Pages in topic:   [1 2 3 4] >
Off topic: İlginç yazılar
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Dec 20, 2017

--Alıntıdır--
Larende.com
20 Aralık 2017 - 10:16 - Güncelleme: 20 Aralık 2017 - 10:43
--
MOBBİNG (PSİKOLOJİK TACİZ)
İş yerindeki duygu sömürüsü kötü niyetli ırka, cinsiyete ve cinselliğe bağlı olmayan taciz şekli. Genelde İŞ arkadaşlarını dedikodu, utandırma, onurunu kırma, ima yoluyla dokundurma, karsısındakinin inanırlığını azaltmaya çalışma ve izole etme yoluyla sağlanır.

Günümüzde çalışanlar için hayatı kabusa çevirebilen mobbing, iş yerindeki duygusal taciz, psikolojik şiddet, dışlama, aşağılama, rahatsız etme, çalışma motivasyonunu ve özgüvenini kırma ve mutsuz etme gibi pek çok davranışı kapsıyor. Yapılan yeni hukuksal düzenlemelerle artık bu tür uygulamaların tespiti ve dolayısı ile şikayeti de daha kolay hale geldi. Konuyla ilgili mevcut çalışmaları inceleyerek genel bir bilgilendirme yazısı hazırlamak istedik.

Basit anlatımıyla,”Mobbing bir veya birkaç kişinin bir diğer kişiye uyguladığı, düşmanca ve ahlaka, etiğe aykırı yöntemlerle uygulanan sistematik psikolojik bir baskıdır” diyebiliriz. Türkçesi için “yıldırma” denebilir. Aslında kelimenin anlatmak istediği şey: iş yerindeki duygusal taciz. Psikolojik şiddet, dışlama, aşağılama, rahatsız etme, çalışma motivasyonunu, özgüvenini kırma ve mutsuz etme. Mobbing kavramı ilk kez 1984’de İsveç’de “İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık” konulu bir rapor kapsamında Prof. Heinz Leymann tarafından kullanıldı.

Mobbing Dr. Heinz Leymann, 1980’li yıllarda mobbing terimini iş hayatındaki baskı, şiddet ve yıldırma hareketlerini tanımlamak için kullanmıştır. Leymann mobing uygulayan kişileri, aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar açlığı olan kişiler olarak tanımlanıyor.

Mobbing Durumu Nasıl Ortaya Çıkar?

• Mesleki yeterliliğin sorgulanması

• Kişiye güvenilmediğinin hissettirilmesi

• Kasten, verilen süre içinde bitirilemeyecek görevler verilmesi

• Kişiden bilgi saklanması

• Kişinin görmezden gelinmesi, gruptan izole edilmesi

• Yetkilerinin azaltılması gibi durumlar olabilir.

Bunun dışında, kişi aniden yetersizmiş gibi gösterilebilir, daha önce sorun olmayan küçük hatalar çok büyük hatalarmış gibi gösterilebilir ve kişiyi utandırma eylemleri yapılabilir. Bu yapılan şeyler sadece işveren değil diğer çalışanlar tarafından da yapılabilir. Yani yöneticiler tarafından bazı çalışanlar mobbing uygulamak için azmettirilebilir. Özellikle, çalışanlar tarafından yapılan bu gibi şeyler için kişi kurumun yetkili kişilerine başvurduğunda, bu kişiler tarafından da olumsuz bir tavır alır ve başvurusu reddedilir. Sonuçta kişi istifa etmeye mecbur olur ve sanki bu kendi isteğiymiş gibi gösterilir.

Mobbing’in Etkileri

• Mobbing, insanın mesleki bütünlük ve benlik duygusunu zedeler

• Paranoyaya ve kafa karışıklığına neden olur

• Maruz kalan kişi kendine güven duygusunu yitirir, toplumdan soyutlanabilir

• Huzursuzluk, korku, utanç, öfke ve endişe duygularını yoğun bir şekilde yaşar.

• Mobbing, ağlama, uyku bozuklukları, depresyon, yüksek tansiyon, panik atak, kalp krizine kadar giden sağlık sorunları ve travma sonrası stres bozukluğu yaratabilir.

Mobbing’e Maruz Kalan Kişinin Yapması Gerekenler Nelerdir?

Hukuksal olarak tanınan haklar

• İş sözleşmesinin haklı nedene dayanarak feshedebilme hakkı vardır.

• Belli şartlarda ayrımcılık tazminatı isteyebilme hakkı vardır .

• Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’na göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.

• Mobing’e uğrayan işçi, mobbing yapan yöneticiyi dava edebilir ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.

• Koşulları sözkonusu ise işçi, kötü niyet tazminatı hükümlerine de başvurabilir.

Mobbing Durumunda Hangi Mercilere Başvurulmalı?

Mobbing’e maruz kalanlar ÇSGB, TBMM, Anayasa Mahkemesi, BİMER, Alo 170, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu ve İl, İlçe İnsan Hakları Kurulları’na başvuru yapabilirler. Yapılan şikayet sonucu mobbing yapıldığını kanıtlamak için kamera kayıtları, e- mailler, kullanılan ilaç faturaları, verilen işlerle ilgili belge ve örnekler alınarak delil olarak sunulabilir. Çünkü yargıya intikal eden davalarda delil etkin bir yargılama için önemlidir. Kamu ve özel sektör ayırt etmeksizin tüm çalışanlar şikayet ve bilgi almak için 7 gün 24 saat ALO 170 Hattına başvurabilirler.

--
Kaynak: http://www.larende.com/mobbing-psikolojik-taciz/37161/


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Çarpıcı araştırma: İstanbullular günde kaç saat trafikte?" Dec 21, 2017

--Alıntıdır--
cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 20 Aralık 2017 Çarşamba, 17:08
---
Kış mevsiminin gelmesi ve yol çalışmaları büyük şehirlerdeki trafiği artırırken, bir çalışanın haftada ortalama 7,5 ile 9 saati trafikte harcandığı belirlendi. Toplu taşıma araçlarıyla işe gidip gelenlerin günde ortalama 1 saat 31 dakikasını trafikte geçirdiği İstanbul’da, çalışanların yüzde 30’luk dilimi en az iki saatini toplu taşıma araçlarında geçiriyor.

Ajans Press’in, toplu ulaşım ve haritalama uygulaması Moovit ve medyadan derlediği bilgilere göre İstanbulluların yüzde 66’sı 1 kere, yüzde 26’sı ise en az iki kere aktarma yapıyor.

İstanbul’da yaşayan vatandaşlar, ortalama 19 dakika durakta beklerken toplu taşıma araçlarıyla ortalama 12 km mesafe kat ediyor. Her gün trafikte geçirilen ortalama süre Ankara’da 71, Antalya’da 63, İzmir ve Bursa’da 62 dakika olarak hesaplandı. Bu verilere göre 6 gün çalışan bir İstanbullu haftada ortalama 9 saatten fazlasını trafikte kaybederken, Ankaralı vatandaşlar 7 saatini, Antalya, İzmir ve Bursa’da ise 6 saatini trafikte kaybediyor.
.
.
.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/890053/Carpici_arastirma__istanbullular_gunde_kac_saat_trafikte_.html


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Plastik mikro tanecikler nelerdir ve neden yasaklanmalılar?" Dec 21, 2017

--Alıntıdır--

Her gün kullandığımız diş macunu ve yüz yıkama jellerinin içine, gerek olmadığı halde zararlı plastik “mikro tanecikler” ekleniyor.

Bu tanecikler filtrelenemeyecek kadar küçük oldukları için denizlere akıyor, deniz canlıları bu plastikleri yiyor. Amerika ve Kanada, şirketlerin bu gereksiz plastiği kullanmasını yasakladı. Denizlerimiz ve deniz canlıları için, tüm dünyada mikro plastiklerin kullanımı yasaklanması gerekiyor.

Yüzünüzü temizlerken peeling etkili arındırıcı bir jel mi kullanıyorsunuz? Dişlerinizi naneli bir diş macunu ile mi fırçalıyorsunuz? O zaman maalesef farkında olmadan siz de zararlı plastiklerin vücudunuza girmesine izin vermiş olabilirsiniz. Reklamlar bizi bu tarz ürünlerin faydalı olduğuna inandırmaya çalışıyor ancak hem güzellik uzmanları hem de etik kampanyacılar bu ürünlere mikro plastikler adını taşıyan küçük taneciklerin eklenmesini eleştiriyor.

Mikro plastikleri önemsememiz gerekiyor!

Şişe kapakları, plastik poşetler ve daha fazlası yüzünden okyanus ve denizlerimizde tonlarca plastik yüzüyor. Rakamlara dökmek gerekirse, her yıl okyanuslara yaklaşık 8 milyon ton plastik giriyor. Deniz kuşları, balinalar, kaplumbağalar ve diğer deniz canlıları bu plastikleri besin sanıp yiyebiliyor. Özellikle de mikro plastikleri…

Mikro plastikler, atık su arıtma tesislerinde filtrelenemeyecek kadar küçükler ve hem denizlerimize hem de denizlerde yaşayan canlılara zarar veriyorlar. Yediğiniz balıkla birlikte bu plastikleri de yediğinizi düşünebiliyor musunuz?

Mikro plastikler nelerdir?

Mikro plastikler yüz yıkama jeli, diş macunu gibi günlük kullandığımız kozmetik ürünlere eklenen küçük plastik parçacıklardır. Ağırlıklı olarak polietilen isimli maddeden yapılırlar ancak polipropilen ve polistiren gibi diğer petro-kimyasal plastikleri de barındırabilirler. 5 mm’den küçük olan mikro plastikler lavabo deliklerinden kolayca geçecek kadar küçüktürler ve su arıtma sistemlerine aynı kolaylıkla karışabilirler.

Mikro plastikler denizleri nasıl etkiliyor?

Mikro plastikler çok küçük oldukları için zararsız görünebilirler ancak bazı ürünleri tek bir defa kullandığımızda bile 100,000 mikro plastik lavabodan geçerek, denizlere ve besin zincirine etki ediyor. Düşünün ki tek bir tüp yüz temizleyicide 360 bin kadar mikro plastik tanecik olabiliyor. Bu da yüzümüzü temizlemeyi veya dişlerimizi fırçalamayı bitirdiğimizde, binlerce mikro plastikle istemeden de olsa çevreyi kirlettiğimiz anlamına geliyor.

Mikro plastiklerin diğer etkileri neler?

Plastiklerin deniz yaşamı üzerindeki etkilerini açığa çıkarmak için bilimsel çalışmalar devam ediyor. Ama şunun altını çizmek gerekiyor ki plastikler sadece deniz yaşamı üzerinde olumsuz etkiye sahip değil; son yapılan bir bilimsel çalışma kuşların %90’ının midesinde plastik izine rastlandığını gösteriyor. Mikro plastikler diş macunu kullanımıyla ve mikro plastikleri besin sanarak yiyen deniz ürünlerinin tüketimiyle insanlara da zarar veriyor.

Kullandığım ürünlerin mikro plastik içerdiğini nasıl anlayabilirim?

Diş macununuzun ve kullandığımız temizleme ürünlerinin mikro plastik içerip içermediğini anlamak için içerik kısmını kontrol edebilir; bunlar yerine doğal içerikli ürünlere yönelebilirsiniz.

Kaynak: https://www.yesilbilgi.org/plastik-mikro-tanecikler-nelerdir-ve-neden-yasaklanmalilar/


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Kuş kadar değeri olmayan insanlar doğanın canına kast ediyor" Dec 21, 2017

--MilliyetMolaYaşam'dan alındı--
---
fft351_mf26310105

İngiltere'nin Bristol kentinde insanlıktan nasibini almamış bir kişi, kuşlar otomobillerini pisletmesin diye iki ağacı kuşkonmaz dikenleri ile donattı.

Parası var diye her hakka sahip olduğunu düşünen insanoğlu, doğanın da canını okumaktan hiç geri kalmıyor. İnsanoğlu, gezegendeki her şeyin kendisi için bahşedilmiş bir armağan olduğunu düşündükçe bu gaddarlık ve barbarlık ne yazık ki devam edecek.

Bu barbarlığın son örneği ise İngiltere'nin Bristol kentinden geliyor. Kuş kadar değeri olmayan fakat sahip olduğu para ile daha çok yaşam hakkı olduğuna inanan bir kent sakini, pahalı otomobillerine kuşlar pislemesin diye ağaçlara kuşkonmaz dikenleri yerleştirdi.

Bu kişi bir de utanmadan kuşkonmaz dikenlerini takma amacının otomobilleri pisletmemesi olduğunu, kuşların burada büyük bir sorun olduğunu ve otomobilleri kirlettiklerini söyledi.

Olay sosyal medyada büyük tartışma konusu oldu. Jennifer Garrett adlı Twitter kullanıcısı 'Artık kuşların ağaçlara konmasına izin verilmiyor mu?' notunu yazarak tepkisini ortaya koydu. Jennifer Garrett'in tweeti 200'den fazla RT aldı.

Kuşkonmaz dikenlerini ağaca yerleştiren kişi, bu durumun canlılar için nasıl sonuçlara yok açacağını dahi düşünmüyor; fakat cansız varlıkları için kendince harika(!) bir çözüm bulmuş.

Olay gerçek bir insanlık ayıbı. Siz bu ayıba ortak olan kişilerden olmayın! İnsan olun; çünkü günümüz dünyasında daha çok gerçek insana (!) ihtiyacımız var.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/kus-kadar-degeri-olmayan-insanlar-doganin-canina-kastediyor-mola-6224/

fft16_mf10464753

__________________________________________________________________
__________________________________________________________________

--Alıntı--

2) "Kuşlar dallara konmasın diye ağaçlara dikenli tel astılar!"
Hürriyet Haber21.12.2017 - 13:08 | Son Güncelleme: 21.12.2017 - 14:10

İngiltere’de çoğunlukla varlıklı kişilerin yaşadığı Bristol kentinde, lüks otomobillerin üzerine pisleyen kuşlar için akılalmaz bir yöntem geliştirildi. Kentin Clifton bölgesinde, park alanlarının üzerindeki ağaç dallarına kuşların konmasını engellemek üzere kuş savar dikenli teller asıldı. Uygulama, çevreciler ve hayvan hakları savunucuları tarafından büyük tepki topladı.

Kuşların dallara konmasını ve buralara yuva kurmasını istemeyen bölge sakinleri, dallara dikenli teller çiviledi. Yeşiller Partisi’nin yerel meclis üyelerinden Paula O’Rourke, Clifton bölgesindeki özel bir konutta kaydedilen görüntüyü “kuşların yaşam alanlarına kesinlikle aykırı” olarak niteledi. Independent gazetesine demeç veren bir bölge sakini, uygulamanın otomobillerin kuş dışkıları yüzünden kirlenmemesi için yapıldığını aktardı.

Kuşlar dallara konmasın diye ağaçlara dikenli tel astılar

Adının açıklanmasını istemeyen bölge sakini, “Bu civarda kuşların pislemesi büyük bir sorun. Otomobilleri gerçekten kirletiyorlar ve nedendir bilinmez kuşlar bu bölgede toplanıyorlar. Kuşları kaçırmak için başka yöntemler de kullandık. Dallara ahşap kuşlar astık ancak bu yöntem başarılı olmadı” ifadelerini kullandı.

Kuş savar dikenli teller, Bristol’ün Broadmead and Cabot Circus alışveriş merkezinde de kullanılıyor. Ancak buradaki uygulama, otomobilleri değil alışveriş yapanları korumak için geliştirilmiş.
5a3b87e3c03c0e1fc0e988d8

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kuslar-dallara-konmasin-diye-agaclara-dikenli-tel-astilar-40685429

[Edited at 2017-12-21 14:01 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Doktor ameliyatta çektiği hastasının cinsel organının görüntüsünü yayınlayabilir mi" Dec 21, 2017

--Alıntı (Odatv 21.12.2017)--

Üroloji uzmanı doktor Okan A., anestezi ile uyuttuğu kadın hastasının cinsel organının fotoğrafını çekip sosyal medyada yayınladı. Okan A., tepki çekti...

Üroloji uzmanı doktor Okan A., anestezi ile uyuttuğu kadın hastasının cinsel organının fotoğrafını çekip sosyal medyada yayınladı

Ekvator Haber'in haberine göre, sosyal medya hesabından tedavisini gerçekleştirdiği hastalarının tedavi süreçlerini paylaşan Dr. Okan A.’ın sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım tartışma yarattı.

"BUNUN İZNİ OLACAĞINI SANMIYORUM"

Anestezi nedeniyle bilinci kapalı olan kadın hastanın cinsel organına yapılan tedavinin fotoğraflarını çekip, hastasından izin almadan sosyal medyada yayınladı.

Paylaşılan fotoğraf, doktorun hasta mahremiyetine saygı duymayarak ve meslek etiğine aykırı davrandığı yorumlarıyla tepki gördü.

Bu tür fotoğrafların her ne şartta olursa olsun hastadan izin alınarak çekilmesi gerekirken hastanın bundan haberi olmadığı ve izinsiz resimleri çekilen ilk hasta olmadığının bilgisini de yine doktor Okan A., fotoğraf altına yaptığı yorumda kendi açıkladı.

Sosyal medya hesabında skandal fotofraflarla ilgili kendisine yorum yapan bir kullanıcıya cevap veren Okan A. şunları söyledi.

”Şebnem benim böyle kullanacağım çok fotoğrafım var. Şu anda kime ait olduğunu bilmiyoruz. Belki hastalarımdan biri görüp 'aaa bu ben bile diyebilir' bunun izni olacağını sanmıyorum. Yeterli maskeleme yaptığımı düşünüyorum. Hatırlamıyorum belki bu hastaya sen anestezi bile vermiş olabilirsin. Açıkçası kimden izin alacağımı bilmiyorum bile. Sadece o elin bana ait olduğunu çok iyi biliyorum. Bu fotoğrafın sadece burda beni takip edenleri bilgilendirmek amaçlı kullanıldığı unutulmamalıdır.”

SAĞLIK BAKANLIĞI NE DİYOR?

Hasta haklarını ihlal eden bu paylaşımların artmasıyla birlikte doktorlar farklı görüşler bildirse de Sağlık Bakanlığı bu tür fotoğrafların paylaşımının etik olmadığını belirtirken, 2016 yılında gazeteci Esra Öz’ün konu hakkında bir sorusunu şöyle yanıtlamıştı.

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu İletişim Biriminin yapmış olduğu açıklama şöyle:

“Hekim veya hastanın operasyon öncesi görüntü ve haberi, etik değil. Çünkü yapılacak operasyon ile ilgili her türlü komplikasyon olabilir. Müdahale sonrası ise öncelikle hasta haklarına saygı gerektirir. Hasta veya hasta yakını iznine tabidir. Sonrasında hekim fotoğrafı da kamuda resmi izinlere tabidir. Olayın yazılı, görsel medyası da sosyal medyası da aslında aynıdır. Ama kamuda ameliyathane ve yoğun bakım görüntüleri yayımlamak kesinlikle uygun değildir.”
--
Kaynak: https://odatv.com/doktor-ameliyatta-cektigi-hastasinin-cinsel-organinin-goruntusunu-yayinlayabilir-mi-2112171200.html

[Edited at 2017-12-21 10:11 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Kovulma stresinden bunalınca bankacılığı bıraktı, pazarcı oldu" Jan 29

--Alıntıdır--
cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 29 Ocak 2018 Pazartesi, 06:47
--
Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü'nden mezun olduktan sonra özel bir bankanın şubesinde 4 yıl çalışan Gürkan Altın, iş stresi nedeniyle istifa ederek, memleketi Keşan'a döndü. Altın, genç girişimcilerden ve ev kadınlarından aldığı organik yumurta, bal ile salçaları, ilçede cumartesi günleri kurulan halk pazarında satarak, geçimini sağlamaya başladı.

KOVULMA STRESİNE DAYANAMADI

Özel sektörde, kovulma baskısıyla yaşadığı motivasyon kaybı nedeniyle çalıştığı bankadan istifa ettiğini belirten Altan, "Özellikle köylerde, genç girişimciler ve ev hanımlarının yumurtasını, balını ve salçasını tüketiciyle buluşturuyorum. Direkt üreticiden alıp, tüketiciye satıyorum. Daha önce kredi kartı satıyordum. Madem kredi kartı satabiliyorum, yumurta da salça da satabilirim; dedim. Bu iş, bana daha kolay geldi" dedi.

'DELİ OLDUĞUMU SÖYLEYENLER OLUYOR'

Bankacılığı bırakıp, pazarcılığa başladığını anlattığı müşterilerinin şaşırdığını dile getiren Altın, "Deli olduğumu, bankacılığın bırakılmayacağını söyleyenler oluyor. Zamanla müşterilerim de buna alıştı. İstifa ederek, pazarcılığa kesin geçiş yaptıktan sonra şoku bende atlatıp, işime alıştım. Mecbur kalınca yapıyorsunuz. 1 aydan bu yana pazardayım" diye konuştu.

Gürkan Altın, gençlerin artık maaşlı ve sigortalı işlere yönlendirildiğini de belirterek, yetkililerden üreticileri daha fazla teşvik edici projeler üretmesini istedi. Altın, ayrıca pazarcı arkadaşları ile müşterilerinin de kendisini desteklediğini söyledi.

Fotoğraflı haber: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/915242/Kovulma_stresinden_bunalinca_bankaciligi_birakti__pazarci_oldu.html

____________
ADO_YORUM: Çoğumuzun dille ilgili bir işi seçmiş olmasını bu yurttaşımızın yaşadıklarına benzetebilirim. Hepimizin ayrı ayrı koşulları var. Yaşadıkları var. Hayata bakış açılarımız farklı farklı. Yaşamın dayattıkları var... Resmi olan pekçok şeyi sevememiş olmanın etkisi bende büyüktür. Kravatlı bir adam görsem 50 metreden yolumu değiştiririm halen... Geç de olsa artık kimseyi yaptığı işe, taktığı kravata göre değerlendirmemeye çalışıyorum. Memur, amir, bankacı, holdingci düşmanı ya da herhangi bir işin hayranı değilim. Kendi çapımda ben şunu yendim: Memur (geniş anlamda) olmam gerekmiyormuş. Olanlara da selam olsun. Eleştiririm, taşlama şiir yazarım o ayrı

[Edited at 2018-01-29 09:10 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"İnsanlar üzerinde ne deneyi yaptılar" Jan 30

--Alıntı--

OdaTV 29.01.2018 17:41

Emisyon skandalı Volkswagen'in peşini bırakmıyor. Alman otomotiv şirketi, insanlar üzerinde egzoz deneyi yaptırmakla suçlanıyor.

Almanya'daki emisyon skandalında sadece maymunlar değil, insanlar üzerinde de deney yapıldığı ortaya çıkarıldı. Avrupa Nakliyatçılıkta Çevre ve İnsan Sağlığı Araştırmaları Birliği (EUGT) tarafından hazırlanan ve Stuttgarter Zeitung ve Süddeutsche Zeitung gazeteleri tarafından haberleştirilen rapor emisyon skandalının patlak vermesinden iki buçuk yıl sonra yeni ayrıntıların gün yüzüne çıkmasını sağladı.

İki gazetenin ortak haberine göre Volkswagen, Daimler ve BMW şirketleri tarafından kurulan EUGT, sağlıklı insanlar üzerinde “kısa süreli nitrik dioksit teneffüs deneyi” yaptırdı. Araştırma merkezinin 2012 – 2015 yılları arasındaki dönemi kapsayan faaliyet raporunda belirtildiğine göre, uzun süreli ve çeşitli konsantrasyonlarda azot dioksit tatbik edilen 25 kişi Aachen şehrindeki bir klinikte muayene edildi ve deneklerde herhangi olumsuz etki teşhis edilmedi. EUGT 2017 yılının haziran ayında feshedilmişti.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Volkswagen şirketi ABD'de sattığı dizel motorlu araçlarının egzoz değerlerini yasal sınırlar içinde tutabilmek için zararlı azot dioksit (NO2) değerlerini yıllarca manipüle etmişti.

ARAŞTIRMA BAŞLATTIKLARINI DUYURDULAR

ABD yargısının egzoz skandalıyla ilgili soruşturması sırasında bu zehirli maddenin hayvanlar üzerinde denendiğinin ortaya çıkması yoğun eleştirilere yol açmıştı. Bu deneyler dizel motorların çıkardığı zararlı maddelerin modern gaz temizleme metotları sayesinde azaldığını kanıtlamak için yapılmıştı.

Volkswagen şirketi bir Amerikan laboratuvarında yaptırılan deneyler için “bilimsel metotların doğru seçilmediği ve bu deneyin yaptırılmaması gerektiği gerekçesiyle” özür diledi. Hayvanlara işkence edildiği iddiasını geri çeviren Alman otomotiv şirketi skandalda “bireysel hataların rol oynadığını” savundu. EUGT'nin eski ortağı Daimler hayvanlar üzerinde zararlı gaz deneyi yapılmış olmasını kınadı ve sorumluların bulunması için araştırma başlatıldığını duyurdu.

NE OLMUŞTU

Egzoz manipülasyonu 2015 yılında ortaya çıkarılmış ve Volkswagen şirketi ABD'de egzoz değerleriyle oynanmış milyonlarca dizel motorlu araç sattığını itiraf etmek zorunda kalmıştı. Devlete ve Amerikalı müşterilerine milyarlarca dolar tazminat ödeyen Volkswagen'in dizel motorlu araç satışlarında önemli düşüş kaydedilmişti.
Kaynak: https://odatv.com/insanlar-uzerinde-ne-deneyi-yaptilar-2901181200.html


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Merkel emisyon skandalını kınadı" Jan 30

--Yazı alıntı, yorum benimdir--

Almanya’daki emisyon skandalında insanların denek olarak kullanıldığının ortaya çıkması üzerine hükümet, ismi geçen şirketlerden açıklama talebinde bulundu. Ortaya çıkan skandal Başbakanlık tarafından da kınandı.

Almanya'da egzoz gazlarının insan üzerinde test edildiğine dair haberler sonrası hükümet müdahale etme kararı aldı.

Ülkenin önde gelen otomobil üreticilerinin karıştığı emisyon skandalında sadece maymunlar değil, insanlar üzerinde de deney yapıldığının ortaya çıkarılması üzerine Başbakanlık, yaşananları kınadığını açıkladı.

Başbakan Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert bugün bir açıklama yaparak bu testlerin etik olarak herhangi bir şekilde gerekçelendirilemeyeceğini söyledi ve "Birçok kişi tarafından hissedilen kızgınlık tamamıyla anlaşılır" ifadesini kullandı.

Alman hükümeti skandalla ilgili olarak ismi geçen şirketlerin ifadesini almak üzere bir toplantı düzenleyeceğini açıkladı. Toplantı çağrısını basın mensupları ile paylaşan Ulaştırma Bakanı Christian Schmidt, "Bu yaşananlar bir kez daha otomobil sanayisine güveni sarstı" ifadesini kullandı.

Bitmeyen skandal

Skandalın insan denekleri boyutu, Avrupa Nakliyatçılıkta Çevre ve İnsan Sağlığı Araştırmaları Birliği (EUGT) tarafından hazırlanan ve Stuttgarter Zeitung ve Süddeutsche Zeitung gazeteleri tarafından bugün haberleştirilen yeni bir rapor ile ortaya çıktı.

İki gazetenin ortak haberine göre; Volkswagen, Daimler ve BMW şirketleri tarafından kurulan EUGT, sağlıklı insanlar üzerinde "kısa süreli azot dioksit teneffüs deneyi" yaptırdı.

Araştırma merkezinin 2012 ile 2015 yılları arasındaki dönemi kapsayan faaliyet raporuna göre, uzun süreli ve çeşitli yoğunluklarda azot dioksit (NO2) verilen 25 kişi, daha sonra Aachen kentindeki bir klinikte muayene edildi ve deneklerde herhangi olumsuz etki teşhis edilmedi. EUGT 2017'de feshedilmişti.

Volkswagen'dan açıklama

Volkswagen denetim kurulu yayımlanan haberler üzerine derhal bir komisyon kurularak bu testlerin kim tarafından organize edildiğinin araştırılacağını açıkladı. Kurulun başkanı Hans Dieter Poetsch, yazılı açıklamasında "Bu meselenin soruşturulması için elimden gelen her şeyi yapacağım" ifadesini kullanırken, sorumluların muhakkak hesap vereceğini kaydetti.

Başka bir şirket yetkilisi ise bir Amerikan laboratuvarında yaptırılan deneyler için "bilimsel metotların doğru seçilmediği ve bu deneyin yaptırılmaması gerektiği gerekçesiyle" ayrıca özür diledi.

Hayvanlara işkence edildiği iddiasını reddeden Alman otomotiv şirketi skandalda "bireysel hataların rol oynadığını" savundu.

Öte yandan EUGT'nin eski ortağı Daimler hayvanlar üzerinde zararlı gaz deneyi yapılmış olmasını kınadı ve sorumluların bulunması için araştırma başlatıldığını duyurdu.

Yıllar süren manipülasyon

Volkswagen şirketi ABD'de sattığı dizel motorlu araçlarının egzoz değerlerini yasal sınırlar içinde tutabilmek için zararlı azot dioksit değerlerini yıllarca manipüle etmiş ve skandal 2015'te ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından ortaya çıkarılmıştı.

ABD yargısının egzoz skandalıyla ilgili soruşturması sırasında bu zehirli maddenin hayvanlar üzerinde denendiğinin ortaya çıkması da ayrıca yoğun eleştirilere yol açmıştı. Bu deneyler dizel motorların çıkardığı zararlı maddelerin modern gaz temizleme metotları sayesinde azaldığını kanıtlamak için yapılmıştı.

Skandalın ortaya çıkması üzerine Volkswagen şirketi 2009 ile 2015 yılları arasında ABD'de egzoz değerleriyle oynanmış milyonlarca dizel motorlu araç sattığını itiraf etmek zorunda kalmıştı.

Devlete ve ABD'li müşterilerine milyarlarca dolar tazminat ödeyen Volkswagen'in dizel motorlu araç satışlarında önemli düşüş kaydedilmişti.

DW/AFP/dpa/AP,AG/ÖA/ÇÖ/CÖ

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

===============

Okumak isteyenlere:

1) "German shock at car exhaust tests on humans and monkeys" -> http://www.bbc.com/news/world-europe-42858668?intlink_from_url=http://www.bbc.com/news/topics/c1038wnxndmt/volkswagen&link_location=live-reporting-story

2) "10 Monkeys and a Beetle: Inside VW’s Campaign for ‘Clean Diesel’ -> https://www.nytimes.com/2018/01/25/world/europe/volkswagen-diesel-emissions-monkeys.html

3) "Wie Forscher jahrelang halfen, den Diesel-Betrug zu vertuschen" -> http://www.spiegel.de/wirtschaft/unternehmen/vw-daimler-bmw-was-hinter-der-forschungsinitiative-eugt-steckt-a-1190445.html

4) "VW-Chef Müller nennt Experimente "unethisch und abstoßend" -> http://www.spiegel.de/wirtschaft/unternehmen/volkswagen-chef-matthias-mueller-nennt-abgastests-abstossend-a-1190452.html

5) "Autobauer benutzten Wissenschaftler, um Gefahren durch Diesel zu verharmlosen" -> http://www.sueddeutsche.de/wirtschaft/schadstofftests-autobauer-benutzten-wissenschaftler-um-gefahren-durch-diesel-zu-verharmlosen-1.3845136
.
.
.

Biliyorum, kaynak da kaynak diyenlerdenim. Biliyorum nette herşey gani gani, amma beynimiz de tembel ya, aramaya üşenir ya, direk (bildiğimiz bayrak direği gibi) girivermek kolay ya... İşte bunlardan dolayı bağlantı vermeyi seviyorum. Kusura bakılmasın.

____________
ADO_YORUM: Siyasetçi, Almanya'da da siyasetçi. Merkel kınamış, kınayasıymış, kınamışmış,,, Almanya'da otomobil lobisi ve siyasetçiler birbirlerini hep kolladı, kolluyor(lar). Sağlıkmış, halk sağlığıymış mış mış...çoğu şey oralarda da faso fiso. Yıllardır "Yeşiller" hareketine yapmadıklarını bırakmadılar, "çevro-faşist" bile diyerekten damgaladılar... Bu otomobilcilerde yüz olsaydı 10 yıl reklam veremezlerdi TV'lere. Arsız-yüzsüz her yerde aynı, yalnızca süsleri farklı.

AKLIMIZA GELEN HER SANAYİ KOLUNDA AKIL ALMAZ HİLELER, SAHTEKARLIKLAR, ÇARPITMALAR VAR. EKMEĞİMİZE KONAN KATKIDAN, KOZMETİĞE; ELMADAN-ŞEFTALİYE, TEMİZLİK ÜRÜNLERİNDEN-BİZİ ÇOK SEVEN BANKALARIN VERDİKLERİ KREDİLERE /KREDİ KARTLARINA, GEBERTİLİRCESİNE ÇALIŞTIRILAN İNSANCIKLARA, ÇALIŞKANLIĞIN (YANİ KÖLELİĞİN YUMUŞATILMIŞI) KUTSALLAŞTIRILMASINA
GEREKSİZ AMELİYATLARA
TOMOGRAFİLERE
GIDA SANAYİSİNİN KALLEŞLİKLERİNE...
KADAR.

EN BÜYÜK YALANLAR, ÇARPITMALAR REKLAMLARDA... BUNLARA KİM İZİN VERİYOR? DEVLETLER, HÜKÜMETLER NE YAPIYOR. BU ENDÜSTRİCİLER NEYİ AMAÇLAMAKTADIRLAAARRR. KAĞIT-PLASTİK PARA DOLU BİR DÜNYA BİZİ DOYURABİLİR Mİ... SORULAR SORULAR...

4 TANE ATOM SANTRALİ BİR ÜLKEYİ RADYASYONA BOĞSA NEREYE GÖÇÜLÜR ACABA? YA BU FELAKET 10 ÜLKEDE YAŞANIRSA? ÇERNOBİL'İ YANDEX İLE GEZDİK Mİ? FUKUŞİMA NÜKLEER KAZASI KİMİN HIRSINDAN (ENERJİ ŞİRKETLERİNİN TABİİ Kİ)...

ÇOCUKLARINIZA NASIL BİR DÜNYA BIRAKMAK İSTERDİNİZ? (kanserli, amansız hastalıklı, aç, sefil bir dünya bırakmak istemeyiz değil mi?)

BU ÜLKENİN İNSANLARINDAN EN BÜYÜK ŞİKAYETİM GÜCE TAPINAN BÜYÜK BİR KESİMİN OLMASIDIR (SİYASİ OLARAK KASTETMİYORUM). SENİN NEYİNE 3 BÜYÜKLER? KENDİNE YAKIN BULDUĞUN MÜTEVAZI BİR TAKIMI TUTMAYI DENEDİN Mİ? VARSA YOKSA GASRAY-FENER-BEŞİKTAŞ. HERİFLER UTANMADAN ANADOLU TAKIMLARI DİYOR HALEN... SİZ NERELİSİNİZ A MANKURT FUTBOL YORUMCULARI? GÖZTEPE, KAYSERİ, KONYA, SİVAS, MALATYA, AKHİSAR, ANTALYA, BATMAN, ŞANLIURFA, ADANADEMİR VE DİĞERLERİ... SIRA SİZDE. YIKIN BU DÜZENSİZLİĞİ. DÜŞEN-ÇIKAN TAKIMI TUTABİLMEKTİR ZOR OLAN.

YETER BU KADAR. AMMA DA GEVEZELENEDİM HAA.

YOKSA DÜNYA DIŞI CANLILARIN OYUNUNA MI GELİYORUZ TOPLUCA DÜNYALILAR OLARAK ?

KENDİMİ IŞINLAMAK İSTİYORUM BİR ZAMANLARA...

ANLAŞILAN BU KONULARDA ÇOK AZINLIKTAKİ MIZIKÇILARDANIM.
BUNLARI SİZLER DE BİLİYORSUNUZ ZATEN

YENİ BELA GDO'ları UNUTMUŞUM !

FARKINDALIK ?

[Edited at 2018-01-31 00:26 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Emin Arı  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member
English to Turkish
+ ...
Adnan hocam, emeğine, ellerine sağlık. Jan 31

Aslında yaptın bir tür Sosyal Sorumluluk projesi. Baktım teşekkür eden yok, bari ben kıymet bileyim dedim.

Sağolasın


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Sağolasın Emin Ağabey Jan 31

Beğendiğine sevindim. Teşekkür almak hoşuma gitti.

Ağbi, bence sen de normal değilsin.

Selamlar, hürmetler.


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Madem Çernobil dedik, nükleer enerji dedik; kısa bir yazıyı da alıyorum buraya. Jan 31

--Milliyet gazetesinden alıntı--
26.04.2016 - 08:35 | Son Güncelleme: 26.04.2016-15:06

Çernobil'in en yakın görgü tanığı: Dev pembe bir parıltı
____________________________________________
30-yil-sonra-cernobil-den-geriye-kalanlar-6934694

30 yıl önce dünya tarihinin en büyük nükleer kazasının meydana geldiği Çernobil'deki bölüm şeflerinden Hellerman, yaşananları "Duvarın çöktüğünü görüyordum. Santral müdürü bana baktı ve sadece üç kelime söyledi: Bu bir hapishane" sözleriyle anlattı. Tarihin seyrini değiştiren Çernobil faciası sonrası radyasyonun etkileri hala canlı: Hayalet şehirler, hasta çocuklar, genetik hasarlı hayvanlar... Peki Çernobil'den bir şey öğrenebildik mi?

Çernobil'in en yakın görgü tanığı: Dev pembe bir parıltı
Sovyetler Birliği’ni 26 Nisan 1986’da vuran nükleer kaza hâlâ etkisini sürdürüyor. Dünya tarihinin en büyük nükleer kazası sonrası bugün tarihlerden 26 Nisan 2016. Çernobil felaketinin üzerinden 30 yıl geçti. Bugün, nükleer santraldeki dördüncü reaktörde günün erken saatlerinde ilk patşama yaşanmıştı. Bu yüzden ülkede günün ilk saatlerinde sirenler çalındı. Ukrayna, Çernobil kurbanlarını anıyor.
Alexander Davidovich Hellerman, Çernobil’de 30 yıl önce meydana gelen nükleer kazanın görgü tanıklarından. 80 yaşındaki Hellerman o dönem Çernobil Nükleer Santrali’nde bölümlerden birinin başında görev yapıyordu.

Kazadan dolayı suçlanan isimler arasındaydı. O altı ay boyunca kenti terk etmedi: “Pripyat’ta bir evde yaşıyordum. O anda yaşanan her şeyi çok net bir şekilde gördüm. İstasyonda kızıl bir parıltı vardı. Oraya gittim. Santalin dördüncü ünitesine yaklaştım. Duvarın çöktüğünü görüyordum. Sirkülason pompaları çöktü. Hemen santral müdürünü ve Moskova’yı durumla ilgili bilgilendirdim. Araçlara bindik ve nükleer santralden uzaklaşmaya başladık. O anda dev pempe bir parıltı oluştu. Santral müdürü bana baktı ve sadece üç kelime söyledi: ‘Bu bir hapishane.’ Onun bana söylediklerini daha bugün yaşıyormuş gibi çok net hatırlıyorum."

fft16_mf6932462

Hellerman, nükleer santraldeki kazanın olduğu bölümde çalışanları bilgilendirici talimatların olmadığını söylüyor: “Onlar bu deneyi yapmamalıydı. O gün yaşadığımız gibi acil durumlarda çalışanların ne yapması ve nasıl davranması gerektiğine dair herhangi bir bilgilendirme ya da talimat yoktu. Ancak diğer nükleer güç üniteleri buna benzer belgelere sahipti.”

Hellerman olaydan sonra görevinden ve üyesi olduğu Komünist Parti’den kovuldu.

Bir reaktörün çökme riski var

Çernobil'de ortaya çıkan radyasyon, bugün bile insanları ve doğayı etkiliyor. Bugün ayrıca birkaç bin işçi, çökmesi an meselesi olan 4 numaralı reaktörün üzerini yeni bir beton çadırla örmeyi deniyor. Reaktörün içinde 200 ton erimiş nükleer yakıt var. Etrafı koruma kabıyla çevrilmeyen reaktörden her an yeni bir radyasyon sızıntısı olabilir. Nükleer santrali tamamen ortadan kaldırma çalışmalarının 2065'e kadar sürmesi bekleniyor.


Felaketten yıllar sonra dünyaya gelen çocuklar ya hastalıklı doğuyor ya da hastalıklara yakalanıyor. Çernobil ve çevresinde kansere yakalanma oranı diğer bölgelere göre yaklaşık 10 kat fazla. Sadece Ukrayna'da değil, çevre ülkelerde de kanser oranları patladı.

Japonya'ya bile ulaştı

Gökyüzündeki zehirli bulutlar Kanada ve Japonya'ya kadar ulaşırken, evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı yüzbinleri buldu. Hâlen nükleer santralin çevresindeki 30 kilometre yarı çapındaki topraklara izinsiz girilemiyor, bu topraklar kullanılamaz durumda. İnsanlar, Çernobil çevresindeki bölgenin sadece yüzde 60’ına 30 ila 60 yıl sonra dönebilecek.

Bölgede yalnızca vahşi hayvanlar görülse de canlıların çoğu genetik hasarlı. Kuşların birçoğunda hasarlı sperm bulunuyor, yüzde 40’a yakını suya, havaya ve toprağa bulaşmış iyonize radyasyon nedeniyle kısır.

Ağaçlar çok yavaş büyüyor. Kuruyan ağaçlar da radyasyon yüzünden büyüyemeyen mantar, kurt ve bakterilerin yokluğu nedeniyle daha geç çürüyor. Felaketle birlikte Ukrayna ve komşusu Belarus'ta ormanlar, tarım arazileri radyasyona bulandı.

Ortalama ömür 45 ila 50 yıl

Greenpeace'in son araştırması, halen Ukrayna ile komşu ülkeler Belarus ve Rusya'da insanların radyoaktif bulaşmış gıdayla beslendiğini ortaya koydu.

Bugün yalnızca birkaç yüz kadar insan radyoaktif etkisindeki bölgede yaşıyor ve ortalama ömürleri 45 ila 50 yıl. Bu süre sonunda ölüyorlar.

Çatı havaya uçmuştu

Çernobil Nükleer Santrali, 1977 yılında açıldı ve 9 yıl sonra patladı. Felakete yol açan en önemli neden olarak, araştırmacılar reaktör yapımındaki hatayı buldu. Santral, Sovyet biliminin en büyük başarılarından biri olarak olarak nitelendiriliyordu. Patlama, 1 saat 24 dakika süren bir güvenlik testinin kontrolden çıkması üzerine dördüncü reaktörde meydana gelmişti. Patlamada 2 bin tonluk çatı havaya uçmuş ve 8 tonluk radyoaktif yakıt atmosfere karışmıştı. Felaketten sonra ortaya çıkan radyasyon uzaktan kumandaları bile çalışamaz duruma getirmişti. Kurtarma faaliyetine katılanlardan binlerce kişinin öldüğü biliniyor.

Türkiye'de çay içen bakan

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, felaketin gerçekleştiği 30 kilometrelik bölgedeki 600 bin kişi yüksek dozda radyasyona maruz kaldı. Ukrayna, Belarus ve Rusya’da yaklaşık 5 milyon kişi radyasyon riski olan bölgelerde yaşamaya devam ediyor.

Çernobil felaketi, Türkiye'de de hissedildi. Karadeniz bölgesinde kanser oranları tırmandı, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral çayda radyasyon olduğu iddialarını yalanlamak için kameralar önünde çay içerek poz verdi.

fft16_mf6932464

fft16_mf6932465

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/30-yil-sonra-cernobil-den-geriye/dunya/detay/2233614/default.htm

[Edited at 2018-01-31 18:02 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Fukuşima Mağduru Türkiye’de" Feb 3

--Alıntı--
Yazı ve Fotoğraf: Serkan Ocak
ATLAS Mayıs 2014/SAYI:254

196
Japon araştırmacı ve Fukuşima felaketinin mağduru Tosiya Morita İstanbul, Sinop ve İzmir’de nükleer santralların sakıncalarını anlattı.

Hiroşima’ya atom bombası atıldığında küçük bir çocuk olan ve üç yıl önce Fukuşima’daki kazadan da etkilenen Japonyalı araştırmacı yazar Tosiya Morita, Türkiye’de üç panel düzenledi.

Japonya’da yaşanan Fukuşima nükleer felaketinin üçüncü yıldönümünde Türkiye’ye önemli bir ziyaretçi geldi. Hiroşima’ya atom bombası atıldığında küçük bir çocuk olan ve üç yıl önce Fukuşima’daki kazadan da etkilenen Japonyalı araştırmacı yazar Tosiya Morita, Türkiye’de üç ilde üç panel düzenledi.

Tosiya Morita, Japonya’nın Kyoto kentinde yaşıyor. Doshisha Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalıştı. Morita, özellikle Fukuşima’da yaşananların ardından nükleer enerji politikaları konusuna yoğunlaştı. Fukuşima’da hem yardım ve ölçüm çalışmalarına katıldı, hem de araştırmacı yazar olarak nükleerle ilgili birçok yayına imza attı.

Türkiye’deki çalışmalarını yakından izlediğimiz Morita, ilk kez Japonya dışında bir ülkede panel verdiğini anlattı. İstanbul’dan sonra Sinop ve İzmir’i gezen Morita, buralarda Japonya hükümetinin Fukuşima ile ilgili gerçekleri gizlediğini anlattı.

Tosiya Morita’nın Türkiye’de verdiği bilgilerden bazıları şöyle:

Japonya Adına Utanıyorum
“Kazanın asıl sebebi tsunami değil, deprem. Yeni bir deprem olması durumunda da en az 250 kilometrelik bir alanda, 30 milyon insanın tahliye edilmesi gerekiyor. Yani tehlike halen devam ediyor. Ancak herhangi bir tatbikat yapılmıyor. Japonya bir deprem ülkesi. Hükümet gerçekleri saklamaya çalışıyor. Fukuşima felaketinde 1700 kişi öldü. Ölenlerin tamamının tsunamiden öldüğü belirtiliyor ancak radyasyondan ölenlere dair herhangi bir kayıt yok. Fukuşima’daki nükleer santral her gün 400 ton radyasyonlu suyu denize boşaltıyor. Dünyayı kirlettiğimiz için Japonya adına utanıyorum.”

Japonya’da Fukuşima felaketinin ardından mevcut 54 nükleer santralın faaliyeti durdu. Enerji açığı doğalgaz ve kömürle karşılanıyor. Santralların kapalı olmasına rağmen ülke karanlıkta kalmadı. Morita’nın verdiği bilgiler arasında, kazanın ardından artan hastalıklar, Japonya’da her cuma Başbakanlık önünde yapılan nükleer karşıtı eylemler, Fukuşima’da çalıştırılan evsiz insanlar gibi önemli bilgiler de var. Kadınların öncülüğünde başlayan nükleer karşıtı eylemlere en son 20 binden fazla kişi katıldı.

Cennete Nükleer Santral
Yeşil Düşünce Derneği ve Nükleersiz.org organizasyonuyla Türkiye gelen Morita, Türkiye’de Mersin Akkuyu’dan sonra ikinci nükleer santralın yapılması planlanan Sinop’u gezdi. Sinop’un bir cennet olduğunu söyleyen Morita, buraya neden nükleer santral yapmak istediklerini anlayamadığını söyledi. Sinop’ta Nükleere Karşı Platform da genel kongre düzenledi. Çevre ile ilgilenen bir grup gazeteci de Sinop’taydı. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen NKP üyeleri ile birlikte santralın yapılması planlanan İnceburun gezildi. Bugüne kadar bakirliğini korumuş İnceburun, 38 metrelik deniz feneri, endemik türleri ile Türkiye’nin en kuzey ucunda bir cennet parçası gibi. NKP’nin Sinop’ta düzenlediği etkinliklere Amerika’da yaşayan nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç da katıldı. Kılıç, radyasyon ölçümleri yaparak, dünya standartlarının çok altında bir radyasyon oranına sahip olduğunu söylediği Sinop’un bir cennet olduğunu belirtti.

İnceburun’a en yakın köylerden biri olan Abalı’daki halk da nükleer santral istemediğini ve doğup büyüdükleri yerleri terk etmeyeceklerini söyledi.

Gaziemir’de Radyasyon
İstanbul ve Sinop’un ardından Morita’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Gaziemir’de bir kurşun fabrikasının arazisine yıllarca radyasyonlu zehirlerin gömülmesi ile ilgili açılan davanın duruşmasına giren Morita, daha sonra İzmir Mimarlar Odası’nda bir panel düzenledi l

Kaynak: https://www.atlasdergisi.com/gundem/fukusima-magduru-turkiyede.html

[Edited at 2018-02-03 00:13 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"İlk nükleer çöplük İzmir'de çıktı" Feb 3

--Alıntı--

Haber: SERKAN OCAK / Arşivi
03/12/2012 02:00 Radikal

İzmir Gaziemir'de kurşun üreten fabrikanın radyoaktif atıklarını arazisine gömdüğü ortaya çıktı. Zehiri kusan toprak yanmaya başladı.

İzmir Gaziemir’de kurşun üreten bir fabrika yıllarca zehirlerini kendi arazisindeki toprağa gömdüğü ortaya çıktı. Toprak altındaki atıklar zehiri kusmaya başladı. Toprak artık için için yanıyor. Şu anda metruk haldeki zehirlerin gömüldüğü araziden insanlar her gün geçiyor. Türkiye Atom Enerji Kurumu ilk radyasyon tespiti 2007’de yaptı. Raporlara göre, radyasyon, fabrikanın nükleer santrallerde kullanılan nükleer çubukları eritmesiyle oluşmuş. Bu maddelerin Türkiye yasal girişi yok. Üstelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Kaymakamlığı, Gaziemir Belediyesi de durumdan haberdar. Ancak 5 yıldır kılını kıpırdatan olmadı. Yönetmeliklere göre tesis içinde en fazla 6 ton atık bulunabilir. Ancak sadece yer yüzündeki atıkların miktarı binlerce ton. Yeraltınkini ise bilen yok

Tesisin tam adı Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Tic. A.Ş. İzmir’deki fabrika, 60 yıldan fazla Gaziemir Akçay Caddesi üzerinde, şehrin tam göbeğinde kurşun üretimi yaptı. Külçe kurşun elde etmek için ömrünü tamamlamış akü ve hurda kurşun kullanıldı. Fabrikanın 70 dönümden fazla arazisi var. Kaderine terk edilmiş makineler, depolar, asit havuzları... Fabrika 2 yıldır terk edilmiş halde. Burası, Türkiye’nin bilinen ‘ilk’ nükleer çöplüğü ve belgelere göre, fabrikadaki ‘sadece görünen’ tehlikeli atıkları bertarafın bedeli en az 12 milyon lira .

İlk tespit Türkiye Atom Enerjisi (TAEK) tarafından 3 Nisan 2007’de yapıldı. TAEK, fabrikada radyasyonlu cüruf (atık) gömülü alan tespit etti.
17 Haziran 2008’de Çevre ve Orman Müdürlüğü bir depoda 200 ton atık tespit etti. Atıkların bertarafa gönderilmesi istendi. Denetçiler, Temmuz 2008’de tekrar fabrikaya gittiğinde 180 ton tehlikeli atık daha buldu.

TAEK: KARANTİNAYA ALIN

TAEK, 8 Eylül 2008’de Aslan Avcı’ya gönderilen yazıda, fabrikada mayıs, haziran, temmuz ve ağustos’ta yapılan ölçümlerde depolama sahasında, fırınlar bölgesinde, kapalı istif sahasında radyoaktif madde bulaşmış atık tespit edildiği belirtildi. Radyoaktif maddelerin potalarda eritildiği vurgulandı. Radyasyonlu atıkların bulunduğu yerin karantina altına alınması gerektiği anlatıldı.

İzmir Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkilileri 17 Eyül 2008’de fabrikaya yazı yazarak “9-10 Eylül 2008’de fabrikada 90x90x12 metrelik depolanmış atık sahasında radyasyon tespit edildi” dedi. Yazı, Büyükşehir Belediyesine, Gaziemir Kaymakamlığı’a Gaziemir Belediyesi’ne, Gaziemir Sağlık Grup Başkanlığı’na da gönderildi.

TAEK, Kasım 2008’de fabrikaya çevre ve insan sağlığı açısından alınması gereken tedbirleri bir kez daha hatırlattı. Belge Çevre Bakanlığı ile valiliğe de gönderildir. Çevre Bakanlığı Aralık 2008 ile Eylül 2009’de yine fabrikayı denetledi.

Aslan Avcı’nın iç yazışmaları da vahimdi. Teknik Yetkilisi Ö. Y Şirket Elemanı H.G’e gönderdiği mail’lerde radyasyon içeren tehlikeli atıkların İZAYDAŞ’a gönderilmesi durumunda maliyetin 12 milyon lira olacağını, eğer Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi’ne (CNAM) gönderilirse maliyetin daha da artacağını belirtiyordu.

2012’nin son ayı itibariyle fabrikanın durumunu tüm yetkili kurumların biliyor olmasına rağmen bugüne kadar radyoaktif çöple ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Fabrikanın sahibi Hasan Yavaş, 2000 yılında öldü. Bölge sakinlerinin ifadelerine göre, arazi el altından satılmak isteniyor, iddiaya göre araziyi TOKİ alacak.

NÜKLEER SANTRAL KAYNAKLI

İç yazışmalardan radyasyonlu atık numunelerinin TAEK’e bağlı CNAM’a gönderildiği anlaşılıyor. Burada yapılan incelemede radyasyon tespit edilen malzemelerin artık bir atık sınıfında değil, ‘radyoaktif kaynak’ olduğu ve malzemelerin Türkiye’de bulunmadığı belirleniyor. Radyasyonun ‘Europium 152’ adı verilen bir malzemeden bulaşmış olabileceğini tespit eden CNAM, bu malzemenin de ancak nükleer santrallardaki nükleer çubuklardan bulaşabileceğini belirtiyor. Ayrıca Europuim 152 adı verilen malzemenin Türkiye’ye yasal girişinin olmadığı da açıkca ifade ediliyor.

ALETLER SİNYAL VERİYOR

Fabrikada atıkların bulunduğu yerlerde radyasyon aletleri sinyal veriyor. Akü ve kurşun kalıntıları rüzgârla etrafa savruluyor. Toprağa gömülü atıkların bulunduğu bazı noktalardan da radyasyon sinyalleri alındı. Fabrika içinde görünen atıkların toplam miktarının 100 bin tonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Gömülü atığın miktarı ise bilinmiyor.

Arazinin dışı tel örgülerle çevrilmiş ancak çoğu işlevsiz. Çocuklar fabrikanın yakınlarındaki okullarına gidebilmek için zehirli atıkların bulunduğu yoldan geçiyor. İçin için yanan topraktan çok ağır bir koku yükseliyor

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/turkiye/ilk-nukleer-copluk-izmirde-cikti-izmirincernobili-1110311/
_________
ADO_NOT: Böyle bir olaydan yeni haberim oldu. Son durumu bilemiyorum.

[Edited at 2018-02-03 01:32 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde normalin 140 katı radyasyon ölçüldü!" Feb 3

--Alıntı--
T24 20 Ocak 2014 16:32
---------
page_manisada-normalin-140-kati-radyasyon-olculdu_419186923

Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde yapılan radyasyon ölçümleri, uzmanlar tarafından 'felaket' olarak değerlendirildi

Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde normal değerlerin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldı. Değerler, nükleer çöplük skandalı olarak bilinen İzmir Gaziemir’de eski kurşun fabrikasının atıklarının bulunduğu bölgede yapılan ölçümlerin tam 20 katı.

Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde normal değerlerin tam 140 katı radyasyon değer ölçümlerinde Türkiye'de şimdiye kadar bu boyutta değer ölçülmediğini gösterdi. Sonuçlar, uzmanlar tarafından “Tam bir felaket" olarak yorumlanırken, radyoaktif kirliliğin Gediz Nehri üzerinden Ege denizine taşınarak çok daha geniş bir alana yayılmış olma tehlikesi var.

'Eski uranyum madeni'
Özer Akdemir'in Evrensel gazetesinde yer alan haberine göre, Manisa’nın Köprübaşı ilçesine 4 kilometre uzaklıkta, 1970-1980 yılları arasında faaliyet gösteren uranyum cevher alanlarından ve işletme tesisinden, dünya genelinde izin verilen yıllık radyasyon değerinin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldı. Maden yatakları civarında gama radyasyon ölçümü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül ve EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Jeoloji Mühendisi Erhan İçöz, cihazın ölçtüğü değerler karşısında şok oldu.

Küçükgül ve İçöz’le gittiğimiz tesislerin bulunduğu Köprübaşı ilçesinin Kasar Köyü’nde, Gamma-Scout marka ölçüm cihazı, radyasyon değerini 0,200 mikrosiveret-saat gama radyasyon olarak ölçtü. Yürüyerek gittiğimiz uranyum ocakları boyunca uzmanlar tarafından yapılan radyasyon ölçümlerinde, alana yaklaştıkça cihazın gösterdiği değerler yükseldi. Uranyum çıkarılan bölgeye yaklaştıkça 3, 4, 5 olarak yükselen değerler, uranyum arama çalışması yapılan bölgede ise 16 mikrosiveret-saat seviyesine kadar çıktı.

'Çernobil'in etkisinden fazla'
Bu değerleri yorumlayan Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, “Bölgedeki dere yataklarından akan suyla kirliliğin Demirköprü barajına, oradan da Gediz yolluyla Ege denizine ulaşması söz konusu. Biz alanda Gama ışınlarını ölçtük. Elde edilen değerler Birleşmiş Milletler Atom Enerji Komisyonunun tanımladığı yıllık değerin 140 katı. Biz 16 mikrosivert ölçtük. Türkiye'de böyle bir sayı yok. Bu sayı Fukişima'da 40. Çernobil'in Karadeniz kıyılarına yıllık etkisi 0.50 mikrosivert düzeyinde. Karadeniz’deki kanser oranının yüksekliğinin Çernobil nükleer felaketiyle olan ilişkisi yıllardır biliniyor” diye konuştu.

Bölgede geniş kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini söyleyen Küçükgül, “Bunlar toprağın, suyun atom yapılarını bozuyor. Bu öyle bir şeydir ki sınır tanımaz, uyuyanı uyandırır, sakin olanı saldırgan hale getirir” diye konuştu.

'Tam bir felaket!'
Alanda yapılan ölçümler, geçtiğimiz günlerde Gaziemirdeki nükleer atıklarla ilgili incelemeye katılmak için ABD’den Türkiye’ye gelen Nükleer Savaşa Karsşı Uluslararası Hekimler Birliği Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Dr. Alper Öktem'in bıraktığı Gamma-Scout marka cihazla yapıldı.

Ölçümlerde çıkan rakamları değerlendiren Öktem, durumu “Tam bir felaket” olarak niteledi. Öktem, değerleri doğru anlayıp anlamadığını tekrar sorarak, “Doğru anladım değil mi? 0,3 yahut 5,15 vb. rakamlar değil. Doğrudan 3, 5 ve 15 gibi rakamlar bunlar. Bu noktada yanlış anlamayayım. Çünkü, Gaziemir’de radyoaktif cürufta yaptığımız ölçümlerde alet, en fazla 0,850 mikrosievert gösterdi” dedi.

Öktem, asıl önemli olanın, kontaminasyon, yani bulaşma olduğunu söyleyerek, “İzotoplar her yana dağılmış. (Gaziemir de mahalle içinde böyle rakamlar bulamıyoruz). Alanın haritasının çıkartılması ve radyasyon bulgularının işlenmesi lazım ki tehlikeli bölge kapatılsın. Herhalde kontamine toprağın toplanması ve depolanması lazım, Fukushima’da olduğu gibi" dedi.

Bölgedeki uranyum arama tesislerinde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Kasar köylüsü Adil Mergen, radyasyonun köyüne ve civara etkileri ile ilgili herhangi bir sağlık taraması yapılmadığını söyledi. Alanda hala MTA tarafından çeşitli dönemlerde ölçümler yapılarak uranyum arandığını iddia eden Mergen, uranyum yataklarının bulunduğu alandan geçen derenin ucundaki komşu köyde çok sayıda kanser vakası olduğunu da ileri sürdü.

'Gördüklerimin hayal olmadığını gösterdi'
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, henüz lise öğrencisi iken, Köprübaşındaki bu tesislerde çalışan bir akrabalarını ziyaret için geldiğini ve birkaç gün kaldığını aktararak "Çıkarılan cevher yığın liçi yöntemi ile konsantre nitrik asitle yıkanıp uranyum alınıyordu. Daha sonra bir seri işlemlerle nükleer teknolojide "yellow cake (Sarı pasta) denilen ürün haline getiriyordu. O zamanlar ben tesislerde ABD personelinin çalıştığını gördüm. Asker mi, mühendis mi, başka bir şey mi bilmiyorum. MTA ile ABD personelinin ürettiği sarı pasta ne kadar ve bunlar nereye gönderildi? Yıllardır bu sorunun yanıtı yok. Geçen yıl bunu bir panelde anlattığımda üniversitenin Nükleer Bilimler Enstitüsü bünyesinde Prof. Dr. olarak çalışan ve aynı zamanda TAEK Danışma Kurulunda üye olduğunu söyleyen hocamız toplum önünde bana 'Hayal görmüşsünüz, böyle bir şey yok' demişti. Şu anda ölçtüğümüz sayısal verilerle yıllar önce gördüklerimin hayal olmadığı ortaya çıktı" dedi.

'Seçim sürecinde bu tür çalışmalara sıcak bakılmıyor'
Kasar Köyü civarındaki ölçümlerin ardından görüştüğümüz Köprübaşı ilçesi AKP’li belediye başkanı Zafer Mergen, seçim sürecinde bu türden bir çalışmaya sıcak bakmadığını söyledi. Mergen, ilçesinin adının böylesi bir çevre sorunu ve radyasyonla anılmasının ilçeye zarar vereceğini ileri sürdü.

Kaynak: http://t24.com.tr/haber/manisada-normalin-140-kati-radyasyon-olculdu,248809

_______
ADO_YORUM: Ben de yarım aydınlardanım demek ki. Ülkemde neler olmuş, vallahi yeni haberim oldu.

[Edited at 2018-02-03 00:55 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 00:40
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Anılarım canlandı Feb 3

Bir zamanlar Bask Bölgesinde (Lemoiz Nükleer Santral inşaatı), İspanyol devletluları ve azgın kapitalistlerince bir nükleer santral inşaatı varmış. Madrid yönetimi tutturdukça tutturmuş; yapacaz, edecez, hepinizi yaşatacağız, mutlu edecez falan filan diye. Bask bölgesi dediğin küçük bir yer... Niye oraya yapıyorlardı? ETA-Meta, ayrılıkçılık, herşeye muhaliflik, gösterelim İspanyol devletinin gücünü, patlarsa onlarda patlasın... falan filan gibi saikler işte...

Yapmışlar etmişler tabii ancak. O gözlerinin çapağını yediğimin Baskları en sonunda işletmeye aldırmamışlar orayı...

Ne güzel manzara be ağbi, yanına da şööle TOKU konutlarından konduracaklardı, deniz manzarası ne yaşanırmış vallağa... Adamlar yaşamayı bilmiyor işte.

Central_nuclear_de_Lemóniz_(Vista_Este)

_________________

Nükleer santral karşıtı gösteriler 1975, 76 ve 81 yıllarından. (gözlerinin cibirini yediğimin Baskları sizi)

Protesta-Bilbao-Lemoiz-Archivo-Zinkunegi_EDIIMA20160820_0197_4

76

Concentracion-Lemoiz-Archivo-Jonan-Zinkunegi_EDIIMA20160820_0193_4

3marzo1976vitoria

______________________
Okumak isteyenlere 0'lı wiki:

1) Almanca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvS2VybmtyYWZ0d2Vya19MZW0lQzMlQjNuaXo

2) İngilizce: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTGVtJUMzJUIzbml6X051Y2xlYXJfUG93ZXJfUGxhbnQ

3) Fransızca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9mci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ2VudHJhbGVfbnVjbCVDMyVBOWFpcmVfZGVfTGVtb2l6

4) İspanyolca: http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lcy53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ2VudHJhbF9udWNsZWFyX2RlX0xlbSVDMyVCM25peg

[Edited at 2018-02-03 20:45 GMT]


Direct link Reply with quote
 
Pages in topic:   [1 2 3 4] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

İlginç yazılar

Advanced search







SDL MultiTerm 2017
Guarantee a unified, consistent and high-quality translation with terminology software by the industry leaders.

SDL MultiTerm 2017 allows translators to create one central location to store and manage multilingual terminology, and with SDL MultiTerm Extract 2017 you can automatically create term lists from your existing documentation to save time.

More info »
PerfectIt consistency checker
Faster Checking, Greater Accuracy

PerfectIt helps deliver error-free documents. It improves consistency, ensures quality and helps to enforce style guides. It’s a powerful tool for pro users, and comes with the assurance of a 30-day money back guarantee.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search