Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9] >
Off topic: İlginç yazılar
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Bu köyler nükleer risk altında" Feb 3

--Alıntıdır--

Gerçek Gündem 23.01.2014 09:34
________________________

Manisa Köprübaşı'ndaki nükleer skandalla ilgili bölgede araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Şaşmaz, bölgedeki Kasar, 6 köyün derhal rehabilite edilmesi gerektiğini söyledi. Manisa'nın Köprübaşı ilçesindeki eski uranyum madeninde uzmanlar tarafından normal değerlerin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapılmıştı. Ardından, bölgedeki radyoaktif kirliliğin 2008 yılında TÜBİTAK destekli araştırma yapan Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şaşmaz tarafından belgelendiği ortaya çıkmıştı. Şaşmaz, bölgedeki köylerin risk altında olduğunu ifade etmişti.

KÖYLER REHABİLİTE EDİLMELİ
Evrensel'den Özer Akdemir'in haberine göre, Şaşmaz, risk altında olan o köylerin ismini de açıkladı: "Köprübaşı'nın kuzeyindeki Kasar, Killik, Kınık, Kemhallı, Çamyurdu ve Döğüşören köyleri. Bunların bir kısmı mezra da olabilir. Bunlar uranyum yatağının üzerinde bulunuyorlar."

Şaşmaz, bu köylerin hem yer altı, hem de yüzey sularının kirlendiğini tespit ettiklerini söyleyerek, "Buralarda acil önlem alınması gerekiyor. Bu alanların rehabilite edilmesi gerek. Özellikle Kasar köyü civarında yüzeyde yer alan uranyum nedeniyle risk daha da büyük" dedi.

RAPOR ÇOK ÖNLEM YOK
Manisa Köprübaşı'ndaki eski uranyum madeninde yaşanan nükleer felaketle ilgili ilk araştırmanın 1995 yılında yapıldığı ve o yıldan bu güne bölgedeki radyoaktif kirlilikle ilgili tam 7 rapor yayınlandığı ortaya çıktı.Ege Üniversitesi emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kayhan Kantarlı, Manisa Köprübaşı'ndaki nükleer skandalla ilgili olarak yaptığı literatür taramasından elde ettiği bilgileri yayınladı. Kantarlı, Evrensel'de çıkan haberlerin yanı sıra, bölgede bilim insanı ve uzmanların yaptığı araştırmaları derledi.

Kantarlı'nın araştırmasına göre, bölgedeki ilk araştırma 1995 yılında Prof. Dr. Rafet Kılınç tarafından yapıldı. Bu araştırmaya göre, Kasar köyü civarında normalin 1 katı radyasyon tespit edildi. Sonraki yıllarda yapılan ve tüm Gediz Havzası'nı kapsayan araştırmalarda da Prof. Kılınç'ın bulgularını destekleyen sonuçlar elde edildi. Araştırmalarda bölgeyle ilgili birçok önerinin ortaya atıldığını vurgulayan Kantarlı, son yapılan radyasyon ölçümlerinin, bu bilimsel önlemlerin hiçbirisinin dikkate alınmadığını gösterdiğini dile getirdi.

İşte Köprübaşı ile ilgili yayınlanan raporlar:

1995 YILINDAN BERİ BİLİNİYOR
R. KILINÇ (1995)
I.Gediz Havzası Erozyon ve Çevre Sempozyumu Bildirileri, 10-11 Ekim 1995, Salihli-Manisa, 182-190. "Köprübaşı Kasar köyünden alınan toprak örneklerinde normalin yaklaşık 10 katı fazla radyasyon bulunduğu saptanmıştır."

M. BAKAÇ, M. N.KUMRU (1999)
Köprübaşı ilçesi civarında var olan uranyum yataklarından dolayı ve bu bölgenin kuzey ve güneyinin gnays özellikli özellikli yapısına bağlı olarak Gediz Nehrinin bulunduğu havza içinde nehre dere, çay ve yeraltı suları sayesinde, tarım yapılan alanlara kadar taşınması söz konusu olabilir. Nehrin aktığı hat üzerinde özellikle Menemen, Manisa, Turgutlu ve Salihli yerleşim merkezleri arasında yetişen tarım ürünlerine ve dolayısıyla insanlara transferi kaçınılmazdır. Dolayısıyla buradaki radyasyon sadece o yörede yaşayan insanları değil, aynı zamanda nehir boyunca yerleşik bulunan yerleşim alanlarını da etkileyebilmektedir.

A.ŞAŞMAZ (2008)
Köprübaşı uranyum yatağı ve yakın çevresi, hem doğal, hem de yapılan madencilik çalışmalarından dolayı bölge uranyum tarafından kirletilmiştir. Bu kirlenmeden, bölgedeki topraklar, yetişen bitkiler ve su kaynakları oldukça fazla etkilenmiştir. Bölgeden alınan çok sayıda bitkinin değişik kısımlarının uranyum analizleri yapılmıştır. Topraktaki uranyum miktarının çokluğuna bağlı olarak, bitkiler de doğrusal oranda bünyelerine uranyum almışlardır. Bu bitkiler içerisinde hiperakümülatör özellik taşıyan bitkiye rastlanmamıştır. Sadece Capsicum annium' un kökü toprağına göre 4.44 defa daha fazla uranyum toplamıştır.Özellikle uranyum yatağının bulunduğu alan ve çevrelerden beslenen suların, uranyum açısından WHO kriterlerine göre en az on kat daha fazla kirlendiği saptanmıştır. Bu suların, yöredeki insan ve hayvanlar tarafından içilmesi, sulama amaçlı kullanılması, daha alt kotlardaki su kaynaklarını kirletmesi, çevre sağlığı açısından önemli riskler oluşturmaktadır.

M.N. KUMRU, B.AYDIN, B. BAKAÇ (2002)
Gediz Nehri'nden Ege Denizi'ne Taşınan Doğal Radyoaktivitenin (Radyum) Belirlenmesi Çalışmamızdaki 5 örnekte radyum değerinin yüksek çıkmasının bir nedeni de nehrin geçtiği ova üzerinde orta bölümdeki Salihli-Köprübaşı-Kula arasındaki metamorfik yapıların ve gnaysların yıkanmasıdır. Çünkü bu yapılar bünyelerinde radyoaktif elementleri çokça bulundururlar (Birsen, 1985). Demirci ve Salihli arasında uranyum yataklarının olduğu bilinmektedir. Aynı bölgede (Kasar köyü) yapılan başka bir çalışmada da (Kılınç, 1995), su örneklerinde normal değerlerin çok üzerinde yaklaşık 153 pCi/l lik radyasyon ölçülmesi bu bölgelerin gerçekten radyoaktivite açısından nehrin diğer kısımlarına oranla zengin olduğunun bir göstergesidir.

C.ŞİMŞEK (2008)
Çalışma alanında yer alan uranyum cevherinin ince taneli olması nedeniyle su ve rüzgâr yoluyla çevreye kolayca taşınabilecek bir özelliğe sahiptir. Bu temel çalışmaların üzerine bölgedeki su ve topraktaki radyoaktif elementlerin insan sağlığı üzerine etkisinin daha detaylı bir çalışma ile ortaya konulması önerilmektedir.

Ö. ERDEM (2011)
Köprübaşı uranyum yatağı ve yakın çevresi, hem doğal, hem de yapılan madencilik çalışmalarından (antropojen) dolayı kirletilmiştir. Bu kirlenmeden, bölgedeki topraklar, yetişen bitkiler ve su kaynakları oldukça fazla etkilenmiştir.

MTA'DAN BAYRAM ÇIRALI, NAZIM BİLGEN, NECMİ GÖNEN, UTKU SAĞDIK
"Kolay ve ucuz üretim olanağı sağlayan Köprübaşı cevherlerinden, bir santralın yakıt ihtiyacının yarısını karşılayacak olsa bile, 50-60 ton U3 08/yıl kapasiteli sarı pasta tesisinin kurulması, bu teknolojiye giriş ve güvence açısından çok önemlidir. Böyle bir görevle yükümlü Etibank'm bütün girişimleri desteklenmelidir."

EGEÇEP: YARGI SÜRECİ BAŞLATILMALI
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Manisa'da yaşanan nükleer skandalla ilgili açıklama yaptı. EGEÇEP, Köprübaşındaki skandalın ülkeyi yönetenlerin aymazlıklarını bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, yöre halkının yıllarca radyoaktif kirlilikle iç içe yaşamasının tam bir skandal olduğu dile getirildi. EGEÇEP, bölgede genel bir sağlık taraması ve bilimsel araştırmaların yapılmasını talep ederken, sorumlular hakkında da bir an önce yargı sürecinin başlatılması gerektiğine dikkat çekildi. (İzmir/EVRENSEL)

EMEP MANİSA ÖRGÜTÜNDEN RADYASYON TEPKİSİ
Manisa Köprübaşı eski uranyum madeninde ölçüm yapan bilim insanlarının normalden 140 kat fazla radyasyon tespit etmeleri üzerine Emek Partisi Manisa İl Örgütü basın açıklaması düzenledi. Burada konuşan Emek Partisi Manisa Merkez İlçe Başkanı Mustafa Çeker, "Çernobil faciasının izleri hâlâ silinmemişken, ilimizdeki bu korkunç olayın bırakacağı etkileri kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Yaklaşık 200 kilometrelik alana sahip olan Gediz Ovası radyasyonlu sularla sulanıyor. Gediz Nehri aracılığı ile milyonlarca insan bu sulardan dolaylı da olsa etkilenecektir. Bu sorun görmezden gelinirse doğamızı ve Manisa halkını geri dönülemez bir yola sürükleyecektir. Yetkilileri göreve çağırıyoruz" dedi.

Kaynak: https://www.gercekgundem.com/bu-koyler-nukleer-risk-altinda-20088h.htm

[Edited at 2018-02-03 21:11 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Çernobil ve Fukuşima .. ... ... Akkuyu Feb 5

Evim, arsam, param, tarlam, gösteriş kaynaklarım... var diyerek övünme ey insanoğlu ! Sağlıklı bir çevrede yaşıyorsan, yaşayabileceksen onunla öğün. Bu dediğimi unutmayın emiii !

Nükleer santral kaynaklı daha küçük -duy(u)rulmayan- kaçaklar da var nükleer enerji kullanan ülkelerde...

İnsan olarak aptallıklarımıza doyamadığımız o kadar çok şey var ki...
_____________

1) "ÇERNOBİL HAYALET ŞEHİRDE BİR GÜN GEÇİRDİK!" -> https://www.youtube.com/watch?v=AufvVHhI_fw (Bu geziyi kaçırmayın derim)
--
2) "HAYALET ŞEHİR ÇERNOBİL!" -> https://www.youtube.com/watch?v=mNSh3XZsNWk

3) (National Geographic) (24 dakika) "Felaket Anları Çernobil Faciası Türkçe Belgesel" -> https://www.youtube.com/watch?v=-62D7CcKb0Q

4) "Çernobil'de Ne Oldu? - Al Jazeera Türk Belgesel" -> https://www.youtube.com/watch?v=AxRy4TwMPjE

.
.
.
5) "Fukuşima Nükleer Santralı Kazası" (National Geographic) - Türkçe -> https://www.youtube.com/watch?v=Ci3NBpS2RyE

6) Fukuşima: "Nükleer felaketin ardından" (Euronews Türkçe - 8 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=vPHZoL5xkLI

7) "Fukuşima'dan Geriye Ne Kaldı" (2,48 dakika) -> https://www.youtube.com/watch?v=cSqSW0f1Mrk

.
.
.

8) "Akkuyu Nükleer Santrali" (Bi göz atın derim)-> https://www.youtube.com/watch?v=Yz6d1vZuRp0

[Edited at 2018-02-05 10:14 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Çadır yasak nükleer serbest" Feb 6

--Alınıtı-- + Yorum

Cunhuriyet gazetesi
Haberin sahibi: Hazal Ocak Yayınlanma tarihi: 05 Şubat 2018 Pazartesi, 22:41
_________

Sinop Üniversitesi Ahmet Muhip Dıranas Uygulama Oteli toplantı salonunda bugün saat 09.30’da ÇED Halkın Katılım Toplantısı yapılacak.

Sinop’un en güzel doğal alanlarından biri olan İnceburun’da, Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesi planlanıyor. Ormanlık arazi üzerine inşa edilmek istenen santral için geçen haftalarda harekete geçildi. Bölge sakinleri Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlayan proje için şimdiden 400 binden fazla ağaç kesildiğini söylüyor. Bugün yapılacak ÇED toplantısı öncesi bölgeye gittik. Sinop’un eşsiz doğal güzelliğiyle tanıştık. Türkiye’nin en kuzeyi İnceburun’da santral yapılması planlanan bölgede ağaç katliamı çoktan başlamış. Alana birkaç kilometre uzaklıktaki Akliman ve Hamsilos’ta ise çadır kurmak, motorlu araçlarla gezmek ve avlanmak yasak.

Bin bir özellik yok olacak

Şehre girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken, balkonlara ve camlara asılan ‘Sinop nükleer santral istemiyor’ yazılı pankartlar oluyor. Şehir merkezinden santralın yapılacağı alana doğru yola çıkıyoruz. Birkaç kilometre sonra, Sinop Nükleer Karşıtı Platform’dan Zeki Karataş’la birlikte Akliman’a giriyoruz. Akliman sahil şeridinde, deniz ve orman iç içe. Kumsalıyla Karadeniz’in en özellikli doğal plajları arasında yer alıyor. Kısa bir süre sonra Hamsilos Tabiat Parkı’na ulaşıyoruz. Karataş bize parkın özelliklerini anlata anlata bitiremiyor: “Bölge doğal sit alanı, arkeolojik sit alanı, tabiat parkı alanı, yaban hayatı koruma alanı, göçmen kuşlarının geçiş yolu güzergâhı. Deniz de balıkların üreme ve gelişme alanı. Akliman ve Hamsaroz koylarının bulunduğu zengin bir turizm alanı...”

Çadır kurmak yasak ama...

Etrafta, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ‘Her türlü motorlu araçla girmek yasaktır’, ‘Çadır kurmak yasaktır’ yazılı tabelalar dikkat çekiyor. Bakanlık, parka ‘Sinop Doğası Gezi Parkurları’ adında rehber niteliğinde bir tabela da koymuş. Tabelada nükleer santralın yapılmasının planlandığı alanın içinde ayı ve karaca yaşam alanı gibi işaretler bulunuyor. Alanın içerisinde bisiklet ve doğa yürüyüşü parkurları da mevcut. İnceburun Endüstriyel Ağaçlandırma Sahası tabelasının göründüğü yer aynı zamanda nükleer santral alanı. Sahada yüz binlerce ağaç kesilmiş ve eskiden orman dokusu nedeniyle görülmeyen deniz tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış. Santral alanında ise inekler otluyor. Çevrede piknik alanları var. Karataş, “Santral yapılırsa İnceburun Yarımadası yok olur” diyor.

Cennetten köşe

Karataş, Akliman ve Hamsaroz koylarına kısaca değinmek istediğini söyleyerek, şöyle devam ediyor: “Bu bölge deyim yerindeyse cennetten bir bölge. Hamsaroz yani ham, olmamış körfez. Bu koyun benzeri sadece Norveç’te vardır. Bu bölgeye “Hamsilos Fiyordu” dense de bu bölge fiyort değil ria tipi kıyı oluşumudur. Deveci Deresi ağzında yer alan 300-400 metrelik bir deniz girintisidir. Hamsaroz Limanı morfolojik delillere göre Deveci Deresi Vadisi’nin aşağı kesiminin karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla oluşmuş dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan Ria tipi bir kıyıdır. Bu bölgede deniz, koy ve yeşil bir arada yer alır. Özetle Türkiye’nin 22. Özel Tabiat Parkı’dır. Bölge, korunmaya değer görülen yabani karanfil, Kastamonu soğanı, devedikeni, sütleğen, teke sakalı, Sinop çiğdemi gibi çeşitli endemik bitkilere ev sahipliği yapıyor.150 çeşit kuş türü yaşıyor. Protein bakımından en zengin balık türleri bu bölgede yetiştirilir ve avlanır. Türkiye’nin balık ihtiyacının büyük bir kısmı bu bölgeden halkın hizmetine sunulur.”

‘Size santral yaptırmayacağız’

Sinop Nükleer Karşıtı Platform’un dönem sözcüsü Murat Şahin, yıllardır santrala karşı Sinop’u korumak için mücadele ediyor. Bölgeyi gezerken, bir yandan da Şahin’e Sinop’u ve ülkeyi bekleyen tehlikeyi soruyoruz.

-Türkiye’ye nükleer santral yapılmalı mı?

Siyasi iktidar da karanlık lobilere verdiği sözünde ısrarcı. Yaşanan kazalar, “Güvenilir nükleer miti”ni tüm dünyada yerle bir etti. Çernobil’in sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Çernobil kazası sadece Çernobil’in değil Avrupa’nın, Karadeniz’in kaderini etkiledi. Kaza öncesinde doğa, ağaçlar, hayvanlar her şey olması gerektiği gibiydi. Oysa son 31 yıldır Çernobil ve civarı tüm yaşamın sona erdiği ıssız bir bölge haline geldi. Ne Akkuyu’da, ne Sinop’ta ne de Türkiye’nin bir başka yerinde, ne de dünyada nükleer güç santrallarının kurulmasına izin vereceğiz. Sinop NKP olarak “Size nükleer santral yaptırmayacağız” diyoruz. Sadece Sinop’a değil oluşturduğu teknik ve sağlıksal sorunlar nedeniyle dünyanın hiçbir yerine nükleer santral yapılmamalıdır.

-Sinop’a NGS yapılması halinde etkileri ne olacak?

Sinop’ta yaşam bitecek, Turizm bitecek, böylece Sinop insansızlaştırılacak. Santralın soğutma suyu Karadeniz’den çekilecektir. Dosyaya göre her ünite saatte 291.600 m3 su tüketecektir. 4 ünitenin bir günlük su alacağı ve deşarj edeceği su miktarı 27 milyon 993 bin 600 m3’tür. Bunu litre olarak ifade edersek 27.993.600.000 Litre/Gün’dür. Diğer bir deyişle debisi itibarıyla de iki adet Kızılırmak gerekmektedir. Deniz suyu klorlanarak alınacak ve 38 oC de denize deşarj edilecek. Böylece sadece Sinop değil Karadeniz’deki balıkçılık bitirilecek.

-Santralın adı bile yeter diyorsunuz...

Santralın adı zaten tek başına ürkütücü. 1979’da ABD’deki Üç Mil adası kazası, Çernobil ve Fukuşima kazaları her şeyi anlatıyor. Rusya ve Japonya’da yaşanan kazaların mimarları ülkemizdeki projelere talipler. Tehlikenin farkında mısınız?

‘Hükümete sesleniyoruz’

-Bölge halkı ne diyor?

Sinoplular olarak ‘Nükleer santrale hayır’ diyoruz. 2006’da Sinop Kent Konseyi, 2008’de platformumuz, 2010’da ise Greenpeace şehirde çeşitli aralıklarla anketler yaptı. Çıkan sonucun ortalaması yüzde 80 “hayır” oldu.

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Nükleer Karşıtı Platform olarak diyoruz ki, Sinop nükleer santral için uygun bir yer değil. Doğası, turizmi, yeşili ve mavisi ile Sinop bu ülkenin ender yörelerinden birisi. Bu yöreye nükleer santral düşünen zihniyet doğa katilidir. Hem Akkuyu’da, hem de Sinop’ta meydana gelecek bir radyoaktif sızıntının Türkiye’nin hemen hemen tamamını etkileyeceği görülmesine rağmen; birileri hâlâ nükleer felaketleri uçak kazalarıyla mukayese edebiliyor. Böylesine kritik bir kararda, bilimsel gerçekleri dikkate almadan çok aceleci davranan, bu konuda yıllardır görüş üreten sivil toplum örgütleri ve meslek odaları ile iletişime geçmeden, olur-olmaz her konuda referanduma giden siyasi iktidar; Sinop halkının rızasına ihtiyaç duymadan ve dikkate almadan geleceğini belirsizliğe sürükleyerek yaşanacak tüm olumsuzluklardan sorumlu olacaktır. Bu anlamda, ülkemizi siyasi iktidarların bilim dışı kararlarına terk etmeyeceğimizi bir kez daha belirtmek isteriz. Nükleer santralın artan enerji ihtiyacı nedeniyle zorunlu olduğunu ifade eden siyasi iktidara buradan sesleniyoruz. Ülkemizde “Enerji krizi yoktur.” Enerji yönetimi krizi vardır. Nükleere inat yaşasın hayat.

Doğanın bağrına konacak

Başvuru dosyasına göre proje alanı Sinop Abalı köyü İnceburun’da yaklaşık 1010,4 hektarlık “devlet ormanı” olarak ifade ediliyor. Bu alanın yaklaşık 102.5 hektarının santral alanı olarak kullanılması planlanıyor. Bölgede 4 adet reaktör inşa edileceği belirtiliyor. Saha kazı çalışmalarının ise 2019 yılında başlaması ve ilk reaktörün 2025 yılında devreye alınması planlanıyor. Dosyada, inşa edilecek her bir reaktörün kullanım ömrünün işletmeye alınmasından itibaren 60 yıl olacağı ifade ediliyor. Santralın şu anki yapım bedeli ise 20 milyar ABD Doları (74 milyar TL)

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yazi_dizileri/920620/Cadir_yasak_nukleer_serbest.html

cvamgwira1aggpnxrfzb.jpgiotznmonqvhycgtkflgt.jpgoamfylkwsacatgam9zam.jpg

__________
_____________

ADO_YORUM: Ya mühendisler kurulması için uğraşılan bu santrallarda ileride bir gün Gasray-Fener maçına dalarlarsa, deprem olursa, bir şeyler ters giderse... Kullanım kılavuzlarını bile okumayan bir toplumun atom santralı işletmecisi olması çok tehlikelidir... Nükleer atıklar da cabası... Nükleer kirlidir. Bakınız; denizimiz var, rüzgarımız var, güneşimiz var, bu işlerden yol yakınken vazgeçelim. Başka ülkemiz yok. 30-40-50 milyon insanı bir yerlere tahliye de edemeyiz. Kulakları çınlasın Merkel Hanım bile anladı olayı. Almanya nükleerden çıkıyor. Topraklarımız kirlenirse hem insanımız, hem yiyeceklerimiz, hem balıklarımız, hem herşeyimiz, hem tümşeyimiz mahvolur maf !!

FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması ve emperyalist güçler; ülkemizi, yöneticilerini; insanlarını aldattılar ya. Nükleer ile de aldanırsak vay halimize... Devletimiz, yöneticilerimiz ne olur yol yakınken bu nükleer belasından vazgeçsinler. Nükleer, silah olarak da enerji olarak da çok kirlidir. Gereksizdir. Rüzgar santralları (hem açık deniz hem boş kara alanlarında) enerji ihtiyacımızı fazlasıyla karşılar. Güneş enerjisi de cabası. Yeni enerji türleri de deneniyor (deniz dalga salınım enerjisi vb.). Besi ve süt hayvancılığının yaygın olduğu yerlerde hayvan gübresi metan gazı tesisleri de yaygınlaştırılabilir (özellikle küçük yerleşim yerlerinde)...

Her gonuda Alamanya örneğini vermek istemiyom. Bakın insanımız ne yapmış (Almanlar da yapıyor bunu kasabalarda, ama hepisini değil, yalnızca gaz kısmını. Kaçırmayın izleyin), 4 dakkalık haber -> https://www.youtube.com/watch?v=-njDjWYJwuk

________________

Bu güzelliklere kıymayalım. Endüstrici olacaksa böyle olsun. Verdiğim bağlantının en sonundaki vidyoyu kaçırmayınn. Böylelikle Gonya'yı da tanıtmış olduk. Teyzeoğullarına, yeğenlerime selamlaricon_wink.gif Yok yok bu lalecilerle bi ilgileri yok, orda otururlar onlar 50 yıldır.
("Konya’nın Masal Diyarlarına Taş Çıkartacak Güzellikteki Lale Tarlaları") -> http://listelist.com/konya-lale-bahceleri/

a46uonn4w9r1rvemorrg.jpgbkmzogl4nhmzuvvel4nz.jpgrvtgaflvhjem5q3hszwf.jpgy7e8l7hkdijdtechmapk.jpgczkfrhr0dzj61zlppawq.jpgafavztn2qwror7yng79s.jpgtrqii0jl6gezisbmfxoi.jpgjlayv3dumhnqsqhwinyt.jpgecliglesxady4rfutkee.jpgpxvhuakmrvrxhlpbdaol.jpgmavxqqod1afcdsymqwpa.jpgamfnqgvachmshm3251gn.jpgjnymxve6kzyavomnlqzc.jpgjbzdfivsmfhsuncoppx2.jpgmaqhlvir1qulquhabznp.jpg

[Edited at 2018-02-06 23:00 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Bakanın Sözünü Kestiği İçin Sahneden İndirilen Robot Sosyal Medyanın Gündeminde" Feb 6

--Alıntı--

Selim Gerçeker
February 6, 2018
________

Kuşkusuz Türkiye'de yaşamak, bazen kendimizi acaba distpoik bir filmin bir senaryosunda mıyız diye sorgulamamıza sebep oluyor.

Bugün Dünya Güvenli İnternet Günü etkinlikleri kapsamında Ankara'daki Bilim Teknolojileri Merkez Yerleşkesinde gerçekleştirilen oturumda, Denizcilik Haberleşme ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, kendisine yavaş konuşması gerektiğini söyleyen Robot Sanbot ile adeta tartıştı.

Belki de dünyada ilk robotla tartışan bakanı olarak tarihe geçecek olan Arslan, kısa zamanda sosyal medyanın gündemine oturdu.

Dünya Güvenli İnternet Günü etkinlikleri kapsamında konuşmak için kürsüye çıkan Denizcilik Haberleşme ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan'a konuşma sırasında Sanbot ”Yavaş konuş, ne diyorsun anlamıyorum” dedi.

Sanbot daha sonra da ”Neden bahsediyorsun' deyince Bakan Arslan kızdı ve “Değerli arkadaşlar belli ki birileri robotu kontrol etmek durumunda. Kontrol görevini hangi arkadaşımız yerine getiriyorsa gereğini yapın lütfen” dedi.

Yaşanan bu kısa tartışmanın ardından Sanbot uzaktan kumanda ile sahneden indirildi

1. Robotla yaşanan bu kısa süreli tartışma sosyal medyanın gündemine oturdu
...
.
.
.

Yeri: http://listelist.com/bakan-arslan-robot/

wdtfr7tnkhkzslcasr98.jpg

[Edited at 2018-02-06 12:49 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Altın almak için İstanbul'a gelen işadamının makatından 144 bin Euro çıktı" Feb 6

--Alıntı--
cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 06 Şubat 2018 Salı, 11:09
__________
Altın almak için İstanbul'a gelen işadamının makatından 144 bin Euro çıktı
Cezayir’de kuyumculuk yapan Salah Mennaoui, 144 bin Euro'yu rulo halinde makatına yerleştirdi. Altın almak için İstanbul’a gelen kuyumcu, parayı çıkaramayınca hastaneye gitti. Ameliyatla çıkarılan paraya polis el koydu.

Cezayir’de kuyumcu dükkanı işleten 67 yaşındaki Salah Mennaoui, jelatinlere sardığı 288 adet 500 ve iki adet 100 euroyu, ülkesinde bir doktorun yardımıyla makatına yerleştirdi.İşadamının makatından 144 bin Euro çıktı

Hürriyet'te yer alan haber şöyle: Mennaoui, bu şekilde uçağa binerek İstanbul’a geldi. Polislere yakalanmadan havalimanından çıkan Cezayir’li kuyumcu Fatih’te bir otele yerleşti. Makatına sakladığı binlerce Euro’yu çıkarmaya çalışan kuyumcu Mennaoui, başarılı olamadı. Bir süre sonra rahatsızlanan Mennaoui, özel bir hastaneye gitti.

DOKTORLAR POLİSE HABER VERDİ

Doktorların yaptığı incelemede makatında rulo halinde cisimler fark edilen Mennaoui, hemen ameliyata alındı. Operasyonla hastanın vücudundaki ruloları çıkaran doktorlar, binlerce Euro'yu görünce hemen polise haber verdi. Tedavisinin ardından gözaltına alınan kuyumcu Salah Mennaoui, emniyette verdiği ifadede paralarla altın alıp ülkesine döneceğini söyledi. Mennaoui ifadesinin devamında “Ülkem Cezayir’de altın ve tekstil işleri ile uğraşmaktayım. Ülkemde kuyumcu dükkanım var. Ben Türkiye’ye sık gider gelirim. Türkiye’ye her geldiğimde yaklaşık 50 bin Euro para getiririm. Bu parayla Türkiye’de altın ve tekstil ürünleri alırım. Bu sefer yüksek miktarda altın almak istedim” dedi.

Salah Mennaoui, ifadesinin ardından serbest bırakıldı. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği Salah Mennaoui’nin vücudundan çıkan paralara el koydu. Serbest bırakılan Mennaoui ise ülkesine döndü.

PARAYI CEZAYİR’DEN ÇIKARMAK SORUN

Cezayir havalimanlarında 7 bin 500 Euro üzerindeki miktarlarda bildirim yapılma zorunluluğu var. Bildirim yapılırken de paranın kaynağı veya banka dekontu gösterilmesi zorunluluğu bulunuyor. Avukat Ali Asğar Tezel “Türkiye’de yapılan son değişikliklerle, yurtdışından döviz getirildiğinde bildirim zorunluluğu kaldırıldı. Cezayir’den para getiren kişi kendi ülkesinden parayı çıkarmak için bu yöntemi kullanmıştır. Türkiye’de gözaltına alınma nedeni de parayı vücuduna yerleştirmesidir. Çünkü şüpheli bir şekilde parayı ülkeye sokmuştur. İfade alınıp serbest bırakılmasının nedeni budur. Parayı normal yollarla getirseydi Türkiye’de bir sıkıntıyla karşılaşmazdı” dedi.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/920761/Altin_almak_icin_istanbul_a_gelen_isadaminin_makatindan_144_bin_Euro_cikti.html

ungkqbrhn5czrullcnyf.jpg


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Yurttaşa 416 milyarlık nükleer fatura" Feb 7

--Alıntıdır--

Şehriban Kıraç
Cumhuriyet - Yayınlanma tarihi: 06 Şubat 2018 Salı, 22:18
_________

Akkuyu ve Sinop nükleer santralları ile Çayırhan B, Eskişehir Alpu, Tekirdağ Çerkezköy termik santrallarının mali külfeti halkın sırtına yıkılacak. Projelerin tamamlanacağı 2020-2025 yıllarından itibaren yurttaş 472.5 milyar TL ödeyecek.

Alım garantili nükleer ve kömür santral projeleriyle ülkemizin geleceği ipotek altına alınıyor. Akkuyu ve Sinop nükleer santralları ile Çayırhan B, Eskişehir Alpu, Tekirdağ Çerkezköy termik santralları projelerinin mali külfeti halkın sırtına yıkılacak. Bu büyük 5 projenin tamamlanmasının beklendiği 2020-2025 yıllarından itibaren 15-20 yıl süreyle yurttaşın karşı karşıya kalacağı ödeme yükü 126 milyar dolara (472.5 milyar TL) ulaşıyor. Üstelik elektrik kullanılmasa da ödenmek zorunda kalınacak, bu rakama yakıt bedeli ve enflasyon farkı gibi fiyat artırıcı unsurlar da dahil değil.

İhtiyaç yok

Türkiye’nin 2017 yıl sonu itibarıyla kurulu gücünün 85 bin megavatı (MW) aşması ve yapılan projeksiyonlara göre 10 yıllık dönem içinde talebi karşılamada sıkıntı görünmemesine karşın pahalı ve çevre açısından büyük riskler taşıyan projeler hayata geçiriliyor.

Elektrik Mühendisleri Odası’na (EMO) göre Türkiye’nin ihtiyacı olmadığı açık olmasına karşın alım garantili yaptırılmak istenen nükleer ve kömür santralları yurttaşın sıntından inşa edilecek. EMO alım garantili işletme hakkı devriyle kurulmak istenen 5 santralın projelerinin halka yıkılacak mali külfetini ortaya koydu.

* Sinop NGS için 20 yıl alım garantisi verilmiş ve yakıt bedeli hariç kilovat saat (kWh) başına birim bedeli 10.83 sent olarak tespit edildi. Bugünkü kurlar üzerinden 40.6 kuruş olan bu fiyat, 2017 piyasada ağırlıklı ortalamasında 16.81 kuruş olan fiyattan yüzde 242 daha pahalı. Yıllık 35 milyar kWh civarında üretim yapacağı hesabından hareket edilirse, alım garantisi nedeniyle yıllık olarak bu santrala 3.79 milyar dolar (14.2 milyar TL) ödenecek. Bu rakam 20 yılda 75.8 milyar dolara (284 milyar TL) ulaşacak. Üstelik bu rakama yakıt bedeli dahil değildir.

* Akkuyu NGS’ye, 15 yıl boyunca üreteceği elektriğin yüzde 50’sine 12.35 sent/kWh üzerinden alım garantisi verildi. Bugünün kurları ile 46.31 kr/ kWh olan bu rakam 2017 piyasa fiyatından yüzde 275 daha pahalı. Santrala 15 yılda 285 milyar kWh elektrik karşılığında 35.2 milyar dolar (132 milyar TL) ödenecek.

4.5 yılda alacak

* 1 Temmuz 2017’de Çayırhan Kömür Sahası, 35 yıllığına Kolin, Kalyon ve Çelikler Grubu’na devredildi. 720 MW kurulu güçte olması öngörülen santrala kilovat saat (kWh) başına 6.04 sent üzerinden 15 yıl alım garantisi verildi. Bugünkü kurlar üzerinden 22.65 kuruş olarak verilmiş olan bu fiyat, 2017 piyasada ağırlıklı ortalama 16.81 kuruş olan fiyattan 1.34 kat daha fazla. 15 yılda yıllık 4.2 milyar kWh üretim üzerinden 3.8 milyar dolarlık (14.3 milyar TL) ödeme yapılacak. Santralın yatırım maliyetinin 1.1 milyar dolar olmasının öngörüldüğü dikkate alındığında alım garantisi yoluyla 4.5 yılda bu bedeli halkımız şirketlere ödeyecek.

* Eskişehir Alpu-Tepebaşı Termik Santralı’nın 1100 MW gücünde olması ve yıllık 7 milyar kWh elektrik üretmesi öngörülmektedir. Henüz ihale yapılmadığı için alım garantisi verilecek fiyat belli değil. Santralı kurup işletecek şirkete 15 yılda 5.8 milyar dolar (21.8 milyar lira) ödeme yapılması gerekecek.

* Tekirdağ Çerkezköy kömür yakıtlı termik santralı için de ÇED ve ihale süreci devam ediyor. 15 yılda toplam 97.5 milyar kWh elektrik üretimi karşılığında 5.4 milyar dolar (20.3 milyar TL) ödeme yapılacak.


Kolin ve Kalyon Akkuyu’dan çekildi

Enerji sektöründen kaynaklar Akkuyu nükleer santralı projesinde Rusya’nın ortağı olan konsorsiyumdan Kolin İnşaat ve Kalyon İnşaat’ın çekildiğini ve Rus tarafının ortaklık için kamuya ait Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ve bazı Türk enerji şirketleriyle görüştüğünü söyledi. Türkiye’nin ilk nükleer santralı olacak olan Akkuyu, Rus- Türk ortaklığıyla inşa edilip işletilecek. Projede Rusya’yı temsil eden nükleer enerji şirketi Rosatom, geçen yıl ortasında projeye ortak olarak Cengiz İnşaat, Kolin İnşaat ve Kalyon İnşaat’tan oluşan konsorsiyumu alma kararı aldı. Türk şirketlerin santralı işletecek Akkuyu Nükleer AŞ’nin yüzde 49’unu alması öngörülüyordu, ancak ortaklığı resmi hale getirecek hissedarlar anlaşması henüz imzalanmadı. Reuters’e konuşan kaynaklar, yüzde 49 hissenin alınması için yapılan görüşmelerin ilk aşamada olduğunu ve projenin en az bir Türk ortakla devam etmesinin planlandığını ifade etti. Rusya’da yayımlanan RBC gazetesi dün Kolin İnşaat ve Kalyon İnşaat’ın konsorsiyumdan çekildiğini bildirmişti. Toplam 4,800 MW güçte dört reaktörden oluşacak santral projesinin mali büyüklüğü 20 milyar dolar olarak açıklandı. İnşaat aralık ayında başlamıştı.

Çok belirsizlik

Kolin İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Celal Koloğlu, Hürriyet’e yaptığı açıklamada “Ortaklığımız henüz resmiyet kazanmamıştı. Yüzde 49 hisseyi devralmadık. Almak da istemedik. Çünkü çok fazla belirsizlik var. Genel olarak birtakım sıkıntılar var. Biz belirsiz bir şeyin içinde yer almak istemeyiz. Bu hızla projenin 2023’e yetişmesi zor görünüyor. Rus tarafından belirsizlik giderilmeden biz hisse devri istemedik. Zaten ana gövdeyi Ruslar yapacaklar, makine ekipmanları da getirecekler. Biz sadece inşaat kısmını da üstlenebiliriz” diye konuştu.

Elektrik fiyatları dünyada düşüyor

EMO Yönetim Kurulu’nun açıklamasına göre, dünyada elektrik fiyatları düşmektedir. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriğin fiyatı 3 sent/kWh’in bile altına indi. Doğalgazdan elektrik üretilmesinde dünya ortalama fiyatı ise 5.5 sent/kWh civarındadır. Durum böyle iken bu denli yüksek fiyatlarla elektrik alım garantileri verilmesini anlamak mümkün değil. Elektrik talebi, mevcut kurulu güç ve bugünden yapılacağı öngörülen santral projeleri dikkate alındığında; Türkiye‘nin enerji açığı olmadığı, hatta bugün için arz fazlası olduğu bizzat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından da ifade edilmiş, bilinen bir gerçek.

Yeri: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/921268/Yurttasa_416_milyarlik_nukleer_fatura.html

__________
ADO_YORUM: Bu çarpıcı haber için çok teşekkür ederim Şehriban Hanım. Sağolun-varolun.

[Edited at 2018-02-07 13:32 GMT]


 

Ali Bayraktar  Identity Verified
Turkey
Member (2007)
English to Turkish
+ ...
Bu çiçek yerleri yeni mi? Feb 7

Sulamasını falan gördüm üstten kurmuşlar da, derilmesi, toplanması vs videoları var mıdır acaba?
Bu tür geometrik tarlalardan (çiçek sebze vs) otomatik makineli hasat videolarını izlemek çok güzel oluyor.
İnsanı rahatlatıyor (en azından beni)
Bizde sanırım bilgisayarlı hasat makineleri yok. Ama bu çiçeklerin ekiliş tarzı bilgisayarlı makineler var mı acaba sorusunu aklıma getirdi.
O yüzden sordum.
Hem bilgi hem de estetik açısından güzel olurdu.

Siz sanırım o bölgelere yakınsınız.
Var mı bildiğiniz tanık olduğunuz yerler? Ya da bu lalelerin hasat videoları falan?

Saygılar,

M. Ali


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
İlginiz için teşekkürler Feb 7

Ali Bey merhaba,

Bu görüntüler yeni evet. Bu bölge malumunuz çok geniş bir bölge...
Tam nasıl yapıldığını valla ben de iyice bilmiyorum. Mayısa doğru bisikletlen gitmeyi düşünüyorum bu tarlalara... (Buralarda çiçeklenme dönemi nisan-mayıs olması lazım).

Birkaç bağlantı göndermek isterim:

A-) Ankara (teyzemiz anlatıyor) Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 1. Bölüm https://www.youtube.com/watch?v=idzsDU9apeM

B-) Seymen Köyü Lale Üretimi - Habertürk , Emeğin Öyküsü Programı https://www.youtube.com/watch?v=HtXoNCbzwLM
-------

Laleciliği Hollanda'dan Konya'ya tekrar geri getiren girişimci Ali Yetkin ile söyleşi -> https://www.youtube.com/watch?v=X15JwMxFeAU

İlgili girişimcinin tarlalarından - Anadolu Ajansı vidyosu (Konya civarı 2016) -> https://www.youtube.com/watch?v=ukY5GY5OxLM&t=202s

----
Endüstriyel üretim:
.
.
.
1a) Girişimci anlatıyor: Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 1. Bölüm- https://www.youtube.com/watch?v=r-2voAdq0Yc

1b) (Konya-Çumra) "Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 3. Bölüm" https://www.youtube.com/watch?v=_Xv5tYiwUBw

2) (Konya-Çumra) Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 4. Bölüm https://www.youtube.com/watch?v=Q5u1cyy7U7s

3) (Konya-Çumra) Üniversiteliler pratik yaparken: Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 5. Bölüm https://www.youtube.com/watch?v=SnAvg_YV11s

4) (Konya-Çumra) Üniversiteliler pratik yaparken: Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 6. Bölüm https://www.youtube.com/watch?v=1wcyfNaqBXU

5) (Konya-Çumra) Ziraat Mühendisi Beyhan Hanım anlatıyor Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 7. Bölüm
https://www.youtube.com/watch?v=dtcnL0PH8sY

6) (Konya-Çumra) Ziraat Mühendisi Beyhan Hanım anlatıyor Çiçek Yetiştiriciliği - Lale (Tulipa) Yetiştiriciliği 8. Bölüm https://www.youtube.com/watch?v=T-GEulawyGU

Asya Lale tanıtım filmi: https://www.youtube.com/watch?v=1-jHcw6yBi4 Bu işletmeden ayrıntılı bilgi alınabilir sanırım. Sanki bilgiyi yaymak isterlermiş gibi bir izlenim edindim (yanılıyor da olabilirim).
.
.
.

BU FİLM ÇOK GÜZEL ÇEKİLMİŞ (7 dakikalık): https://www.youtube.com/watch?v=lHogwqdn5Ew

ADO_NOT: Arkadaşlar, aman ha yanlış anlaşılmak istemem. Benim de bu girişimden yeni haberim oldu. İlginç geldi, buraya aldım. Yoksa herhangi bir işletmenin reklamcısı, Seguela'sı filan değilim. Bu girişim hoşuma gitti çok. Böyle adamlar, endüstriciler de olsun güzel ülkemizde, sayıları artsın. Lafın birini koyup birine geçtik ve nükleer enerjinin topraklarımızı kullanılamaz hale getirme tehlikesinden, insanları zehirleyebilmesinden buralara geldik. Çok uzattım gene...

Sağlıkla kalın



[Edited at 2018-02-08 10:59 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Yuh artık! Anestezi esnasında cinsel tacize uğradı" Feb 8

--Alıntı--
Yazı ve söyleşi: Ayşe Arman / Hürriyet
8 Şubat 2018
___________________


Yani pes! Ve çüş!

Gerçekten inanılır gibi değil...

Nasıl bir ülke olduk biz?

Ya da hep mi böyleydik?

Kadınlar anlatmıyordu da şimdi mi dile geliyor bütün bu rezillikler?

Nedir bu kadınların çektiği...

Sokakta, toplu taşımada, iş yerinde, evde ve aklınıza gelecek her yerde bitmez tükenmez bir cinsel istismar ve cinsel taciz...

Yetmezmiş gibi bir de hastanede!

İnsanın en savunmasız olduğu yerde!

49 yaşındaki Filiz Erdem, spinal anestezi esnasında cinsel tacize uğradığını iddia ediyor ve 4 yıldır bir hukuk savaşı veriyor.

Tesettürlü, iki oğlu, bir torunu olan kendi halinde bir ev kadını.

En kolayı bu meseleyi unutup gitmesiydi ama o, bunu onur meselesi yapmış. “Bana oluyorsa, yüzde yüz eminim ki başka kadınlara da oluyordur. Ben susmayacağım. Yeter artık cezalarını çeksin bu sapık adamlar!” diyor.

Sanık Ali Çavuşoğlu, iki yıl cezaya çarptırıldı. İtiraz etti, bir üst mahkemeye gitti. Şimdi de Filiz Erdem itiraz edecek. Bakalım bu davanın sonucu ne olacak. Filiz Erdem bana aşağıda okuyacaklarınızı anlatırken ara ara ağladı. Onu susmadığı, bu olayı hasıraltı etmediği için kutluyorum...


Yuh artık Anestezi esnasında cinsel tacize uğradı

Sizi tanıyabilir miyiz...

Ben Filiz Erdem. 49 yaşındayım. Ev hanımıyım. Torun büyütüyorum. 3 yaşında bir kız torunum var ve cinsel istismar mağduruyum.

Nedir bu başınıza gelen?

Ameliyat öncesi, anestezi esnasında cinsel tacize uğradım.

Akıl alır gibi değil...

Aynen öyle! Üstelik bir hastanede oldu bu rezillik. İnsanın en savunmasız olduğu yerde. O kadar ağrıma gitti ki, bütün psikolojim bozuldu. Susmadım, sineye çekmedim. Rezil olma pahasına davacı oldum. Sapık iki yıl ceza aldı ama bir üst mahkemeye itiraz etti, ceza bozuldu. Şimdi biz de itiraz edeceğiz, temyize gideceğiz...

Ben doğru mu anlıyorum: 4 yıl önce, Haseki Devlet Hastanesi’nde anestezi esnasında, “basit cinsel saldırı” olarak tanımlanan cinsel şiddete maruz kaldınız. Sanık, önce iki yıl hapis cezası aldı ama itiraz etti ve karar bozuldu, öyle mi?

Evet.Biz de itiraza itiraz ettik


DOKTOR BELİME İĞNEYİ SAPLAMIŞTI Kİ...

Peki en başa dönelim. Rahatsızlığınız neydi?

Daha önce miyom ve kist ameliyatları olmuştum. Bu ameliyatlar neticesinde oluşan karın içi yırtıklarını giderme ameliyatıydı. İlk defa spinal anesteziyle, yani belden aşağı uyuşturma şeklinde yapılacaktı. Çünkü benim diğer 5 ameliyatım genel anestezi altında gerçekleşti. Beşincide uyanamama problemi ve akciğer sorunu yaşayınca bu karar alındı. Gerekli işlemler yapıldı, cihazlar bağlandı, damar yolu açıldı vs. Bunun üstüne anestezi doktoru, bana anestezinin nasıl yapılacağı bilgisini verdi ve sonra da şikâyetçi olduğum sapık hastane personeline seslendi. Ona beni konumlandırmasını söyledi...

Nasıl yani?

O anestezinin yapılması için, kişinin belli bir konuma gelmesi gerekiyor. Ben ameliyat masasında oturur pozisyondaydım. Bacaklarım yere sarkıyordu. Ve bu kişi geldi, omuzlarımdan tutarak beni konumlandırdı. Yani kafamı, omuzlarının arasına aldı. Beni iyice kendini çekti. Ve vücudunu dizlerime yasladı. O sırada doktor da arkamda, belime iğneyi sapladı...

Sonra?

Ben o pisliğin cinsel organını dizimde hissettim. Kendimi geri çekmeye çalıştım ama doktorun, “Kıpırdamayın lütfen, iğne soktum!” uyarısıyla karşılaştım. Nefesi de kulaklarımdaydı. Resmen adamın solukları hızlandı, belimde iğne varken adam tatmin oldu. Kıpırdamamam gerektiği için, hiçbir şey yapamadan çaresizce durmak zorunda kaldım. Çünkü ani bir hareket yapıp, sakat kalmak var...

Siz emin misiniz o sırada tatmin olduğundan?

Ben evli bir kadınım, neyin ne olduğunu biliyorum. Durumdan müthiş iğrendim. Zafiyetimden faydalanıldığı için de çok kızdım. Yüzde 100 eminim ki, bu pisliğin öncesinde de böyle sapıklıkları var. O hastaneye pek çok tesettürlü kadın gidiyor. Ben de de tesettürlüyüm ama ben, bana yapılan bu iğrençliği dile getirebildim. Herkes getirebiliyor mu emin değilim...

Siz, olayı yanlış anlamış olabilir misiniz?

Bakın, birine iftira atmak benim inancıma aykırı. Bir de sorarım size, torun-torba sahibi kadınım, niye böyle rezil bir şeyin mağduru olduğumun yalanını söyleyeyim? Olan biten bununla da sınırlı değil. Ameliyat bittikten sonra, personeli tekrar çağırıyorlar. Sizi ayılma odasına götürmeleri için. Sonuçta, o yeşil önlük üstünüzden çıkarılıyor ameliyat esnasında. Sadece pike örtmüş oluyorlar. Ayılma odasına, o pislik yeniden geldi. Üstümden örtüyü çekti. Doğal olarak göğüslerimi elimle kapattım ve bağırdım, “Defol git, üstümü niye açıyorsun!” diye. Ortadan kayboldu ve bir başka kadın görevli gelip üstümü örttü, beni içeri götürdü...

Tüm bunları eşinize anlattınız mı?

Korktum, bir süre anlatamadım. Öfkeden şeker komasına mı girer, kalp krizi geçirir mi bilemedim, o yüzden. Ama iki ay sonra o kadar gergindim ki evde, resmen depresyona girdim. Sonunda, “Ben ameliyatta böyle böyle şeyler yaşadım!” diye anlattım. Tabii, “Bana daha önce niye anlatmadın!” diye kıyameti koparttı. Ama sonra dava süreci başladı...


KADIN HAKİM, O PİSLİĞİ YERİN DİBİNE SOKTU!

Bir sağlık personelinin, hastaya cinsel tacizde bulunması nasıl açıklanabilir?

Hiçbir şekilde açıklanamaz! Siz, bu ülkedeki istismarın boyutunu düşünün. Bakın, mahkemede kararı veren bir hâkime hanımdı. Ona hep dua ediyorum, o beni anladı. Hâkime hanım, o pisliği yerin dibine soktu. “Keşke cezayı almadan tedavi görseydiniz bulunduğunuz hastanede!” dedi. Ekledi: “Bu toplum nereye gidiyor?”

BEN SÖYLEMEZSEM, SEN SÖYLEMEZSEN, O SÖYLEMEZSE... KİM SÖYLEYECEK?

Davacı olmaya nasıl karar verdiniz?

Eşimden sonra ablamla konuştum. Ablam emekli bir sağlık personeli. “Hastanelerde böyle olaylar o kadar çok oluyor ki!” dedi ve yıllar içinde şahit olduklarını anlattı. Meğer hep hasıraltı edilirmiş. Ben, benim olayımın hasır altında kalmasını istemedim...

4 yıldır mücadele veriyorsunuz, esas olarak neden?

Çünkü eminim ki sadece bana olmuyor! Bu ülkede sokaklarda, toplu taşımalarda, her yerde kadınlara karşı taciz ve istismar suçu işleniyor. Hastanelerde de işleniyor. Bunlar artık konuşulsun, su yüzüne çıksın. Mücadelem bu yüzden...

Mahkeme 2 yıl ceza verince, “Hak yerini buldu!” dediniz mi?

Hayır çünkü iki yıl ceza verilmesi şu anlama geliyormuş: Taş çatlasa, iki hafta yatar çıkarmış! Başkalarına yeniden yapabilsin diye! İnanın bu adam, bir kadının sırtında iğne varken bunları yapıyorsa, denk düşürse kim bilir neler yapar! Potansiyel tecavüzcü! Ve elini kolunu sallayıp dolaşabiliyor. Resmen adalete inancımı kaybettim. Bir de avukatının itiraz dilekçesini okuduğum zaman, iyice delirdim. Adam benim kilomdan bahsetmiş. Kilomdan dolayı beni sıkı sıkı tuttuğunu söylemiş. Güya kilosu, benim kilomun üçte biriymiş. Evet, ince bir kadın değilim, 85-90 kilo arasında oynuyorum çünkü kortizon kullanıyorum. Ama bu adam da 30 kilo değil!

Neden “Susayım!” demediniz?

Ben söylemezsem, sen söylemezsen, o söylemezse, kim söyleyecek? Bu adamlar yaptıklarının suç olduğunu nasıl bilecek? Ben resmen paranoyak oldum. Bakın torunum dünyaya geldiğinde, herkes torunumu bebek odasında pencereden izlerken, ben ameliyathane kapısında gelinim Yasemin’i bekledim. Çıkar çıkmaz onun gözlerine baktım, acaba o da bir şey yaşamış mıdır korkusuyla. Bu kadar derinden etkiledi yaşadıklarım beni... Ama hastane personeli, birbirini korudu. “Halüsinasyon görüyor” dediler. Neyse ki avukatımız öyle olmadığını, aldığım ilaçların buna yol açmayacağını kanıtladı. Şimdi bir üst mahkemeye itirazımızın sonucunu bekliyoruz.

HASTANE PERSONELİ AĞIZ BİRLİĞİ YAPTI

Olay esnasından odada kaç kişi vardı?

Arkası dönük bir hemşire hanım vardı. Masada ameliyat malzemelerini hazırlıyordu. Bir de anestezi uzmanı doktor vardı arkamda, belime iğne sokuyordu, önümde de o sapık... Hastane personeli ise o anda odada 7-8 kişi olduklarını söyledi. Ama bir devlet hastanesinde keşke sizinle 7-8 kişi ilgilenebilse... Ne yazık ki böyle bir şey yok. Türkiye’deki gerçeği yansıtmıyor. Hepsi çalıştıkları hastaneyi ve meslektaşlarını korumak için ağız birliği yaptı...

---
Yeri: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/yuh-artik-anestezi-esnasinda-cinsel-tacize-ugradi-40734853


 

Emre Alper Denen
Turkey
Turkish to English
Saygılar Adnan Bey Feb 9

Emeğinize sağlık çok yararlı yazılar paylaşıyorsunuz. Keşke herkes bu forumu sizin kadar güzel kullanabilse. Get Up, Stand Up, Don't Give Up The Fight.icon_smile.gif

 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Kaynak verme, dünyaya bakış ve kendini anlatma ihtiyacı... Feb 9

Nazik sözleriniz için teşekkür ederim Emre Bey, benden de size saygılar.
___

Kaynakları, bağlantıları verirken, alıntı yaparken beynimdeki farklı görüş ve dünyaya bakış açılarını, benim gibi düşünmeyenlerin görüşlerini, yüzde yüz hoşuma gidenleri; hiç beğenmediklerimi de başlığına göre foruma alıyorum... Bir konu hakkında (varsa) farklı görüşlerin hepsini almaya çalışıyorum örnek: https://www.proz.com/forum/turkish/252364-osmanlıca_türkçe_kaynaklar_cumhuriyet_boyunca_türkçenin_serüveni_günümüz_türkçesi.html

Yerine göre konuya yararı olabilecek, bulduğum yazıları paylaşmayı seviyorum, kendi yorumumu ekliyorum da bazen bilindiği gibi.

Yaşantımız, algılarımız, hayata bakışımız, deneyimlerimiz, yaşadıklarımız farklı. İnsanın yaptığı iş önemlidir ama hayat sadece iş ve mesleki konulardan ibaret değildir. Yerine göre tembelliğin güzelliğini de keşfettim çoktandır örneğin...

Büyükşehirlerden başka bir yerde yaşamamış arkadaşlara da değişik pencereler açmaya çalışıyorum yeri gelirse.

İnsanların köylüsüne, şehirlisine, çok modernine, çok muhafazakarına, uçuğuna, kaçığına saygı duymak ilkelerim arasındadır.

Beni yakından tanıyanlar -özellikle okumuş akrabalarım- beni hiçbir kategoriye sokamıyorlar.

Edebiyatçı, düşünce adamı, şair, eski çiftçi, çevirmen, Türkiye sevdalısı, İnsanlığa değer veren, hayvanlara hayran; bilumum siyasi partileri yerden yere vuran, bir eleştiri tokadı da yeri geldiğinde kendine atan; ilgi alanları çok geniş olan, çok da normal olmayan; gösterişten hoşlanmayan; paylaşmayı seven bir insanım. İnsanları, hayvanları ayırmayı sevmem. Oradan oraya savrulup dursam da çevrecilik çocukluğumdan beri hep önemli oldu benim için. Acımasız ve bencil insanlarla sorunlarım oluyor sıkça gündelik hayatta...
(Kendimle dalga geçtim işte gördüğünüz gibi icon_wink.gif

Ayaktayken 40x40 cm yer kaplayan bir garibim. Dünyadaki varlığım bu kadar. Herşey fani der geçerim.

Dünyanın en önemli kişisi sizsiniz; bu yazıyı okuyan-okumayan nefes alan her birey. İnsan kendini arada bir beğenmezse çattadak çatlarmış... Bazen güzel bir paylaşım sonrasında sevinirim, iyiki paylaşmışım diye. Kaç milyar insan varsa o kadar dünya var... Yaş ilerledikçe (47) günü geldiğinde yıldızların tozuna karışacağımın daha iyi ayırdına varıyorum...

Eleştirmek, paylaşmak, okumayı seven insanlara zaman ayırmak güzeldir. Şimdi ayda bilmem şu kadar bin lira kazansam sitede kime faydası olur ki bunun? Yazma gereği duyduğum şeyleri yazarsam herkese bir yararı olur. Bu forumdan çok yararlanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Yanıldığım yerler, cahilliklerim, küçük çaplı üzdüklerim de olmuştur. Toplum yararına çalışan insanlar yeri gelir hata da yapar illaki. Hiçbir şey yazmayan-yapmayan hata da yapmaz görünür... Herkes daha çok yazsın isterim. Belli başlıklarda yoğunlaşıyorum bazen; sıkılan, (yine mi bu deli diyenler) zaten buraları okumayacaktır. Bazen kendimi izne ayırarak yoğunlaşıyorum buralara. Hoşuma gidiyor. Kesin doğrularım yok denecek kadar azdır, sürekli değişime inanırım...

Şunu öğrendim: Herkesin hayatı yaşanmaya değer, her fikir birşeyleri öğretmesi bakımından önemlidir. Herkes her konuda aynı görüşte olamaz, olmamalı da zaten.
Paylaşmak güzeldir. Her fikir değerlidir bana göre. Bazen uzun soluklu çalışmalarda ben de zorlanıyorum ve buralara uğrayamıyorum.

Konuşmazsak-yazmazsak nasıl anlaşacağız? Dil ne için var? Yazı niye icat edilmiştir....?

Buraya az-çok emeği geçen herkese minnettarım.

Türkçe, İtalyanca gibi işte.. El-kol hareketleri, bağırarak konuşmalar, güzel vurgulamalar, uzatmalar/kısaltmalar, mimikler, göz etmeler, farklı ses tonları, sövmeler, yerine göre mizah ve bazen küçük kavgalar olmazsa, sadece yazıyla eksik kalan bir dil bence.

________
ADO_YORUM: Sen neymişsin be ağbii... Ne ulen bu böyle; ben ben ben de ben demişsin hep ey Adooo. Olmamış otur 0!

[Edited at 2018-02-10 11:30 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Cinsel şeyler; Açık toplum olmanın yararları; Cinsel suçlar... Feb 10

Son zamanlarda insanları içten yaralayan, vay be bu kadar da olmaz ki dedirten o kadar çok cinsel içerikli saldırı yansıdı ki ortalığa...

Bunlar daha önceleri de oluyordu ama sosyal medya yoktu, herkesin yayın yapabileceği kanallar yoktu. Telefon aboneliğinde yıllarca sıra beklenen zamanlar vardı 40 yıl kadar önce. Cep telefonu yoktu, internet yoktu, ADSL, wifi, kablo internet, sosyal medya mecraları yoktu, akıllı telefonların tarihini zaten biliyorsunuz. Dedikoduya, deyişmeye (gizlice dedikodu) yatkın bir toplum yapımız vardı (hala da öyle). Eşşeğe tecavüz eden adamı görseniz de aha bakınğ böyle bir sapık bu diyemiyordunuz. Neyle kaydedecektiniz? Teknoloji nerelerdeydi? Çoğu "ablacılığın" (lezbiyenlik) yabancı porno filmlerinden öğrenildiğini sanır. Bu tür şeyler çok eskiden de olurmuş. Anam bana anlatırdı bazen kimlerin gençliğinde ablacı olduğunu. Ben de gülerdim. (Yetişkin kadınlar arasında ablacılığa karşı değilim)...

Erkekler her zaman çapkındı(?!)

Bir keresinde Almanya'da bir yerde oturmuş kahve içiyorduk, küçüktüm o zamanlar... Babamla, Nevşehirli arkadaşı aralarında çapkınlık geçmişlerini (şifreli) konuşuyorlardı. O değilden ben de aklım ermez ayaklarına babamın Fransa'daki aşkını ve yaşadıklarını da öğrenmiş oldum. Yıllar sonra hatırlattığımda sen nereden duydun oğlum deyince o günkü muhabbetlerini anımsatmıştım... bayağı bi gülüşmüştük tabii...

Düvelerde kızlık zarı

Ben küçükken, boğaya çekilecek bazı düvelerde (inekliğin genç kızlığı) kızlık zarı operasyonları yapılırdı gebe kalabilsinler diye... gözümden kaçmadı. Bu ameliyatları köyün becerikli kadınları yapardı.

------
Ülkemizde büyük bir cinsel açlık çekilmekte. Dilimin söylemeye varmadığı birçok cinsel saldırı bu bastırılmışlıklardan, kapalı toplum olmanın belalarından, kabul edilebilecek cinselliklerin zararlı geleneklerle bastırılmasından.. dan dan.. kaynaklanıyor. Yakayı ele veren suçlu da en sonunda "şeytana-nefsime uydum" deyip çıkmaya çalışıyor rezaletin içinden.

Çocuklarımızı koruyalım, cinsel şeyleri yeri ve zamanında onlara anlatalım, doğruyu ana-babalarından öğrenmeleri en güzelidir. Leylek getirdi, kartal bıraktı bunları geçelim.

Dünya ve Avrupa'daki katolik örgütlenmelerde ve bizim gibi ülkelerdeki cemaatsal yurtlarda da benzer tecavüz skandalları yaşandı, yaşanıyor. Bu rezaletlerin üstü kapatılmamalı ve suç işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Hıristiyanlık, Müslümanlık veya başka bir dine mensup canavarların korunması dine de zarar verir. (En güzeli bu tür yerlerin topluca kapatılmasıdır). Sonra da demezler mi ateistlerin sayısı artıyor diye. Ateistlerden korkmayın. Yaptığınız pisliklerden korkun ey mendeburlar. Ateistlerin kime ne zararı var?

Kadınlar da uğradıkları taciz ve tecavüzleri içlerine atmamalı, bu rezillikleri yapanları en ağır şekilde ifşa etmelidirler.

Açık toplum olmanın sayısız yararları vardır. Açık toplum hakkında çok kafa yormuşlardan ünlü filozof Karl Popper'in eserlerini önerebilirim.


[Edited at 2018-02-10 23:45 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Terör konusunda yazdıklarım (13 Mart 2016 Ankara saldırısı üzerine) Feb 12

--Daha önce tarafımdan Proz'da yayınlanmıştır-- 14 Mart 2016

...
İnsanın en kutsal, en aziz hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkı olacak ki diğer haklarına da sıra gelebilsin...

Her türlü vurdumduymazlığı, terörü lanetliyorum.
! Basta Ya ! Yeter!

Öldürerek hak arama (!) devri artık çoktan gerilerde kalmalıydı. Kör terörün hedefi herkes olabilir; ben, sen, o, biz, siz, onlar... ETA filan bu tür rezillikleri bıraktı. İspanya'da yaşayarak gördüğüm ! Basta Ya! yürüyüşlerini hatırlıyorum da... http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvwqFCYXN0YV9ZYSE

Kimden ve nereden gelirse gelsin terör lanetlenmelidir. Almanların da kulağını çınlatayım. "Herkesin terör ve terörist tanımı kendine göre" anlayışından da vazgeçilmeli. Herifler en küçük sözde islamcı kıpırdanmaları-örgütlenmeleri bile elemancıkların evlerini basarak pattadak yakalayıveriyorlar Almanya'da. Ya Türkiye'deki teröre ne diyorlar örneğin mi? Ne diyecekler, o birileri var ya "bilmemneresi işçi partisi"ymiş onlar.. savaşçıları-rebelleri-aktivistleri filan olasıymış... Daha ne herzeler, kepazelikler...

Terörün sağı solu islamcısı, kürtçüsü, türkçüsü, şucusu, bucusu olmaz ey dünya, ey insan!!! Hedefi masum insanlardır. Terör insanı hedef alan öldürme-korkutma vahşetidir. Rezilliktir, adiliktir...

***************
-- farzımuhal -- kısm-i nihayyetiye-i mirkelam cihan-ül zemahşeri --

Toros ahalisi, hayvan hakları için HHP (Hayvan Hakları Partisi) adında bir parti kursun, hayvan haklarına dikkat çekmek ve çiftliklerdeki tutsak hayvanları tıkıldıkları deliklerden kurtarmak amacıyla başlasınlar etsever ve etliekmekçi insanları kırmaya. Canavar, köpek, kartal, akbaba, anadolu parsı, çakal, sırtlan gibi yırtıcı hayvanlardan da destek alsınlar... Bom bom -tak tak tak. Yetmesin her yöre binbir çeşit amaç için mızraklı olarak örgütlensin... Davası (!) uğruna kim var kim yok ........ (!). Olur mu bu? Olmaz...

Bir örgüt de ben kurayım, mahalleyi haraca bağlayayım, adına da Gezegensel Cihanşümul Demokrasi Derneği diyeyim, estireyim terörümü. Olur mu? Olmazzz. Beğensek de beğenmesek de adam gibi çağdaş ülkelerde "devletin zor kullanma ve yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlama tekeli ve yükümlülüğü" vardır.

-----
Ekleme (12.02.2018): 13 Mart 2016 Ankara saldırısı hakkında Vikipedi içerikleri
_____________________
Türkçe: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTWFydF8yMDE2X0Fua2FyYV9zYWxkxLFyxLFzxLE
İngilizce: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTWFyY2hfMjAxNl9BbmthcmFfYm9tYmluZw
Almanca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQm9tYmVuYW5zY2hsYWdfaW5fQW5rYXJhX2FtXzEzLl9NJUMzJUE0cnpfMjAxNg
İspanyolca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lcy53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXRlbnRhZG9fZGVfQW5rYXJhX2RlX21hcnpvX2RlXzIwMTY
Fransızca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9mci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXR0ZW50YXRfZGVfbWFyc18yMDE2XyVDMyVBMF9BbmthcmE


[Edited at 2018-02-12 23:25 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
İstanbul havaalanı katliamı Feb 12

--Daha önce tarafımdan Proz'da yayınlanmıştır-- 29 Haziran 2016

Ülkemiz artık tam bir ortadoğu bataklığına döndü-dönüyor. Yine masum insanlar can verdi. Hunharca öldürüldüler. Parçalandı bedenleri. Uçup gittiler bu dünyadan...

Çocuklar; çocuklar; hiç mi gülmeyeceğiz artık bu coğrafyada?
Hep korkarak ve korkutularak mı yaşayacağız şu üç günlük dünyayı?
Hiç gün yüzü görmeyecek miyiz şu güzelim topraklarda?

Biliyorum; bana da çıkabilir
Sevdiğim birine de vurabilir bu uğursuz piyango.

Allah belanızı versin katil sürüleri...

-----
Ekleme (12.02.2018): 28 Haziran 2016 Atatürk Havalimanı saldırısı hakkında Vikipedi içerikleri
Türkçe: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXRhdMO8cmtfSGF2YWxpbWFuxLFfc2FsZMSxcsSxc8Sx
İngilizce: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvMjAxNl9BdGF0JUMzJUJDcmtfQWlycG9ydF9hdHRhY2s
Almanca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvVGVycm9yYW5zY2hsYWdfaW5fSXN0YW5idWxfYW1fMjguX0p1bmlfMjAxNg
İspanyolca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lcy53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXRlbnRhZG9fZGVsX0Flcm9wdWVydG9fSW50ZXJuYWNpb25hbF9BdGF0JUMzJUJDcms
Fransızca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9mci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXR0ZW50YXRfZGVfbCUyN2ElQzMlQTlyb3BvcnRfQXRhdCVDMyVCQ3JrX2QlMjdJc3RhbmJ1bA

[Edited at 2018-02-12 22:26 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
14 Temmuz 2016 gecesindeki Nice terör saldırısı Feb 12

--Daha önce tarafımdan Proz'da yayınlanmıştır- 15 Temmuz 2016

Haber kaynaklarına göre; Fransa'nın Nice kentinde teröristin biri kamyonla Bastil Günü kutlamalarının yapıldığı yayalarla dolu yola 90 km hızla giriyor ve kim var kim yok çiğneyip geçiyor 2 km boyunca. Şu an TSİ 03:23 sularında 80'e yakın ölü ve 100 civarında yaralı varmış...

Eskiden çok yalvardık bu ASALA, PKK ve diğer terör örgütleri TC yurttaşlarını hedef alırken; yapmayın etmeyin destek vermeyin, yataklık etmeyin şunlara dedik, dedik.... Dinletemedik!

Önce insanım. Oh olsun filan diyemem arkadaş. Ölenler kan davalım olsa bile oh çekemem.

Korkutma ve yıldırma amacıyla yapılan her türlü öldürme-yaralama-korku salma vahşetine terör denir.

"Benim teröristim iyidir" salaklığı ile insanlık olarak bir yerlere filan varamayız.

BAŞIN SAĞOLSUN FRANSA!

YÜREĞİM SİZLER İÇİN YANIYOR BU GECE...

-----
Ekleme (12.02.2018): 14 Temmuz 2016 Nice terör saldırısı hakkında Vikipedi içerikleri
Türkçe: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvMjAxNl9OaWNlX3NhbGTEsXLEsXPEsQ
İngilizce: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvMjAxNl9OaWNlX2F0dGFjaw
Almanca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQW5zY2hsYWdfaW5fTml6emE
İspanyolca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lcy53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXRlbnRhZG9fZGVfTml6YV9kZV8yMDE2
Fransızca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9mci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXR0ZW50YXRfZHVfMTRfanVpbGxldF8yMDE2XyVDMyVBMF9OaWNl

[Edited at 2018-02-12 22:23 GMT]


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

İlginç yazılar

Advanced search







BaccS – Business Accounting Software
Modern desktop project management for freelance translators

BaccS makes it easy for translators to manage their projects, schedule tasks, create invoices, and view highly customizable reports. User-friendly, ProZ.com integration, community-driven development – a few reasons BaccS is trusted by translators!

More info »
SDL MultiTerm 2019
Guarantee a unified, consistent and high-quality translation with terminology software by the industry leaders.

SDL MultiTerm 2019 allows translators to create one central location to store and manage multilingual terminology, and with SDL MultiTerm Extract 2019 you can automatically create term lists from your existing documentation to save time.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search