den hesap soruyor ama “Sen karışamazsın” der gibi cevap vermiyor. Kimse de TMSF’ye neden demiyor ya da diyemiyor.

Eksik yatırılan tutar 77 milyon 021 bin dolar sözleşme tarihin kuru ile hesaplarsak;

77.021.000 x 2,69 = 207 Milyon 186 Bin Türk Lirası! (207 Trilyon 186 Milyar Türk Lirası)

Kaç tane okul, kaç tane hastane, kaç tane yatırım yapılacağını varın siz düşünün…

Hazır düşünmeye başlamışken Sayıştay’ın “telafi edilmesi gerekir” dediği rakamları da vatandaşlar olarak nasıl telafi edeceğimizi de düşünmeye başlasak fena olmaz…

Eeee böyledir bizim “KATAR” sevdamız…

Sayıştay’ın TMSF raporunun ikici bölümünde görüşmek üzere…


Kaynak: https://odatv.com/katar-sevdasi-nelere-kdir-10121824.html



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--



"Digiturk satılırken cebimizden çıkanın farkında mısınız"


Murat Ağırel yazdı / Odatv 12.12.2018 20:53


*-*ftddpkwy1r0qflcsp87g.jpg


Milyonlarca abonesi olan Digiturk’ün satışında ihale ile satışa çıkılmış olsaydı şayet, Katarlı firmanın alım şartları ve sağlanan imkânlar ile satın almak isteyecek yüzlerce Türk firması mutlaka olurdu...

Bir önceki yazımda Sayıştay’ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile ilgili düzenlemiş olduğu raporda bulunan bilgilere yer vermiştim. Dizi halinde raporun detaylarını yazamaya devam edeceğimi belirtmiştim.

İlk yazımızı okuyamayanlar için özetlemek gerekir ise; beINMedia Group,Digiturk ‘ün satışından doğan alım anlaşması gereği TMSF’ye ödemesi gereken 292 Milyon 199 bin dolarlık tutardan 77 milyon 021 bin dolarlık kısmı herhangi bir belge sunmadan kestiği ortaya çıktığını aktarmıştım.

Sayıştay’ın bu durumu TMSF’ye sorduğunu ve herhangi bir cevap alamadığını sizlere aktarmıştım.

Ama dahası var…

Raporda belirtilen ilginç durumları aktarmaya devam edelim.

Sayıştay raporlarında, Katarlılara satış esnasında Digiturk’ün 135.582.862,29 Dolar tutarında sözleşme tarihi kuru ile hesaplandığında ise (kur 2,95) 399 milyon 969 bin Türk lirası ÖİV (Özel İletişim Vergisi) borcu olduğu belirtilmiş ve bu borcu alıcının ödeyeceği sözleşmede ifade edilmişti.

beIN MedıaGroup bu borcun ödemesini belirtilen sürede yapmadığı için de 22 milyon 915 bin Türk lirası faiz işletildi. Toplam ödenmesi gereken ÖİV tutarı faizi ile birlikte borç, 422 milyon 885 bin Türk lirasına çıktı.

Sonrasında anlaşma imzalandı, beIN Media Group Digiturk’ü 26.08.2016 tarihinde devraldı. beIN Media Group devralma işlemleri bitince soluğu vergi dairesinde aldı.

Sonra ne mi oldu?

Tabi ki devreye iktidar girdi…

Katarlılar, “Bazı Alacakların Yeniden yapılandırmasına ilişkin 6736 Sayılı Af Kanunundan” yararlanmak için başvurdu ve bu aftan yararlandırıldı.

Faizi ile birlikte 422 milyon 885 bin Türk lirası olan ÖİV borcu af kanunu sayesinde 258 milyon 716 bin Türk lirasına düşürüldü.

Düşünebiliyor musunuz…

Milletin cebinden çıkan fark tam olarak 164.1 milyon lira!

DAHA BİTMEDİ

beIN Media Group, 29.09.2016 tarihli 2 adet “vergi dairesi alındı belgesini” TMSF’ye borcun ödendiğine dair sundu.

“Ne var bunda” dediğinizi biliyorum…

Anlatayım.

beIN Media Group’un vergi dairesine ÖİV borcu nedeni ile yaptığı ödeme 258 milyon 716 bin Türk lirası ama TMSF’den ÖİV borcu nedeni ile kestiği rakam 399 milyon 969 bin Türk lirası!

Yani beIN Media Group, göz göre göre TMSF’ye kalması gereken 141 milyon 252 bin Türk lirasını yok etti. TMSF yetkilileri ise bu duruma sessiz kaldı.

Sayıştay’ın konu hakkında rapordaki sonuç olarak yazdığı kısmı aynen aktarıyorum;

“Kurum cevabi yazısında, bulgumuza konu edilen husus ile ilgili olarak sadece yukarıdaki açıklamaların yapılmasıyla yetinilmiş, yazı ekinde bulgumuzun ilişiğini giderecek ya da kendi iddialarını destekleyecek hiçbir kanıtlayıcı belge gönderilmemiştir. Kurum tarafından yapılan açıklamalar kanıtlayıcı belgelerle desteklenmediğinden, bulgumuzun ilişiği de giderilememiştir. Dolayısıyla fazla kesinti tutarı olarak bulgumuzda esas alınan 141.014.557,54 TL’lik tutar revize edilmemiştir.Bu itibarla, Fon payından fazladan kesilen 141.014.557,54 TL’lik ÖİV kesintisinin Fon’a iadesinin sağlanması gerekmektedir.”

Böylelikle ne oldu?

Katarlılar 164 milyon liranın ardından 141 milyon lirayı da kasaya koydu.

BUNLAR DA YETMEDİ

TMSF’nin devir işlemleri sırasında ise borçların tahsili için Çukurova gruba ait içinde Digiturk’ün de olduğu 10 şirkete el koydu. Borçları tahsil etmek için el koyduğu şirketleri satmak istedi.Satış gelirleri ile meydana gelen mağduriyetleri gidermeye çalıştı.

Ancak, Sayıştay’ın raporunda belirttiği durumlar akıl alır gibi değil.

Çünkü Digiturk satışından TMSF’ye düşen miktar 292 milyon 199 bin Dolar. Bu miktardan beIN Group Media, vergiler ve diğer kamu kurumlarına ödeme gerekçesi ile 77 milyon 021 bin Dolar, ÖİV gerekçesi ile de 141 milyon 252 bin Türk lirası (Sözleşme günü kur 2,69) yani 52 milyon 510 bin Dolar daha kesinti yaptı.

Yani…

beIN Media Group TMSF’ye ödemesi gereken tutardan toplam olarak 129 milyon 531 bin Türk lirası kesinti yaptı.

Sayıştay raporlarındaki rakamları incelediğimizde, TMSF Digiturk’ün satışından elde edeceği gelir aslında 292 milyon 199 bin Dolar olacak iken beIN Media Group’un yaptığı kesintiler nedeni ile tahsil ettiği rakam ancak ve ancak 162 milyon 668 bin Dolar oldu.

İşin acı yanı şu!

Herhangi bir belge sunulmadan emrivaki ile sokaktaki vatandaşın cebinden kesilen 129 milyon 531 bin Dolar rakam söz konusudur.

Sayıştay raporunda detayları ile bu konudan bahsediyor.

Katarlı firma tarafından kesilen, ödenmeyen bu tutar TMSF den değil bizatihi Türk Milleti’nin her bir ferdinin kazançlarından, geleceğinden kesiliyor.

Gelelim asıl konuya…

Milyonlarca abonesi olan Digiturk’ün satışında ihale ile satışa çıkılmış olsaydı şayet, Katarlı firmanın alım şartları ve sağlanan imkânlar ile satın almak isteyecek yüzlerce Türk firması mutlaka olurdu.

Sayıştay denetlemiş ve raporlamış ben ise sizlere aktarmış bulunuyorum.

Takdir siz değerli okuyucularındır…


Kaynak: https://odatv.com/digiturk-satilirken-cebimizden-cikanin-farkinda-misiniz-12121857.html


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34]


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search







WordFinder Unlimited
For clarity and excellence

WordFinder is the leading dictionary service that gives you the words you want anywhere, anytime. Access 260+ dictionaries from the world's leading dictionary publishers in virtually any device. Find the right word anywhere, anytime - online or offline.

More info »
memoQ translator pro
Kilgray's memoQ is the world's fastest developing integrated localization & translation environment rendering you more productive and efficient.

With our advanced file filters, unlimited language and advanced file support, memoQ translator pro has been designed for translators and reviewers who work on their own, with other translators or in team-based translation projects.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search