Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35]
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 23:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 12

--Alıntı--


"Son dakika... FETÖ'cü Kemal Öksüz hakkında skandal karar!"


AA 12.02.2019 - 00:00, Son Güncelleme: 12.02.2019 - 00:10


//Ünlü FETÖ elemanı Kemal Öksüz///f6hkxsfxekpjspqa97bm.jpg

//Ermenistan hatırası - enselenme resmi///a7isixuklidiurw8hxes.jpg

ABD Kongresine yalan beyanda bulunarak suç işleyen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi Kemal Öksüz, Washington'da çıktığı ceza duruşmasında 2 yıl denetimli serbestlik ve 20 bin dolar para cezası aldı.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından hakkında iddianame hazırlanan ve geçen yıl ağustos ayında Ermenistan'da tutuklanan FETÖ'cü Öksüz, ceza duruşmasında hakim karşısına çıktı.

Washington DC Bölge Mahkemesinde görülen ve Hakim Tanya Chutkan'ın yönettiği mahkemede iddia makamı, Öksüz'ün "ABD Kongre üyelerinin Azerbaycan'a 2013'te yaptıkları bir seyahat konusunda" Kongreye yalan söylediğini anlattı.

Savcı, Öksüz'ün o dönem başında olduğu Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyinin "kar amacı gütmeyen kuruluş" kategorisinde olmasına rağmen "lobicilik" yaptığını ve bu durumun yasalara aykırı olduğunu belirtti.

Öksüz'ün avukatı ise müvekkilinin işlediği suçun farkında olduğunu, bundan pişmanlık duyduğunu ve mahkemeyle iş birliği yaptığını anlattı.

HAKİMİN KARARI SORU İŞARETLERİNE NEDEN OLDU

İlgili mevzuat gereği 6 ile 12 ay arasında hapis cezası alabileceği kaydedilen Öksüz, Hakim Chutkan tarafından 2 yıl denetimli serbestlik ve 20 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Öksüz, 100 saat kamu hizmeti görevi de yapacak.

Duruşma boyunca savcılık makamına çeşitli sorular soran hakimin, savunma tarafına hiç soru sormaması dikkati çekti. Mahkemedeki açıklamalarında "demokrasiyi ve demokratik kurumları koruma görevinden" bahseden Hakim Chutkan'ın, Öksüz'ün Kongreye yalan söylemesi konusunda değerlendirme yapmaması soru işaretlerine neden oldu.

Ermenistan'da tutuklandıktan sonra ABD'ye iade edilen Öksüz, geçen yıl aralıkta hakim karşısındaki ilk ifadesinde kendisine yöneltilen tüm suçlamaları kabul etmiş ve ilk ifadesinin ardından 50 bin dolar kefaletle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

AZERBAYCAN GEZİSİYLE İLGİLİ PARA KAYNAKLARINI SAKLADI

Adalet Bakanlığı, 2013'te bazı ABD Kongresi üyelerinin Azerbaycan'a yaptığı bir gezinin finansmanıyla ilgili yasaların ihlal edilmesinden Öksüz'ü sorumlu tutmuştu.

Bakanlık, Ermenistan'dan ABD'ye iade edildikten sonra Öksüz'ün, Kongre heyetinin Azerbaycan'a yaptığı gezi ödeneğinin kaynağını sakladığını ve Kongre Etik Komitesine konuya ilişkin yalan ifade verdiğini, ilk sorgusunda kabul ettiğini belirtmişti.

Ayrıca Bakanlık, gezi masraflarının Azerbaycan'ın resmi petrol şirketi SOCAR tarafından finanse edilmesine rağmen Öksüz'ün dış kaynaklardan herhangi bir para alınmadığına yönelik kasten yalan söylediğine dikkati çekmişti.

Teksas'taki FETÖ yapılanmasına ait Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyinin eski başkanı olan Öksüz, ABD tarafından yapılan suçlamalar ve iade talebi neticesinde Erivan'da 2018 Ağustosu'nda yakalanmıştı.

ÖKSÜZ HAKKINDA İDDİANAME

ABD Temsilciler Meclisi Etik Komitesinin, kamuoyunun aydınlatılması amacıyla dosyaladığı belgelerde Öksüz hakkında yalan ifade vermek, Kongre üyelerinin gezi masraflarını karşılamak için Azerbaycan hükümetinin kontrolündeki bir petrol şirketinden aktarılan parayı kullanmak suçlamalarına yer verilmişti.

Öksüz hakkında hazırlanan iddianamede, Öksüz'e maddi vakıaları tahrif ve örtbas etmek, Kongreye yalan ifade vermek dahil 5 suçlama yöneltilmişti. Etik Komitesi, 2015'te geziye katılan 10 Kongre üyesi ve 30'dan fazla yardımcının, Kongre kurallarını "bilerek ihlal ettiğine" ilişkin kanıt bulunmadığına karar vermişti.

ABD'de kar amacı gütmeyen kuruluşlar, Kongre üyelerine yönelik eğitim gezilerine sponsor olabiliyor ancak gezi masraflarının kaynağının doğru olarak belgelendirilmesi gerekiyor.

Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü, Öksüz'ün ABD'nin yakalama emrine istinaden Ermenistan'da yakalandığına ilişkin basında yer alan haberler üzerine, Ermenistan İnterpol biriminden bilgi talep edildiği ve konunun takip edildiği açıklamasını yapmıştı.

ÖKSÜZ'ÜN 1,7 MİLYON DOLARLIK EVİ

Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi öncesi veya sonrasında ABD'ye kaçan FETÖ üyelerinin ülkedeki lüks yaşamları, Anadolu Ajansı (AA) ekibi tarafından görüntülenmişti.

Türkiye karşıtı çıkışlarıyla tanınan Amerikalı senatörlerle de yakın ilişkisi bulunana Öksüz de örgütün USA'da uzun süredir yaşayan isimleri arasında yer alıyordu. AA, Öksüz'ün Virginia eyaletinin Arlington kentinde piyasa değeri yaklaşık 1,7 milyon dolar olan müstakil evinin görüntülerini paylaşmıştı.

Yazının yeri: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-fetocu-kemal-oksuz-hakkinda-skandal-karar-41113649



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz kimdir? FETÖ'cü Öksüz'ün karanlık ilişkileri"



30.08.2018 Perşembe 14:12 - Son Güncelleme: 30.08.2018 Perşembe 14:29

*-*bg9hxitxplauucjyepha.jpg


KEMAL ÖKSÜZ ERİVAN'DA YAKALANDI
FETÖ elebaşı Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz, Ermenistan'da yakalandı. ABD tarafından dolandırıcılık ve sahtecilik suçlamalarıyla Interpol tarafından aranan Kemal Öksüz'ün Ermenistan'da bir STK'da çalıştığı ifade edildi. Öksüz'ün ABD vatandaşı olduğu ve adını Kevin olarak değiştirdiği ortaya çıktı. ABD'li senatörlerle kirli ilişkileri olan Kemal Öksüz'ün daha önce eski Başkan Obama ve birçok tanınmış isimle çekilmiş fotoğrafları da ortaya çıkmıştı.

Ermenistan basınında yer alan haberde, terör örgütü FETÖ’cü Kemal Öksüz’ün dün Ermenistan’da kıskıvrak yakalandığı ifade edildi. ABD tarafından 23 Ağustos’ta aranan Öksüz’ün Ermenistan’da işletmesi olduğu ve sivil toplum örgütleriyle çalışarak bölgede çalıştığı ortaya çıktı.

ADINI KEVİN OLARAK DEĞİŞTİRMİŞ
Ermeni basınında yer alan haberde Öksüz’ün Interpol tarafından arandığı dün yapılan operasyonla yakalandığı belirtildi. Yerel basındaki haberlerde Öksüz’ün ABD vatandaşlığı aldığı ve bu sürecin sonunda adını Kevin olarak değiştirdiği belirtildi.

YAKALANMA SEBEBİ: KONGRE ÜYELERİNE USULSÜZLÜK
Ermeni basını, Öksüz’ün geçmişte bir sivil toplum örgütünde çalıştığı ve bu süreç içerisinde Türk ve ABD vatandaşlarını Türkiye ve Azerbaycan seyahatleriyle bir araya getirmeye çalıştığını yazdı. Ermeni polisinin, yakalama kararı sonrasında takibe geçtiği ve bütün Ermeni polis birimlerinin Öksüz’ü yakalamak için harekete geçtiği duyuruldu.

Öksüz’ün ABD Temsilciler Meclisi’ndeki etik komitesine sahte belgeler sunduğu açıklanırken, 2013 yılında Öksüz’ün bazı kongre üyelerini Azerbaycan ve Türkiye’de ağırladığı ifade edildi. Bu seyahatlerde kongreye sunulan belgelerde usulsüzlük yaptığı tespit edilen Öksüz’ün 9 kongre üyesine ve 32 ABD’li yetkiliye binlerce dolar değerinde hediye verdiği için yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi.

ABD'Lİ SENATÖRLERLE İÇLİ DIŞLI
15 Temmuz darbe girişiminin ardından en çok arananlar listesinde yer alan Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz'ün daha önce de ABD'li Türkiye karşıtı senatörlerle karanlık ilişkileri de dikkat çekmişti. Bill Clinton ve Obama ile çekilmiş fotoğrafları da ortayan çıkan Öksüz aynı zamanda Türkiye aleyhine de lobi faaliyetleri sürdürüyordu.

FETÖ'NÜN ÖNEMLİ İSİMLERİ ARASINDA
15 Temmuz darbe girişiminin en önemli sivil ayaklarından ve örgütün Hava Kuvvetleri İmamı olan firari Adil Öksüz'ün kardeşi olan Kemal Öksüz uzun süredir ABD'de yaşıyor örgütün önemli isimleri arasında yer alıyor.

Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Başkanlığını yürüten Öksüz'ün, Virginia eyaletinin Arlington şehrinde 6 odalı ve piyasa değeri yaklaşık 1,7 milyon dolar olan müstakil bir evde yaşadığı biliniyor.

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI
Türkiye'den bir grup avukatın, nisan ayında aralarında Kemal Öksüz'ün de olduğu 17 kişi hakkında FETÖ'yle iltisaklı oldukları veya yardım ettikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı.

HER TAŞIN ALTINDAN KEMAL ÖKSÜZ ÇIKIYOR
İşte firari FETÖ'cü Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz'ün ABD'li senatörlerle olan yakın ilişkisi ve Türkiye aleyhine yürüttüğü lobi faaliyetlerinin kanıtı...


Kaynak + Bu FETÖ üyesinin USAlılarla çektirdiği foturaflar: https://www.karar.com/guncel-haberler/adil-oksuzun-kardesi-kemal-oksuz-kimdir-fetocu-oksuzun-karanlik-iliskileri-955563

[Edited at 2019-02-12 01:18 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 23:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"Kemal Batmaz’ın Gülen’e mektubu jandarmaya takıldı"


FETÖ'nün darbe girişimini Akıncı Üssü'nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e hitaben kaleme aldığı mektubu sanık Fatih Koçak'a attığı esnada duruşma güvenliğini sağlayan jandarma tarafından fark edildi Gülen'e ABD'den Türkiye gelen heyet huzurunda alınan ifadesinden bahseden Batmaz, mektubunu "Muhterem efendim, dualarınızı bekliyorum" diye tamamladı.

AA 7 Şubat 2019 15:51

//Ünlü terörist "sivil imam" Kemal Batmaz///gtucoukcpqmbef0qq5ps.jpg


Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz’ın, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e hitaben yazdığı mektup, jandarma tarafından duruşma salonunda ele geçirildi.

Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin görülen davanın 25 Ocak’taki duruşmasında, sanıklar mahkeme salonundan çıkarıldığı sırada sivil imam Batmaz, elindeki notu tutukluların bulunduğu bölüme attı.

Bunun üzerine eski binbaşı Fatih Çolak ile astsubay Hamit Çıplak, notu almak için hamle yaptı ancak durumu fark eden jandarma, sanıklardan önce davranarak Batmaz’ın attığı notu aldı.

Sincan Ceza İnfaz Kurumlarındaki duruşma salonlarının güvenliğinden sorumlu Ankara İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Tarık Hekimoğlu, nota el koyarak tutanak tuttu.

Batmaz’ın harfleri ancak mercekle okunacak şekilde küçük yazdığı mektuba ilişkin tutanak, adli ve idari soruşturma yapılması için ilgili kurumlara gönderildi.

İfade vermeye gittiğini anlattı

Kemal Batmaz, “Muhterem efendim” diye başladığı mektubunda, örgüt elebaşı Gülen’in iade sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gelen ABD heyetinin huzurunda savcılar tarafından alınan ifadesine değindi. Batmaz, mektubunda savcıların “Gülen’in darbeye etkisi olup olmadığına” ilişkin sorusuna, “Hiçbir şekilde darbeye etkisi olduğunu düşünmüyorum. Bırakın darbeyi, kimseyi incitmeyi düşünmezler.” şeklinde cevap verdiğini aktardı.

Mektubun büyük bir kısmında ifadesine ilişkin bilgilendirme yapan Batmaz, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla İstanbul 37. Ağır Ceza mahkemesinde görülmeye devam edilen davaya da değindi. Dava konusu suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savunan Batmaz, mektubunu “Muhtereme efendim, dualarınızı bekliyorum.” diye bitirdi.

Mektubuyla kendisini yalanladı

Örgütün kritik isimlerinden Kemal Batmaz, 15 Temmuz’da Akıncı Üssü’nde darbe girişimini yönetti. Bu anlara ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıkmasına rağmen Akıncı Üssü’ne gitmediğini öne süren Batmaz, hazırlık aşaması ve mahkeme huzurundaki savunmasında terör örgütü elebaşı Gülen’e sahip çıktı, örgüt üyesi olmadığını savundu.
Sanık Batmaz’ın el yazısıyla kaleme aldığı mektubunda “muhterem hocam” diye hitap ettiği örgüt elebaşı Gülen ile doğrudan irtibatlı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/kemal-batmazin-gulene-mektubu-jandarmaya-takildi-3437501/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--

"FETÖ elebaşı Gülen’e ‘Mehdi’ diyen hakime ağırlaştırılmış müebbet istendi"


Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi öncesi örgüt elebaşı Fethullah Gülen’e ‘Mehdi’ diyen eski İstanbul 18. Asliye Ceza hakimi İlhan Karagöz’ün ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

Can ÖZÇELİK 11:20 - 9 Ocak 2019


//Mahkeme tokmağı///uze7lcsrw4tvbl2uxjzz.jpg


İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan eski hakim İlhan Karagöz hakkında duruşma savcısı mütalaasını verdi. Savcı görüşünde, sanık Karagöz'ün 15 Temmuz darbe girişiminden 11 gün önce Balyoz Davası'nın bilirkişilerinin yargılandığı davada verdiği kararda FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'e “Mehdi” nitelemesi yaptığını hatırlattı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

Savcı mütalaasında, sanık Karagöz'ün verdiği yasa dışı kararla yargı gücünü kullanarak silahlı terör örgütü üyelerini bir an evvel “amaç suç” için harekete geçirmeye ve azmettirmeye çalıştığını ifade etti.

Mütalaada sanık Karagöz'ün İstanbul Çağlayan'da bulunan Adliye binasındaki odasında yapılan aramada “H” serisi 1 Dolar bulunduğu da vurgulandı. Mütalaada, sanığın, “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve FETÖ üyeliğinden de 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/feto-elebasi-gulene-mehdi-diyen-hakime-agirlastirilmis-muebbet-istendi-3049639/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

[Edited at 2019-02-17 01:35 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 23:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"FETÖ’cülerin Goebbels taktiği"

hqnjvcihi6uqlb9ufbj4.png
Yazı: Nedim Şener 11 Şubat 2019, Pazartesi 08:31

“Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve tekrar ederseniz bu yalanı sürekli söylerseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır.” İkinci Dünya Savaşı’nda dünyayı kana bulayan Nazi lideri Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’in bu sözü “Büyük Yalan” teorisi olarak uygulanmış bir yöntemdir. Goebbels tarafından ilkelere bağlanan bu yöntem daha sonra bir çok ülkede, ister kapitalist ister sosyalist ister sağcı ister solcu olsun bir çok politikacı tarafından da kullanılmıştır. 19 Ocak 2007 yılında öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayetinde FETÖ’cülerin rolünü ortaya çıkardıktan sonra yazdığım kitaba, “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adını vermem tesadüf değildi. Ergenekon operasyonlarıyla “gazeteciliklerini” tamamen yalan ve bu yalan üzerinden kumpaslara vakfettiler. Bunun için tetikçi olarak kullandıkları kişilere, “Taraf” isimli bir gazete bile çıkarttılar. Bir yandan da kendi gazete ve TV’lerinde yalanı sürekli tekrarlayıp herkesi kendilerine inandırdılar. 15 Temmuz darbe girişiminde suç üstü yakalanmış olmaları onları başka bir gayrete sevk etti. 15 Temmuz’u planlayan ve yöneten FETÖ’cü sivil imamlar Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek darbenin merkezi Akıncı Üssü yakınlarında yakalandı. Adil Öksüz şaibeli bir şekilde serbest bırakıldı.

Yalanı çöktü

15 Temmuz’u hükümetin organize ettiği “kontrollü darbe” yalanını ortaya atan FETÖ’cüler, bizzat örgüt lideri Gülen’in ağzından izini kaybettiren Adil Öksüz’ün MİT ile ilişkili olduğu yalanını söylediler. FETÖ ile ilişkilerini ayrıca 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’ndeki güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerini bile inkar eden sivil imamlar hakkında sessizliğe büründüler. ABD’li savcı ve FBI yetkililerinin Türkiye’ye gelip Kemal Batmaz ve Adil Öksüz ile darbe toplantılarına katılan itirafçı Albay Hakan Bıyık ve Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız’ın ifadelerine başvurması FETÖ’cüleri panikletti. Delillerin gücü ve itiraflar 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ’nün rolünü kanıtlamaya yetiyor. Son bir umut, Savcı Serdar Coşkun’un 15 Temmuz gecesi hazırladığı tutanağa sarıldılar. Bu belge hakkındaki gerçekleri yazmam tüm planlarını alt üst etti. Oysa, Goobels’in “Dünya karşısında ilk sözü kim söylerse daima o haklıdır” prensibine göre hareket ediyorlardı. İlk söyledikleri yalanı kontrol ettikleri binlerce sosyal medya hesabından tekrar edip Goebbels’in ruhunu şad edeceklerdi! Ama iki satır gerçek FETÖ’cülerin binlerce kez tekrarladıkları yalanı yerle bir etmeye yetti. Unutmayın, FETÖ’cülerin elinden yalanı alın geriye bir hiç kalır. Artık yalanları çöktü onlar altında kaldı. O yüzden başından beri söylediğim şu oldu; Onlar istediği kadar yalan söylesin bizim haklılığımız yalnızca gerçeği söylemekten gelecektir.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetoculerin-goebbels-taktigi-2088275


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"15 Temmuz’u sarsacak belge!"

Yazı: Nedim Şener 06 Şubat 2019, Çarşamba 08:31


FETÖ’cüler yalana ve çarpıtmaya bir türlü doymadı. FETÖ elebaşı Gülen dahil örgütün 15 Temmuz’daki rolünü örtmek için yılların “mahrem imamı” Adil Öksüz’ün MİT elemanı olduğunu bile söylediler! Böylece 15 Temmuz’u MİT’in kontrolünde bir darbe girişimi ilan etmeyi amaçlıyorlardı. Yalnız onlar mı? Aynı değirmene su taşıyan muhalefet partisi de bunun için az uğraşmadı.

Neyse “FETÖ’cülerde yalan ve çarpıtma bitmez. Bunlardan biri de Ahmet Dönmez isimli FETÖ elemanının "15 Temmuz’u sarsacak belge” başlıklı son yazısı... Dönmez, yazısında Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un imzasını taşıyan “16 Temmuz 2016 Saat 01.00” yazan tutanaktan söz etmiş. Dönmez diyor ki, “16 Temmuz saat 01.00’de düzenlenmiş bir tutanakta o saate kadar henüz gerçekleşmemiş olaylar nasıl yer aldı?” Örnek de veriyor; “TBMM’ye ilk bomba saat 02.35’te atıldı, CNN Türk, Hürriyet ve Kanal D’nin bulunduğu DMC binası darbeci askerler 03.10’da bastı, Cumhurbaşkanlığı külliyesinin yanında köprülü kavşak ve otopark saat 06.19’da bombaladı. Buna rağmen bu olaylar saat 01.00’de düzenlenmiş tutanağa nasıl girdi."

UYAP yalanı

Bazı olayların da yaşananlardan farklı kaydedilmiş olmasına değinirken, “UYAP’a girmiş bu belgenin ardından hızlı bir şekilde soruşturma başlatılıp ilk gözaltılar yapıldı” diyerek yalanı araya sıkıştırıyor. Yazdığı yalan üzerine şu tespitte bulunuyor; “O gece yaşanacak olayların büyük bölümü devlet tarafından biliniyordu. O yüzden de kontrollü darbe idi.”

Oysa gerçek şu; darbe girişimi sırasında FETÖ’cülere karşı alınan önlemlerden birisi UYAP sisteminin kapatılmasıydı. 15 Temmuz’dan sonra yargıdan 4 bine yakın FETÖ’cü hakim ve savcının atıldığı dikkate alındığında kararın ne kadar doğru olduğu görülür. Böylece FETÖ’cü hakim ve savcıların UYAP’ı kullanarak darbeci FETÖ’cü askerlerin amacına hizmet etmesi önlenmiş oldu. Dolayısıyla ilk anda UYAP sistemi üzerinden soruşturma ve gözaltı kararları verildiği iddiası kocaman bir yalan.

İmza saat 07.00’de

Hatta UYAP sistemi kapatıldığından darbeye karşı çıkan şerefli savcılar, ilk soruşturma evraklarını kişisel bilgisayarlarında ya da el yazısı tutanakla hazırlayıp Emniyet güçlerine ilettiler. Gelelim Serdar Coşkun imzalı tutanağa. Kendisinin bana bildirdikleri şöyle: “Tutanak 16 Temmuz saat 01.00’de yazılmaya başlandı, gece boyu yaşanan gelişmeler kendisine bildirildikçe tutanağa eklendi. O gecenin karmaşasında ne aktarıldıysa o haliyle yazıldı. Aktarılan her olayla ilgili gözaltılar savcının talimatı ve onayı ile yapıldı. Tutanağın çıktısı 16 Temmuz sabahı saat 07.00’de alınıp Savcı Coşkun tarafından imzalandı. O yüzden tutanağın altındaki saat soruşturmanın başladığı 01.00 olarak kaldı, olaylar devam ettiği için bitiş saati yazılmadı. Saat 07.00’de imzalandığını gösteren ayrıntı ise tutanakta o saatten sonra gerçekleşen olayların yer almamasıydı. Tutanak UYAP’ta hiç açılmadı, kağıt çıktı taranıp bir iki gün sonra UYAP’a kaydı yapıldı. Daha sonra Ankara’daki tüm darbe dava dosyalarında soruşturmanın başlangıç evraklarından biri olarak yer aldı.” İşte gerçek bu ama FETÖ’cüler yalana devam edecek. Benim merak ettiğim; bakalım bu yalanı kimler sahiplenecek?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/15-temmuzu-sarsacak-belge-2087171


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"İşgal, olmadı darbe"


Yazı: Nedim Şener 28 Ocak 2019, Pazartesi 08:31


4 Temmuz 2018’de Amerika’nın Sesi (VOA) internet sitesinde ilginç bir haber yayınlandı. Associated Press Ajansı’na dayanılarak yayınlanan habere göre; ABD Başkanı Trump, 2017 yılında Oval Ofis’te Venezuela’ya yaptırımların konuşulduğu bir toplantı sırasında danışmanlarına Amerika’nın Venezuela’yı işgal etmesi gerektiğini söyledi.

Trump, toplantı sona ermek üzereyken danışmanlarına dönerek “Hızla dağılan bir Venezuela bölgesel güvenliği tehdit ederken, neden ABD bu sorunlu ülkeyi işgal etmesin?” diye sordu. Habere göre; Trump’ın bu teklifi karşısında, eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster dahil odada bulunanlar şaşkına döndü.

5 dakika civarında süren diyalogda McMaster ve diğerleri sırayla Trump’a, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu cezalandırma amaçlı askeri bir operasyonun ters tepeceğini ve Latin Amerika ülkeleri arasında çok zor kazanılan desteği kaybetme riskini doğuracağını anlattı.

Ancak Trump pozisyonunda ısrar etti. Askeri planlar hazırlanması talimatı olacağı yönünde bir işaret vermese de, 1980’lerde Panama ve Grenada’nın işgali gibi geçmişteki “güç diplomasisi” örneklerini hatırlattı.

İşgali açıkladı

Nitekim, Trump bu düşüncesini 12 Ağustos 2017 New Jersey'de bir golf kulübünde tatili sırasında kamuoyu ile paylaştı;"Venezuela için birçok seçeneğimiz var. Bu arada askeri seçeneği de dışlamayacağım” dedi.

Trump o kadar ciddiydi ki, konuyu Kolombiya Cumhurbaşkanı Santos dahil Latin Amerika’daki dört müttefik lidere de açtı. Ama planın ters tepeceği düşünüldü. Onun yerine ABD, Kanada ve Avrupa Birliği, Maduro dahil çok sayıda Venezuelalı yetkiliye yaptırım kararı aldı.

ABD’den gelen telefon

Düşen petrol fiyatlarıyla ekonomisi sıkıntıya giren Venezuela’da ABD öncülüğündeki yaptırımlar siyasi krizi derinleştirdi. ABD kıskaça devam etti. Seçim sonrası tekrar devreye girdi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde geçen hafta yer alan habere göre, ABD Başkan Yardımcısı Pence 23 Ocak Çarşamba günü Venezuela'nın geçici devlet başkanı olarak ilan eden Guaido’yu telefonla aradı.

Ona,“Başkanlığını ilan et Amerika’nın desteği seninle” diyerek kendisini resmi olarak tanıyacaklarını söyledi. O da ertesi günü Başkanlığını ilan etti. ABD’nin işbirlikçisi bazı Latin Amerika ülkeleri desteklerini açıkladı. Avrupa ise zaten bekliyordu, seçimleri yenilemesi çağrısında bulunarak, tersi durumda bir hafta içinde Maduro yerine Guaido’yu tanıyacağını açıkladı.

Darbenin kılıfı ise, “demokrasi, ekonomik kriz” gibi sebepler. Tablo ortada, uzun söze gerek yok; ABD ve AB’nın el ele yaptıkları, “yeni nesil bir darbedir.”

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/isgal-olmadi-darbe-2084961


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ"


Yazı: Nedim Şener 25 Ocak 2019, Cuma 08:30


Fetullahçı Terör Örgütü ile ilgili akademik çalışmalar da yapan Polis Akademisi’nin son raporu “Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ” başlığını taşıyor.

FETÖ’nin yurtdışı yapılanması ve finans kaynakları hakkında detaylı bilgilerin verildiği raporda doğrudan yazılmamış ama ben söyleyeyim; aslında uluslararası bir tehdit olan ABD’dir.

Evet rapor FETÖ’nün uluslararası yapılanmasını anlatıyor ama arkasınadaki güç olan Amerika’nın rolünü de şöyle deşifre ediyor; “FETÖ lideri Fetullah Gülen’in ikametgâhı olması nedeniyle ABD, örgütün hâlihazırda dünya çapında faaliyetlerinin merkezi konumundadır. Örgütün ABD’de yaygın bir okul yapılanması, ticaret ağı ve sahip olduğu milyarlarca dolara ulaşan bir ekonomik hacmi mevcuttur. FETÖ’nün ABD’de sayıları 140’ın üzerinde okulu bulunmaktadır. Bu okullarda yaklaşık 60 bin öğrenci eğitim almaktadır. Aynı zamanda ekonomik faaliyetleri vasıtasıyla FETÖ, ABD’de yılda 500 milyon dolardan fazla gelir elde etmektedir. FETÖ, ABD’deki bu yapılanması marifetiyle Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleriyle irtibat kurmakta ve Türkiye karşıtı faaliyetler yürütmektedir.”

Bu cümlelerin ardından FETÖ elebaşının ABD’de, istihbarat kuruluşu CIA elemanlarının referans mektuplarıyla vize olarak kaldığı anlatılıyor. O yüzden yıllardır anlatmaya çalışıyorum; “Türkiye FETö ile değil Amerika’nın kirşi derih yapılarıyla mücadele ediyor.”

FETÖ ve AB

Yalnız Amerika mı? Türkiye’ye hukuk, insan hakları dersleri vermeye kalkan Avrupa ülkelerinin de FETÖ’yü himaye etmeleri şöyle anlatılıyor; “Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yoğun ilişkileri paralelinde AB ülkeleri FETÖ’nün çok kuvvetli biçimde örgütlendiği ülkeler olmuştur. Nitekim FETÖ hem Türkiye’nin AB ile geliştirmiş olduğu yoğun ilişkileri hem de AB’nin uluslararası politikada artan nüfuzunu kendi çıkarları minvalinde kullanmayı amaçlamıştır. Bunun yanında özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AB ülkelerinin gerek topraklarında yerleşik gerekse de Türkiye’den firar eden FETÖ mensuplarına kucak açmış ve deyim yerindeyse örgütlenmeleri yönünde her türlü kolaylığı sağlamıştır. İşte bu nedenledir ki, FETÖ, AB’yi küresel örgütlenmesi içerisinde önemli merkezlerinden biri olarak seçmiştir.”

Amerika ve Avrupa Türkiye’nin düşmanı terör örgütleri FETÖ ve PKK’yı açıktan koruyup desteklemektedir. Bunu bilerek hesabı ona göre yapmak gerekir.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/uluslararasi-bir-tehdit-olarak-feto-2084426


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"FETÖ’cünün bu inkarı itirafıdır!"


Yazı: Nedim Şener 23 Ocak 2019, Çarşamba 08:31


Beşi de 16 Temmuz sabahı 15 Temmuz darbe girişiminin merkezi olan Akıncı Üssü yakınında yakalandı. İsimleri Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek…

Adil Öksüz şaibeli bir şekilde FETÖ’cü hakimin de kararıyla serbest kaldı firar etti. Gözaltında verdiği ifadede, “Fetullahçı değilim, Fetullah Gülen’i tanımam” demişti. 16 Temmuz sabahı Kazancı Karakolu’nun önünde elleri kelepçeli fotoğrafı çıkan Adil Öksüz’ün yıllar önce olduğu gibi kısa süre önce FETÖ elebaşı Gülen ile çekilmiş görüntüleri medyaya yansıdı.

Evet Adil Öksüz firari ama o sabah gözaltına alınan diğer 4 sivil mahrem imam tutuklu ve Akıncı Üssü davasında yargılanıyorlar. Kemal Batmaz, 1 Ocak 2016 günü ABD’de havaalanında alınan ifadesinde; M. Fetullah Gülen’i ziyaret edeceğini söyledi ama mahkemede inkar etti. 11-13 Temmuz’da Adil Öksüz ile darbe planını onaylatmak için Amerika’ya gitti, görüntülere rağmen inkar etti. Gözaltına alınanca “Kazancı’ya tarla bakmaya geldim” deyip Akıncı Üssü’nde olduğunu inkar etti. Akıncı Üssü’nde güvenlik kamerasına yansıyan görüntüsünü inkar etti. Pişman mısın?” sorusuna, “Darbe olmadı ki pişman olayım” diyerek inkar etti.

Belgesel çekecekmiş!

Nurettin Oruç, tüm delillere, itiraflara, şirket kayıtlarına rağmen FETÖ ile bağlantısını inkar etti. Akıncı Üssü’ndeki güvenlik kamerasına yansıyan görüntüsü için, “Görüntü benim ama, reklamlardaki üren yerleştirme gibi adam yerleştirme yapılmış” diye inkar etti. 16 Temmuz sabahı gözaltına alındığı Akıncı Üssü yakınında bulunma sebebini de ”Hayvancılıkla ilgili belgesel çekmek için” diyerek inkar etti.

Harun Biniş de, Akıncı Üssü yakınlarında yakalanınca, "Kazan’a arsa bakmaya geldim" diyerek 15 Temmuz darbesindeki rolünü inkar etti. Öyle ki, Akıncı Üssü güvenlik kamerasındaki görüntülerini de, FETÖ şirketlerinde çalışmışlığını da, FETÖ üyeliğini de inkar etti.

Hakan Çiçek, FETÖ ile yıllar öncesine dayanan ilişkisini inkar etti. “Atatürkçü olduğunu, sahibi olduğu okulları da örnek göstererek FETÖ üyeliğini inkar etti. Darbe gecesi FETÖ elebaşı ile irtibat kuran da oydu, onu da inkar etti.

Bugüne kadar 55 ildeki 289 FETÖ darbe girişimi davasından 241’i tamamlandı, 48’i devam ediyor. 3 bin 60 kişi mahkum oldu 2 bin 280 kişi beraat etti. 474 kişinin yargılandığı Akıncı Üssü davasında da Savcılık, mütalaasında bu FETÖ’cü sivil imamlar ve onların uşağı darbeci bazı eski askerler için de 79 kez müebbet hapis cezası istedi. Diyeceksiniz ki, ama onlar her şeyi inkar ediyor. Evet FETÖ’cünün bu şekildeki inkarı aslında itirafıdır.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetocunun-bu-inkari-itirafidir-2083902


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--
"Askeri öğrenci misin casus mu birader!"

Yazı: Nedim Şener 18 Ocak 2019, Cuma 08:30

1996 doğumlu B.Aydın, 13 yaşında Ankara’da dershanede FETÖ’cülerle tanışmış. FETÖ'cüler eve çıkardıkları B. Aydın’ı askeri okul sınavında çıkan sorulara çalıştırmış, “Hubeyb” kod adını verip FETÖ elebaşının videolarını izleterek beynini yıkamışlar.

2010 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiş, 2015 yılında da Kara Harp Okulu’na geçmiş. 15 Temmuz’dan sonra okulun kapatılmasıyla ilişiği kesilmiş. Devlet binlercesi gibi B.Aydın’a da Türkiye’nin en iyi üniversitelerine girme hakkı tanımış.

Şimdi Bilgisayar Mühendisliği’nde okuyan B.Aydın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yaptığı son “sabit hat” operasyonunda gözaltına alındı. O da itirafçı olarak tüm bildiklerini anlattı.

B.Aydın’ın anlattıkları, ancak casus filmlerinde görülür. FETÖ’nün sivil imamları, askeri öğrencilerle sabit hat üzerinden iz bırakmamak için “Sıfır saniyelik görüşmelerle” de haberleşiyormuş!

B.Aydın, bağlı olduğu sivil imam “Adem” kod adlı Abdurrahman Duman ile sabit hatlar üzerinden haberleşme ve buluşma yöntemlerini ifadesinde şöyle anlatıyor: “İstanbul’da Askeri okulda öğrenciyken Ankara’daki sabit hatlardan arandığımda Adem’in haftaya İstanbul’a geleceğini, İstanbul’daki sabit hatlardan arandığımda ise kendisinin İstanbul’da olduğunu anlardım.

Sıfır saniyelik görüşme

Çaldırıp kapatma şeklindeki “Sıfır saniyelik aramalar” ise kendi aramızda belirlediğimiz, buluşma yerinde herhangi bir değişiklik olmadığını gösteren şifreydi. Farklı saniyelerdeki sıfır saniyelik aramalar ise buluşma yerinde ve tarihinde bir değişiklik olduğu veya gitmeyeceğimi söylediğim zamanlardaki görüşmelerdir.

Sıfır saniyelik aramalarla ilgili Adem (K) bana yaptığı açıklamasında; buluşma yeri ve zamanında bir değişiklik olmadığı durumlarda telefonu bir defa sabit hattan çaldıracağını söylemişti.

Görüşme olan aramalar ise; 2 veya 3’üncü defa çaldırıldığında buluşmayla ilgili bir sorun olduğunu anlayıp telefonu açar, en fazla 1 dakikalık görüşmeler yapardık.

Buluşma için belirtilen noktaya geldiğimizde o bekliyor olurdu, kendisini görünce 20-30 metre arkasından takip ederdim. O önden gider, nereye gideceğimizi belirlerdi. Her seferinde farklı yerlerde görüşürdük.

Taksiye binmez, toplu taşıma araçları kullanırdık. Toplu taşıma araçlarında ayrı koltuklarda oturur, yan yana gelmezdik. Görüşme, evde olacaksa apartmana girerken yine ayrı ayrı girerdik.

Eve girerken cep telefonlarımızı kapatıp bir odaya bırakırdık. Dışarı çıkamadığım hafta sonları veya cezalı olduğum zamanlarda telefonum kapalı olduğunda, buluşma yerinde bekleyeceğini 30 dakika veya 1 saat bekleyip gideceğini söylerdi.” FETÖ 13 yaşında bir çocuktan işte böylesine casus yaratan karanlık bir örgüttür.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/askeri-ogrenci-misin-casus-mu-birader-2082839


[Edited at 2019-02-17 07:06 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 23:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"FETÖ’nün siyasi ayağı"


Yazı: Nedim Şener 15 Şubat 2019, Cuma 08:30

“Sadece TSK’da ismi belirlenmiş en az 15 bin FETÖ iltisaklı isim var” dediğimizde en ufak tepki vermeyen siyasetçiler, kısır bir “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışması yapıyorlar. Oysa tüm partiler dönüp içlerine baksa FETÖ’nün siyasi ayağını görecekler. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, İP Ordu Belediye Başkanı adayı yapılması bu tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi. Tek başına bir kişiye “FETÖ’nün siyasi ayağı” demek doğru değil. Bir örnek olarak bakıldığında iddiaya göre Şahin, şantaj ile FETÖ’nün hizmetine girmiş birisi. Bu onu “FETÖ’nün siyasi ayağı” yapmaz, yapsa yapsa esiri yapar. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan 17/25 Aralık 2013 operasyonlarından sonra FETÖ’cülerin yanında saf tutan eski arkadaşı için şunları söylemişti; “Hele hele bunların içerisinde bir tanesi var ki benim yaklaşık 45 yıllık beraber olduğum, tanıdığım, bildiğim birisi, onun da şantaj kasetleri var. Onu da açıklayacaklar diye korkarak gitti, biliyorum.”

FETÖ’nün siyaset ile ilişkisi bürokrasi içindeki yapılanmasından farklıdır. FETÖ ile organik bağlantısı olan siyasetçiyi saymaya kalkın, iki elin parmağını geçmez. FETÖ iktidarda hangi parti olursa olsun onunla işbirliği yapar. Her renge bürünür Onun siyasi rengine büründür. TBMM FETÖ 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’nda, FETÖ’nün gelişim aşamaları şöyle sıralanmıştı;

✔1970 öncesi örgütün kuruluş aşaması,

✔1970’ler örgütün temellerinin atılması,

✔1980-1983 Yılları (Sıkıyönetim Dönemi: Tedbir Dönemi),

✔1983-1989 Yılları (Özal Dönemi: Kitleselleşme ve Siyasete Nüfuz Dönemi),

✔1990’lı Yıllar (Koalisyonlar Dönemi: Şirketleşme ve Yurtdışına Açılma),

✔2000’li Yıllar AKP döneni (Paralel Devlet Aşaması)

Raporda da belirtildiği gibi, AKP dönemi ile FETÖ, Paralel Devlet Aşaması’na geçti. 2010’dan itibaren bu işbirliği bozuldu. 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı’nın tutuklanma girişimi sonrası 17/25 Aralık 2013 operasyonları ile savaşa dönüştü.

2014 sonrası muhalefetle

Peki FETÖ o tarihten sonra ne yaptı? Siyasetçilerle ilişkisi bitti mi? Hayır, tüm gücüyle muhalefetle ilişkiyi girdi. Soru önerge ile TBMM gündemine bile sızdılar. Düşmanı AKP’yi böyle yıkacağını hesapladı. O siyasetçilerin yanına adamlarını yerleştirdi, sahte-gerçek belge sağladı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bile yalanlarını muhalefete söyletmeyi başardı. Bugün istisnasız her partide bir şekilde ilişki kurduğu kişiler vardır. FETÖ’nün felsefesi “Her yerde olamazsan hiç bir yerde değilsin” şeklindedir. Aslında bu tartışmayı bizim yurtiçinde yapmamız sonuç vermeyebilir. FETÖ’nün siyasi ayağı “AKP ve MHP’dir” desek birileri, “CHP’, İP, HDP, SP” desek diğerleri tepki gösterecek. Unutmayın, FETÖ siyasetle ilişkisini kurumlar üzerinden değil, kişiler üzerinden yürütür. Bir önerim olacak; FETÖ’nün gazeteci kılıklı üyeleri yurtdışında her gün bir şeyler yazıyor. Hadi hep beraber onlara soralım; FETÖ’nün siyasi ayağı hangi isimlerden oluşuyor?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetonun-siyasi-ayagi-2089435


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"1.112 15.000 1.500"


Yazı: Nedim Şener 13 Şubat 2019, Çarşamba 08:30

“Bu rakamlar ne?” diye soruyorsunuz değil mi? 1.112 dün hakkında gözaltı kararı verilen FETÖ’cü komiser yardımcısı sayısı, 15.000 savcılıkların yaptığı araştırmaya göre halen Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ iltisaklı kişi sayısı, 1.500 yargı çevrelerine göre halen FETÖ iltisaklı olduğu iddia edilen hakim ve savcı sayısı…

Daha çarpıcı nasıl anlatılır bilmiyorum; 15 Temmuz darbe girişimine katılanlar dahil bugüne kadar 15 bin kişi TSK’dan ihraç edildi. Bunların dışında 15 bin isim daha tespit edildi. Daha fazlası olduğu da basına yansıdı. Bunların hepsi devletin resmi rakamları.

Dün, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla tam 76 şehirde birden 2010 yılında, “polis memurluğundan komiser yardımcılığına geçiş sınavı” usulsüzlüğü ile ilgili operasyon yapıldı. FETÖ’cüler emniyet içerisinde yalnız kritik başkanlıklar, genel müdürlük ya da il müdürlüklerinde değil alt kadrolarda da etkili oldu.

81 ilde 74 müdür!

Müdür, müdür yardımcılıklarının, başkan, başkan yardımcılıklarının, amirlerin, komiserlerin en son polis memurluğundan komiser yardımcılığına geçenlerin de tamamına yakını FETÖ’cülerden oluştu. 81 il emniyet müdüründen 74’ünün FETÖ’cü olduğu, 91 ildeki istihbarat şube müdürlüklerinin 7 bin personelinden 6 bin 500’ünün FETÖ üyesi olduğu bizzat dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından açıklanmıştı. Bu Emniyet’in durumunu en çarpıcı anlatan rakamdı. FETÖ, 2008 yılından başlayarak 2014 yılına kadar sistematik ve organize biçimde polis okullarındaki soruları örgüt üyelerine verdi. 2010 yılı bunun en üst noktalarından birisiydi. Sınavı kazananların yüzde 95’i FETÖ mensuplarından oluşuyordu. O dönem komiser yardımcısı olan birçok FETÖ’cü itirafçı da oldu. Hepsi, sınavda çıkacak 100 sorudan 90’ının kendilerine verildiğini anlattı.

Bu itiraflara daha sonra değineceğim. Bana bu operasyonda ilginç gelen ayrıntı şu oldu; Bin 112 kişi hakkında gözaltı karar vardı, bunlardan 143’ünün başka FETÖ soruşturmalarından tutuklu olduğu ortaya çıktı. 641 kişi ise dün gözaltına alındı. Ben soruşturma yapan yetkililere, “Görevde olan var mıydı?” dediğimde soru hırsızlığı ile rütbe almış 130 FETÖ mensubunun halen görevi başında olduğunu öğrendim. Ne muhteşem değil mi!!! Kimileri hale işin ciddiyetinde değil, siyasi polemik peşinde.

Sadece 2010 yılı sınavı ile haksız rütbe almış polislerden 130’u emniyet teşkilatı içinde görev yapıyormuş. Diğer yıllarda rütbe alanlar, emniyete girenler. Can sıkıcı değil mi? Peki “TSK içerisinde halen en az 15 bin FETÖ mensubu var” dendiğinde rahat uyuyabiliyor musunuz? Cevap “Evet” ise iyi uykular...

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/1112-15000-1500-2088803


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Sahide’nin dramı"

Yazı: Nedim Şener 16 Ocak 2019, Çarşamba 08:30

Bir üniversite’de araştırma görevlisi olarak çalışmakta olan Sahide A., 2012 yılında psikiyatrist olan Fatih Taştan ile görücü usulü evlenir. Fatih Taştan başta apolitik, işinde gücünde bir aile babasıdır.

Ancak 2013’te FETÖ’nün dershanelerinin kapatılma sürecinde bir anda hükümet karşıtı “endişeli bir muhalif” kimliğe bürünür. Sahide, FETÖ yapılanmasından olduğunu sorgulamaya başladığında Fatih Taştan inkar eder ama FETÖ-devlet kavgası sertleştikçe evde de çatışma artar.

Öyle ki; Fatih Taştan, bir gün FETÖ’nün radyo kanalını dinlemesine itiraz eden hamile eşi Sahide’yi arabadan atar. Sahide o gece arkadaşına sığınır.

‘HDP’YE OY ATMAM’ DEYİNCE EVE KİLİTLEDİ

Fatih Taştan, eve dönen eşini “HDP’ye oy atması için” zorlar, kabul etmeyince seçim günü kadını eve kilitler. Sahide uzun aralıklarla kendi anne ve babasında kalır. Ama çocuk sebebiyle boşanma davası açamaz.

Fatih Taştan, 15 Temmuz darbesinden 1 hafta sonra çalışmakta olduğu Çanakkale’de tutuklanır. Karakola giden kadın, eşinin FETÖ itirafçısı olarak ifade verdiğini öğrenip şoka girer. Fatih Taştan, FETÖ’nün Antep yapılanmasında önemli bir konumdadır.

İfadesinde; eşinin nöbete gittiğini söylediği akşamlar FETÖ toplantılarına katıldığını, evlerine FETÖ’cü şahısları çağırdığını isim vererek anlatır. Bu toplantılara gitmesine karşı çıktığını söyler.

Fatih Taştan, itirafçı olmasına rağmen tutuklu kalmıştır çünkü cezaevindeki diğer FETÖ üyeleri onu yönlendirmiş, verdiği ifadeleri reddetmiştir. Sahide boşanma davasını açar.

FETÖ’cü Fatih Taştan, buna karşı banka kartlarını dahi iptal ettirir, çocuğa harcanan süt, bez, kıyafet gibi zaruri harcamaları faizi ile geri talep edip manevi tazminat davası açar.

Hakaretten dava...

Sahide ve yakınlarının evlerine haciz gelir, tüm eşyaları evden alınır. FETÖ’ye ve Fatih Taştan’a hakaret ettiği için hakkında dava açılır. Sahide’nin babası FETÖ mensupları tarafından tehdit edilir.

“FETÖ’cü eşi” olduğu için Sahide, üniversitedeki işine de geri dönemez. Üstüne üstlük, Fatih Taştan, tüm maddi desteğini kestiği iki yıldır açlığa mahkum ettiği çocuğu görme davası açar ve ne tuhaftır ki dava onanır.

Ayda bir çocuğu görme izni verilir. Annenin sinir krizlerine rağmen çocuk, gözyaşları içinde cezaevine götürülür. Sahide ise tam iki yıldır FETÖ’cü eşi Fatih Taştan yüzünden iş bulamaz.

Geliri olmadan, hacizler içinde açlığa mahkum olmuştur. İşin ilginç yanı ailesinin ifadesiyle Sahide, “10 TL’ye muhtaçken”, 2 yıldır cezaevinde olan ve FETÖ’den 7.5 yıla çarptırılan Fatih Taştan her ay devletten maaş almaya devam etmektedir.

Bir yakını şunu söylüyor, “Cezaevindeki azılı FETÖ’cü bir teröristin eli hala bize uzanırken, FETÖ’cü hainlerle mücadelenin samimiyetine inanmakta güçlük çekiyorum.”Şimdi ben soruyorum; Şimdi Sahide ne yapsın?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/sahidenin-drami-2082292



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Devletin parası ‘himmet’e gidiyor mu?"

Yazı: Nedim Şener 14 Ocak 2019, Pazartesi 08:30

Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL (Olağanüstü Hal) uygulaması tam iki yıl sürdü ve 2018 yılı Temmuz ayında yürürlükten kalktı. Devletin her yerine musallat olmuş FETÖ’cüler başta olmak üzere, diğer terör örgütleriyle mücadele için çıkartılan OHAL kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararnamelerle yüz binden fazla kişi kamudan ihraç edildi. Ancak kurunun yanında yaşın da yandığını, büyük bölümü doğru olsa da yanlış kararlar alındığını gördük. Bu konuda haksızlık yaşamış ve görevine dönmeyi umutla bekleyen binlerce insan var. Haksızlığa uğradığı idare hatta mahkemeler tarafından tescillenmiş gerçek mağdurlar işini kaybettiği için evini geçindiremiyor.

SGK’ya kayıt düşüldüğü için başka yerde çalışamıyor hatta eşi ve okulda okuyan çocuğu bile mağdur oluyor. Buna karşın FETÖ’cü olduğunu itiraf ettiği halde maaşını alanların da olduğu anlatılıyor. “Nasıl yani, FETÖ’cü olduğu bilindiği halde devletten maaş alan mı var?” diye sorduğunuzu biliyorum.

Savcılık ve Emniyet’in elindeki rakamları öğrenince ben de aynı şaşkınlığı yaşadım. OHAL kapsamında son KHK 2018 yılı Temmuz ayında yayınlandı. O tarihten bu yana KHK uygulaması kalktı dolayısıyla ihraç kararları da alınmıyor. Öte yandan basına da yansıdığı gibi özellikle TSK’da FETÖ temizliği son hızla devam ediyor. Savcılık ve Emniyet’in çalışmaları sonucunda ihraç edilen 15 FETÖ üyesinden sonra 15 bin yeni isim daha belirlendi.

Yarısı itirafçı oldu

Bunlara yönelik operasyonlardaki son rakamları vereyim; Son KHK sonrası yani Temmuz 2018 ile 10 Ocak 2019 arasında yapılan operasyonlarda toplam 4 bin 340 TSK mensubu FETÖ şüphelisi olarak gözaltına alındı. Bunlardan 2 bin 183’ü itirafçı oldu ve adli kontrolle serbest bırakıldı. Bin 565 kişi ise delillere göre tutuklandı.

398 kişi delil yetersizliği gibi sebeplerle serbest kalırken 332 kişi ise firari durumda. Ve bu kişilerden hiç biri kamudan ihraç edilmedi. Rakamları toplayarak tekrar ediyorum, gözaltına alınan 4 bin 340 kişiden 2 bin 183’ü örgüt üyeliğini itiraf ederek serbest kalmış, 1.565 kişi ise tutuklanmış, 332 kişi ise suçunu biliyor olmalı ki, firar etmiş durumda. Yani yeterli delil olmayan 398 kişinin dışındaki herkesin FETÖ ile örgüt ilişkisi bir şekilde tespit edilmiş, geçici görevden alınsa bile ihraç edilmediği için tüm yasal haklarını kullanıyorlar. Bunun anlamı şu; Geçici görevden alınmış FETÖ’den tutuklular dahil bu kişiler maaşlarını alıyorlar, lojmanlarda oturuyorlar, askeri tesislerden ve orduevlerinden de yararlanıyor. Benim merak ettiğim şey ise şu; Devletin gerçek mağdurlardan esirgediği ama FETÖ’cülere ödenen bu kaynaklardan FETÖ’ye himmet gidiyor mu acaba?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/devletin-parasi-himmete-gidiyor-mu-2081799


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"15 bin FETÖ’cü havuzu"

Yazı: Nedim Şener 11 Ocak 2019, Cuma 08:30

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, 2016 yılı Kasım ayında FETÖ üyelerinin itiraflarıyla ortaya çıkan ve 2017 yılı Mart ayından itibaren operasyona dönüşen “ankesörlü hat” konusunda veri havuzu oluşturuldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı bünyesinde savcılıklarla yapılan çalışmayla oluşturulan bilgi havuzunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli 15 bin FETÖ iltisaklı personelin bilgileri yer alacak. Ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara savcılıklarının yaptığı ankesörlü hat operasyonları, bilgi havuzunun diğer illerin savcılıklarına açılması sonrası tüm Türkiye’ye yayılacak.

4 bin 20 sabit hat

FETÖ’cülerin itiraflarına göre örgüt, TSK, yargı, sivil bürokrasideki üyeleriyle 7 Şubat 2012 tarihinden sonra kartlı “ankesörlü telefon” kullanımına, iz bıraktığı gerekçesiyle son verdi. Bu tarihten sonra örgüt, büfe, market, kuruyemişçi gibi işyerlerinde para ile görüşme yapılan sabit hat kullanımına geçti.

Bu nedenle bilgi havuzunda, bir kısmı kamu binalarında da olan ve Türkiye çapında sayısı 100 bini geçen “ankesörlü hat” bilgileri yer almayacak. Yapılan araştırmaya göre bilgi havuzunda İstanbul’da sayısı 678 diğer illerde ise 3 bin 342 büfe, market ve kuruyemişçi gibi işyerlerindeki telefon hatları ve bunlar üzerinden görüşme yapılan TSK personeliyle ilgili bilgiler bulunacak. Bilgi havuzunda, Türkiye çapındaki 4 bin 20 hat üzerinden FETÖ’nün sivil imamlarının görüşme yaptığı 15 bin TSK personelinin iletişim bilgileri yer alacak.

İtirafçılar havuza…

Bilgi havuzunun kötüye kullanımını önlemek, hata ya da karışıklık yapılmaması için şu yol izlenecek; öncelikle isteyen adli makam her numarayı araştıramayacak. TEM Dairesi bünyesindeki bilgi havuzunda inceleme yapmak için, hakkında araştırma yapılacak kişi ya da söz konusu hat ile ilgili soruşturma olması şartı aranacak. Yani kişinin adının bir soruşturma dosyasında olmasına ya da ifadede geçip geçmediğine bakılacak.

İkinci adımda sabit hattan aranan kişinin numarası, ilgili ilin emniyet müdürlüğü tarafından araştırılarak rapora bağlanacak. Üçüncü adımda ise o kişinin sosyal güvenlik kayıtları çıkarılacak. Bu şartlar yerine getirildiğinde savcılıklar, TEM Dairesi Başkanlığı’na belgelerle başvurarak bilgi havuzuna giriş yapacak ve o kişi ile ilgili verilere ulaşabilecek.

Soruşturma konusu hatla görüşmesi varsa, sayısı ve yeri ile ilgili bilgilere ulaşılacak. Bu ay ortasından itibaren açılması beklenen sistemle TSK’daki 15 bin FETÖ mensubu çok uzun olmayan bir sürede temizlenecek. Bu soruşturma kapsamında gözaltına alınanların yüzde 48’i itirafçı olmuştu. Sayının artmasını beklemek sürpriz olmaz.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/15-bin-fetocu-havuzu-2081252


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"‘Bekle ve al’ taktiği"

Yazı: Nedim Şener 09 Ocak 2019, Çarşamba 08:30

Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki Fetullahçı Terör Örgütü mensupları ile örgütteki yöneticileri “sivil mahrem imamların” 2012 yılından itibaren sistematik şekilde haberleşmek için kullandığı ankesörlü hat operasyonlarında yeni bir boyuta geçildi. Buna “Bekle ve al” yöntemi de denilebilir.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra 2016 yılı Kasım ayında itiraflarla ortaya çıkan ve 2017 yılı Mart ayından itibaren operasyona dönüşen ankesörlü hat konusundaki incelemeler sonucunda TSK içerisinde 15 bine yakın yeni isim belirlendi. Özellikle 4 bin isim belirleyen İstanbul Cumhuriyet Savcılığı ile 8 bine yakın isim belirleyen Ankara Cumhuriyet savcılıkları her hafta yüzlerce kişiyi gözaltına alıyor. Her operasyon sonrası hep şu soru gündeme geliyor; “Madem bu kadar isim belirlendi neden hepsi birden alınmıyor?”

Savcılıkların buna verdiği cevap,“4 günlük gözaltı süresi içinde binlerce kişiyi sorgulamak, savunmalarını almak mahkemeye sevk etmek mümkün değil” oluyor.

Bir nedeninin de “Bekle ve al” taktiği olduğunu pazartesi günü Ankara’da yapılan son operasyon olduğunu öğrendim.

KKK’da kaldı 1.700

Hafta başında yapılan operasyonda Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 1 albay, 9 yüzbaşı, 90 üsteğmen olmak üzere toplam 100 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 99'unun muvazzaf ve aktif görevde olduğu açıklandı. İşte “Bekle ve al” taktiği bu noktada devreye giriyor. Soruşturma konusu kişiler muvazzaf yani karargah ve birliklerde görev yaptığı için geçici görevden uzaklaştırılan, görevden alınan ya da emekli olanlardan faklı bir yöntem izleniyor. Verilen bilgiyi göre, bu pazartesi günü gözaltına alınan 99 kişinin isim listesi ekim ayından beri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın elinde. Savcılık ve Emniyet ile yapılan görüşmeler sonucunda görevi başında olanlar, görev yerleri değiştirilmeden pasife alınarak bu sürede takip ediliyor. Karargah ve birliklerde görev yapan muvazzaf subayların bu süre içinde görüştüğü kişiler, yakın ilişki çevresi tespit ediliyor. Sivil imamlarla görüşmeleri izleniyor. Öyle ki, listede ismi olan ve aynı yerde görev yapanların öğlen yemeklere beraber çıktıkları bile tespit edilebiliyor. Böylece ankesörlü hat ile görüştüğü tespit edilenlerin örgüt bağlantısı daha da delillendirilmiş oluyor.

Bu operasyon öncesi Kara Kuvvetleri’nde listede 1.800 isim vardı, 100’ü gözaltına alındı kaldı 1.700 isim. “Bekle ve al” yöntemiyle bakalım onlardan hangi delillere ulaşılacak.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/bekle-ve-al-taktigi-2080740


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Deliller ve yalanlar"

Yazı: Nedim Şener 04 Ocak 2019, Cuma 08:30

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana geçen iki buçuk yılda Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Gülen’in Türkiye’ye teslim edilmesi ilgili Amerika’ya toplam 7 iade talepnamesi gönderildi, yetkililerle de 6 kez görüşme yapıldı. Bu cümle bile Amerika’nın amacının FETÖ elebaşının Gülen’in iadesi değil oyalama olduğunu gösteriyor. İlk 5 temas, heyetlerin görüşmesi şeklinde gerçekleşti, 6'ncısı ise biraz farklı. Amerika’dan Ankara’ya gelen heyet daha teknik bir grup. İçerisinde FBI görevlileri de var. Heyet, 15 Temmuz darbe girişimine aktif olarak katılan ve 16 Temmuz sabahı, Harun Biniş, Nurettin Oruç, Hakan Çiçek ve Adil Öksüz ile gözaltına alınıp tutuklanan darbenin sivil imamlarından Kemal Batmaz’ın ifadesini de aldı.

Kemal Batmaz’ın ifadesinin alınması 2 açıdan önemli. Birincisi, FBI, Amerika’da FETÖ’nün yönettiği okullardaki usulsüzlüklere yönelik soruşturma; çünkü Kemal Batmaz'ın oradaki okullarda ortak ve yönetici olan FETÖ’cülerle bağlantısı olduğu iddiası var. Ayrıca Amerika’ya girerken kalacağı adres konusunda sahte beyanda bulunduğu da tespit edilmiş. İkinci ve Türkiye açısından asıl önemli konu, Kemal Batmaz’ın FETÖ elebaşı Gülen bağlantısı.

Darbe toplantıları

FETÖ, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi ile ilgili ilk toplantıyı Ankara’da bir villada Adil Öksüz başkanlığında bazı subayların katılımıyla 27 Aralık 2015 günü yaptı. O toplantıda Kemal Batmaz da bulunuyordu. Öksüz, toplantıdan 3 gün sonra 31 Aralık 2015’te, Kemal Batmaz da ondan bir gün sonra 1 Ocak 2016’da Fetullah Gülen ile görüşmek için Amerika’ya gitti.

Kemal Batmaz 1 Ocak 2016 günü havaalanına indiğinde, gümrük görevlileri tarafından sorgulandı, kalacağı adres sorulduğunda, verdiği cevap tutanağa şöyle geçirildi; “… İlk akşamını, 169 Clinton Caddesi Newark New Jersey adresindeki Riviera Otelinde geçirecektir. Bundan sonraki zamanında Pensilvanya’da İmam Muhammed Fetullah Gülen’in yanında kalacaktır.” Kemal Batmaz, darbe planlama sürecinde Adil Öksüz ile 12 kez Amerika’ya gitti. En son TSK’daki FETÖ mensubu subaylarla 6-9 Temmuz tarihlerinde yapılan son toplantı sonrası Adil Öksüz ile 11-13 Temmuz tarihleri arasında Pensilvanya'ya gitti. Kemal Batmaz yakalandıktan sonra tüm bu ilişkileri reddetti, FETÖ elebaşı Gülen’i de Adil Öksüz’ü de tanımadığını söyledi. Oysa Adil Öksüz ile 2010’dan sonra 925 bilinen telefon görüşmesi vardı. Adil Öksüz’ün kayınbiraderi Abdülhadi Yıldırım ile Garmet isimli şirkette ortak görünüyordu. Dahası Adil Öksüz’ün karısı Aynur Öksüz, Kemal Batmaz’ın ortağı olduğu Gurmed Ltd şirketinde sigortalıydı. Kemal Batmaz mahkemede olduğu gibi tüm bu delilleri reddedecektir. Önemli olan ABD’li heyetin tutumu; ya Kemal Batmaz’ın söylediği yalanlara inanmış görünecekler ya da bu deliler ışığında Kemal Batmaz üzerinden FETÖ elebaşını Türkiye’ye iade edecekler. Sizce?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/deliller-ve-yalanlar-2079620

[Edited at 2019-02-17 06:25 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 23:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"TSK’da 15 bin FETÖ’cü daha tespit edilmişken, biz..."

Yazı: Nedim Şener 14 Aralık 2018, Cuma 08:30


-Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişimine 5 bin 500 civarında subay ve astsubay karışmış ve yargılanırken,

- Aradan geçen iki buçuk yılda 8 bin kişi daha tespit edilip toplamda 15 bin FETÖ’cü ihraç edilmişken,

- Darbe girişimine katılanlardan bir buçuk kat daha fazla olan bu 8 bin kişinin yüzde 46’su itirafçı olmuşken,

- Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen “ankesörlü hat” soruşturmasında 8 bin, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada 4 bin 500 civarında olmak üzere, diğer illerle birlikte TSK bünyesinde 15 bine yakın FETÖ’cü subay, astsubay daha isim isim tespit edilmişken,

- 15 Temmuz öncesi yargıda 5 bin 500 dolayında FETÖ’cü hakim ve savcının olduğu açıklanmasına rağmen 4 bini açığa alınmış, HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, “Yargıda FETÖ temizliğinin tam olarak yapıldığı söylenemez” demişken,

- FETÖ’cü olduğu bilinen açıkça bilinen işinsanları tartışmalı biçimde takipsizlik kararları verilip kurtulurken, KHK ile işten atılan memurlar aldıkları takipsizlik, beraat kararlarına rağmen görevlerine iade edilmezken,

- Tıpkı TSK’da olduğu gibi sivil bürokrasi de FETÖ”nün kripto yapılanması olduğu tespit edilmişken, Faaliyete devam…

- Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde bile FETÖ operasyonu yapılırken,

- Yurtdışına firar eden sivil ya da eski TSK mensubu FETÖ’cü teröristler Türkiye hakkında her gün bir yalan üretirken,

- Firari FETÖ üyeleri sahte isimlerle açtıkları hesaplar ile sosyal medya üzerinden her gün algı operasyonu yaparken,

- FETÖ ile mücadele eden isimleri ev adresleri hatta aile üyelerinin isimlerini açıkça yazıp hedef göstererek tehdit ederken,

- Bizzat FETÖ elebaşı Gülen tarafından ya da sözcüleri tarafından 2019 yılına yönelik mesajlar verip, “Dayanın, az kaldı” diye sahte de olsa umut dağıtılırken,

- Tutuklanan FETÖ üyeleri tahliye olduktan sonra da hâlâ toplantılar yapıp para toplayıp, yeniden yapılanma için örgütlenirken,

- Tutuklu FETÖ’cüler cezaevlerinde örgüt faaliyetlerine devam ediyorken,

-Türkiye’nin sözde “müttefiki” olan ABD ve Avrupa ülkeleri FETÖ’cüleri korurken,

-Türkiye klasörler dolusu somut delillerle dünya üzerinde 243 FETÖ üyesinin iadesini talep ederken bugüne kadar yalnızca iki kişinin (Romanya) iadesi mümkün olmuşken, Türkiye’de FETÖ ile mücadele adına Sözcü yazarı Emin Çölaşan ve Necati Doğru hakkında 15 yıla varan hapis istemiyle açılan davayı tartışıyoruz. Tehlikenin gerçekten farkında mısınız?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/tskda-15-bin-fetocu-daha-tespit-edilmisken-biz-2074805


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"FETÖ’cüleri panikleten rakamlar"

Yazı: Nedim Şener 17 Aralık 2018, Pazartesi 08:30

Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Gülen ve yurtdışına kaçan firari eski TSK mensubu üyeleri FETÖMETRE ile “ankesörlü hat” operasyonlarından çok rahatsız. FETÖ elebaşının gözünde yargı, polis, eğitim, istihbarat bir yana, TSK’daki mahrem yapılanma bir yanadır. Türkiye’de yönetimi ele geçirmenin en kestirme yolunun TSK’da örgütlenmekten geçtiğini düşünür. TSK’daki FETÖ temizliği bu yüzden onları çok rahatsız ediyor.

Bilindiği gibi 15 Temmuz darbe girişimine katılmış 5 bin 600 dolayındaki FETÖ’cü subay-astsubay dışında 9 bin kişi de “Ankesörlü hat” ve FETÖMETRE ile ihraç edildi. Toplam ihraç rakamı 15 bini geçti. Gözaltına alınanların yüzde 46’sının tutuklanmama karşılığı itirafçı olması bu yöntemlerin etkisini gösteriyor. 15 bin ihraç edilen kişiden sonra 15 bin yeni isim daha yine bu yolla tespit edildi. Sonuçlarını hep beraber görüyoruz; her hafta 50 ile 100 arasında TSK mensubu FETÖ operasyonunda gözaltına alınırken, geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Savcısı Can Tuncay’ın yürüttüğü operasyonda albay, yarbay ve binbaşıların da aralarında olduğu 219 muvazzaf TSK mensupları gözaltına alındı.

7 Şubat 2012’den sonra

Belki Türkiye’de gündemin birinci sırasına oturmadı ama FETÖ elebaşı ve firari FETÖ’cüler bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor; TSK içindeki 15 bin isim kısa sürede temizlenecek. Nitekim Emniyet Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı Türkiye çapında ankesörlü hat operasyonu ile ilgili veri deposunu oluşturdu. Türkiye genelinde FETÖ’nün sivil mahrem imamlarının 3 bin 337 büfe, market ve bayii gibi sabit hat üzerinden TSK mensubu kripto üyeleriyle görüştüğü belirlendi. İtirafçı FETÖ üyeleri bu yönteme 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklanma girişiminden sonra, takibe takılmamak için geçildiğini anlattı. Yapılan çalışmaya göre sivil mahrem imamlar, TSK içindeki kripto elamanlarla İstanbul’da 480, Ankara’da 477 adet sabit hat üzerinden görüşme yaptılar. İtiraflar ve teknik çalışmalar, “yüz yüze konuşmak” amacıyla buluşma yer ve saatini bildirmek için yapılan 10 saniye kadar süren sabit hatlarla görüşmenin FETÖ’nün bir iletişim yöntemi olduğunu ortaya koydu. Ankesörlü hat operasyonunun örgüt üyelerinin tespitte etkili bir yöntem olduğunu anlamak için sadece İstanbul’daki 480 sabit hat üzerinden TSK’daki FETÖ üyesi askerlerle mahrem imamların yıllar itibarıyla görüşme sayılarına bakmak yeterli…

2012 17.405

2013 23.933

2014 25.693

2015 10.665

2016 3.192

2017 859

2014 yılında TSK içindeki FETÖ’cü askerler, sivil imamlar tarafından 25 bin kez aranırken 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra bu rakam hızla 3 bin 192’ye indi. 2017’de ise İstanbul’da sabit hatla cep telefonu aranan TSK mensubu 859’a düştü. Bu rakam bile ankesörlü hat aramalarının FETÖ’yü deşifrede önemli bir delil olduğunu gösteriyor. FETÖ’nün paniği de bundan.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetoculeri-panikleten-rakamlar-2075420

[Edited at 2019-02-17 06:46 GMT]


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35]


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search







BaccS – Business Accounting Software
Modern desktop project management for freelance translators

BaccS makes it easy for translators to manage their projects, schedule tasks, create invoices, and view highly customizable reports. User-friendly, ProZ.com integration, community-driven development – a few reasons BaccS is trusted by translators!

More info »
Across Translator Edition and Across Language Server v7
Meet our brand new version and speed up your translation processes!

Deliver high-quality translations with our fast and secure solutions. You can also integrate machine translation and other third-party systems. The Across Translator Basic Edition is free for freelancers. Start now and discover new business opportuniti

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search