Pages in topic:   [1 2 3 4] >
Türkiye'deki ücretler ne zaman düzelecek?
Thread poster: Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 01:48
Turkish to English
+ ...
Mar 23, 2016

Genelde evde çalışan çevirmenler 1000 karakter için 6 TL almaktalar. Çeviri büroları ise müşteriden konumlarına göre 13 TL ila 23 TL arasında fiyat almaktalar. Bu arada ortalama günde 15,000 evrakın noterden onay aldığını sanmaktayım. Noter ise sanırım 60 TL civarında bir ücret almakta. Yani müşteri noter onaylı bir sayfa çeviri için 80 TL ila 90 TL arasında fiyat ödemekte. Dünyanın hiçbir yerinde ise Türkiye'de olduğu gibi ilkokul mezunu bir noter katibi ya da köyünden gelip Hukuk Fakültesini bitirmiş Türkiye'deki eğitim sisteminden bihaber bir noter "bu adam tercüman olabilir ya da olamaz" diye yemin zabtı vermiyor ve "bu adam doğru tercüme yaptı" diye onay vermiyor. Birinci saçmalık Adliyelerin yemin zabtı vermesiyle aşılsa da ikinci saçmalık devam etmekte. Dünyanın her yerinde sadece tercümanın imza ve kaşesi yeterli. Yani noterlerin aldığı 60 TL büroya kalırsa bunun yarısı tercümana yansıyacak ya da tercüman kendi müşterisini bulursa bu miktarın tamı tercümana yansıyacak. Bu da tercümanların aldığı ücreti dünya standartlarında normal konuma taşıyacak.

Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Yerinde saymak... / Örgütlenme eksikliği... Mar 23, 2016

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh" wrote:

köyünden gelip Hukuk Fakültesini bitirmiş Türkiye'deki eğitim sisteminden bihaber bir noter "bu adam tercüman olabilir ya da olamaz" diye yemin zabtı vermiyor ve "bu adam doğru tercüme yaptı" diye onay vermiyor. .


O da birşey mi İbrahim Bey üstadım; köyünden gelip, Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Tercüman, Dilmaç olanlar bile var. Yeter ki insan nereden geldiğini unutmasın. Herkesin en azından yazın gidip dinlenebileceği bir köyü olsaydı ne güzel olurdu...

Meyve bahçelerindeki çocukluk anılarım, ağacın tomurcuk-çiçek-çağla-meyve aşamalarını sabırla ve hayranlıkla izleyişim.. Hayvanlarımız, şakağımda küçücük yara izi bırakan kırca keçimiz, beni kovalayıp bir elma ağacına tırmandıran azgın boğamız ve daha neler neler. Köydeki çocukluğuma dönebilmek için nelerden vazgeçmezdim ahhh ah.
----

Bu kadar köy güzellemesi yeter. Konuya dönecek olursam;

Bu verdiğiniz rakamlar neredeyse yıllardır yerinde sayıldığını göstermekte. Bir yasa mı ne çıkarmışlardı mı/çıkacak mıydı neydi. O konuda bir bilginiz var mı acaba? Yazdıklarınıza katılıyorum.

Yeni kuşaklar bakalım apolitikliği bırakıp bir şeyler yapmaya çalışabilecekler mi ben de merakla beklemekteyim. Herhalde bu gidişle daha çok elim böğrümde bekleyeceğim.

Noterler, kasaplar, bakkallar, yapıcılar, öğretmenler, polisler... Hepsinin yasal sendikaları-örgütleri-baskı grupları var..
Bizim var mı şöyle adamakıllı bir örgütümüz? Ayrımcılık yaptığım algılanmasın ama bu işi "ek iş" olarak yapanlar da var...

Zor, çok zor bir işkolunda çalışıyoruz. Bana göre en büyük eksikliğimiz, oturmak zorunda olmamız. Aslında en güzeli yasal bir internet örgütlenmesi...

Böyle şeylerin istenmesi de gerekiyor. Görünürde haydin örgütlenelim diyen/diyecek birileri de görünmüyor (önayak olacak kişiler bulunur da, arkadan gelemeyebilecek kitleyi kastediyorum). Nasrettin Hoca-Timur fil öyküsü gibi...

Tüm olumsuzluklara rağmen günün birinde bizler de "adam yerine" koyulacağız. Ama ne zaman? Bunu kestiremiyorum işte.

Sorunlarımızı yazmayı ve çare aramayı sürdürmeliyiz.

[Edited at 2016-03-24 10:45 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 01:48
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Yani Mar 24, 2016

Adnan Özdemir wrote:

O da birşey mi İbrahim Bey üstadım; köyünden gelip, Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Tercüman, Dilmaç olanlar bile var. Yeter ki insan nereden geldiğini unutmasın. Herkesin en azından yazın gidip dinlenebileceği bir köyü olsaydı ne güzel olurdu...


Köyden gelmeye karşı değilim ama köyünü şehre hatta dünyaya taşımaya karşıyım ve köyünden gelip koskoca bir dünyanın olduğunu unutarak ve de milli eğitimi sistemini bilmediği halde "bu tercüman olur bu olamaz" diye başımıza geçiyorsa ve bunların sayısı da %90'ı buluyorsa artık ister istemez böyle bir genelleme yapmak zorunda kalıyorum.

Yıllarca burada beraberce bağırdığımız tercüman yemin verme zaptı önemli ölçüde noterlerden alındı ve Adalet Bakanlığına verildi. Sanırım bunu Turçef adlı organizasyon bakanlıkla işbirliğine girerek yaptı. Şimdi ise beklentimiz Avrupa'da olduğu gibi sadece çevirmenlerin imza ve mührünün geçerli olması. Böyle olunca yani noterdeki kızların "dabada, dabada" sesleri eşliğinde belgelere kocaman mühürler basıp 60 TL götürmeleri engellenirse bu tercümanlara kalacağı için piyasadaki ücretlerin kısmen de olsa yükseleceğine inanıyorum. (Neticede lisan bilmeden çeviri onaylayıp Doğu, Güneydoğu illerinin birçoğunda vergi rekortmeni olan ve sahibi oldukları hanları kiraya bile vermeye tenezzül etmeyen noterleri biliyoruz) Turçef'deki saygıdeğer arkadaşların Proz'u takip ettiklerini biliyorum. Umarım bu soruna da el atarlar. Ergeç AB'ye girme sürecinde bu zaten bir şekilde gerçekleşecek.

[Edited at 2016-03-24 11:12 GMT]

[Edited at 2016-03-24 11:13 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Göç, yozlaşma, burjuva Türkler... Mar 24, 2016

Karşı olmadığınızı biliyorum İbrahim Bey. Esinlendim yazdım sadece, gülücük de eklemiştim.

Peki, kentlimiz, kent soylumuz kentli gibi davranıp, yaşayıp, örgütlenebiliyor mu? Nerede bizim burjuvalarımız? İstanbul'un nüfusu ne zaman 1 milyon olmuştu?...

Nedir bu her şeyi İstanbul-Ankara-İzmir eksenine almak, yığmak?

Bahsettiğiniz "köylülük" olsa olsa kente göç eden insanların yozlaşmasıdır. Köyünde yapamayacağı davranışları şehirde yapabiliyor yozlaşma nedeniyle. Aynı davranışı köyünde yapsa oylum oylum...

Sanayileşme, modernleşme ve şehirleşmede de geciktiğimiz için oluyor bu "köylü davranışı" sanılan yozluklar. Bunlar köylü davranışı değil: Yoz-laş-ma.

Turçef-murçef'in Proz'u izlemesi yetmiyor. Nerede çağrılar, yazılar? Nerede...

Kamuoyu oluşturma yok, lütfedip şuraya iki satır yazı yazma yok. Kentlimiz çağdaş kentli olabildi mi ki, şehirlere göçen insanlar onları örnek alabilsin...

15-20 milyonluk metropol olmaz. Olsa da yaşanmaz. Bu böyle de gitmez, gidemez, sürdürülemez...

Almanya'dan örnek vereyim: ZDF'nin merkezi Mainz şehrinde. ARD birçok eyaletin katılımıyla oluşturulan Alman 1. kanalı. Anayasa mahkemesi Karlsruhe'de, bilmem ne mahkemesinin merkezi Lüneburg'da. Trafik ceza ve sicil merkezi kuzeyde Oldenburg'da mı ne... Porsche Almanya'nın doğusuna da yatırım yapmıştı örneğin. En küçük kasabalarda bile akıllı sanayileşmeden kaynaklanan ihracatçı fabrikalar.

İspanya-Bask bölgesi: Bilbao'nun o ağır sanayi şehri havasını bile dağıttı basklar. Sanayileri her yerde. İş yaptığım tercüme bürosunun çevirdiğim belgelerinden 100 küsür haneli bir mezrada bile uluslararası çalışan dev bir makine fabrikası olduğunu gördüm. O bölgeyi de iyi bilirim ama mezrada (köy bile denilemez) bile böyle bir tesisin olmasına şaşırdım doğrusu. Sanayi zaten tüm yerleşimlere köylere-kasabalara dağılmış durumunda o bölgede de...

Türkiye'de ne varsa, neredeyse İstanbul-Kocaeli hattında...

Türkiye'nin kalkınma ve sanayileşme politikalarında öteden beri yapılagelen yanlışlıklar çok fazla. Bunlar düzeltilemeyecek şeyler değil. Siyasal öngörü-kararlılık, stratejik planlama gerekiyor. İnanın, nereli olursa olsun kimse zorda kalmadıkça yöresini-köyünü-yerleşimini kolay kolay terk etmek istemez.

İşte sonuçları ortada... Uzun uzun anlatmaya bile gerek yok.

[Edited at 2016-03-24 16:32 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 01:48
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Çok uzun yılların verdiği Mar 24, 2016

bir baskının haklı korkusu sürmekte. Şeffaflaşma ve insanların düşüncelerini açıkça beyan edebilmeleri internetin gelmesiyle gerçekleşti ama hala %20'ler civarında seyretmekte. Geriye kalan kitlenin de artık üzerlerindeki ölü tozunu silkelemesi ve düşüncelerini açıkça beyan etmeleri gerekmekte. Bu kadar insanın ve yetkililerin gördüğü bir ortamda artık hak yeme sevdalılarının çamurluk yapamayacaklarını anlamaları ve düşüncelerini korkmadan beyan etmeleri lazım.

Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
fiyatlar daha da düşer Mar 24, 2016

Noterleri devreden çıkardığınız takdirde (bu mümkün değil gerçi de), fiyatlar daha da düşer. Bugün 6 TL için çeviri yapanlar (10 yıl önce fiyat 7-8 TL değil miydi?) noterler devreden çıkarsa 3-4 TL için rekabete girişirler.

Bu işin hakkı belli arkadaşlar, kelimesi 0.10-0.15 Euro arasında değişiyor. Daha ucuza yapanlar ya kendilerine başka bir iş bulsunlar ya da kendilerine başka bir iş bulsunlar.


Direct link Reply with quote
 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
Kefen Parası Mar 25, 2016

Selcuk Akyuz wrote:
Bu işin hakkı belli arkadaşlar, kelimesi 0.10-0.15 Euro arasında değişiyor. Daha ucuza yapanlar ya kendilerine başka bir iş bulsunlar ya da kendilerine başka bir iş bulsunlar.


Sanırım Avrupa piyasından bahsediyordunuz, çünkü bu fiyatı Türkiye'deki bürolar vermez. Diğer taraftan Türkiye piyasasından çıkıp Avrupa piyasasına yönelen arkadaşlar sağolsun, 0.04 - 0.05 EUR'ya çeviri yaptıklarından şimdilerde 7-8 Cent alabilirsek ne ala, zaten Avrupalı büroları da olan bitenin farkında, devamlı fiyat kırmaya çalışıyorlar.

Herkes kendi açısından haklı yani... Herkes kendi ekmeğinin peşinde...

1-2 sene önce İstanbul'da yeni bir girişim vardı, birlik olma adına. Ancak PROZ'da sesleri solukları çıkmıyor, ne oldu onlara bir bilen var mı?

Çevirmenliğin de artık cılkı çıktı, Google Translate ne konuşursam anlaşılır bir şekilde çevirmeye başladı, tamam, 100% tutarlı olmayabilir, ancak genelde iş görüyor. Daha önce de söylemeye çalışmıştım: Fazla sürmez, 5-10 yıl sonra çevirmenlik mesleği tümden yok olabilir, gerçekten, bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.

Türkiye'de yasal düzenlemelerle bir cacık olamaz arkadaş, içi boş yasaların yazıldıkları kağıt kadar bile değeri yok, uygulaması yok. Yasalar masa başlarında oturanlar tarafından yazılıyor, çeviri emekçileri tarafından değil.

Bakın Almanya'ya, uzun süreçli, gerçekten zor sınavlar ve ödevler sonucunda çevirmene mührünü ve yetkisini veriyorlar. Arada ne noter var ne de başka kimse... Ve çevirmenler de paşa paşa vergilerini ödüyor.

Durum bundan ibaret. Türkiye ile çeviri ilişkilerimi elimden geldiğince asgari seviyede tutmaya çalışıyorum. Daha geçenlerde herifçioğlu göz göre göre 750 TL ücretimi resmen gasp etti. Kefen parası olsun...


[Bearbeitet am 2016-03-25 16:44 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 01:48
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Ben şimdiye kadar böyle yaptım ve işe yaradı. Mar 26, 2016

Haluk Erkan wrote:

Türkiye ile çeviri ilişkilerimi elimden geldiğince asgari seviyede tutmaya çalışıyorum. Daha geçenlerde herifçioğlu göz göre göre 750 TL ücretimi resmen gasp etti. Kefen parası olsun...


[Bearbeitet am 2016-03-25 16:44 GMT]


Şunu (You do not make the payment and you do not reply my e-mails so there is no need to await more. I do not know what is wrong with you but I hope I have the payment today. If you do not send the payment today I will have to write the case in various domestic and international translator platforms (proz, translatorscafe, translatorsdirectory, facebook, twitter and linkedin.) which will have a VERY VERY BAD effect for you and your company and in this case it will be almost impossible for you to find translators and clients in the future any more from both domestic and international markets.) çevirip proz, translatorscafe, translatorsdirectory, twitter ve linkedin'e ilaveten aşağıdaki facebook llinklerinde yayınlayacağınızı söyleyip yine de ödemezse yayınlayıp linkleri yollarsanız ağlaya ağlaya ödeyeceğini sanıyorum (ben şimdiye kadar böyle yaptım ve işe yaradı):



https://www.facebook.com/groups/cevirmenaraniyor/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/cappadociatercume/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/103052709842802/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/109782209187887/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/176302045763522/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/140253376180653/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/142729909183931/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/YDSkaynak/?ref=bookmarks
https://www.facebook.com/groups/tercumeplatformu/?ref=bookmarks


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
Çevirmenin parası da adı da yok Mar 26, 2016

-Çevirmenin parası yok-

Haluk bey bahsettiğim fiyatlar dünyanın neresinde olursa olsun geçerli olan fiyatlar.
Türkiye ucuz bir ülke değil. Almanya'da 22.116 EUR olan bir araba Türkiye'de 27.150 EUR. Paris'te 27.164 EUR, yani Türkiye'den sadece 14 EUR pahalı.

Sayfası 6 TL'ye çeviri yapan hangi çevirmen araba alır, arabaya gelene kadar kira, market alışverişi, tonla harcama var diyeceksiniz. Ama Türkiye'de her şey pahalı sadece çevirmenlerin kazandığı az.

Cost of living in Rome (Italy) is 29% more expensive than in Istanbul (Turkey) https://www.expatistan.com/cost-of-living/comparison/istanbul/rome

İtalya'da çevirinin sayfasına 8 TL verdiklerini hiç sanmıyorum.


Cost of living in Munich (Germany) is 40% more expensive than in Istanbul (Turkey)

Bu durumda Almanya'da çeviri fiyatının Türkiye'den %40 fazla olması gerekir değil mi, yani 8,5 TL


Cost of living in Barcelona (Spain) is 15% more expensive than in Istanbul (Turkey)

İspanya'daki müşterilerim biraz pazarlıkçı, kelimesi 0,10 EUR diyorum, 0,09 olsun diye tutturuyorlar.

Özetle, çeviri fiyatlarında indirim yapmamızı gerektiren hiçbir neden yok. Yukarıda da yazdığım gibi bu işin hakkı belli, kelimesi 0.10-0.15 Euro arasında olmalı. Sayfa ve TL hesabıyla çevirmenler bir sayfa için 50-90 TL almalı.


* * * * *

-Çevirmenin adı da yok-


Konuyla ne kadar ilgili bilemiyorum ama ilgimi çeken bazı yazılar oldu.


http://www.ab.gov.tr/files/ceb/Ceviri_Platformu_Resimleri/platform_bildirileri.pdf

Tümünü okumaya vaktim yok sadece göz gezdirirken dikkatimi çeken bazı noktalar...
Üniversitelerin konuya yaklaşımı ilginç:

Prof. Dr. Ayfer ALTAY ve Doç. Dr. Ender ATEŞMAN (Hacettepe Üniversitesi):

Devlet kurumları, çevirmenleri üniversitelerin sadece mütercim-tercümanlık
bölümlerinden seçmeli.



Neden diye sormayacağım, MT açılmayan üniversite kalmadı, mezunlar işsiz kalıyor galiba diye düşünürken...


Yrd. Doç. Dr. Betül PARLAK (İstanbul Üniversitesi)

Vakıf üniversitelerinin çeviri öğretim programlarına ilgisi bu akademik alanın aynı zamanda eğitim sektöründe önemli bir “pazar” olduğunu da gösteriyor. Çeviri eğitiminin öğrencilerin ve velilerinin ilgi gösterdikleri ve talep ettikleri bir programa dönüştüğünü gözlemliyoruz. Bu özel öğretim kurumlarındaki programların çeviri sektörünün ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamayacağı tartışılır. Lisans ve önlisans düzeyinde eğitim veren bu kurumların pek çoğunda çeviribilim alanında yetişmiş yeterli akademik personel yok.
(...)

Çeviri piyasasına hiçbir şekilde kuralcı bir yaklaşımla bakmadığımızdan, çeviri yapmak için akademik çeviri eğitimi alma gerekliliği olduğunu iddia etmedik. Diplomalı pek çok “uzman” olmayan çevirmen ortaya çıkabileceği gibi, diplomasız pek çok yetenekli “alaylı” çevirmenle de karşılaşılabileceği gerçeğinden hareket ettik.


Betül Parlak'ın yazısının tümü bence okunmaya değer.



Prof. Dr. Işın BENGİ-ÖNER (Doğuş Üniversitesi):

Bu teknolojiler içinde en çarpıcı olanı “bulut” uygulamaları.

Çevirmenleri pahalı çeviri bellek yazılımlarını (metin, altyazı, dublaj, yerelleştirme vs), proje yönetimi yazılımlarını, dönüştürme yazılımlarını, terimce yazılımlarını, çeşitli çevirmen destek yazılımlarını satın almadan kurtaran, bu ve benzeri araçları bulut üzerinden ücretsiz ya da daha rahat karşılanabilen rakamlarla kullanmalarına imkan tanıyan bu uygulama git gide yaygınlaşmakta. Çok uluslu dil hizmeti veren şirketler de özellikle işbirliği yaptıkları serbest çevirmenleri, proje yöneticilerini, düzeltmenleri, son okurları, terimce yöneticilerini vd. bu gibi külfetlerden kurtarmak için gizliliğe azami imkan tanıyan şirketleri içindeki ya da bulut ortamında bulundurdukları sunucuları üzerinden çalıştırıyor. Böylelikle bir yandan serbest çalışanlar, üzerinde çalıştıkları konu bağlamında sunucuda bulunan temiz bellekten yararlanabiliyor, bir yandan şirket, yapılan işi eş süremli olarak izleyebiliyor. Böylelikle çeviri sürecinde gizlilik konusuna tamamen uyuluyor ve yapılan iş konusunda dünyanın farklı ülkelerindeki uzmanlarla çalışma imkanı sağlanıyor. Kısaca, içinde bulunduğumuz ortam her türlü gelişmeyi en kısa zamanda kullanıcı düzeyinde öğrenmeye gönüllü teknoloji dostu, araştırmayı seven, çeviri yetisi gelişmiş uzman dil hizmeti sağlayıcıları gerektiriyor.


Özgür yazılımlar desteklenmeli, MS Office yerine Libre Office, Windows yerine Linux, ama çeviri belleği programlarında bulut uygulamalarının ne kadar kısıtlı olduğunu ancak profesyonel çevirmenler bilir. (Örn. kısayolların az sayıda olması, yılların emeği olan kendi çeviri ve terim belleklerimizi kullanmamızın zor olması).

Bulut uygulamaları güvenli de değildir, son yıllarda "bulut"tan çalınan ünlülerin fotoğraflarını duymayan kalmadı.


Yrd. Doç. Dr. Işın SAYARI (Marmara Üniversitesi)

Bilgisayar yardımlı çeviri sistemleri, “Translation Memory” – “Çeviri Hafızası” sistemleriyle, özellikle teknik çeviri yapan çevirmenlerin, aynı cümleleri, aynı terimleri tekrar tekrar çevirmesine engel olarak, hem iş yükünü azaltır, hem de metinde devamlılık ve tutarlılık sağlar. İçerisinde bulunduğumuz çağın getirdiği kolaylıklardan faydalanılırsa, çevirinin hem hızı, hem de kalitesi artacak, bunların yanında ise çevirmenin iş yükü azalacaktır. Bu sistem ve donanımların çeviri bölümlerinde kullanılabilir olması için fakülte bütçelerinde bunlara mutlaka pay ayrılması gerekmektedir. Mezunlarımız iş dünyasına adım atmadan önce, bunların kullanımında yeterli deneyim sahibi olmalıdırlar.


Bütün CAT programlarının üniversiteler için ücretsiz versiyonu mevcut. Öğrencileri potansiyel müşteri olarak gördükleri için bu "iyiliği" yaptıklarını unutmamak lazım.



Prof. Dr. İlhami SIĞIRCI (Kırıkkale Üniversitesi)

Yazısının "AB Terim Sorunları ve Türkiye’de Terim Birliğinin Sağlanması" başlıklı bölümünü beğendim. Çevirmenlerin en büyük sıkıntılarından biri kaliteli sözlükler bulamamak, Langenscheidt, Oxford sözlükleri gibi sözlükler vardı da biz mi kullanmadık! Bu alandaki eksiklik maalesef kapanmayacak.

Birlik müktesebatının aktarılmasında belli alanlarda uzmanlaşmış çevirmenlere ve terim bilimcilere ihtiyaç duyulduğundan, mevcut koşullar değerlendirildiğinde böyle bir amaca da lisans programlarıyla ulaşmak çok güç görünüyor. Bu amaç, ancak lisanstan sonra iki veya üç yıl süren, AB müktesebatının ağırlıklı olduğu bir disiplinlerarası yüksek lisans programıyla gerçekleştirilebilir.

Müktesebatı Türkçeye aktarmak için kalan süre gittikçe azalmaktadır. Teknik metinler de çoğu zaman çevirmenin yetkinliğini aşmaktadır. Özellikle büyük antlaşmalar ve çok farklı alanlar söz konusu olduğundan, çevirmen terim çalışmasına oldukça fazla zaman ayırmak zorunda kalmaktadır. Bu nedenle AB müktesebatının Türkçeye aktarılmadan önce, buradaki teknik terimlere Türkçe karşılıkların verildiği terim bankalarının oluşturulması ve farklı alanlarda terim sözlüklerinin hazırlanması ön koşuldur.



Tüm yazılardan alıntı yapmıyorum, yaklaşık 100 sayfalık "9 Haziran 2012 tarihinde İstanbul'da düzenlenen Avrupa Birliği Bakanlığı Çeviri Platformu bildirileri" içinde (çevirmenler hariç) hemen herkesin, akademisyenlerin ve tercüme bürosu sahiplerinin görüşlerine yer verilmiş.

Konu çeviri ama konuşanlar ya akademisyen ya büro sahibi. Şüphesiz hepsi çeviri yapmıştır ama işiniz ne sorusuna verecekleri cevap bizim gibi tek kelimeyle "çevirmen" değil.

Çevirmenin adı yok, fikrini soran da yok.



[Edited at 2016-03-26 21:54 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Ali Bayraktar  Identity Verified
Turkey
Member (2007)
English to Turkish
+ ...
Bu hep böyle Mar 26, 2016

Selcuk Akyuz wrote:
Çevirmenin adı yok, fikrini soran da yok.


Kimin ne hakettiğine hep başkaları karar verir.
Bu başkaları da her zaman unvan sahibi soylulardır.

Saygılarımla,

M. Ali


Direct link Reply with quote
 

Emin Arı  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member
English to Turkish
+ ...
Tutarsız hesap Mar 27, 2016

Yurt dışı çeviri fiyatları ile kişi başına düşen milli geliri karşılaştırdığımızda ilginç sonuçlar çıkıyor. Ortalama 0.12 euro ile iş yapan bir Avrupalı çevirmenin bulunduğu ülkedeki kişi başına düşen milli gelirle, ülkemizdeki kişi başına düşen milli gelir oranı yaklaşık olarak 1/4. Ülke bazında değişiklikler gösterse de bu ülkelerdeki milli geliri yaklaşık 40.000 usd aldım.

(kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/lkelerin_kişi_başına_GSYİH%27ya_(nominal)_göre_sıralanışı)

Bu durumda kişi başına düşen milli gelirden yola çıkarak basit bir mantıkla Türkiye'deki çevirmenin ortalama en az 0.03 euro (0.12/4) alması gerekir. Bu da kelimesi 10 kuruştan (0.03 x 3.2) bir sayfa için (200 kelime) yaklaşık 20 TL olması demektir.

Dikkatinizi çekerim, bu minimum teorik fiyatlardır.

Şimdi gelelim yerli çeviri bürolarının teklif ettiği sayfası 8 TL ücretine. Bu durumda kelime başına fiyat 0.012 euro oluyor. Yani Avrupalı çevirmenin aldığı fiyatın 10'da 1'i.

Bu fiyata göre çevirmenin bulunduğu ülkedeki kişi başına düşen milli gelir yaklaşık olarak 4000 usd olmalı.

Kaynağımıza göre bu ülkeler:

101 Arnavutluk 4,131
102 El Salvador 3,831
103 Fiji 3,806
104 Kongo Cumhuriyeti 3,792
105 Yeşil Burun Adaları 3,737

Buradan çıkaracağımız sonuç Arnavutların ve Kongoluların piyasayı ele geçirmiş olduğudur

Şaka bir yana Kongo fiyatlarıyla çalışan bir kısım 'çevirmen' var; başka türlü bu çark dönmez. Ama bu grup profesyonel çevirmen değil, çoğu öğrenci veya boşta gezen üniversite mezunu.

Yerli çeviri bürolarının hali içler acısı. Ayakta kalmak için umarsızca Kongo fiyatları teklif edip Alman kalitesini arıyorlar. Her iki üç ayda bir "çevirmen arkadaşlar" ilanı veriyorlar. Proz.com'a kurumsal, yani şirket olarak üye olan çeviri bürosu sadece 3.

CAT araçları çok az kullanılıyor; hatta çoğu bilmiyor. Diğer dillerdeki forumlara bakın, sürekli CAT ile ilgili sorular vs. var ama bizde yok denecek kadar az. Bu da demek ki kullananan az ve bu kullananlar bir şekilde sorunları başka kanallardan çözüyorlar.

Kongoluların dışında kalan bir avuç profesyonel çevirmen doğrudan yurt dışı ile çalışıyor. Yabancı çeviri büroları kendilerine göre çok düşük fiyat verenleri görünce, sanıldığı gibi hemen teklifin üstüne atlamıyorlar. Onlar için kriter, fiyat değil, performans/fiyattır. Bu açıdan bakıldığında kelimesine 0.12 euro isteyen bir çevirmen, 0.02 euro isteyen bir çevirmenden daha ucuzdur.

Yabancılar için çeviri, üretimden tüketime giden uzun zincirde bir halka. Kullanım kılavuzlarının ilk 20 sayfası önce güvenlikten bahseder. Bu zincirde zayıf halka istemedikleri için kendileri gibi profesyonellerle çalışmak isterler. Kötü bir çeviri, kötü bir şirket imajı oluşturur. Bu da katlanılması zor bir maliyet.

Türkiye'deki çeviri bürolarının verdiği fiyatlar düzelmeyecek; belki çok uzun vadede biraz artar, o kadar.

İşini düzgün yapan, bu işe maddi manevi yatırım yapan çevirmen işini yapmaya devam edecek ve çorba kazanını kaynatacak. Geri kalan geçici 'çevirmenler' ise zaman içinde bu işi bırakacaklar ve bırakıyorlar.

Sonuç olarak enseyi karartmamalıyız. Çevirmen arkadaş, "Sen balını iyi yap, sineği Bağdat'tan gelir".


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Hamburg'da Aydın yemişi, Alanya'da Alman birası/Çeviriciler, Ali Ağaoğlu, halktan insanlar... Mar 27, 2016

Çevirinin de bir "ürün" olduğunu unutmadan yazmaya çalışayım, elimden geldiğince...

Yukarıda şimdiye değin yazılan yazılar -benimkiler da dahil olmak üzere- hepsi gerçekleri farklı açılardan ifade etmişler. Güzel de ifade edilmişler. Doğrular bir tane değil ki, öyle değil mi?

Birçok ürünün, farklı coğrafyalarda ederi/fiyatı farklıdır. Kıdemli endüstri toplumlarında "fiyatlar genel seviyesi" de yüksektir ancak bazı ürünler ucuzdur. Örneğin: Almanya'da domuz eti çok ucuzdur (yıllık tüketim 60 milyon tane olmasına karşın -> Talep yüksek, üretim de yüksek ama ucuzluk var.) Aynı domuzun Türkiye'de sürdürücü ve kazançlı bir piyasa oluşturması görünürde mümkün değil... Alakaya maydonoz oldu ama, olsun..

Taze/kuru Aydın yemişi, Torosların ve/veya diğer yörelerin Napolyon kirazları, Karadeniz'in fındığı.. Bunların yurt dışında gerçekten iyi pazarları var. Ancak bunları bilmeyen ülkeler, toplumlar da var. Tıpkı binbir tane envai çeşit tropik bitki ve meyvelerden bizim haberimiz olmadığı gibi...

ABD, Batı ve Kuzey Avrupa, Avustralya, Japonya vb. coğrafyalarda çeviri ücretleri yüksektir, hepimizin bildiği üzere...

Çin, Hindistan, Türkiye, Mısır, Meksika, Doğu Avrupa... gibi coğrafyalarda kademe/kademe düşüktür, bunu da biliyoruz.

*Kabul edilebilir düşüklük: Uluslararası çalışan bürolardan kabul edilebilecek düşüklükte iş teklifleri de alıyoruz. Durumumuza göre bunları bazen kabul ediyoruz, bazen de etmiyoruz.

*Bana göre kabul edilemez düşüklük: En başta İbrahim beyin belirtmiş olduğu fiyatlardır. Emin beyin de belirttiği gibi bunu kabul edenler de var, olacaktır..

*Hiçbir üründe, dünyanın hiçbir yerinde tek bir fiyat yoktur. Var mıdır? Varsa da sayısı çok azdır.

Yıllarını bu işe vermiş, ya da vermeye niyetli, belli deneyimi olan insanların -zorda kalmadıkça- o biçim TR fiyatları ile çalıştırılması/çalışması kabul edilemez. Ne yapalım, şu an yapabileceğimiz şeyler sınırlı çevirmenler olarak. Sınırlı değil mi? Tüm bu "örgütlü çeviri işverenleri" ne yapıyor kardeşim? Huuu ne yapıyorsunuz İstanbul'un lüks otel ve plaza toplantılarında!. Huuu, huuu!!!

Uluslararası piyasa fiyatları: İstanbullu büro, Münihli bir çevirmene işi düştüğünde sayfası (1000 krk. diyorlar) 6 liradan iş yaptırabilir mi? Yaptıramaz.
Hindistan'da kim bilir tercüme fiyatları ne durumdadır. Ama işi TR'li çeviriciye düşünce bence onlar da Hindistan içi fiyatları teklif edemiyorlardır.

NEDEN BÖYLE:

"Çevirmenin Edebiyat Köşesi"ndeki bir yazımda da değindiğim gibi bizim gibi toplumların okullaşmada, patent almada, yüksek teknolojili üretimde geç kalmaları, insanımızın okuma (kitap okuma, ne mutlu ki internette okuma gelişiyor) alışkanlığının yerlerde sürünmesi gibi birçok etken sayılabilir. Bunlar görünmeyen etkenlerdir, görünmezler, cin gibi, şeytan gibi, ruh gibi..

Alman otomotiv sanayicileri sınıf sınıf araç üretiyor. Örgütlüler. İlgili araç sınıflarında fiyatların belli bir düzeyin altına düşmesine kesinlikle izin vermezler. Bunlara diğer ülke otomotivcileri de dahil. Görünmez bir birlik var aralarında. Hatta gizli anlaşmaları, yazılı olmayan kuralları var.

Türkiye'de artık örgütleniyoruz, örgütlendik diyen çeviri işverenleri var. Bu arkadaşlarımız ne iş yapıyor? Niye şuracıkta iki satır "çağrı" yapmıyorlar!
İşveren olarak bir araya gelseler ve şu fiyatlardan iş yapmaya çalışacağız ey işletmeciler deseler. Bir de bunların arasında (Proz'a paralı üye olmasalar da) yurtdışından 10 milyonlarca sözcüklük iş alanlar da var. Pekiiii, o fiyatları çevirmene yansıtıyorlar mı? BMW'den Microsoft'tan, Apple'dan, SAP'tan, Google'dan, Landaburu Inc.'den... aldıkları işlerin ücretini sözcük başına 5-6 avro sentten bile olsa ödeyebiliyorlar mı Ankaralı çevirmene, İstanbullu çeviri emekçisine, Türkiye'nin dil/diller bilen adsız okumuşlarına?


MİLLİ GELİR, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR; GSMH, GSMYH vs. svs... HESAPLAMALARI:

Bu hesaplamalar da gezegen çapında büyük oranda uydurmasyondur. Ne yapsınlar, iktisatçılar da ne kadar önemli, vazgeçilmez olduklarını filan göstermeye çalışırlar. Bol bol kuram üretirler, ama akşam eve gidince hanımlarından kafalarına terlik yiyenleri de çoktur. Ağaoğlu A.'nın kazancı, Koç Holding'in ürettiği parasal değerler, Ermenekli Recep Gökçe amcamızın kazancı, Sabancıların kazançları, köyde iki ineğini sağıp satan Ayşe bacının kısıtlı geliri, öğretmen, polis aylıkları, ne var ne yok bu hesaplamalara dahil edilir. Nüfusa bölünür. Farklı ağırlıklarla ortalama değerler bulunur... Sonra: Yersen, al sana milli gelirin 18.000 avro oldu Ado'cuğum derler!

-
Amacımız, Türkiye piyasasına çalışsak da çalışmasak da işkolumuzun "sürdürülebilir" düzeye gelmesine katkıda bulunmak olmalıdır ("sosyal sorumluluk anlayışı" bunu gerektirir). Bu arada ürettiğimiz üründen (çeviri, tercüme, çevirme, dilmaçlık...) olabildiğince çok para kazanabilmek için yurtdışı pazarlara daha çok yönelmeliyiz. Bol bol ihracat bağlantıları kurarak dışsatım denemelerimizi artırmalıyız... Gezegendeki yaşam süremiz sınırlı, zaman; verimli değerlendirilmesi gereken en değerli varlıklarımızdan biri.
-

Konu uzun, yazılacak daha çok şey var, daha yazarız yeri geldiğinde. Unuttuklarımız illaki olacaktır; konuşacağız, yazacağız, yazmalıyız...

Şimdilik benden bu kadar.






[Edited at 2016-03-28 08:32 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Çift çıkmış Mar 27, 2016

Sildim.

[Edited at 2016-03-28 08:33 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 01:48
Turkish to English
+ ...
TOPIC STARTER
Bunun ilk adımı Mar 28, 2016

Emin Arı wrote:

Bu durumda kişi başına düşen milli gelirden yola çıkarak basit bir mantıkla Türkiye'deki çevirmenin ortalama en az 0.03 euro (0.12/4) alması gerekir. Bu da kelimesi 10 kuruştan (0.03 x 3.2) bir sayfa için (200 kelime) yaklaşık 20 TL olması demektir.



Noterlerin aldığı ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan 60 TL'lik sayfa başı ücretin doğrudan çeviri büroları ya da çevirmenlere kalması. Türkiye genelinde günde ortalama noter onaylı 15,000 evrak çevrilmekte hesaplarıma göre ve bunun hiçbir şekilde konuyla alakası olmayan noterlerce onaylanmasının engellenip çeviri piyasasına yönelmesi en azından sayfa başı ücretleri 10-12 TL'ye çıkaracak bir yansıma ile sonuçlanacaktır. Gerisi de bizim gayret ve örgütlenmemize bağlı olarak yükselecektir (Euro'ya geçersek otomatikman yükselmesi haricinde).


Direct link Reply with quote
 

Selcuk Akyuz  Identity Verified
Turkey
Local time: 01:48
Member (2006)
English to Turkish
+ ...
katılmıyorum Mar 28, 2016

Noterlerin aldığı ve bir kısmını bürolara verdiği ücret olmasa Türkiye'de fiyatlar daha da düşük olur. Onay gerektiren çeviriler diğer çevirileri bir anlamda telafi ediyor.

Onay işi bürolara ya da çevirmenlere bırakıldığı takdirde çeviri fiyatlarındaki rekabet daha da korkunç hâle gelir.


Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   [1 2 3 4] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Türkiye'deki ücretler ne zaman düzelecek?

Advanced search







Protemos translation business management system
Create your account in minutes, and start working! 3-month trial for agencies, and free for freelancers!

The system lets you keep client/vendor database, with contacts and rates, manage projects and assign jobs to vendors, issue invoices, track payments, store and manage project files, generate business reports on turnover profit per client/manager etc.

More info »
Wordfast Pro
Translation Memory Software for Any Platform

Exclusive discount for ProZ.com users! Save over 13% when purchasing Wordfast Pro through ProZ.com. Wordfast is the world's #1 provider of platform-independent Translation Memory software. Consistently ranked the most user-friendly and highest value

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search