PDF dönüştürücü değilim. Çevirmenim.
Thread poster: NecdetB
NecdetB  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
German to Turkish
+ ...
Sep 19, 2014

Yerli ve yabancı forumlarda PDF dosyalarıyla çalışmanın yarattığı sıkıntılar, PDF karşısında haklı-haksız duyulan rahatsızlık, yakınma ve şikayet kimi zaman dile getiriliyor. Buradaki yeni bir örnekte iş "PDF'i yasaklayalım!" şakasına kadar vardırılmış.PDF'in adamakıllı üstesinden gelecek CAT aracının" gerekliliğine, başka pek çok yerde olduğu gibi, orada da vurgu yapılmış. Forumlarda ilgili başlıklar altında zaman zaman dile getirilen bir görüş, bu örnekte de tekrarlanmış: "Ben çevirmenim. PDF dönüştürücü değilim."

Benzer sıkıntıları biz de yaşadığımıza göre, aramızda PDF'le çalışmaya benzer şekilde yaklaşanlar olabilir. Niyetim böyle düşünenleri eleştirmek değil. Umarım öyle bir izlenim de vermem. PDF konusunda birilerini ikna etmeye kalkışmak da değil. Herkes bilgisi, ilgisi ve gereksinimi uyarınca hangi dosya formatıyla nasıl ve ne derecede çalışacağına karar vermiştir, vermemişse de verecektir zaten. Yine de bu konuyla PDF'i biraz savunmak, hatta biraz yüceltmek, hakkında kimi bilinenleri hatırlatmak, ola ki bilinmeyenlerle birlikte biraraya getirip PDF'in önemini, giderayak da PDF gerçekliğini, kısaca vurgulamak istedim. Varsa PDF'i yeterince tanımayanlara, bu formattan kaçınanlara, PDF'i henüz çözmemiş olanlara belki ufak bir katkısı da olur. PDF'i bir daha düşünmelerine belki aracı olur.

PDF'e sırtına dönen ya da PDF'e karşı direnen yukarıda alıntıladığım türden yaklaşımların, PDF'i yeterince tanımamaktan, dolayısıyla önemini yetesiye görememekten kaynaklandığı kanaatindeyim. PDF sıradan, "just another" dosya formatı değil. Bir çevirmenin çalışabileceği tüm dosya formatları arasında en önemlisi belki de PDF (evet docx de değil). Çünkü bu dosya formatları arasında alternatifi olmayan tek format PDF. DOCX yoksa, başka alternatif dosya formatları (ODT gibi) var, başka kelime işlemciler, ayrıca metin editörleri var. Bunlarla iş Word'le yapıldığı kadar yapılamazdı, zor olurdu, kör olurdu, topal olurdu, ama netice de olurdu. Word'den daha önemli olmakla beraber aynısı Excel için de sözkonusu. Hatta aynı durum, çevirmenlerin hiç ya da pek karşılaşmayacağı diğer dosya formatları için de geçerli. Fotoğrafla işi olanlar için JPEG yoksa, başta TIFF ve PNG olmak üzere diğerleri var. InDesign'ın *.innd'si olmasa da olurdu kitap-dergi dizmek için, QuarkExpress'inki var hala; Illustrator'un *.ai'si yoksa, CorelDraw'ın *.cdr'si var vektör çizmek için. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat PDF yoksa, 20 yılı aşkın geçmişe sahip bugünkü -elektronik- baskı teknolojisi de yok. Öyle ya, masaüstünüzdeki en basit yazıcıdan gazete ve dergi yayın gruplarının trilyonluk baskı tesislerine kadar baskıya giden akla gelebilecek her şey, PDF (ya da bugün artık yerini giderek PDF'e bırakan, PDF'in atası PostScript) boğazından geçmek zorunda. Offset ve ditijal baskıdaki gibi henüz bir zorunluluk haline gelmediyse de, buna dijital yayıncılıkta yaygın, dijital dosya alış-verişinde baskın hale gelmesi de eklendiğinde hangi dosya formatı önünde durduğumuz biraz daha görülebilir, bugünkü ve yakın gelecekteki vazgeçilmezliği daha bir anlaşılabilir.

"Çevirmen olarak, baskı ve yayın sürecinde sadece bir halkayım, üstelik son halkası da ben değilim. PDF (ya da PS – bundan böyle PostScript’i de PDF olarak anmakla burada bir yanlışlık yapmış olmam) bu sürecin geçtiği bir boğaz diye, sıkıntısını ben niye çekiyorum?" diye sorulabilir. Yayınlanacak, basılacak şey (döküman, kitap, fotoğraf, her ne ise o) izlemesi gereken tüm adımları (örneğin düzeltme, iyileştirme, ekleme, çeviri, tasarım, dizgi) oluşturulan formatta (diyelim ki docx) prensipte geçebilir, en son baskı/yayın aşamasına gelince PDF'e dönüştürülebilir. PDF'in çevirmen için beraberinde getirdiği sorunlar açısından da böylesi belki ideal olurdu. Word'le çalışma durumunda olduğu gibi, bu süreçte PDF'in son aşama olduğu, yani çevirmene hiç uğramadığı durumlar yaygınsa da, uygulamada PDF'e dönüştürmenin son aşamaya bırakılması her zaman mümkün değil, kimi durumda da tercih edilir değil.

Mümkün değil, çünkü bir belgenin uğrayacağı duraklarda bulunan kişilerin kullandıkları araçlar (diyelim ki MS Word, LibreOffice Writer, Apple iWork) ve bu araçların kullanıldıkları platformlar (Win, Mac, Linux) aynı değil, aynı olsalar bile versiyon farklılıklarından uyumluluk ya yine mümkün değil (InDesign CC dosyasını CS4 versiyonu ile açamamak) ya da garanti değil (docx'i Word 2003 ile açmak).

Tercih edilir değil, çünkü bir belgeyi meydana getiren metni ayrı, fotoğrafı ayrı, grafiği-vektörü ayrı, mizanpajı ayrı formatlarda tutup bu formatlarda baskı/yayın dolaşımına sokmak pratik değil. Yine kimi durumda zaten mümkün de değil.

Başka dosya formatları elden elde dolaşırken uyumluluğu sağlayamıyor ya da garanti edemiyor da PDF bunu nasıl başarıyor peki? Basılacak, yayınlanacak dökümanın hem içeriği hem de biçimi için en uygun ve belki de en kapsamlı bir konteynır olmakla. İçerik ve biçim bilgilerini hep beraberinde taşıdığından, başta baskı aşamasındaki son kişiler (örn. matbaacılar) olmak üzere elinden geçtiği herkese amaçlandığı şekilde ulaşıyor, gerektiğinde öyle işleniyor, öyle basılıyor veya yayınlanıyor. Gerçi Word de aynı benzetmeyle bir konteynır. Nitekim metnin yanında fotoğraf, grafik ve vektör gibi içerik ile sayfa bilgileri de taşıyor taşımasına ancak PDF kadar birincisi başarılı değil, ikincisi kapsamlı değil. DOCX'li dosya alış-verişinde, fotoğraf, grafik ve vektör, hatta metin gibi dosya içeriklerinde meydana gelebilecek kaymalar, kimi durumda bozulmalar ve kayıplar PDF'de sözkonusu değil. MS Word, örneğin 2013 versiyonuna kadar seçilip kullanılan yazıtipinin sadece bilgisini taşırdı beraberinde ama kendisini değil. 2013 versiyonuyla birlikte, kullanılan fontu belgeye gömmek mümkün hale geldiyse de PDF çoktan Üsküdarı geçti. Ayrıca Word bununla PDF'e sadece bir adım daha yaklaşmaya, benzemeye başladı. Dijital yayıncılıkta önemli olabilecek bir başka örnek, Word'e flash, animasyon, ses ve video dosyalarını gömmek mümkün değil. Word'e haksızlık etmeyelim ama: Word'ün ilk ve asıl amacı, baskı ve yayıncılık değil zaten.

PDF'in şu an için en uygun içerik ve biçim konteynırı olmasının ise tek bir anlamı var: Basılacak, yayınlanacak içeriğin amaçlandığı gibi basılıp yayınlanacağının, amaçlandığı gibi görülüp-bakılıp-okunacağının garantisi. Bu "amaçlandığı gibi" noktası, uygulamada kimi durumlarda önemli olmayabilir, görünmeyebilir ya da gerekmeyeblir. Ancak bu nokta hep var. Basit bir örnek:



Üstteki Word örneğinde, Word ile çalışıldığı sürece seçilen Calibri fontunun 22 puntoda sola yanaşık yazılmasının pek bir önemi yok. Nitekim Calibri fontunun bulunmadığı bir bilgisayardaki Word ile açılması durumunda, Calibri fontunun yerini aynı puntoda bir başkası alacak, bu yeni fontun özelliğine göre metin belki de 3. satıra taşacak. Ancak, dedik ya, amaçladığımız şey de zaten 2 satır olması değildi, bu yüzden sorun yok.

Oysa aynı görünümdeki PDF durumunda, biz farkında olalım-olmayalım, isteğimiz veya amacımız bu olsun-olmasın, metni Calibri fontuyla, 22 puntoluk o büyüklükte ve 2 satır olarak amaçlamışızdır. Bunun, onca tantanaya, bu kadar PDF kahrı çekmeye değmeyecek küçük, önemsiz bir ayrıntı olduğu düşünülebilir. Oysa şirketlerin kurumsal kimliklerinin birer parçası olan, (diğerlerinden) farklılık, tanınabilirlik, ayırd edilebilirlik gibi ilkeleri gözönüne alındığında, başka biri değil de Calibri fontunun seçimi; reklam ve pazarlama malzemelerinin etki güçleri (çarpık-çurpuk metinler, metin denizinde gelişigüzel yüzen görseller) ve bunların maliyeti (örneğin 2 sayfada mümkünken 3'e taşması) açısından metnin 2 satır olarak kalmasının önemi açığa çıkar.

"Amaçlandığı gibi" noktasını sağlayan PDF, bu nokta üzerindeki kontrolleri de sağlıyor. Özellikle resmi ve kurumsal dijital belgelerde, PDF üzerinde değişikliğe izin verilmemesi, kimi durumda basılmaya izin verilmeyip sadece okunabilmesi ya da sadece doldurulup basılabilmesi gibi engeller ve izinler, daha doğrusu kontroller, hep bu "amaçlandığı gibi" noktasına yapışık. PDF, bu özellikleri ve kontrolleri sağladığı içindir ki bugün baskı ve yayın teknolojisinin vazgeçilmezi, dijital dosya alış-verişinde baskınlığı giderek artan bir oyuncu.

Bu baskı/yayın ve dijital dosya alış-verişi çevrimine şu veya bu nedenle, şu veya bu oranda katılan herkesin -basılacak PDF dosyasının offset baskıya uygunluğunu kontrol eden baskı operatörünün, sınav başvuru formunu doldurup bastırabilen öğrencinin, mahkeme formalitesini okuyup bastırabilen avukatın, şirketin sertifikasını sadece görebilen müşterinin ya da indirdiği e-kitabı sadece okuyabilen kitap kurdunun - PDF ile işi ve ilişkisi başka başka. Bu ilişkide çevirmenin payına düşense -yazık ki- çevirmek. Yapacak pek bir şey yok, zira Adobe'nin "PDF'in mimarisinde gereken değişikliğe gidip çevirmenleri şu dertten kurtarayım" diyeceği yok. Beğenin-beğenmeyin, PDF üzerinden bir baskı/yayın çevrimi, dosya alış-verişi için ise başta PDF'i de içeren bir çevrim kurulmuş. Daha acı bir yönü şu (bilinen bir yön gerçi ama aynı zamanda unutulan da bir yön): Bu çevrim kurulurken çevirmenler gözetilmiş değil. Ne ki, bu çevrimde dolaşıma katılan döküman sayısının çok az bir kısmı çeviriye uğruyor, bu nedenle çevirmenlerin gözetileceği de yok. Çevirmenler topyekün aradan çıksalar bile, çevrimin değişeceği yok. İşiniz gereği bu çevrime katıldığınız ve bu çevrimde kaldığınız sürece, PDF'ten, böylece beraberinde getirdiği (aslında avantajları karşısında neredeyse ihmal edilebilecek kadar küçülen) güçlüklerle karşılaşmaktan kaçış yok! Bu PDF ya çevrilecek ya da bu çevrimden çıkılacak.

Üçüncü şık olarak:

* Yerli olsun yabancı olsun, müşteriye veya çeviri bürosuna "PDF varsa, ben yokum!" denilebiliyorsa, ne iyi! Bu bir kazanç olmasa da, kayıp sayılmaz en azından.
** Müşteriden ya da bürodan PDF yerine her defasında diyelim ki Word dosyası istenebiliyorsa ve öyle sağlanabiliyorsa, bu daha da iyi! Word dosyası sorunsuz bir iş akışı anlamına gelmese de, çeviri açısından PDF'ten daha iyi olduğu kesin.
*** Müşteriye ya da büroya "Ben çevirmenim. PDF dönüştürücü değilim. Sen dönüştür, öyle gönder!" denilebiliyorsa, bu da iyi.

Yukarıdaki üç durumun da ideal olduğunu söylemeye gerek yok. Uygulamanın sıklıkla daha başka olduğunu herkes kendi deneyiminden bilir.

İlkin, nasıl ki çevirmen olarak PDF'le cebelleşmenizin çeviri hizmetinizle bir ilgisi yok -buna ben de katılıyorum-, müşterinin veya büronun da dilediğiniz dosya formatında iş gönderme yükümlülüğü yok. İşiniz kolaylaşacak diye kendisine ilave iş yüklenecek değil.

İkincisi, müşteri işinizi kolaylaştırmak istese bile bunu yapmak elinde olmayabilir. Örneğin, tasarımını ve baskısını çoktan yaptırmış ürün kataloğunun kaynak dosyası -artık- elinde olmayabilir, çevirisi için PDF olarak göndermek zorunda kalabilir.

Üçüncüsü, müşteri kendisini de aşan baskı ve yayın çevrimine bir kez girmişse, çevirmeni gözetsin-gözetmesin, eninde sonunda PDF göndermesi kaçınılmaz.

Siz PDF dönüştürücü değilsiniz, müşterinin de elinde bu format var. Bu durumda benim yaklaşımım işportacı ağzıyla şu: PDF'i dönüştürmemiz menfaatimiz icabıdır.

Çünkü işinin bir parçası olmadığı halde PDF ile şu veya bu ölçüde, şu veya bu aşamada uğraşmak durumunda kalan bir tek çevirmenler değil. Bu açıdan çevirmenleri ayrı kılan bir durum da yok. Hayal gücü, çizimi, el becerisi mükemmel bir illüstrator ya da tasarımı güçlü profesyonel bir tasarımcının da işi PDF ile uğraşmak değil sözgelimi. Ancak ne kadar mükemmel çizim ve tasarım yaparlarsa yapsınlar, yaptıkları basılamadıkça, başarısızdırlar. Basılamayan işlerinin bir geçerliliği olmadığı gibi böylesi çalışmayı kimse de kabul etmez zaten. Nitekim, uygulamada daha işin başında baskıya uygun çalışır, çalışma bitiminde baskıya uygun PDF'e dönüştürürler. Buysa herşeyden önce PDF bilgisi, her defasında PDF ile uğraşmak demek. Elbette menfaatleri icabı. Basılmak üzere gönderilmiş PDF'leri sıraya sokmak, şablonları, baskı makinesini, baskı kağıdını hazırlamak ve en son "Print" tuşuna basmaktır gerçekte baskı operatörünün işi. Gönderilen PDF'lerin baskıya uygunluğunu kontrol etmek (Preflight), sonunda da birer PDF uzmanı olup çıkmak, işleri ve görevleri gereği değil, menfaatleri gereği. Gülünç kaçacak, biliyorum, ama şu da sorulabilir: Avukatlığın, bilgisayara bir PDF reader kurarak mahkemenin dijital PDF formunu doldurup dava sürecini başlatmasıyla ne ilgisi var? Ya da çevirmenliğin, bilgisayar kullanıcısı olmakla, dolayısıyla Word-Mörd programlarını öğrenmek durumunda kalmakla, bu arada mavi ölü ekranlarla uğraşmakla, zamanla bir virüs avcısına dönüşmekle ne ilgisi var? (Öyle ya, bir kalem ve kağıt hala çeviri yapmaya yeterli!) Menfaatiniz varsa, şüphesiz ilgisi de var.

Bence durum açık: PDF çevriminde çevirmenlerin bu çevrimin çok küçük bir parçası olduklarını unutmamak, bu çevrimde çevirmenler yer almasa da çevrimin öylece varolmaya devam edeceğini gözden kaçırmamak, çevirmenleri de aşan büyük resmi arada bir gözetmek, PDF'leri ele alırken kolaylık sağlayabilir. PDF'ten kaçınmak, kendisine direnmek gerekmeyebilir. PDF'in beraberinde getirebileceği çalışma zorluklarının üstesinden gelmek için ilk ve en önemli adım böylece atılmış olabilir.

PDF'e sıklıkla haksızlık edilen bir nokta, çevrilecek tüm içeriğin resim formatında PDF'e gömülü gönderilmesi. Kaynak dosya formatının resim olmasının ya da çeviri içeriğini aktarmak için resim formatı seçilip öylece PDF’e gömülü olarak gönderilmesinin gerçekte PDF ile bir ilgisi yok. Bu durumda PDF'in bu resim formatlarına konteynırlık yapması bir günah değil, tersine, bir kolaylık. Zira 100 sayfalık bir çeviri içeriğinin tek bir PDF içinde gömülü olarak alınması, özel bir gerekçe olmadıkça 100 adet resim dosyası halinde alınmasından iyidir.

İkinci ve yine benzer bir haksızlık, üzerinde optik karekter okuma işleminin yapılmış, genellikle başarılı bir sonuca ulaşılmamış PDF'lerin gönderilmesi. Bunun da, daha doğrusu OCR'nin de PDF ile bir ilgisi yok. Kaynak format yine resim formatında ise, OCR de bir çözüm olarak denenmiş ve istenen sonuç elde edilemişse, PDF'in günahı yok. Zira PDF'in, bu durumlarda başarılı bir OCR sonucuna zemin hazırlamak gibi bir amacı, görevi, iddiası yok. Adobe Acrobat, ihtiyaç oluştuğu için temel düzey bir OCR özelliği sunuyor. Türkçe dili de destekleyen bu özelliği, çoğu durum da başarılı sonuç veriyor vermesine ancak PDF'in asıl amacı OCR değil.

Yukarıdaki iki durum karşısında PDF'in her gün tonlarca çevirmenden tonlarca küfür yemesi, her gün aldığınız paketi her defasında açmakla bir ton uğraştığınız için kargo şirketine bir ton küfür etmeye benzer.

PDF'in doğrudan sorumlu olduğu örnekler de yok değil. Benim şu an aklıma gelen bir tanesi: Metnin, baskı/yayın sürecinin herhangi bir aşamasında (genellikle baskı öncesindeki son aşama) vektöre dönüştürülmüş olması (Outlining, Converting. Yaygın Türkçe adı da yazık ki "Konvertleme"). Bunun, çevirmenleri ilgilendiren kısmı şu: Metin, bu işlemle, sahip olduğu karakter ve paragraf bilgilerini (font, satır aralığı, Unicode karekter bilgileri, vb.) yitirir; seçilebilir, silinebilir, değiştirilebilir olmaktan çıkar. Başka bir demeyle, metin artık bütünüyle vektöre dönüşür. Örneğin, "a" görünen şey, artık harfi değil, a harfi şeklinde bir vektördür. Siz ekranda yalın metin gibi görseniz de, seçemez, kopyalayamaz, TXT formatında metin olarak dışarı aktaramazsınız.



Çevirmenlerin bu açıdan ihtiyaç duyup istedikleri şey, döküman sahibinin kimi durumlarda tam da kaçındığı, istemediği şey. Örneğin dijital yayınlarda arama motorlarının belge içeriklerini tarayıp indekslemeleri istenmeyebilir.

Fakat bu metni vektöre dönüştürme özelliğinin asıl amacı ve en büyük yararı, yine "göründüğü gibi" ilkesine yapışık olarak, istenmeyen font değişikliklerinin önüne geçmek. Örneğin, seçilip kullanılan font, baskı için gönderilecek gönderilecek matbaacıda bulunmayabilir.

Yararı büyük olsa da, çevirmenler için talihsiz bir özellik. Bu özelliğe karşı yapacak bir şey yok, OCR'ye ve küfre devam!

Görüldüğü gibi, PDF’in beraberinde getirip çevirmenin işini güçleştiren yanlarının ya gerçekte PDF'teki kullanım amacıyla ilgisi yok (resimle gömülü gelmesinde olduğu gibi) ya da başka alanlardaki genel yararları karşısında çeviride yarattığı sıkıntıları ihmal edilebilecek düzeyde. Bu gerçekliğin ayırdına varmak, başta CAT araçları olmak üzere diğer yardımcı programlardan (OCR, PDF dönüştürücü) PDF ile ilgili bugünkü ve yakın gelecekteki beklentileri yeniden gözden geçirmeye, ola ki bu beklentileri gerçekci zemine oturtmaya yarayabilir. Böylece sözkonusu çalışma programından (CAT, OCR, PDF dönüştürücü) hiç gerçekleştiremeyeceği kimi ödevleri yapmasını beklemekle programa haksızlık yapmanın önüne geçilmiş olur. Alıntıladığım konunun sahibine ait "What's needed is a CAT programme able to handle PDF regardless of how complex it is." cümlesindeki "regardless of how complex it is" ifadesi de anlamını yitirir. Ayrıca hakkaniyet de gözetilebilir. Öyle ya, siz çevirmensiniz, PDF dönüştürücü değil. CAT aracı da CAT aracı, o da PDF dönüştürücü değil.

Şimdilik bu kadar. Aklıma geldikçe ilaveler yapabilirim.


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Sonuç? Sep 20, 2014

Yazınızı okudum ama ne sonuç çıkarmam lazım orada takıldım. pdf'e değil, gönderene de değil, ee kime ağzımızı bozmamız lazım anlamadım.

Bence sorun dosya formatları değil, pdf, powerpoint ppt, şu, bu çok önemli değil... çeviri dışında bir emek harcanıyor ve bu emeğin karşılığının alınması lazım.

Bir sayfa çeviriye 20-30 EUR para alıyorsam, pdf dönüştürmem için harcayacağım her saat için 40-60 EUR, hatta daha fazla almam lazım.

Normal saat ücretinden daha fazla alınması lazım çünkü pdf dosyalarını dönüştürmek için gereken programları satın almak, bunların nasıl çalıştığını öğrenmek için de zaman ayırmak lazım. Vakit nakittir, kimse kimseye madalya takmıyor(muş) pdf dosyalarını aynısına yakın dönüştürdüğümüz için.

Şimdi adam bana 2 sayfa pdf formatında çeviri gönderecek, yanında da 100 sayfa referans, bilme kaç dakika video kaydı filan, abuk sabuk terim listeleri, alakasız konularda çeviri belleği, bu da yetmezmiş gibi 10-15 sayfa checklist... sonra ben bundan sadece 2 sayfa çeviri parası alacağım

Ya ben şimdi lokantaya gidip bir çorba söylesem ama aşçıyı yanıma çağırıp şunu şunu şunu şöyle yap desem kepçeyi nereme yerim bilmiyorum. Altı üstü bir çorba, altı üstü 2 sayfa çeviri

Gıcık iş isteyen müşteri parasını da misliyle öder, ben küfrederim diğer türlü müşteriye, ayıptır derseniz günde otuz tane 20mb'lık pdf gönderirim, açıp açıp baksın diye.


pdf dosyaları benim projelerimde gerekli ama sadece referans dosyaları olarak




[Edited at 2014-09-20 17:44 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Recep Kurt  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
Member (2011)
English to Turkish
+ ...
Çeviri mi, masaüstü yayıncılığı mı? Sep 20, 2014

Selçuk Bey'in değindiği gibi, bunlar farklı hizmetler. Ücretlendirmesi de ona göre yapılır. İşini bilen bir büro bunu bilir ve çevirmene çalışılması kolay formatlı bir kaynak dosya gönderir zaten...

Direct link Reply with quote
 

Emin Arı  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
Member
English to Turkish
+ ...
pro ve non-pro Sep 21, 2014

PDF genellikle orijinal kaynak metnin referansı olarak gönderiliyor. Beni asıl sıkan orijinal metnin formatına uygun son hali istemeleri. İşin gücün yoksa paragrafı aşağıya kaydır, yok fontu değiştir falan filan. Çoğu durumda bende kontak atıyor ve "DTP uzmanı değilim kardeşim ben çevirmenim" deyip resti çekiyorum. Mönüde olmayan bir şey istenir mi? Lahana turşusu yazmışmıyız? Bu tür non-prolardan Allah bizi korusun. Fırat'ın dediği gibi "Dinimiz amin".

Direct link Reply with quote
 

Nizamettin Yigit  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
Dutch to Turkish
+ ...
PDF / metin /Tercüme ve Sorumluluk Sep 21, 2014

Merhabalar,

Yazı biraz uzunca ve ne anlamamız gerektiği, yani yazının yazılış amacı da net olmadığı için ben de Selçuk Akyüz gibi kaldım.

Ancak tercüme yanında bazı diğer dijital hizmetleri de veren birisi olarak her iki iş kolunda da PDFsiz bir hayat düşünmeniz zor.
Hem şu dönemde artık PDF metinlerini de doğrudan CAT araçları içerisinde çalışabiliyorsunuz. Eğer bu olmuyor ise, PDF oluşturulurken yapılmış olan ayarlarda veya PDF'in bir yazılımdan değil de doğrudan tarayıcıdan oluşturulmuş olmasıda çözüm aramak gerek.

PDF word dosyasından elde edilmişse genelde daha az sorun verir. Ama eğer farklı metin kutucukları veya yazı katmanları olan bir dosya ise word içerisinde durum çok değişken ama diyelim Indesign veya Illustrator PDF'ten sağılacak metin görünen metinle aynı da çıkmayabilir. Zira PDF'ten kopyalayıp alacağınız metin, metin kutularının oluşturulma sırasında göre dizilecektir.

Bunu ayıklamak da tercüme işi değildir.
Ben Bana gelen tercüme işi eğer ya işte metin, PDF'ten kopyala ve yap derlerse,

bana word veya RTF türünden bir dosya göndermediğiniz için, metin, paragraf ve başka tür bir sorun çıkacak olursa mesuliyet kabul etmem. Ctrl + A, Ctrl +V yapar, elime ne gelirse, sırasını değiştirmeden çevirir gönderirim diyorum.

Önce iyi deseler de kendileri denediklerinde hata görürlerse nişadır yanıklıymış gibi acele acele arayıp biz size yeni metin gönderiyoruz derler.
Yok biz farkındayız ama bu işin içinden biz de çıkamıyoruz derlerse, efendim bu DTP işidir, işin içinden ben çıkarım ama ayrıca fatura ederim diyorum ve iş çözülüyor.

DTP saat ücreti ise piyasada tercüme saat ücretinden daha yüksek.

Ben sadece çeviririm derseniz, bir süre sonra çevirecek metin bulmanız zor. Zira küçük işletmelerin önemli bir kısmı ne DTP bilir ne de teknolojiyi sizin kadar takip eder.

Aracınızı rektefe ettirirken, rektefe eden kişi, harici bir iki yerdeki kaynak işini yapmayıp abi biz kaynakçı değiliz, sen şu parçaları al götür komşuda kaynattır getir diye elinize tutuştursa ne derdiniz? PDF veya Excel içindeki çeviriler de böyle.

Nasıl kavun ile kayısı için ödediğiniz para veya uyguladığınız yetiştirme yönetmi aynı değilse, burda da işi birbirinden ayırmanız lazım. Ona göre de ücretlendirmeniz durumunda sorun kolayca çözülecektir.

Sağlıcakla kalın

Nizam Yigit


Direct link Reply with quote
 

Mustafa C. KATI  Identity Verified
Turkey
Local time: 12:34
Member (2012)
English to Turkish
+ ...
ağzınıza sağlık Sep 22, 2014

Emin Arı wrote:

PDF genellikle orijinal kaynak metnin referansı olarak gönderiliyor. Beni asıl sıkan orijinal metnin formatına uygun son hali istemeleri. İşin gücün yoksa paragrafı aşağıya kaydır, yok fontu değiştir falan filan. Çoğu durumda bende kontak atıyor ve "DTP uzmanı değilim kardeşim ben çevirmenim" deyip resti çekiyorum. Mönüde olmayan bir şey istenir mi? Lahana turşusu yazmışmıyız? Bu tür non-prolardan Allah bizi korusun. Fırat'ın dediği gibi "Dinimiz amin".


hislerime tercüman olmuşsunuz emin bey..


Direct link Reply with quote
 


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

PDF dönüştürücü değilim. Çevirmenim.

Advanced search







PerfectIt consistency checker
Faster Checking, Greater Accuracy

PerfectIt helps deliver error-free documents. It improves consistency, ensures quality and helps to enforce style guides. It’s a powerful tool for pro users, and comes with the assurance of a 30-day money back guarantee.

More info »
TM-Town
Manage your TMs and Terms ... and boost your translation business

Are you ready for something fresh in the industry? TM-Town is a unique new site for you -- the freelance translator -- to store, manage and share translation memories (TMs) and glossaries...and potentially meet new clients on the basis of your prior work.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search