Pages in topic:   [1 2] >
Tercüman olarak sosyal sorumluluk üstlenmek
Thread poster: Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
Mar 8, 2015

Sizce hasbelkader tercüme yaparken ülkenizin bütünlüğü ya da halkın bizzat kendisini tehdit eden bir durumla karşılaşsanız sade bir vatandaş olarak müdahil olmanız gerekir mi? Gerekirse ne dereceye kadar? Konuyu açmamın sebebi şu:

Son zamanlarda EGM Kokain ve Sentetik bürolarına yaptığım sözlü çevirilerde (kuryeler ve polis arasında) dışarıdan biri olarak ve sonrasında merak ederek yaptığım internet araştırmalarında uyuşturucuya dünyada en ağır cezanın verildiği Singapur, Malezya, Endonezya,Çin,İran, Dubai, S. Arabistan vb. (Endonezya Alman İngiliz demeden ve yaşa başa bakmadan doğrudan kurşunda diziyor/neticede 1 kg kokain 1000 kişiyi bağımlı yaparak süründürerek öldürmekte) ülkelerde satış ve kullanımın neredeyse yok denecek kadar az olduğunu gördüm. Türkiye'de 11 yaşa kadar inmiş uyuşturucu kullanımının önemli ölçüde önüne ancak idam olmasa da ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi cezalarla yine de caydırıcılık sağlanarak geçilebilir.

BU NOKTADA SADE BİR VATANDAŞ OLARAK KONU BENİ OLDUKÇA RAHATSIZ ETTİ.


Zira en fazla uyuşturucuyla yakalanan ilk suçuysa 4 sene falan kalıp aynen devam ediyor ve bu arada yabancıların kaldığı Maltepe cezaevinde diğer kuryelerle tanışarak bir nevi üniversite eğitimi alıyor ve ben de hergün evim yakın olduğu için EGM'e giderek Kokain ve Sentetik bürolarına yaptığım sözlü çevirilere devam ediyorum. (polisler bunlara misafir gibi davranmaktan başka bir şey yapamıyor, devlet avukat atıyor ve mahkemeler ceza veremiyor)

YİNE BU NOKTADA HALKI ANLAMIYORUM

Uyuşturucuya verilen cezaların maksimuma çıkarılması için* bütün anne babalar ve halk Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık , Cumhurbaşkanlığı , Emniyet Amirlikleri, Yeşilay gibi kurumlara toplu olarak e-mail yazsalar bu konu çözülür. Fakat çoluğu çocuğu olan insanlar onların geleceği için iki satır yazmak yerine evde maç ya da tv. seyretmeyi tercih ediyorlar.

Neyse ben bu konuyu köşelerinde dillendirmeleri ya da bir tv programı yapmaları için tanıdık yazarlara yazdım

UMARIM YANLIŞ YAPMADIM.

Zira bu gidişle uyuşturucu kullanımı 8-9 yaşına kadar da iner çünkü uyuşturucu getirirkenyakalananlar getirenlerin %0,1'i bile değil ve cezalar artmadıkça ne polis, ne savcı, ne hakim, ne cezaevleri yetmez bunu önlemeye.

[Edited at 2015-03-08 17:59 GMT]


 

ATIL KAYHAN  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
Turkish to English
+ ...
Cezalar Gerçek Olsa... Mar 8, 2015

Uyusturucu ile ilgili konunun detaylarina inemeyecek kadar az bilgim var. Ancak, Türkiye'de genel olarak cezalarin hiç etkin olmadigini iyi biliyorum. Sadece "show off" amacina hizmet ediyor, yani göstermelik. Üstelik bu her dalda böyle. Zaten mevcut cezalarin önemli bir kismi hiç uygulanmiyor.

Izin verirseniz ben trafikten örnek vermek istiyorum. Ben her gün oturdugum bölgede bir saat yürüyüs yapiyorum. Bu yürüyüsüm esnasinda sadece kirmizi isikta geçen sayisiz arabaya sahit oluyorum. Bu araçlarin hiçbiri polis tarafindan durdurulmuyor. Peki, kirmizi isikta durulmasi zorunludur tezini nasil savunacagiz? Eminim benzer durumlar uyusturucu ile ilgili kanunlar için de geçerlidir.


 

betül asiye karpuzcu  Identity Verified
Local time: 10:28
Member (2012)
Turkish to English
+ ...
Haklısınız ama kim ceza alıyor ki? Mar 8, 2015

yolsuzluk yapan mı?
hırsızlık yapan mı?
tecavüz eden mi?
adam öldüren mi?
Özgecan olayı hepimiz sarstı ve dediğiniz eylemler de yapıldı meclis açıktı, iç güvenlik paketi maddeleri tek tek geçiyordu, tek bir işlem yapıldı mı?
Uyuşturucuyla bir tuttuğumdan değil ama bu ülkede karşılıksız çekten Yargıtay'da bekleyen 230 bin dosya var. Devlet ne yapıyor biliyor musunuz? Karşılıksız çeki suç olmaktan çıkarıyor... mahkemeye de diyor ki aman bunlara hapis cezası vermeyin, 230 bin kişiyi yatıracak hapishanem yok...Neresinden tutsanız elimizde kalacak bir ceza hukukumuz...aslında hukuksuzluğumuz var.
Ceza hukukunu baştan yazmayı geçtim, bu ülkede halkın örgütlenip birşeyler talep ettiğini (ve olduysa şayet, aldığını) ben 83 doğumluyum, bana görmek nasip olmadı (geziyi sayarsak tek istisna odur belki) misal yengem hamile iken kadınların ücretli doğum izni uzatılacak deniyordu (tüm hamile kadınlar da dilekçe verdi yazdı çizdi, kadın örgütleri uğraştı); kuzenlerim okula başladı, hala uzama söz konusu değil, eminim ki kıdem tazminatı da eninde sonunda kalkacak.... Sanmıyorum ki kısa vadede böyle kangrenleşmiş sorunlara el atılsın ve vatandaşın yararına bir şey yapılsın, siz herhangi bir seçim bildirgesinde gördünüz mü? Önümüz seçim, yegane mevzumuz Başkanlık sistemi, örnek olsun diye söylüyorum. Bir Başkanımız olursa hepsi çözülecek zaar. Toplu e-postayla sorun çözüleceğine cidden inanıyorsanız da umutlarınızı bu kadar yüksek tutabildiğiniz için sizi tebrik ediyorum. Belki sırrınızı bizimle paylaşırsınız?
Şunu da söyleyeyim de neden bu kadar umutsuz olduğum daha net anlaşılsın;
Memleketimde (Konya-Ereğli) uyuşturucunun ve her türlü kaçakçılığın (insan/terörist, silah, hayvan vs) -güzergahı olması sebebiyle - takibi yapılıyor. Sırf uyuşturucu için jandarma karakollarımız var artık kırsalda (belki bilmiyorsunuzdur) Jandarma 3 kişi yakalıyorsa civar kent ve köylerden ve komşu ülkelerden 300 kişi bu çarka dahil oluyor, ilgi muazzam. Çünkü çalışmadan kazanmayı, kısa yoldan köşe dönmeyi şiar edinmiş bir toplum olduk kısa ve net olarak olayın özü bu ve bu bir tür toplumsal kanser...Anlamadığınız topluma bu açıdan bakarsanız belki anlamak kolaylaşır. Yakalanma riski %50 bile olsa (ki o kadar risk olamaz herkesin ensesine bir güvenlik görevlisi takamayacaklarına göre) zengin olmak/tatlı para ihtimalini insanlar kaçırmıyor. "Velev ki" yakalandı 4 değil, 10 sene yatsın -ki yatmıyor zaten, iyi hal şu bu girip çıkıyor- ağababalarına zaten ulaşılamıyor, onların da kaldırdığı para sülalesine yetiyor...Sülale de buna tamah ediyor.
Tercüman olarak sosyal sorumluluğumuz olduğu fikrine katılıyorum, meslekten bağımsız her bireyin yaşadığı topluma karşı sorumlu olduğuna inanıyorum zaten. Sosyal sorumluluk adına katıldığım işler de oluyor ancak maalesef ben, belki haddim değil ama sizden çok daha genç olmama rağmen e-postayla vs. ile ceza hukukunu değiştirtebileceğimize inan(a)mıyorum, belki daha farklı eylemler ile ses duyurmak mümkün olurdu o da yeni iç güvenlik yasasından sonra artık imkansız.


 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Neticede herkesin çocuğu, torunu, yeğeni olduğuna göre... Mar 9, 2015

betül asiye karpuzcu wrote:

sizden çok daha genç olmama rağmen e-postayla vs. ile ceza hukukunu değiştirtebileceğimize inan(a)mıyorum, belki daha farklı eylemler ile ses duyurmak mümkün olurdu o da yeni iç güvenlik yasasından sonra artık imkansız.


Bu kadar acil bir durumda:

a) Bütün gazeteler&medya kurumları manşet olarak cezaların artırılmasını önerse (sabah akşam tüketimi pompalamak yerine)
b) Bütün partiler eş zamanlı olarak konuyu gündeme getirse (sabah akşam daha az önemli konularla uğraşmak yerine)

Sorun anında çözülmez mi?


 

ATIL KAYHAN  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
Turkish to English
+ ...
BASIN Mar 9, 2015

Ülkemizde maalesef gazeteler neyin önemli neyin önemsiz oldugunu belirleyecek "judgment" sahibi degiller. Ben bunu son derece açik ve net bir biçimde görebiliyorum. Ancak, halkimizin bunu göremedigi de son derece açik ve net.

Ben her Pazar is ilanlari nedeniyle Hürriyet gazetesi aliyorum. Baska bir gün herhangi bir gazete almiyorum. Almamaktan dolayi da mutluyum. Pazar günleri okudugum gazetenin ilk sayfasi dahil büyük bir kismini domine eden bol fotografli magazin haberleri beni gazeteden tiksindiriyor. Adeta, böyle gazetelere halkin nasil para ödedigine sasiyorum.

Ben ABD'de yasadigim yillarda uzun seneler Wall Street Journal (print edition) okudum. O gazete ile Türkiye'de satilan gezeteler arasindaki fark bu satirlarda anlatilacak cinsten degil. Bizim buradaki gazeteler ABD'deki People, vs türünden magazin dergilerinı andiriyor. Neredeyse ciddi bir haber yok ama bol bol fotograf ve magazin haberleri var.

Bir ülkenin basinina bakarak o ülke hakkinda birçok sey söyleyebilirsiniz. Buradan Türklerin hiç profesyonel olmayan, oldukça lakayit (magazin), sabirsiz (okumuyor ama fotograflara bakiyor), yeni seyler ögrenmek hevesinde olmayan (yazi yok ama resim var), öncelikleri belirsiz (ön sayfada magazin, diger sayfalarda kimbilir neler) kisiler oldugu anlasiliyor.

Ben burada insanlari elestirmek istemiyorum. Ben burada sadece BASINI YERMEK istiyorum. Lütfen kimse bu baglamda savunmaya geçmesin. Ben yukarida yazdiklarima gönülden inaniyorum. Tabii sizler hemfikir olmak durumunda degilsiniz. Bu benim kisisel fikrimdir.


 

betül asiye karpuzcu  Identity Verified
Local time: 10:28
Member (2012)
Turkish to English
+ ...
sorunu hem de anında çözmek... Mar 9, 2015

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh" wrote:

betül asiye karpuzcu wrote:

sizden çok daha genç olmama rağmen e-postayla vs. ile ceza hukukunu değiştirtebileceğimize inan(a)mıyorum, belki daha farklı eylemler ile ses duyurmak mümkün olurdu o da yeni iç güvenlik yasasından sonra artık imkansız.


Bu kadar acil bir durumda:

a) Bütün gazeteler&medya kurumları manşet olarak cezaların artırılmasını önerse (sabah akşam tüketimi pompalamak yerine)
b) Bütün partiler eş zamanlı olarak konuyu gündeme getirse (sabah akşam daha az önemli konularla uğraşmak yerine)

Sorun anında çözülmez mi?


1--Bağımsız basının ruhuna Fatiha okunalı çok oldu diye biliyorum ben ama? En son ne zaman ortak manşetle çıkmıştı tüm ana akım medya kontrol ediverirseniz ne dediğimi anlarsanız sanırım.
2--Türkiye'de bütün partilerin eş zamanlı gündeme getirdikleri ve uzlaştıkları tek konu milletvekili maaşlarının/haklarının artırılması olmuştur.

Dediğiniz şeyler güzel şeyler de olabilirliğini göremediğim şeyler. Tabi belki ben körümdür.


 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Şöyle ki Mar 9, 2015

ben günümüzün internet çağı ve 20 sene öncesinden çok farklı bir çağ olduğuna inanıyorum. Bugüne kadar bana para takmak isteyen yerli şark kurnazları ya da Amerika ya da Avrupa da oldukları ve bize vize koydukları için kendilerini emniyette hissedip emeğime el koyacaklarını zanneden garp kurnazlarına ağlata ağlata paramı ödettim (Linkedin, proz, facebook gibi platformlarda bir iki kere bahsetmem yetti) En son da Adliye'de paramı takmak isteyen bir uyanıktan suç duyurusunda bulunarak paramı aldım. Yani internetin kadir olmadığı bir şey yok. Atıl beyin dediği gibi burada basın yok magazin var. Bu da halkın eğitim durumu ile ilgili maalesef. Yine de interneti kullanıp bir nokta atışı yaparak bunun çözüleceğine inanıyorum ama şu anda maalesef bir yöntem aklıma gelmiyor. Belki birkaç daha kuryeye tercüme yapıp küçük çocukların kötü haberlerini okuyup iyice gıcık olup gaza gelince aklıma bir şey gelecek ya da biraz daha fazla gayret edip zaman ayıracağım.Şimdilik sadece devlet kurumlarına ve bazı yazarlara şöyle yazılar yazdım:
------------------------
İyi günler,

Ben tercüman olarak çalışmaktayım fakat rahmetli Sn. Selahattin Kaptanağası'nın başkanlığı döneminde Yeşilay dergisinde yazılarım uzun süre yayınlandı . Ayrıca sigaranın bırakılmasına dair videolarım (https://www.youtube.com/watch?v=9Ogab3r_P8w, https://www.youtube.com/watch?v=RpjgJv7kTPc ) ve kitabım da (http://www.kitapyurdu.com/kitap/doga-ile-gelen-sifa/51099.html) var.

Son zamanlarda EGM Kokain ve Sentetik bürolarına yaptığım sözlü çevirilerde (kuryeler ve polis arasında) dışarıdan biri olarak ve sonrasında merak ederek yaptığım internet araştırmalarında uyuşturucuya dünyada en ağır cezanın verildiği Singapur, Malezya, Endonezya,Çin,İran, Dubai, S. Arabistan vb. (Endonezya Alman İngiliz demeden ve yaşa başa bakmadan doğrudan kurşunda diziyor/neticede 1 kg kokain 100 kişiyi bağımlı yaparak süründürerek öldürmekte) ülkelerde satış ve kullanımın neredeyse yok denecek kadar az olduğunu gördüm.

Türkiye'de idam olmasa da ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi cezalar var. Yani yine de caydırıcılık sağlanarak 11 yaşa kadar inmiş uyuşturucu kullanımının önemli ölçüde önüne geçilebilir. Bu noktada Türkiye'ye sokulan uyuşturucuyu önlemek adına cezalar nasıl artırılabilir zira en fazla uyuşturucuyla yakalanan ilk suçuysa 4 sene falan kalıp aynen devam ediyor ve bu arada yabancıların kaldığı Maltepe cezaevinde diğer kuryelerle tanışarak bir nevi üniversite eğitimi alıyor.

Adalet Bakanı'mıza bu konu iletilebilirse ya da kampanya düzenlenerek Ya da Yeşilay dergisinde yayınlanarak çözülecek ve çözmemiz gereken bir husus olduğuna inanıyorum. Çalışmalarınıziçin peşinen teşekkürler ve hayırlı günler
Saygilar,
---------------------------------
NEYSE KIYMETLİ ATIL BEY VE BETÜL HANIMA FİKİRLERİNDEN DOLAYI TEŞEKKÜRLER. BAKALIM NE OLACAK.


 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Belirtmeyi unuttum Mar 9, 2015

ama belki de yine Nizam Bey gibi bir meslektaşımızın fikri ilham verecek böyle bir olayı gerçekleştirebilmede.

Nizamettin Yigit
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Bugün girdiğim davada Mar 10, 2015

suçlulara 313 gram kokaini ticari amaçlı bulundurdukları için 26 sene 3 ay ve 25 000 TL para cezası verildi. 313 gram kokainin 1 gramı bir kişide bağımlılık oluşturarak önce şeref ve insanlık onurunu, sonra elinde ne var yoksa tüm malını ve parasını ardından sağlığını ve en sonunda da canını alıyor. Yani resmen süründüre süründüre öldürüyor. Kurye olarak kullanılan kişiler genelde az eğitimli paraya ihtiyacı olan ve kandırılmaya müsait başta Nijerya olmak üzere Afrika ya da diğer fakir ülkelerin insanları. Yine de cezalar hafif geliyor demek ki kullanım ve ticaret bu kadar yaygın. Dediğim gibi dünyada en ağır cezanın verildiği Singapur, Malezya, Endonezya,Çin,İran, Dubai, S. Arabistan vb. (Endonezya Alman İngiliz demeden ve yaşa başa bakmadan doğrudan kurşunda diziyor/neticede 1 kg kokain 100 kişiyi bağımlı yaparak süründürerek öldürmekte) ülkelerde satış ve kullanımı neredeyse yok denecek kadar. Haydi kokainin gramı 600 TL civarında olduğu için sadece zenginler kullanabilir diyelim ama okul önlerinde satılan Bonzai vb uyuşturucular 2 TL'ye kadar düşmüş durumda. Yani net biçimde caydırıcılık sağlanmadan 11 yaşa kadar inmiş uyuşturucu kullanımının önüne geçmek mümkün değil. Kuryeler ömür boyu hapis cezası alacaklarını bilirlerse bu kumarı oynamanın hayatlarına deymeyeceğini bilirler ve durdururlar.

 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 10:28
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
BU ARADA Mar 10, 2015

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUĞUM TERCÜMANLARIN PARASINI TAKAN ADAMIN YERİNE BAŞKA BİR MEMUR GÖREVLENDİRMİŞLER. BİLGİNİZE. (NETİCEDE ADALET SİSTEMİNİN ÇALIŞMASI LAZIM VE TERCÜMANLAR DA BU BAĞLAMDA KİLİT ÖNEME HAİZLER)

 

ATIL KAYHAN  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
Turkish to English
+ ...
Donation Preferences Mar 24

Daha önce açilmis bu basligi bu konuya pek uygun gördügüm için yeni bir baslik açmadim. Bugün bos vaktimde yaptigim basit bir web arastirmasinin sonucunu ve fikirlerimi paylasmak istiyorum. Konu halkimizin ihtiyaç sahiplerine bagis/yardim yapmasi ile ilgili 2015 senesinde yapilmis bir anket ve arastirma ile ilgilidir.

Halkimiza sormuslar, ihtiyaç sahiplerine dogrudan yardim etmeyi mi, yoksa kuruluslar araciligiyla bagis yapmayi mi tercih edersiniz? Sonuç bence çok çarpicidir. Halkimizin % 88 gibi bir çogunlugu "Dogrudan yardim etmeyi tercih ederim" diye yanitlamis. Geri kalan sadece % 12 gibi bir oran "Ilgili kuruluslara bagis yapmayi tercih ederim" demis.

n7yymfdmxxqbmf4lpcv3.jpg

Bu anketin imalari çok ilginçtir. Halkimiz büyük çogunlukla (% 88) sokakta dilenen bir dilenciye para vermekte hiçbir sakinca görmüyor. Türkiye'de dilencilerin bu denli fazla olmasinin nedenlerinden birisi de bu olsa gerek. Halkimiz yine tam olarak tanimadigi (illa dilenci olmayan) bir bireye maddi yardim yapmaktan çekinmiyor.

Öte yandan, halkimiz kendini senelerdir kanitlamis organize sivil toplum kurumlarina maddi yardimda bulunmuyor (veya sadece % 12 bulunuyor). Bir baska deyisle, Türk halki maddi yardimda bulunurken yardim ettigi (para ödedigi) tarafin güvenilirligini ("reliability") pek akla getirmiyor. Bir sokak dilencisinin güvenilirligi, örnegin bir KIZILAY güvenilirliginden daha üstün olabiliyor. Bu bence çok ilginçtir.

STK'lar belirli amaçlar için var olurlar ve bu amaçlarin gerçeklesmesi için çaba gösterirler. Genelde daha gelismis ülkelerde bireyler kendi bireysel amaçlari dogrultusunda kendi seçtikleri STK'lara katkida bulunmak isterler, bu dogaldir. Sonuç olarak bu eylemin kisiye getirdigi manevi yararlar yadsinamaz. Örnegin, ben de her sene karinca kaderince bazi STK'lara bagis yaparim. Bunlar hiç yüksek meblaglar degildir. Bunu tamamen kendi seçimlerim dogrultusunda ve gönüllü olarak yaparim. Eminim diger bagisçilar da aynen öyle... Hatta ProZ aidat ödemeleri de bence tamamen bu statüye girer. ProZ da bence bir Non-Governmental Organization statüsündedir ve aidatlar da tamamen gönüllüdür. Dolayisiyla ProZ aidatinizi öderken siz de bir anlamda bir bagis yapmis gibi olursunuz.

Yukaridaki anket sonucuna dönecek olursak, bence halkimizin % 88 gibi bir oranda dilenci, vs. türünden ne idügü belirsiz kisilere para ödemesinin ardinda yine halkimizin egitim eksikligi vardir. Örnegin, ben kesinlikle sokak dilencilerine para vermem ve verilmesine de hep karsiyim. Ama benim egitimim ile % 88 çogunlugun egitim seviyesi ayni degildir. Zaten bu % 88 büyük çogunlukla STK kavramini bile bilmez, bilemez.


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Yolsuzluklar ve güvensizlik sorunu Mar 24

ATIL KAYHAN wrote:

...Zaten bu % 88 büyük çogunlukla STK kavramini bile bilmez, bilemez.


Marmara depreminde (1999) toplanan depremzedelere yardım paralarına ne olduğu, nerelere harcandığı bilinemedi örneğin. Bizim gibi yolsuzlukların yaygın olduğu ülkelerde halk, resmi kurumlara, STK'lara filan güvenemez. Eğitimli insanlar büyük yolsuzluklar yaptılar hep. STK'ların başında da genelde mürekkep yalamış insanlar var.

Yani, bu konularda; batı ülkelerindeki matematik başka, Türkiye gibi ülkelerde gene başka. Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma hep vardı Türkiye'de ama son yıllarda zirve yaptı.

İnsanlar verdikleri paraların yerine ulaştırılmayacağı kaygısıyla STK organizasyonlarına -hayır amaçlı- para yatırmak istemiyorlardır.

Sorun: yolsuzluk, adam kayırma, ayrımcılık, milletin parasına yenmesi gereken keriz malı olarak bakılmasıdır.

Çelişkisel durum: Türkiye'deki soygun ve yolsuzlukların büyük çoğunluğu okumuşlarca gerçekleştirildi ve gerçekleştiriliyor.


[Edited at 2018-03-24 19:11 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Bir örnek: İşte Türkiye'nin hal-i pürmelalı Mar 25

--Alıntıdır-- cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 25 Mart 2018 Pazar, 11:39

"Rüşvet isteyen müfettişleri suçüstü yakalatan CHP'li Belediye Başkanı konuştu"

CHP’li Piraziz Belediyesi’ni denetime gelen müfettişin tehdit ve baskıyla rüşvet aldığı yönündeki iddialarla ilgili olarak iki kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Başkan Görgülüoğlu "‘Bizim abdestimizden şüphemiz yok. Belli ki bizi ağlarına düşürmeye, asarız keseriz diye sindirmeye çalıştılar ama sert kayaya çarptılar" dedi.

CHP’li Piraziz Belediyesi’ni denetime gelen müfettişlerin Belediye Başkanı Hüseyin Görgülüoğlu’ndan rüşvet aldığı yönündeki iddialarla ilgili iki kişi gözaltına alınarak çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

Piraziz Belediyesi’nde yaşanan bu rüşvet skandalıyla ilgili açıklama yapan CHP Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu “Belediye Başkanımız Hüseyin Görgülüoğlu, belediyeyi denetime gelen Maliye Bakanlığı’nda görevli müfettişin kendisinden rüşvet istediğini ileri sürerek ihbarda bulunmuştur. Bu ihbar üzerine yapılan soruşturma kapsamında, seri numaraları alınmış paralar ve diğer delillerle ve bir başka ilçeden olan bir kişiyle birlikte tutuklanmıştır. Operasyonu yürüten güvenlik güçlerini ve Başkanımızı gösterdiği hassasiyet ve CHP’li bir başkana yakışan, halkın menfaatlerini koruyan duyarlı tavrı nedeniyle kutluyorum. Dosyaya gizlilik yasağının bir an önce kaldırılarak olayın ayrıntılarının açığa çıkarılmasını ve örnek olması açısından bütün ülkemize duyurulmasını bekliyorum” dedi.

"SERT KAYAYA ÇARPTILAR"

Olayla ilgili Çağdaş Ses’ten Erman Çimen'e açıklamalarda bulunan CHP’li Piraziz Belediye Başkanı Hüseyin Görgülüoğlu ise; ‘Denetim için gelen müfettiş, belediye başkan yardımcımızı tehdit ederek rüşvet istemiş. Biz de durumu Vali bey ve savcılıkla paylaştık. Onlar da bize yol gösterdiler ve gereği yapıldı. Seri numaraları alınmış paralar ve diğer delillerle birlikte suçüstü yakalandılar.’ diye konuştu.

Böyle tehditlere asla pabuç bırakmayacaklarını belirten Görgülüoğlu, ‘Bizim abdestimizden şüphemiz yok. Belli ki bizi ağlarına düşürmeye, asarız keseriz diye sindirmeye çalıştılar ama sert kayaya çarptılar.’ dedi

CHP’li Hüseyin Görgülüoğlu yaşananları şöyle anlattı:

“Öncelikle dosyada gizlilik kararı var. Dosyanın ayrıntıları ile ilgili fazla konuşmak doğru olmaz. Ama anlatıldığı gibi denetim için gelen müfettişin bizden tehditle rüşvet istemesi olayı oldu.

Tabi bizim böyle bir olayla karşılaşınca tehditlere pabuç bırakacak halimiz yok. Durumu hemen paylaştık Vali bey ve savcılıkla… Onlar da bize yol gösterdiler, gereği yapıldı ve suçüstü yakalandılar.

TEHDİTLE SİNDİRMEYE ÇALIŞTILAR!

Bundan sonrası yargının görevi. Altından ne gibi bağlantılar çıkacak ileride anlarız tabi. Bizim abdestimizden hiç şüphemiz yok. En son 2 ay önce tüm ihale dosyalarımız, imari uygulamalarımız bütün evraklarımız hepsi denetimden geçmişti. Tertemiz çıkmıştık.

Ancak 2 ay sonra gelenler bizi ağına düşürmeye çalıştılar zannediyorum, asarız keseriz diye sindirmeye çalıştılar ama sert kayaya çarptılar.

DAHA ÖNCE BAŞKA BELEDİYELERE DE YAPMIŞLAR!

Yalnız benzer olayları daha önce de organize şekilde yaptıkları anlaşılıyor tabi. Olayın duyulmasından sonra Çanakkale’den bir belediye başkanımız aradı benzer olayları yaşadıklarını belirterek; ‘Başkan senden Allah senden razı olsun. Bunlar bizim de hayatımızı karartmıştı’
diye teşekkür etti.

Bizi de aynı yöntemleri kullanarak korkutmaya çalıştılar ama Allah’a çok şükür pabuç bırakmadık…”

CHP’li BEKTAŞOĞLU’NDAN BELEDİYEYE ZİYARET!

Öte yandan olay sonrası Piraziz belediyesini ziyaret eden ve başkan Görgülüoğlu’nu duyarlılığı için kutlayan CHP Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu “Belediye Başkanımız Hüseyin Görgülüoğlu, belediyeyi denetime gelen Maliye Bakanlığı’nda görevli müfettişin kendisinden rüşvet istediğini ileri sürerek ihbarda bulunmuştur. Bu ihbar üzerine yapılan soruşturma kapsamında, seri numaraları alınmış paralar ve diğer delillerle ve bir başka ilçeden olan bir kişiyle birlikte tutuklanmıştır. Operasyonu yürüten güvenlik güçlerini ve Başkanımızı gösterdiği hassasiyet ve CHP’li bir başkana yakışan, halkın menfaatlerini koruyan duyarlı tavrı nedeniyle kutluyorum. Dosyaya gizlilik yasağının bir an önce kaldırılarak olayın ayrıntılarının açığa çıkarılmasını ve örnek olması açısından bütün ülkemize duyurulmasını bekliyorum” diye konuştu.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/948262/Rusvet_isteyen_mufettisleri_sucustu_yakalatan_CHP_li_Belediye_Baskani_konustu.html

[Edited at 2018-03-25 18:18 GMT]


 

ATIL KAYHAN  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
Turkish to English
+ ...
Egitim ve STK'lar Mar 25

Türkiye'de sivil toplum olgusunu bir kenara birakin, henüz demokrasi bile emekleyen bir bebek asamasindadir. Bence halkin egitimsiz olusu bu süreci çok daha zorlastirmakta, hatta oldukça sancili geçmesine yol açmaktadir. Eger halk bati ülkelerindeki gibi egitimli olsa (lisans, lisansüstü dereceler, vs) demokrasimiz de daha büyük bir ivmeyle gelisir. Ben buna gönülden inaniyorum. Bir baska deyisle, bir ülkede halkin egitimli olusu hem demokrasinin gelisimi hem de sivil toplum açisindan yadsinamaz bir avantajdir. Biz burada egitimsiz bir toplum olarak büyük bir handikapa sahibiz.

Bence egitimsizlik demokrasinin oldugu gibi STK'larin da gelisimini olumsuz yönde etkilemektedir. Arastiran, sorgulayan, hesap soran bir halk yerine bilmeyen, anlamayan, sormayan bir halk kitlesi içerisinde yasiyoruz. Yardim etmeyi bir dilencinin mendiline bozuk para atmak olarak gören sig ("shallow") görüslü bir zihniyetten bahsediyoruz. Hiçbir vizyona sahip olmayan, asla stratejik düsünemeyen, demokratik haklarini bilmeyen, toplumun çikarlarini savunmak yerine bir dilencinin çikarlarini ancak savunabilen bir zihniyet bu. Belki diyeceksiniz ki yönetenlerin arzuladigi ve destekledigi toplum kitlesi de zaten bu degil mi? Bilmiyorum ama demokrasinin arzuladigi toplum kitlesi kesinlikle bu degildir, ben bundan eminim.

http://www.step.org.tr/images/UserFiles/File/Turkiye'de%20STK'lar%20ve%20Hesapverebilirlik_Meydanoglu_Zivali.pdf


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:28
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Günümüzdeki "temsili demokrasiler" hepten sorunlu Mar 25

Dünya küresini şöyle elime alıp çeviriyorum, çeviriyorum ve görüyorum ki "temsili demokrasiler" dünyanın her yerinde sorunlu. ABD, Almanya, Batı Avrupa doğuya doğru Rusya, oradan Japonya. Nereye baksam "kariyer delisi" politikayı meslek edinmiş insanlar görüyorum. İşleri-güçleri bu "demokrasi" işkolunu meslek edinip post peşinde koşmak.

Çıkarılan yasalar; büyük kartelleri, oligopolleri, monopolleri korumaya yönelik. Halka, seçmene sundukları şunlar:
1) Vergi verin sizi yaşatalım
2) Emeklilik primlerini yatırın, sizi emekli edelim
3) En iyisini bizim "Çay Partimiz" yapar
4) İktidara gelince hepinizi yaşatacağız
.
.
.

Avrupa'da, Amerika'da bile çıkarılan yasalara şöyle bir göz atıyorum; yurttaş Corc'u, Hans'ı düşünen, önceleyen yasalar değil bunlar. Otkurutan tarım ilacı (Monsanto'nun ürettiği) belli ki sağlığa, yaban hayatına, insanlara zararlı (kansere nedenolucu) ama ne Avrupa'da ne de ABD'de yasaklanabiliyor örneğin. ABD'de Temsilciler Meclisine, Senato'ya girenlere, bunu kariyer haline getirenlere bakmak yeterli.

Yönetenlerin demokrasisinde, dünya genelinde GIDA ENDÜSTRİSİNE tanınan ve yiyeceklerin içeriğine hile katma yetkisi veren yasalar var (tabi onlar hile demiyor E 850, bilmem kaç kodlu binlerce üçkağıtçılık). Neden böyle? Para büyüklerde çünkü; üretmişken 5-6-7-12 ay dayanan gıdalar üretmek istiyorlar. Şu sattıkları pastaları vatandaş evde yapıp satsın sahtekarlıktan 3-5 yıla çarptırırlar ama...

Zehirli ilaçlar, zehirli gıdalar, zehirli dev holdingler, yasaların güvencesinde gayretlice çalışıyorlar sözde bizleri düşünerek, paramızı alarak, zehirleyerek (tamamen kanuni, tüm dünyada). İnanın içine karıştırılan maddelerden dolayı yoğurt yemekten nefret etmiştim. Daha yeni yeni evde kendim yoğurt yaparak bu tiksintimi yenmeye çalışıyorum. Daha neler neler kanuni bir şekilde hüpletiliyor, yerim dar, zaten çoğu bilinen şeyler aslında...

Temsili demokrasilerde para babalarının ve büyük holdinglerin dedikleri oluyor. İktidarlar lobi denilen çıkar gruplarınca sarmalanıp yemleniyor. Bu yüzyılın demokrasileri aşağıdakilerin değil, yukarıdakilerin demokrasileri haline geldi. Tek dertleri oy oy gene oy ve yönetme yetkisinin sağladığı kişisel kazanımlar.

Demokrasi çok sorunlu bir rejim şekli haline gelmiş durumda. Geçenlerde Fransa'da önceki cumhurbaşkanlarından Sarkozi'nin skandalı patlak verdi. Herif, Kaddafi'den aldığı paralarla seçimini finanse etmiş, sonra da dönmüş tiranı deviriyoruz diyerekten Kaddafi'yi bombalatan koalisyonun başını çekmiş...

Merkel, Doğu Almanya'da yetişmiş, tek parti diktatörlüğünde uzun süre yaşamış bir kadıncağız. Sonunda Almanya'nın kadife demir yumruklu "annesi" oldu çıktı. Alman otomobil endüstrisinin yaptığı sahtekarlıklar ayyuka çıktı. Umurlarında mı koskocoman alaman arabalarının egzoslarından çıkan zehirlerle yılda yüzbinlerce insanın hastalanması, ölmesi? Tamamen kanuni, yasamanın yasalarına göre zehirliyorlar işte insanları...

Rusya, çok çok eğitimli ve kültürlü bir toplum ama demokrasi orada da çok sorunlu. Japon demokrasisi; insanları uzun mesailerle çalışan robotlar haline getirmiş durumda; kazananlar, adları bilinen-bilinmeyen böyyük baş endüstri kuruluşları. Korupsiyon-yolsuzluk sanılanın aksine tüm demokrasilerde çok yaygın. Yapılan tek gaf Trump'ın "grab them by the pussy" ( https://www.youtube.com/watch?v=PwWux5BAczk ) özdeyişinden ibaret değil...

Bizleri düşünen yok dünya üzerindeki demokrasili yönetimlerde. Varsa yoksa yukarılarda yapılan parti, sen-ben ve kariyer kavgaları. Temsili demokrasi miadını doldurdu ama yerine geçecek daha iyi bir rejim bulunamadı henüz.

Demagogların ve paralı çıkar gruplarının rejimi oldu demokrasi tüm dünyada.

Bana da kala kala "aşağıdakilerin demokrasisine" bakmak kaldı. İnsanlar birbirine nasıl davranıyor, birbirlerine hoşgörüleri nasıl, toplumsal barışları ne alemde?... gibi veriler.

Günümüzün demokrasileri; holdingler, şirketler, karteller, tröstler demokrasisi olmuştur tüm gezegende. Bu yazı çok uzar da, sabaha yetiştirmem gereken işler var...

Ekledim durdum, yazının ana fikri kaybolmasın. Burada kesiyorum.

gqegpsgtkgv8swgvtc63.jpg

[Edited at 2018-03-26 14:07 GMT]


 
Pages in topic:   [1 2] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Tercüman olarak sosyal sorumluluk üstlenmek

Advanced search







Déjà Vu X3
Try it, Love it

Find out why Déjà Vu is today the most flexible, customizable and user-friendly tool on the market. See the brand new features in action: *Completely redesigned user interface *Live Preview *Inline spell checking *Inline

More info »
CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search